şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2026 Pazar

15 Şubat Pazar

Sabah kahvaltıda dinlemek üzere müzik ararken İş Sanat'ın yeni bir videosuna denk geldim.
2025 Attila İlhan'ın 100. doğum yıldönümü imiş. Bu vesile ile hazırlanan şiir dinletisinin başlığı "Ben sana Mecburum Bilemezsin".
Sabah dinleyemedim, şimdi tekrar açtım, yazıdan sonra tamamını dinleyeceğim.

Öğlende kuzenim, eşi ve küçük çocukları annemi ziyarete geldiler. Çocuklar bir kaç ayda nasıl da büyümüş şaştım, hani neredeyse sohbet edilir kıvama gelmişler.

Öğleden sonra bahar havası gibi ışıklı ve sıcak bir hava nedeniyle  iyice kalabalıklaşmış kaldırımlardan geçerek caddeye yürüdüm, CKM'de kızımla buluştuk. 
Biletini önceden aldığımız, dolu bir salonda sezonun merak kaynağı filmlerinden Hamnet'i izledik.
Filmin sonundaki dramatik kırılma sahnelerinde özellikle oyunculuklar çok iyiydi. 
Daha önce romanı sesli kitap olarak dinlemiştim, filmi izlemek ayrıca zevkli oldu.
Eve dönüşte muhteşem eserlerin büyük yazarı William Shakespeare, karısı Anne Hathaway  ve çocukları özellikle ölen oğulları hakkında biraz okudum.
Filmi izleyecek ya da kitabı okuyacak olanlar için merak unsurunu yok edici fazla ayrıntı yazmak istemiyorum, sadece şunu söyleyeyim, kitap veya film hangisini tercih ederseniz, mutlaka keyif alacağınızı düşünüyorum.



Dün sahildeki Bostancı metro istasyonundan çıkarken, ışıklı tavanı ve gölge ışık oyunları dikkatimi çekmişti.
Ayrıca, dışarıda istasyon çıkışının sahil parkıyla birleşmesi tamamlanmış ve yıllar süren inşaatların dağınıklığından sonra insanların gezip dolaştığı bir yer haline gelmiş.

2 Mayıs 2024 Perşembe

2 Mayıs Perşembe

Sabahtan beri bilgisayarımda Chrome'dan Google ve GMail kullanamıyorum, illa ki Microsoft'tan girmem gerekiyor. Gıcık oldum! Güya merkür retrosu bitmişti, bizimki geriden geliyor anlaşılan.
Tarama geçmişini temizledim filan ama yine açılmıyor, dönüp duruyor. Dur bakalım derdinden bir anlayan olacak elbet ve hal yoluna girecek...

Hava yine kapalıydı bugün. Öğlen civarı sprey denen yağmurumsu şey yağdı, hani havada sizi ıslatan bir şey var da ne bu böyle hissi veren şey.

Sabah İş Sanat'ın yayınında Nazım Hikmet'in Kuvayi Milliye Destanını dinledim.
Bir çok kez okumuş olmama rağmen, her defasında yine heyecanlanıyorum. Bu sefer de göz yaşlarım aktı gitti.



Suadiye'deki tren alt geçidinin bir adı var, Feride geçidi,
Geçitin duvarları böyle süslü işte, burası cami tarafındaki girişi,
Diğer yöndeki duvar resminin de fotosunu ilk fırsatta çekeceğim.

5 Nisan 2024 Cuma

5 Nisan Cuma

Güzel bir bahar günü daha, bu defa pazarda da bahar iyiden iyiye ağırlık kazanmıştı. 
Çağla ve Malta eriği gördüm bir iki tezgahta. Alan var mıydı, emin değilim, ben baktım geçtim.

Bugün yine hızlı geçen günlerden oldu.
Sabah uyandığımda biraz şiir dinledim, İş Sanat'ta Ahmet Muhip Dıranas şiir dinletisi yayınlanmış, onu dinledim. Şairin ünlü şiiri Fahriye Abla dışında pek de şiirini bilmediğimi fark ettim.

Yeğenim bir kedi sahiplendi, yavrucak yılbaşından beri onlarda kalıyor. Kedicik evde büyüyeceği için aşıları filan tamamlanınca kısırlaştırma işlemi yapıldı. Daha önceki iki kedileri erkekti ve kısırlaştırılmaları kolay olmuştu. Meğer dişi kedilerin işlemi basbayağı ameliyat gibi oluyormuş, bu fark hiç aklıma gelmemişti nedense... 
Oysa, dişi canlılar her tür ve cins için bedenen daha zorlu koşullara maruz kalıyormuş, bir kez daha anlamış oldum.


Dün akşamdan tatlı bir anı,
Yaseminli çay eşliğinde kızarmış dondurma,

6 Eylül 2023 Çarşamba

6 Eylül Çarşamba


Bir Günün Sonunda Arzu

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümayan,
Güller gibi... sonsuz, iri güller
Güller ki kamıştan daha nalan;
Gün doğdu yazık arkalarında!
Altın kulelerden yine kuşlar
Tekrarını ömrün eder ilân.
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam
Alemlerimizden sefer eyler?
Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Üstümde sema kavs-i mutalsam!
Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

Ahmet Haşim

11 Temmuz 2023 Salı

11 Temmuz Salı

Sabah saatlerine nefis bir şiir dinletisinin ruhumu yükselttiği noktada başladım. Sizce de bu cümle için Sevgili Okul Arkadaşım'dan esintiler taşıyor denebilir mi?  
Bence denir. Yazdım ve anında aklıma "tam bir Buraneros cümlesi oldu bu" düştü. 
Doğal bence, insan sevdiği yazarlardan etkileniyor, okudukça, üzerinde düşündükçe.
Neyse şimdi konumuza dönelim ve şurayı tıkladığınızda  dinleyeceğiniz, ruhunuzu kanatlandıracak şiirlerle sizi baş başa bırakayım: 
Melih Cevdet Anday Şiir Dinletisi / Ah Yalnızlığın Gömük Kapıları.
*4. dakikadan itibaren başlayan "...bir çift güvercin havalansa, yanık yanık koksa karanfil..." dizeleri için ise, ahh! diyebiliyorum sadece.

Bugün yine bir alışkanlığımdan vazgeçmek zorunda kaldım ve biraz hüzünlendim. Kaç senedir her ay saçımı boyayan arka sokaktaki kuaförüm şehir değiştirdi. Tee Kuşadası'na taşındılar ailecek. 
Bir kaç aydır bu gelişmeyi bekliyorduk, burada oturdukları ev kentsel dönüşüme giriyor, kiralar malum, derken şehir değiştirmeye karar verdiler. Kendileri için güzel sonuçları olacak bir karar. 
Bana gelince, etkilenmem sandığım bu değişikliğe alışmam gerekecek, bugün anladım. Boya için kuaförümün aynı salonu paylaştıkları ortağına gittim. 
Sonuçta, "alışkanlıklarımızın konfor alanlarımıza getirdiği sınırlamalar" üzerine felsefe yaparak geçirdim boya süresini. 


Evet evet, mahallemizin zakkumları da açtı,
Bu güzelim çiçeğin aslında zehirli olması ne kadar ilginç değil mi?

1 Temmuz 2023 Cumartesi

1 Temmuz Cumartesi

Dünkü yazıda sarf ettiğim sözler nedeniyle, siz değerli okuyanlarımı biraz yanıltmışım gibime geldi, içim rahat etmedi bir açıklayayım dedim. Aslında dün bloglarımın doğum günlerinden biri değildi.
Her Güne Üç Güzel Şey'in yayın sayısı hoşuma gitti, derken Ekmekcikız'ın bunca yaşına rağmen yayın sayısı şu kadar filan diye gevezelik yaptım. 
Gerçekte, Ekmekcikız 23 Kasım doğumlu, Her Güne Üç Güzel Şey ise 1 Ocak.  Dünkü  derdim yayın sayısı olan 909'dan bahsedip, ne hoş rakam demekti, sadece. 
Yine de kutlamalar için çok çok teşekkür ederim, sevildiğini bilmek güzel şey dostlar.

Bu sabahın konser keyfini Altın Gün dinleyerek yaptım, sevenlerine bu ARTE konserini hararetle öneririm.
Bir de İŞ Sanat'ın Cemal Süreya şiir dinletisi "Gurbet Yavrum Garba Düşmektir" var ki onu da şiirseverlere hararetle öneririm. 

Bugün aylardan sonra ilk kez annemle beraber kardeşime gittik. Çocukların her biri başka yerde olunca dört kişi çiğdem çekirdek aile halinde kendi kendimize oturduk ve haliyle yine çocukları konuştuk. 



Burada bir yerlerde bir kulak misafiri var sanırım,
Saklanmış laf dinliyor...

24 Haziran 2023 Cumartesi

24 Haziran Cumartesi

İstanbul boşaldı diyollaa! 
İstanbul'u bilmem ancak bizim apartman boşaldı. Gerçi tamamen değil, üçte bir şimdilik evinde. Onların bir kısmı da bayram içinde günlük sortiler yapar muhtemelen. 
Neyse işte, alışıldık durum bu yaz aylarına gelen bayramlarda hep böyle olurdu, araya pandemi girince ayarlar bir şaştı, şimdi yine aynı şeyler...

Bugünlerde fırsat buldukça Neveser Kökdeş şarkıları dinliyorum. 
Nereden taktım bu konuya tam olarak hatırlamıyorum, fakat şöyle bir hazine buldum; TRT arşivinden bir konser kaydı. 
Meğer, ne çok Neveser Kökteş şarkısı bilirmişim, çocukluğumdan radyodan kulağımda kalmışlar. 

Bir kaç gün önce de İŞ Sanat kanalında İlhan Berk Şiir Dinletisi "Gel Sen Beni Yeni Vakitlere Çıkar" başlığıyla yayınlandı. Henüz dinlemediyseniz kaçırmayın derim. 


Bugünlerde tasarladıklarım geride kalıp gidiyor, hayat çekiştiriyor, yetişemiyorum.
Güya Gazhane için ayrı bir yazı yazacaktım olduramadım, gelecek defaya artık,
Bu binalar eskiden gazometreler (gaz depoları) iken, şimdi ön soldaki otopark, arkadaki büyük tiyatro salonu, sağdaki küçük sahne ve sergi salonu olarak düzenlenmiş.

15 Kasım 2022 Salı

15 Kasım Salı

 * Sabah kaç gündür olduğu gibi  6:30 gibi uyandım; tekrar uyumak için geç, yataktan çıkmak için erken. Bir şeyler dinlemek için en uygun zaman, uykuyla uyanıklık arası  gözler hafif aralık, akla ziyan düşünceler henüz beyin kıvrımlarına üşüşmemişken. 
İş Sanat'ın yeni sezon şiir dinletileri başlamış, ilki yayında, Ümit Yaşar Oğuzcan Şiir Dinletisi: Önce Aşk Vardı, dinledim pek tabii , siz de dinleyiniz.

** İki gündür morallerimiz pek fena bozulmuşken, diğer yandan da kendi çapımızda sevinçli duygular içindeydik. Zira, memlekete son gelişinin üzerinden yedi ay geçtikten sonra, kızım evine ziyarete gelmişti. Olay akışı yedi ay öncesine oldukça benzer şekildeydi, buradaki gibi.  Bir farkla, bu defa havaalanına karşılamaya giden sadece abi değildi, karşılama komitesine taze gelinimiz de katılmıştı.
Sonrasında yemek yendi, sohbet edildi, muhabbetle geçen bir akşam oldu.

*** Pazartesi öğlene doğru Taksim'e gitmemiz gerekti. Önceki günkü üzücü olay nedeniyle ürkek ve tedirgindik. Düşündüm, yıllarca işyerimin olduğu, haftanın beş günü gidip geldiğim, çalıştığım yerler buralar. O zaman ne olursa olsun devam ederdik, şimdi de devam etmeliyiz. 
Meydanda işimizin olduğu iki mekana ulaşmak kolaydı. Çevre oldukça tenhaydı, işlerimizi hiç beklemeden sonuçlandırdık. Vakit öğleden sonraya geldiğinde, karnımızın acıktığını hissettik. Hayvore'ye gitsek mi, ama nasıl?
Kızım "olay yerinden geçmeyelim" dedi, kaldı ki, bir gün önce onca insanın öldüğü, yaralandığı yerin ağırlığını uzaktan bile hissediyorduk. Sıraselviler Caddesine yürüdük, eskiden bildiğim arka sokaklardan dolanarak Galatasaray'a yakın çıktık, Hayvore'ye ulaştık.
Sonrasında arada YKB Kitapçısına uğrayarak Tünel'e kadar yürüdük oradan Karaköy'e indik, işte iskele...



Dip Not:
Oysa, cıvıl cıvıl bir meydanda hemen oturacak bir yer bulup,
Gelene geçene bakarak çay içebileceğiniz başka şehir var mıdır ?
Neden o şehir bize dar olsun, ama neden?

3 Ekim 2022 Pazartesi

3 Ekim Pazartesi

* Sabah annemle kahvaltı sonrası çay keyfi yaparken hafta sonunu saatli maarif Takvimi yapraklarını okuyordum, Cemal Süreya'nın "Keşke yalnız bunun için sevseydim seni" cümlesiyle son bulan 20 şiirinden bir tanesini okudum. 

BİR ÇİÇEK 
Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde, 
Bir yanlışı düzeltircesine açmış; 
Gelmiş ta ağzımın kenarında 
Konuşur durur. 
Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda, 
Güverteleri uçtan uca orman; 
Aldım çiçeğimi şurama bastım, 
Bastım ki yalnızlığımmış. 
Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni 
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Çok güzel değil mi? Şiirlerin tümünü okumak isterseniz burada bir aradalar. 
Ben dinlemek isterim derseniz, onun için şöyle bir link bırakabilirim. 

** Bu ayın gökyüzü olaylarını öğrenmek ister misiniz? 
"Gökyüzü olayları" tanımı bazen yanlış anlaşılabiliyor, astrolojik olaylar sanılabiliyor. Onunla da ilgilenirim o ayrı konu da, bu defaki sorumun cevabı astronomiyle ilgili olanı. 
Mesela   jüpiter gökyüzünde parlamaya devam ediyor, satürn de yakınlarında, onlara mars da katılacak ve ay sonuna doğru bir güneş tutulması var. 
Ayrıntısı için yazının linkini buraya bırakıyorum. 

*** Öğlene doğru evdeki eskiyen misafir terliklerinin yenisini almak amacıyla sokağa çıktım. Odur budur derken, kendimi caddede buldum. Sonuç olarak terlik aldım ve fakat yanı sıra kitapçıya uğrayıp kendime kitap  da aldım. 
Ohh, şimdi fırsat buldukça okuyacağım kitaplarım elimin altında, mutluyum.



Dip Not:
İşte kitaplarım,
Bir ikisini veya hepsini okuyanlarınız vardır mutlaka,

17 Haziran 2022 Cuma

17 Haziran Cuma

 Hava sıcaklığı, rüzgar ve bulut durumu nerdeyse dün gibiydi. Bugün rüzgarın yönü değişmiş doğuya dönmüş, doğu rüzgarı kuru hava getirir derler.

* Sabah erken uyanınca "Nasıl Olunur'da Nazan Kesal" söyleşisini dinledim. Söyleşinin bir yerinde "Kayıp Şehir dizisi çok sevdiğim işlerdendir, yarıda kesildi, final yapmadı, bitince ağlamıştım" dedi. Benim de Nazan Kesal'ı ve tüm diğer oyuncularını çok beğenerek, dizinin senaryosunu, anlatımını çok severek izlediğim, aklımda yer eden dizilerdendir Kayıp Şehir. Buraya linkini ekleyeyim, kadroya bir bakın, müthiş!
Söyleşinin başında ve sonunda uzunca söz edilen ve Nazan Kesal'ın son dönemde sahnede tek başına oynadığı "Yaralarım Aşktandır" oyununu henüz görememiş olmak merakımı canlandırdı. Oyun hakkında bir yazı burada.
Biraz da şair Füruğ Ferruhzad şiirlerini aradım ve okudum. Böylece iki saatten fazla süre nasıl geçti anlamadım bile. Buraya şair hakkında bir yazının linkini yapıştırıyorum. 

** Şimdi gelelim günün sözüne.
Bu sabah dünkü Saatli Maarif Takviminde okudum ve okuyunca onaylar tonda başımı salladığımı fark ettim, üzerinde uzunca düşünecek bir keskinliği var.
Seneca şöyle demiş: Hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir.

*** Bugünü doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş'in bir haberiyle kapatayım: 



Dip Not:
Pazardan bugün alınan enginarlar, iç baklalar ve dolapta bekleyen can erikten bir avuç kadarı, biraz taze soğan ve dereotuyla pişince, böyle oldu...

30 Nisan 2022 Cumartesi

30 Nisan Cumartesi

Haydi bakalım, dün poyraz güzel esiyor dedik olana bak; kış soğuğu değilse de ciddi serin bir gündü, yeniden tişört üstü ceket durumuna geçtik.

* Sabah erken uyanıp, Nuh'un Gemisi'nden bir program daha dinledim. Bu defaki film müzikleri programıydı ve pek keyifliydi. 
Bir süre de wordle ile uğraştım. Bugün nedense zihnim pek açık değildi, ancak son satırda buldum kelimeyi. Bulunca da "aman, bu muymuş!" dedim.

** Öğlene doğru ana faaliyetim kalburabastı yapmaktı. İlk kez yaptım, annem tarafından test edildi onaylandı, kolaymış, yaparım ben bundan böyle.
Neden kalburabastı der ve nasıl yapıldığını öğrenmek isterseniz, buyurun Ekmekcikız anlatsın size.

*** Öğleden sonra, bir kaç alınacak eksik için geniş bir mahalle turu yaptım. Akşamüstü annemin egzersizine gözetmen ve yardımcı oldum. Derken yine gün bitti, Cahit Sıtkı'nın dediğine geldik:
"Haydi Abbas, vakit tamam,
Akşam diyordun, işte oldu akşam"
Üstelik, geldik mi Nisan ayının son gününe!



Dip Not:
Bugünkü lalelerimiz yıldız biçimli,
Arap sümbülleriyle kardeş duruşlu,

26 Mart 2022 Cumartesi

26 Mart Cumartesi

Dün gece "minik" bir soğuk hava dalgası gelmiş yurdumuz üzerine, bugün düne göre daha serindi, güneş daha azdı.

* Sabah uyandıktan sonra bir süre kararsız kaldım, hava güneşli olsa sabah yürüyüşü yapacaktım, kapalı ve serin hava keyfimi kaçırdı, yürüyüşü sonraya bıraktım.
You-Tube'un algoritmasının bana hazırladığı sabah sürprizi, Şebnem Ferah'ın 2007 Konserlerinde seslendirdiği "Can Kırıkları" ve "Mayın tarlası"  şarkılarını dinleyip, yorumlayan bir Amerika'lı müzisyenin videoları oldu. Nereden nereye, diyesi geliyor insanın;   o öneri vesile oldu, başladım mı Şebnem Ferah şarkıları dinlemeye! Bir dönem "Sil Baştan"a takmıştım çok dinlerdim, şimdi anlıyorum içinde olduğum  karar alma sürecine destek arıyormuş, ruhum.

** Kahvaltıdan sonraydı yeğenlerim aradı, annem torunlarla görüntülü konuşma yaptı. Annemin klasik "ne zaman evleniyorsunuz bakayım?" sorularına maruz kaldı gençler. Büyük torundan pek umutlu değil ama yine de kızlardan bir hareket bekliyor ve sormaktan hiç vazgeçmiyor.
Öğlen saatlerinde dışarı çıktım, butik AVM'mize gittim, biraz mağaza katlarında turladım, sinema salonundaki filmlere bakacaktım, alışkanlığımı kaybetmişim demek, üst kata çıkmayı unutmuşum sonradan fark ettim. Marketten bir kaç sipariş aldım, eve döndüm.

*** Dünkü Saatli Maarif takviminin arka sayfasında Birhan Keskin'in bir şiirini görünce, önce şaşırdım, sonra memnun oldum.
Buraya ekleyeyim, bugünün şiiri olsun:

"TÜLLER VE SİLAH 
Soğuktu, ısınamıyorduk. Bu kadar yakınken.
Aramızda yalnızca o hava boşluklarının dolaştığı odalardaydık. 
Biriken bütün rüzgarlar işte orada, o deniz kasabasında o çok köpekli, çok rüzgarlı yerde patladı. İkimizi aynı gökyüzüne baktıran, neydi o, ışık söndü. 
Sustum. Sustum. Sustum. Sustum. 
Bütün aşkların sonunda yaptığım gibi, 
Konuşmak hiçbir şeyi, hiçbir şeye ulaştırmıyordu. 
Biliyordum."



Dip Not:
İşte yeni bir dilimlenmiş ekşi mayalı ekmek fotoğrafıyla karşınızdayım efendim,
Bir türlü karar veremedim, dik mi dursun, yan mı?
Başınızı hafif eğerek bakmanız gerekecek gibi bir his içindeyim.

14 Şubat 2022 Pazartesi

14 Şubat Pazartesi

 Sabah  saatlerinde yağmur yağar gibi yaptı, sonra hep bulutluydu, fazla soğuk yoktu; kış günü işte.

* Erken uyandım,  wordle çözdüm -dünkünü çözememiştim, hindu imiş, bak sen!- eskiden sabahları nefes egzersizi yaptığım geldi aklıma. Şimdi neden yapmayayım ki? Beş dakika kadar verebildim dikkatimi, o bile iyi geldi. 
Kahvaltı yaparken Kitaro düştü önüme, nefes çalıştığımı bilir gibi. İzlemiş miydiniz? 1980  tarihliymiş İpek Yolu belgeseli. Nasıl da ağzı açık seyrederdim, müziğine özellikle jeneriktekine hayrandım. Buyrun size Kitaro'dan Silk Road. 
Durun daha bitmedi, sabah dinlediğim Best Of albümüydü, o da burada. 

** Öğlen saatlerinde günlük yürüyüş kotamı tamamlamak üzere sokağa fırladım. Çünkü öğleden sonra anneme üst kat komşusu ziyarete gelecekti, benim de onlara çay servisi yapmaklığım iktiza ediyordu. Böyle kelimeleri  kabartarak olaya ciddiyet katmayı amaçlıyorum, yoksa alt tarafı hizmet sektörü işte!
Ha, şimdi diyeceksiniz ki, pandemi de komşuculuk neyin nesi? Pek haklısınız. Gel gör ki, annemi ikna etmeye, daha doğrusu tek kişi de olsa misafir ağırlamayı geciktirmeye ancak bu güne dek muvaffak oldum. Umarım, kazasız belasız atlatmışızdır.

*** Bugünkü film izleme projemi misafir ağırlarken erteledim haliyle. Oysa, her güne bir film diye başlık açmıştım kendime, mutlu mesut ilerliyordum. 
Bir filmden bir sahne izledim bugün, yüzümde güller açtı. Charlie Chaplin'in Modern Times filminden bir şarkı sahnesi bu. Hadi peki, Kitaro'yu dinlemediniz de bunu izlemezseniz darılırım, haberiniz olsun. 



Dip Not:
Günün rengi dediler,
Kırmızı mı o?
Mevsiminki olmasın!

31 Ocak 2022 Pazartesi

31 Ocak Pazartesi

Biraz daha güneşli, biraz daha ılık bir gündü, dünden diyorum...

* Yeni yılın ilk ayının son günündeyiz.
Birisi geçen gün "bu bir ay bir sene gibi geçti" diyordu, uzun bir aydı gerçekten; gün sayısı çoktu, değişkenliği yüksekti, ağırlığı fazlaydı.

** Günün ortasında iki, üç uzunca telefon konuşması yaptım.
Sonra antrede durdum aynaya baktım baktım baktım ve "hadi bu böyle olmayacak, boya şu saçını yine" dedim kendime. Dışarı çıktım, uzun uzun saç boyalarını inceledim, bir tanesinde karar kıldım, aldım. Eve geldim, saçımı boyadım. O esnada ve beklerken dün Şulemin söz ettiği Sevinç Erbulak röportajını dinledim. Aman Allahım! Nasıl bir konuşma enerjisidir o, hiç takılmadan, ara vermeden... Anlattıkları çok tatlıydı, o ayrı. 

*** Akşamüstü tabii ki, dün başladığım üçlemenin son filmi Before Midnight'ı izledim. Sanırım, diğer ikisini pek çok kez izlemiş olmamam rağmen, bu sonuncuyu sadece bir kez sinemada izlemişim. 
Şimdi düşünüyorum da, insanın en zor yaşları 40'lı yaşları. Bu durum kadın veya erkek için fark etmiyor bence, ikisinin de zor zamanları. Kırklar bittikten sonra hayatla, özellikle kendisiyle mücadeleden vazgeçiyor, aman yaa sal gitsin halleri başlıyor ve belki de bu sayede hayatın tadı daha çok çıkıyor. 
Acaba, kahramanlarımızın 50'li yaşlarının filmi yapılacak mı?


Dip Not:
Güneş parladı,
Papatya gülümsedi,
Yeşil sevindi,

Hamiş:
Serpilciğim, haiku denemesiydi, olmuş mu?

22 Aralık 2021 Çarşamba

22 Aralık 2021

Güneşli ve soğuk günler devam ediyor. Gerçi bugün biraz bulut da eklendi maviliğe. 

*  Dün gece Çekmeköy, Göktürk gibi bizden uzak yerlere kar yağdı. "Yağdı" diyorum, etkisini biliyorum, yağışını gördüm çünkü. Çekmeköy'de oturan bir arkadaşım kar videosu gönderdi, bir de bugün karşı kıyıda gideceğim doktor randevum doktorumun kar ve buz nedeniyle mahallesinden çıkamaması nedeniyle ertelendi.

** Komik olan şu ki, bugün karşıya geçeceğim için, her zamanki davranış tarzımın aksine sabah erken kalkıp hazırlandım, giyeceklerimi ayarladım, anneme kahvaltı hazırlamak üzere organizasyon yaptım. Vayy sen misin? Zııırrr telefon çaldı, arayan kibar genç hanım randevunun hava koşulları nedeniyle erteleneceği bilgisini verdi, yeni randevu ayarladık, telefonu kapattım ve kendime güldüm. Sen misin, alışkanlık dışı davranan bak ters tepti. 
Düşünmeden edemedim, acaba her işi ucucuna yetiştirip evden fırlasaydım her zamanki gibi,  randevu yerinde kalır mıydı?  
Sliding Doors filmi geldi aklıma, seyretmeli yeniden.

*** Neyse, sonra kendime "aman iyi oldu, aklımda olan öbür işleri yaparım" tesellisi buldum. sarınıp bürünüp caddeye yürüdüm, kışlık bot baktım. Önce fiyatları görünce iğne batmış gibi zıp zıp zıpladım. "Tamam ya, idare ederim zaten ne kadar kullanıyorum ki" filan bahanelerine sığınıp dönüş yoluna geçmiştim ki, pek alış veriş yapma alışkanlığım olmayan bir mağazaya bakasım tuttu ve aradığım gibi hem de fiyatı göreceli olarak uygun bir bot buldum. Kısa günün kârı diyerek kendimi avuttum.

Pinhani'nin yeni şarkısını dinledim bu sabah, adı Hikayeler Tükendi, dinlemek isterseniz burada. Videoyu konser için gittikleri Belçika'da çekmişler. 
Eh, benim için duygusal bir bağ var oralarla şimdiki halde, videoya bakarken bir yakınlık hissetmiş olabilirim.  



Dip Not:
Fotoğrafı Bir han Keskin'in instagram sayfasından kopya ettim,
Blog arkadaşlarımla ortaklaşa bir Birhan  sevgimiz vardır, 
Buradan şairimizin doğum gününü  kutlayayım ben de.

"Dürtme içimdeki narı,
Üstümde beyaz gömlek var"

26 Kasım 2021 Cuma

26 Kasım Cuma

Açsın mı kapatsın mı, lodosa mı dönsün, azıcık yağsın mı öyle kararsızdı bugün hava.

* Sabah hava güneşliyken erken davranıp pazara iki kez gittim. İlkinde geçen hafta aldığım cevizi beğenen anneme kışlık ceviz aldım, biraz da kuru soğan alınca, çekçek doldu, eve gidip boşalttım ve kalan sebze meyve alışverişi için ikinci kez pazar yaptım.
Komik bir şey oldu, kaç zamandır bir türlü yüz yüze görüşemediğimiz Bayan E. ile pazar tezgahının önünde rastlaştık. İkimiz de aynı şeyi düşünmüşüz "görüşemiyoruz, bari bugün bir telefon edeyim"! Bu mesajımız evrene  ulaşmış olmalı, o da bize pazarda ayaküstü sohbet uygun görmüş. Hiç yoktan iyidir.

** Öğlende kardeşim geldi. Annemin ağrıları için ne yapabiliriz diye kafa kafaya verdik, daha önce derde derman olmuş bir fizik tedavi uzmanından randevu alıp gittik.
Daha önceki ilaç ve iğne tedavisinden işe yarar bir iyileşme olmadığı için, kardeşimin ve benim pandemi nedeniyle pek de istemediğimiz fizik tedavi seçeneği çözüm olarak karşımıza çıktı. Tedavi için on gün sonraya gün verdiler, haliyle tedirgin olduk ama iyilik umuduyla hayırlısı deyip başlanacak sanırım. 

*** Eve dönünce, annemin arzusuna uyarak lahmacun söyledik, üstüne de çay kahve içtik. Sonra kardeşim evine döndü, ben sokağa çıkıp bir tur atayım niyetindeydim, aa, bir baktım yağmur başlamış, şemsiye tutmaya üşendim, yarın sabaha erteledim. Balkona çıktım çiçekleri suladım, balkonu sildim, içeri kaçtım.
Açtım Birhan Keskin'in Cemal Süreya seçkisini 23. sayfadaki Ülke şiirinin 8-9-10-11. satırlarına meftun oldum, bir daha okudum, aldım buraya yazdım.
......
Sen tutar kendini incecik sevdirirdin
Bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa

Yalnız aşkı vardır aşkı olanın
Ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
......



Dip Not:
Apartmanımızın yerli ve milli kedisi, pazar dönüşü rastlaştık,
Geçen defa arkasını dönüp yatmıştı, bugün "naber" havalı bir poz verdi.

23 Kasım 2021 Salı

23 Kasım Salı

Yağmur bekleniyordu bugün, çok şükür sonunda yağıyor.

* Dün akşam ve bu sabah İş Sanat'ın Nazım Hikmet Şiir Dinletisi - Denize Dönmek İstiyorum başlıklı yayını dinledim. Ara ara Vedat Sakman'ın Nazım şiirlerinden bestelediği eserler de icra edildi. İnsanın ruhunu yücelten şiirlerden bir zincirdi, defalarca dinlesek bile yetmiyor.  

** Ekmekcikız onbeş yaşında oldu bugün. Ne acayip, zamanın böyle hızla geçmesi ve hiç geçmemiş gibi oluşu! Böyle yıldönümlerinde özellikle, her seferinde yeniden şaşırıyorum. 
Blogdaki yazı aslında kitap yazısı olarak başladı, sonra kutlama notuyla bitti. 

*** Günün diğer önemli olayı, yeni blog kızları buluşmasıydı. Sıkı yağan yağmura ve günün çalkantılı pek çok olayına rağmen, bir arada geçireceğimiz bir kaç saati kaçırmak istemedik ve Küçük Joe ve ben söz verdiğimiz  zamanı az geçerek Şule'nin yeni evini şenlendirme buluşmasına yetiştik.
Yemek yedik, sohbet ettik, güldük konuştuk ve Trivial Persuit  oynadık. Blue filmini seyretmeyi gelecek sefere bıraktık yine. Sanırım böyle gizli bir şifre gibi olacak Blue'yu seyretmek, her seferinde başka bir nedenle gelecek sefere erteleyeceğiz ve buluşma sayısını artırdıkça artıracağız. 



Dip Not:
Ortadaki işaretin üstündeki taş, bendenize ait efendim,
Soruların cevapları bitamam bilinmiş ve birinci olunmuş.
Öyle ki, cevabı Cemal Kamacı olan soruyu  bilmem diğer yarışmacılar tarafından hayretle karşılanmış olsa da!

14 Kasım 2021 Pazar

14 Kasım Pazar

 Sabah uyandığımda hava durumu sisli gösteriyordu, sonra güneşliye döndü, yine de gün boyu hava durgundu ve pus vardı.

* Oğlum kahvaltıya geldi, menemen çekti canım, yer misin dedim, evet cevabını alınca sevindim. Bir de demir tavada ağır ateşte sucuklu tostu yaptım. Yanına da çay, meyve, bir güzel doyduk şükür.

** Kaç gündür aklımda ağacı bol bir yere gitmek vardı. Orman için daha erken saatte davranmak gerek, trafikten kaçmak için. Biz de parka gideriz dedik, saat onikide evden çıktık, fazlaca trafiğe bulaşmadan Fenerbahçe Parkı'na ulaştık. Ancak otopark için kuyruk başlamıştı bile, iyi ki daha geçe kalmamışız. 
Oğlum nicedir Fenerbahçe Parkı'na gelmemişti, iki senedir çalıştığı için denk düşmemişti diyelim. 
Biraz nostalji yürüyüşü yaptık, parkın hangi köşesinde eskiden ne yapardık, anıları tazeledik, kocaman fıstık ağaçları altında oturduk, artık eski görkemini tamamen kaybetmiş güzelim erguvan ağacını ziyaret ettik. 
Parklar bitmez, dışarı çıktık marina boyunca Kalamış'a doğru yürüdük, Kalamış Parkı'na geçtik, bir tur da orada yürüdük, bir bankta oturup güneşin tadını çıkardık, geleni geçeni, spor yapanı izledik. Aynı yoldan dönerken bu defa seyir nesnesi konumuzu değiştirdik; otoparkta artık iyiden iyiye sayısı artmış karavanlara baktık, keşke teknesi olan bir arkadaşımız olsa dileği tutarak tekneleri de gözden geçirmeyi ihmal etmedik.

*** Eve trafiğe takılmadan döndüğümüz için memnunum, biz dönerken halen gelenler vardı.
Günün kalanı bir şeyler izlemek, annemi ziyaret etmek, kardeşim ve kızımla haberleşmek derken çabucak geçiverdi. Sonrası her günkü gibi...


Dip Not:
Fenerbahçe Parkı'ndan,
Sahilden adalara bakış, 
Fıstık ağaçları, dökülmüş yapraklar, kırık gün ışığı,


29 Eylül 2021 Çarşamba

29 Eylül Çarşamba

 Bugün hava suratını asmış, sabahtan beri yağmaya niyetli gibi, yağmıyor ama.

* Sabah annemde dünün Saatli Maarif Takvimi yaprağına bakıyordum. Arka sayfada bir şiir okudum. 
Leylak mevsimine epeyce var henüz. Olsun, şimdiden sevgili dostum Leylak Dalı'na gelsin:

LEYLAKLARINI ANLATIYORUM

Leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
Onu saçlarından topladığın belli
Bir leylak bahçesisin karşımda
Böyle kucağında kalsa daha iyi
Bir vazoya bırakıp gidiyorsun
Sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
Önce renkleri gidiyor arkandan
Nesi varsa gidiyor soyunarak
Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
Her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun 
Düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
Yaprak yaprak gelişiyorsun
Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine 
Ölümsüz bir mevsim oluyorsun. 

Rıfat Ilgaz

** Hava yaz sıcağından uzaklaştıkça, istenen saatte çıkıp yürümek daha kolay hale geldi; özellikle annem için yürüyüş için bir araya gelmesi gereken pek çok koşul tamamlanır oldu.
Öğlene doğru bir defa önden yalnız çıktım, bankaya, markete uğradım. Ardından annemle çıkıp küçük bir yürüyüş sezonu alıştırma turu attık. 
Yanımızdaki boş arsayı İBB tahta perdeyle çevirmeye başlamış bugün. Kreş yapılacak, deniyor. İyi olur, kaç senenin lafıydı, sonunda gerçek olacak gibi duruyor.

*** Öğleden sonra  aslında beni ilgilendirmese de olur, hatta daha iyi olur faslından bir işle uğraştım, daha çok bekleme ve nezaret etme işiydi. Yarın da bir bacağı devam edecek işin. 
Akşamüstü oğlum ve kız arkadaşı kısa bir tatil için İznik'e gitmek üzere, geçerken uğradılar. Kapı önü sohbeti bile olmayan kısacık sürede yüzlerini görmüş oldum.
Kızım bir fotoğraf attı, yeni üniversitesinin kimliğini almış. Bir süredir kayıt randevusu bekliyordu. Önceki gün okulu başlayınca koordinatörüyle görüşüp dün işlemlerini halletti. Artık diğer bürokratik işlemlere sıra geldi. 



Dip Not:
Annemle aheste aheste yürürken arka sokakta,
At kestanesi ağacının dibinde bitivermiş,
Sapsarı hindibayı görmez miyim?
Merhaba!

8 Ağustos 2021 Pazar

8 Ağustos Pazar

Hayat böyle işte!
Birinin güneşi açarken, diğerinin gülü soluyor. 
Bazen elde var hüzün iken, ertesi gün güzel anlar yaşanıyor.

* Bugün  uzun bir aradan sonra evde çocuklarımla birlikte kahvaltı sofrasında oturduk. Sohbet ettik, karnımızı ve ruhumuzu doyurduk, özlem giderdik. 

** Erken gidenlerden bir sanatçı Ayşen Aydemir. Tabutta Rövaşata filminin oyuncularından. 
Kendisiyle ilgili bir belgesel yapılmış. Kardeşimin lise arkadaşıydı, ondan haber aldım izledim.
Genç bir sanatçının, erken uçup gitmiş bir insanın ne yazık. Keşke daha uzun yaşasaydı, biz de daha çok izleseydik diye düşündüm.  İzlemek isterseniz burada. 

*** Dayımın ve rahmetli yengemin birlikte ve  birbirlerine okudukları şiirlerden birini ekleyeyim.
Ümit Yaşar Oğuzcan'dan Adak.

"Sana şiirler okuyacağım, gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
Sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan
Sana bir dolu umut getireceğim
Küçük ellerine sığmayacak
Sana Afrika gecelerini getireceğim
Sımsıcak...
Sana çiçekler getireceğim
Bozulmuş güz bahçelerinden
Sana bir serinlik getireceğim
Yağmur tanelerinden
Sana avuç avuç yıldız getireceğim
Güneşten başka
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
Köpük köpük, dalga dalga
Sana bir rüzgar getireceğim
Dağlardan, tepelerden
Gitme, sana zamanı getireceğim
Zamanın bittiği yerden..."



Dip Not:
Papatyalı ve Anemonlu Vazo, Vincent van Gogh, 1887,
Kröller-Müller Müzesi, Otterlo, Hollanda