Rüzgar epey sert esti gün boyunca; bazen evdeki açık pencereleri pat pat çarptı, bazen bulutları önüne kattı götürdü, güneşi kapattı. Hissedilen sıcağı düşürdüğü için şahsen şikayetim yok bu durumdan.
Dün Londra'da yaşayan yeğenimle konuşuyorduk, küresel ısınmayı destekliyorum, bu sene iliğim kemiğim ısındı, deyiverdi.
Akşamüstü okuduğum bir haberde ise şöyle diyordu, bu sene Avrupa'daki çok fazla sayıdaki orman yangınları nedeniyle orman köylüsünün ormanda koyun ve keçi otlatmasını desteklemek gündeme gelmiş. Zira küçük baş hayvanlar ormanlardaki kuru otları ve yer hizasındaki diğer bitkileri yedikleri için ormanın temizlenmesini sağlayarak yangınların çıkmamasına da neden oluyorlarmış.
Eyy insanoğlu, doğaya uyum sağla, doğayı kendin için çekip çevirme diyoruz da kime diyoruz, duyan yok.
İki gündür aklımda Kayahan'ın ilk şarkısı dolaşıp duruyor, "İstanbul'da bir güzel İstanbul kadar güzel". Dinlemek isterseniz, burada.
Bir çeşit zambak, adı turuncu güngüzeli imiş.



















