14 Temmuz 2026 Salı

14 Temmuz Salı

 Sabah fizik tedavi seansı bitince biraz yürüyeyim dedim ve metroya doğru yollandım. Atlayıp metroya Kadıköy'e gideyim, deniz kenarında bir çay içeyim fikri düştü aklıma. 
Tam o sırada bir yağmur damlası, iki yağmur damlası derken tıpırtı artarken metro merdivenlerinden inmeye başladım.
Yolda karar değiştirdim, Ünalan'da indim ve Akasya'ya gittim. 
Yağmur yağarsa ıslanmayayım, kapalı yer olsun, ama insan kalabalığında olayım, günlerdir yaptıklarımdan farklı bir şey yapmış olayım, biraz içim açılsın gibi gibi düşünceler eşliğinde biraz dolaştım, vitrin baktım, bir yerde oturdum bir Türk kahvesi içtim ve eve döndüm.

Öğleden sonra patlıcanlı pilav yaptım, youtube'da bir iki haber, röportaj izledim, sonra bir kaç gündür yeniden seyredeyim düşüncesi aklımda olan filmin başına geçtim; Paramparça Aşklar Köpekler.
Film 1999 yılında yapılmış, muhtemelen 2000 yılında seyretmişimdir, o vakit çok etkilendiğimi hatırlıyorum. 
Film birbiriyle bir trafik kazası nedeniyle yolları kesişen insanların olduğu üç öyküyü anlatıyor. Filmi  izlemeyi az önce bitirdim ve şu an şaşkınım; ilk bölüm dışındaki hiç bir sahne ve olayları aklımda kalmamış. Filmi neredeyse tamamen kayıtlardan silmişim gitmiş. 
Sanıyorum, insanların bu kadar kötü, bencil, zararlı oluşları ve şekilde tasvir edilişleri bana ağır gelmiş olmalı. Köpeklerin ölümüne dövüştürüldüğü ilk bölümün sonunda tekrar gösterilen ve hikayedeki bağlantıyı sağlayan kazadan sonrasını hafızamı oluşturan nöronlar kabul etmemiş olmalı.
İnsan Habil ve Kabil'den beri birbirine düşman ve birbirinin kuyusunu kazmaktan adeta zevk alan bir canlı. Filmi ikinci seyredişimden bana kalan bu. 



Fotoğraf 5 sene önce tam bu gün,
Pandemideki bir nefes alma anında aylar sonra Bostancı'dan motorla Karaköy'e gidiyorken...

1 yorum:

  1. ben seyretmemişim bu filmi ama anlattıklarından sonra seyreder miyim bilemedim de :) ruh halim şu anda böyle bir şeyi kaldırabilecek gibi değil sanırım

    YanıtlaSil

Hoşgeldiniz!