müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2026 Perşembe

30 Temmuz Perşembe

 Rüzgar epey sert esti gün boyunca; bazen evdeki açık  pencereleri pat pat çarptı, bazen bulutları önüne kattı götürdü, güneşi kapattı.  Hissedilen sıcağı düşürdüğü için şahsen şikayetim yok bu durumdan. 
Dün Londra'da yaşayan yeğenimle konuşuyorduk, küresel ısınmayı destekliyorum, bu sene iliğim kemiğim ısındı, deyiverdi. 

Akşamüstü  okuduğum bir haberde ise şöyle diyordu, bu sene Avrupa'daki çok fazla sayıdaki orman yangınları nedeniyle orman köylüsünün ormanda koyun ve keçi otlatmasını desteklemek gündeme gelmiş. Zira küçük baş hayvanlar ormanlardaki kuru otları ve yer hizasındaki diğer bitkileri yedikleri için ormanın temizlenmesini sağlayarak yangınların çıkmamasına da neden oluyorlarmış. 
Eyy insanoğlu, doğaya uyum sağla, doğayı kendin için çekip çevirme diyoruz da kime diyoruz, duyan yok.

İki gündür aklımda Kayahan'ın ilk şarkısı dolaşıp duruyor, "İstanbul'da bir güzel İstanbul kadar güzel". Dinlemek isterseniz, burada. 



Bir çeşit zambak, adı turuncu güngüzeli imiş.

23 Temmuz 2026 Perşembe

23 Temmuz Perşembe

 Dün park gezmesini anlatma işine dalınca, sabah radyoda dinlediğim bir klasik müzik parçasını eklemeyi unutmuşum. Şimdi hemen baştan ekleyeyim; Borodin'in  Prince Igor operasından Poloveç dansları. 

Bu sabah evin günlük telaşesi, temizlik işleri, yemek yapma faaliyeti arasında azıcık gecikerek de olsa kadın voleybol takımımızın VNL çeyrek finalinde Kanada ile yaptıkları maçı seyrettim. 
İlk setten sonra açıldılar bizimkiler, heyecanlı bir maç oldu ve yarı finale kaldılar. 

Günün diğer faaliyetleri biraz egzersiz, biraz mahallede yürüyüş yapmak oldu. Sahi, bir de bizim evin ve arkadaşımın evinin çiçeklerini suladım.




Müziğimiz gibi fotoğrafımız da dünden,
Fenerbahçe parkından, sarmaş dolaş gövdeleriyle ılgınlar.

20 Haziran 2026 Cumartesi

20 Haziran Cumartesi

Kaç gündür mesajlarıma, maillerime "Leyla The Band" konseri bildirimleri gelip duruyordu. Küçükçiftlik Parkı'nda olmasa -ayakta izlemek gerekiyor- gitmek isterdim, doğrusu. Bugün düşen videolardan güzel bir konser olduğu anlaşılıyor. 
Şuraya 13 sene öncesinden bir "Yokluğunda" ekleyeyim, konserde dinleyiciler Ali Atay'la bir ağızdan söylüyorlardı. 

Bugün okuduğum bir haberde, Ukraynalı bir savaş esirinin 4 sene süren esareti sırasında çevresindeki düğer tutsaklara Harry Potter serisinin tüm kitaplarını ezberden anlatarak, nasıl hem kendisinin hem diğerlerinin hayata tutunmasını sağladığını anlatıyordu. Yakın zamanda Harry Potter serisini önce dinlemiş, sonra izlemiş olduğum için bir tür duygudaşlık hissettim. Haberin tamamı burada, okumak isterseniz. 

Mahalledeki bir bina daha kentsel dönüşüme giriyormuş. Alt kattaki dükkanlar, binanın tam köşede olması nedeniyle mahallenin en çok iş yapan yerleri. Eczane ve baharatçı/kuruyemişçi yakınlarda yer bulmuş. Bakalım tuhafiyeci ve henüz bu kış açılmış kahvaltıcı nereye gidecek?



Sabah erken uyandım, hemen buzdolabındaki mayalı hamuru kontrl ettim. Yeterince kabardığını görünce, fırını yaktım, pişirdim, fena kabarmadı. 


21 Mayıs 2026 Perşembe

21 Mayıs Perşembe

Bir "tuhaf zamanlarda yaşayasın" sözüne ya da bedduasına uyumlu memleket gününde daha akşamı bulduk. Hayırlara vesile olsun desem, işe yarar mı bilemiyorum.

Şurada bir şarkı paylaşasım var, Bir Derdim Var!
Mor Ve Ötesi'nin 28 Mayıs 2022 'de İnönü Stadında verdiği konserde şarkı 1. saat 18. dakika 45. saniyede başlıyor.

Fakat, sabaha karşı gök nasıl da gürledi, yağmur nasıl sıkı yağdı değil mi?
Bugün bütün ağaçların yaprakları tertemiz, ışıl ışıldı.
Bahar yağmurları iki hafta kadar rötarlı yağıyor bu sene, diyesim var.



Dünkü düz duvara yandan sarılmış aslanağzının bir kardeşi de bu duvarda,
Önceki sarıydı, bugünkü pembe.

24 Nisan 2026 Cuma

24 Nisan Cuma

Bugün küçük yeğenimin doğum günü, otuz yaşındaki yavrular ekibine o da katıldı. Oğlumun otuz yaşında olduğu sene yaşadığım şaşkınlık geçti sayılır. Kuzenleri arka arkaya otuz oluyorlar, bizde ah sen de otuz oldun diyoruz, sadece.

Haftanın cuma gününe gelmişiz yeniden, geçen hafta bugün yadellerde nehir kenarında yürüyüş yapıyır, çocuklarla sohbet ediyordum. Döndüm de yeni haftayı bitirdik de, neler neler...

Geçen pazar Hamburg'da dinlediğimiz konserden besteci Glinka'ya ait güzel bir parçayı buraya ekleyerek anıları canlı tutmayı deneyeceğim. 



Alt sokakta bir apartmanın bahçesinde açmışlardı,
Adına kanarya gülü deniyormuş ya da kerria japonica,
Burada biraz turuncu efekti var oysa göründüğünden daha açık sarı.

12 Nisan 2026 Pazar

12 Nisan Pazar

Bugün, havadan mıdır nedir, oldukça sinirli hissettim kendimi, belki biraz köşeye sıkıştırılmışım gibi. 
Dün gece oldukça geç uyuyabildim, belki onun da etkisi oldu bu sıkıntı halinde.

Annem geçende birisine bir şey anlatıyordu, konu önemli değil, annemin bana ve kardeşime dair ilginç yaş algısını fark ettim bir anda; sanırım annem benim ve kardeşimin halen 30'lu yaşlarımızda olduğunu, o enerjide ve o ruhta kaldığımızı düşünüyor. 
Bunu söyledim kendisine, çocuklarımız artık 30 ve devamında anne, ona göre bizim yaşımıza pay biç dedim, ayrımına vardı mı, pek emin değilim.

Geçen hafta seyretmeye başladığım Mira dizisinin yeni gelen bölümünü bugün izledim. 
Son jenerikte Jülide Özçelik Zaman şarkısını söylüyordu, epeydir dinlememiştim, hoşuma gitti. 



Semiha Berksoy'un yaptığı  1963 tarihli Zeliha Berksoy portresi, 
Çok zarif değil mi?

23 Mart 2026 Pazartesi

23 Mart Pazartesi

Meğer havanın nazlanması bayram nedeniyle değilmiş. Gün boyu hava soğuktu, kapalıydı ve öğleden sonra yine o sprey yağmurumsu gezindi havada. Havada gezindi diyorum, yürürken bir nem hissi oluyordu ancak yerin ıslandığına dair bir gözlemim olmadı.

Bu hafta bayramın ilk gününe denk gelen pazarımız açılmamıştı. Evde olanlara ek yapmak gerekti, pilates dönüşü markettir, peynir, yoğurt, yumurtadır alınacaklar sıraya girdi.
Sonra yemek yapmak için mutfağa girdim. Bu arada son yaptığım karabuğdaylı krik kraklar hemencecik tükenmiş olduğu için, yeni fasıl da aradan çıktı. Artık elim alıştı, kıvam tutturmak sorun olmuyor. Bir de bu defa zeytin ezmesi ve kekikli yaptım, güzel bir çeşni oldu.

Sabah radyoda bir kaç parça Bach dinledim. Jacques Loussier Trio çalıyordu ve bildiğimiz Bach parçalarını jazz formunda yorumlamışlardı.



Fotoğraf 9 sene öncesinden tam bu günlerden,
Kamelya nasıl güzel açılmış, bu sene henüz öyle bir görüntüye rastlamadım.

14 Mart 2026 Cumartesi

14 Mart Cumartesi

Kaç zamandır bu sayfaların müzik sesi kısılmış gibi olmuş, bu sabah Birsen Tezer şarkıları dinlerken içimden paylaşma isteği gelince fark ettim bu durumu.
Sabahımın yıldızı olan Birsen Tezer'in Cihan isimli 2009 tarihli albümünü ne çok dinlemişimdir. 
Bu yaz sonu o albümden Çal Kapımı yeniden favorim oldu, bir süre sıkça dinledim. 
Bugünün şarkısı İstanbul olsun, ama Cihan albümündeki diğer şarkıları da ihmal etmeyin. 

Öğlende Bayan E. ile buluştuk, konuşa gülüşe Suadiye'ye doğru yürüdük, bir kahve molası verdik. Yine en sevdiğimiz konudan, insanlardan ve  sinemadan konuştuk bol bol. 

Günler ne kadar da uzadı, farkında mısınız? 
Artık saat 5 deyince kapkara olmuyor gökyüzü ve sabahlar biraz daha aydınlık olmaya başladı.
 


Laleler tam 9 sene öncesinden. Bir saksıda ekiliydiler, gün gün açılışlarını seyretmiştim.
Yakındır bahçelerdekiler açarlar., lale zamanı geliverir.

26 Şubat 2026 Perşembe

26 Şubat Perşembe

Sabah sokağa çıkmadan önce biraz  vaktim vardı, müzik dinlemek istedim, youtube açtım, önüme Vivaldi'nin 4 Mevsim'i çıktı, hem de mevsimin göre değişen çok güzel İtalya manzaraları eşliğinde.
Müziğin yanında görüntülere hayran hayran bakarken, Milano'dan bir yapı dikkatimi çekti. 
Diğer şehirlerde çekilmiş onlarca tarihi yapı ve yüzlerce doğal güzellik yanında bu modern bir gökdelen idi ve fakat üzeri çeşitli bitki ve ağaçlarla kaplıydı.

Yapının adı Bosco Verticale imiş, yani Dikey Orman. 
İnşaatı 2014 yılında tamamlanmış, birisi 116 metre, diğeri 84  metre uzunluğunda iki gökdelen bunlar.
Üzerinde kaç çeşit bitki var, binada kaç kişi yaşıyor, neden böyle bir yapı sorularının cevaplarını bulmak isterseniz,  burada güzel bir kaynak var, tık lütfen. 
Biraz müzik dinleyeyim, keyifli vakit geçireyim arzusundan nerelere geldim, değil mi? Demek ki müzik ruhun her türlü gıdası. 

"Ben, Kirke"yi dinlemeyi bitirdim. 
Yıllar önce bir kez başlamış, sonra hatırlamadığım bir sebeple bırakmıştım, bu defa ilgiyle dinledim ve merak hissi tükenmeden sonuna geldim, bitti.
Sanırım, zamanında bir çeşit feminist özellikte roman olarak öne çıkarılmıştı ve çok beğenilmişti. 
Damla Sönmez'in seslendirmesi de kulağıma iyi geldi, memnunum.



Eski usul bir likör takımı olsa gerek, Piraye'de iç mekan süsü olmuş...

10 Şubat 2026 Salı

10 Şubat Salı

Bugün İstanbul'da hava buz gibiydi, dün akşamdan belliydi böyle olacağı. Üstüne bir de gri, kapalı, basıktı. Bu havada yapılacak en güzel aktivitelerden birine denk geldi günün havası.
Akşamüstü Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'nde  "The Most Baoque" başlıklı güzel bir konser dinledik; etrafımızda eski Osmanlı saltanat kayıkları, Savarona'nın filikası, müzisyenlerle nerdeyse göz göze gelecek yakınlıkta bir oturma düzeni eşliğinde.
Konser programında barok müziğin en hoş eserleri ve obua konçertoları vardı, burada.  Bir süredir konsere gidememiştim, tüm eserleri keyifle dinledim. 

Konser çıkışında Beşiktaş Çarşısı'na gidip birer balık yememek olmazdı. Hem de bizim kızlarla en son geçen ay görüşmüştük, bir yandan muhabbet de çağırıyordu. Balık salata yedik, rakı meze için bir kez daha geliriz dedik ve soğuk havada iskeleye doğru koşuştuk, motorlarımıza bindik (Üsküdar ve Kadıköy) bizim kıyıya geçtik.



Beşiktaş'a geçerken, motordan Kızkulesi,

5 Şubat 2026 Perşembe

5 Şubat Perşembe

Beklenen gün geldi sonunda. 
Daha doğrusu kızımın hasretle beklediği, kaç zamandır beni ikna etmek için ne diler döktüğü ve sonunda pes ettiğim, razı olduğum  durum gerçekleşti ve evimize minik bir kedi geldi.
Bakalım birbirimize alışma süreci nasıl geçecek?
Mişa'dan yıllar sonra evde bir başka kedicik var, heyecanlıyız.

Bugün hava ılıktı, öğleden sonra yağmur bekleniyordu, serpiştirmeye başladı.
Sabah oğlum ve gelinciğim ayrı ayrı "imdat yine kar yağıyor!" mesajı attı ve kar tutmuş pencere fotoğrafı gönderdi.
Çiçeğim abisine cevap vermiş, "yanlışlıkla kutuplara taşınmış olabilir misiniz?" diyerek. 
Öğlende kardeşim annemi ziyarete geldi, yine bir çay saati yaptık. Bu defaki ana konu onların evindeki kediler ve bize gelecek olan yavru idi.

İlk ve Son'un yeni bölümü yarın gelecek diye bekliyorum.
Bir yandan da Mariana Çukuru'nu dinlemeyi bitirdim.
Bir de bugünlerde durup durup Tarkan videolarına denk geliyorum, sabah kahvaltıda kızımla bir kaç eski Tarkan şarkısı dinledik. 



Yemek sonrası dinlenme esnasındaki pozu...

1 Ocak 2026 Perşembe

1 Ocak Perşembe

Her Güne Üç Güzel Şey 5 yaşında! 
Blog manifestosu niyetine yazdığımdan sonra tarihini attığım ilk yazı 1 Ocak 2021'den beri burada. 

Bu gün yaptıklarımın bir benzerini o gün de yaparak 2021'e  başlamışım.
O gün mahallede yürümüşüm, bugün sahile indim, hava buz gibiydi, kar öncesi soğuğu vardı.
O gün Viyana Filarmoni Konserini izlemiş ve konserin günün koşullarına uyduğunu yazmışım, muhtemelen pandemi senesi olduğu için seyircisiz bir konserdi.  
Bugün neşeli ve tam olması gerektiği gibi bir konser vardı.  Şef  Yannick Nézet-Séguin güler yüzüyle keyifli bir konser yönetti.

Dün akşam, bizim için bir aile geleneği olduğu haliyle kardeşimin evindeydik. Bizim çekirdek çiğdem aile annem, çiçek kızım ve ben misafirliğin tadını çıkardık. Büyük yeğenim, her sene olduğu gibi bu sene de, yılbaşı için Londra'dan gelmişti. Onlar  dört kişi ve evdeki iki kediyle kadroyu tamamladılar. 
Benim gurbet kuşlarıyla görüntülü konuştuk, aile büyüklerini aradık, iyi seneler diledik. Yine bir yılbaşı akşamı klasiği olarak tombala oynadık ve gece yarısından sonra evimize döndük.



Sahile doğru yürümeye başladığımda bizim mahalle pırıl pırıl güneşliydi.
O sırada kardeşim kendi evinin penceresinden çektiği kar manzarasını gönderdi, buraya gelmez o kar dedim.
Eve dönerken kar atıştırmaya başladı, uçuşan beyaz şeyler gördüm, diye sevindim.
Meğer, daha çoğunu görecekmişiz, Viyana Filarmoni konseri izlediğimiz süre içinde kar bir güzel yağdı, ağaçlar beyazladı.

3 Aralık 2025 Çarşamba

3 Aralık Çarşamba

Telefonumdaki uygulama tarafından "bu sene en çok dinlediğiniz şarkıların listesine bakınız" diye dürtülünce, bir bakayım neler varmış dedim bu sabah ve listeyi açtım. Bazı şarkılara şaştım, bazılarını hatırladım, kimisi hüzünlendirdi, kimisi neşelendirdi.  
29 farklı ülkeden müzik dinlemişim ama çoğunluk memleket şarkılarında. Mesela, birinci sırada İncesaz'dan Kalbimdeki Deniz'i dinlemişim, sonra Melike Şahin şarkıları var, Mor ve Ötesi'nin bir kaç parçası var, Ajda Pekkan'ın yorumladığı Cem Adrian şarkısı Ben Seni Çok Sevdim de çok dinlediklerimden. Tabii ki pek çok klasik müzik parçası var, etnik şarkılar var, filan falan... 
Böyle karman çorman bir liste işte. 

Hava güzel, çıkıp deniz kenarına gideyim dedim, hem de biraz uzak bir yer olsun, yürüme mesafesinden uzağa gideyim istiyorum. 
Bir yandan evde işlerim var, onları tamamlayıp çıkmak derdindeyim. Öyle böyle derken evden çıkışım saat 3'ü buldu. Suadiye İstasyonuna yürüdüm, trene bindim, Süreyya Plajında indim, deniz kenarına ulaşmak üzere karşıya geçtim ve Maltepe Parkına ulaşıp, İdealtepe yönünde denize baka baka sahilden yürüdüm. Ohh!



Hava ılık ve açık da olsa, güneş soluk duruyor değil mi?
Havada pus var biraz ve adı üstünde kış güneşine bakıyoruz.

28 Kasım 2025 Cuma

28 Kasım Cuma

Günün yarısını mutfakta geçirdim diyebilirim; pazardan aldıklarımın ayıklanması, yıkanması, yerleştirilmesi, öğlen için çorba, akşam için pazı pişirilmesi, yetmedi bir de kızımın arzusunu yerine getirmek üzere ayva tatlısı işine girişilmesi derken saatler geçti gitti.

Arada güneşli Antalya'da havuz başında oturan gurbet kuşlarım ve dünürlerimle görüntülü konuştuk. Annemi aradılar, hatır sordular sağolsunlar.

Kızım bugün evden çalışıyordu. İşi bitince bir güzel uyku çekti, ben çalışmaya devam ettim. Sonunda az önce tatlı için kaymak almaya gitmeye razı edebildim. 

Yine komik bir apartman yazışması oldu; yöneticimiz yapılan bir tamirat için ek para istedi, teyzelerimiz hemen araya bu sene de hiç ısınamıyoruz şikayetlerini sokuşturdu. 
Ne bekliyorlar anlamıyorum, zaten gündüzler güneşli ve 20 derece civarında geçiyor, akşamları birazcık kalın giyinseler olacak bitecek.
Neyse, yaşlılık halleri diyelim, geçelim.



Fotoğrafı eklerken aklıma bir şarkı geldi,
Kırmızı gülün alı var'ı Dilek ve Derya Türkan birlikte yorumluyor.

20 Kasım 2025 Perşembe

20 Kasım Perşembe

Sabah evde kalorifer kollektör vanası değişimi için usta ve tamirat işleri vardı. 
Dünden bizim kızlar sinemaya gitmek yazışmaları yaparken "yetişebilsem keşke" diye düşünmüştüm. Malum, usta işleri  bir başladı mı sonu nereye ulaşır bilinmiyor. 
Derken usta vakitli geldi, işin pratik şekilde halli için uğraştı ve tamirat uzamayınca öğleden sonraki film programına yetişebileceğim anlaşıldı.

İlk önce Pelin Esmer'in filmine gitmek konuşuluyordu, sonra kızlar fikir değiştirdiler ve Mert Baykal'ın yönettiği Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit'in oynadığı Yanyana'ya gitmeyi tercih ettiler.
Çok da iyi yapmışlar, bir kaç yerde gülmekten karnım ağrıdı diyebilirim. Şurada filmden bazı sahneler eşliğinde İtfaiye şarkısını dinleyebilirsiniz.

Filmden önce gösterilen fragmanlardaki neredeyse bütün Türk filmlerin komedi olmasına ne dersiniz? 
Sanırım insanlar günlük hayatta imdaattt dedikleri bir noktadalar ve artık hiç değilse gülmek istiyorlar.



Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varmış.
Bu fincanın 19 Kasım 2022'den Ankaralı bir anısı var. 

9 Ekim 2025 Perşembe

9 Ekim Perşembe

Sonunda şeytanın  bacağını kırdık Şulemle ve geçen seneden beri iki kez sonuca ulaşamayan birlikte konsere gitme teşebbüsünüzün ardından, bu sezon BİFO'nun açılış konserine gitmeyi başardık.

Çok keyifli bir konserdi o ayrı,  bir de yol boyu başımıza gelen komik olaylar günümüzü şenlendirdi.


Orkestra sahnede yerini aldı, konser başlamak üzere.


3 Ekim 2025 Cuma

3 Ekim Cuma

Bugün öğleden sonra bir iki saat kadar güzel bir yağmur yağdı.
Haftaya yağmurla başlamıştık, yağmurla kapatıyoruz. 
İşe gidip gelen, yolda olan için hiç hoş değil, trafik şu bizim iki sokak boyunca bile kilit oldu, ama yağmur lazım.
Öncelikle toprağa değmeli yağmur, sonra dereler, ırmaklar, barajlar dolmalı, denizdeki balıklar bile yağmur bekliyor, bu sene palamutun adı bile yok. 
Bir de en çok ruhlarımız için yağmur yağmalı, akamayan gözyaşları için, onların yerine belki...


Meraklısı için not:
Bu şarkıdaki  "herşey olur, herşey büyür, herşey geçer, hepsi biter, hayat kalır" sözlerinin blogumun alt başlığı olduğunu hatırlatayım.



Bugün mini mini parkımız yağmurda sessiz, sakin, çocuksuz ve köpeksizdi.
.

27 Eylül 2025 Cumartesi

27 Eylül Cumartesi

Hayat Bilgisi kitaplarımızın mevsimler sayfalarında sonbaharda yapılan işler, kış hazırlıkları sayfaları olurdu, hatırlarsınız.
Bugün biraz kendimi o sayfaların öznesi gibi hissettim, "annemiz kışlık turşu kurar, reçel kaynatır" filan yazardı ya bugün öyleydi. Bir farkla, reçel kaynatmadım da ekmek hamuru yoğurdum. 

Sabah balkonu yıkadım, çiçekleri suladım.
Epeydir el atmadığım dolap içlerini biraz düzenledim, buzdolabı raflarında tarihi geçmiş kutu, şişe ayıklaması yaptım.
Ohh! Bir rahatlama geldi üstüme. 



İki hafta öncesi, ah! ne ikisi üç hafta öncesi,
Cumartesi yine, deniz kenarı, güneşin denizi ışığa boğduğu saatler,
Uzaktan pupa yelken geçen tekneyi izleme oyunu, en sevdiğim...
Buradan o güne bir şarkı armağan edesim var, Ezginin Günlüğü Gemi desin, öyleyse.

24 Ağustos 2025 Pazar

24 Ağustos Pazar

Şuraya "samankafa gezegeninden haberler" diye başlık atmamak için kendimi tutmaya çalıştım ama gördüğünüz gibi yapamadım. Zira aklıma gelen bu cümle hiç değilse beynimin bazı bölümlerinin çalıştığını gösteriyor, diye düşündüm. 

Dün geceyi burnumun arkasındaki bölüme bir avuç acı biber atılmış hissi ve  o yanmanın nedeni olan geniz akıntısı nedeniyle sık sık tutan öksürükle hemhal olarak geçirdim, daha doğrusu geçiremedim. Sabah anneme kahvaltı hazırlamaya çıktığımda sesim karga gibi çıkıyordu. 

Kahvaltıdan sonra bir kimya laboratuvarına dönmeme ramak kaldı hissine kapılmama neden olacak şekilde arka arkaya ilaçları aldım, sonra da ancak voleybol maçı kritik eden videolar izlemeye güç bulabildim. Öğlende biraz çorba içtikten sonra sesim insan sesini andırmaya başlamıştı.

Bu sabah Gaye Su Akyol dinliyordum, meğer geçtiğimiz aylarda İş Sanat'ta Endülüs'te Raks başlıklı bir konser vermiş, oradan bir parçayı dinlemek isterseniz, tık!



Mevsimin güzellerinden taze iç ceviz,

4 Ağustos 2025 Pazartesi

4 Ağustos Pazartesi

Annemin dünkü sıkıntısı sürseydi sabah soluğu hastanede alacaktık. Çok şükür ki gece güzel uyumuş ve sabah kendisini daha iyi hissederek uyanmıştı. 
Bu durumda iki gündür üzerimdeki sıkıntı biraz feraha çıktı ve dün Şulemin blogda yazdığı A. Kadir şiirinden ilham alarak kendimi onun şiirlerini bulmaya ve paylaşmaya verebildim.
Ezginin Günlüğü'nden A.Kadir'in Sabah Türküsü şiirinden  Nadir Göktürk'ün bestelediği şarkıyı dinleyelim, o zaman.  

Öğlene doğru kısa bir market eczane seferinden sonra, S.cığım evi temizlemeye devam ederken ben de ona hık dedicilik yaptım. Yıkanan çamaşırları astım. 
Öğleden sonrayı  bir süredir yavaş yavaş okuduğum bir kitabı daha uzun ve keyifli okuyarak geçirdim. Japon yazar Natsume Soseki'nin romanı "Kapı".



Balkonda saksıdaki nane çiçeğe durmuş,
Çiçeği de nane kokuyor...