8 Ağustos 2026 Cumartesi

8 Ağustos Cumartesi

 Blogger hafta başında yazılarımı time line'da iki üç gün düzenli gösterdi, üç gündür yine şaşırdı, yazılar gözükmüyor, aferin ona. 
Neyse, yapay zeka algoritmasının hikmetinden sual olunmuyor, saldım kendi haline.



Gelelim günün hikayesine...
Sabah uyandık ve kızımla piknik çantamızı hazırladık, belki denize ayağımızı sokarız diyerek onun için de ufak tefek hazırlık yaptık ve sabah Şile istikametine doğru yola çıktık.
Yukarıdaki saltanat kayığının gezinti yaptığı yer ilk kez gittiğim bir gölet olan Saklıgöl.
Orada su kenarında kurulu piknik yerinde kahvaltımızı yaptık, suya baktık, iç çektik.
Öğlene doğru  Ağva'ya gitmek kararıyla yola çıktık, orası mı burası mı kararsızlığından sonra Kilimli'ye ulaştık.
Denize tepeden bakan bir yar üstündeki lokantanın kafe bölümünde oturduk ve püfür püfür esen rüzgara karşı oturduk ve soğuk biralarımızı içerken göz alabildiğine uzanan Karadeniz'i seyrettik. 
Sonraki hedefimiz Şile'ye gitmek ve balık yemekti. Yavaş yavaş yollardaki trafik artıyor ve araba bırakacak yer bulmak iyice mesele haline geliyordu. Mendirekteki küçük balık lokantalarından en gölge ve serin bulduğumuz birisinde oturduk, yemeğimizi yedik.



Dönüş yoluna çıkmadan önce, restore edildikten sonra çizgi film kahramanı Sünger Bob'a benzetilir olan, aslı Cenevizlilere dayanan kaleye bir selam vermemek olmazdı, tabii ki!

7 Ağustos 2026 Cuma

7 Ağustos Cuma

 Sıcak ve nemli bir Ağustos gününün akşamüstündeyiz. Hastane, eczane, banka, pazar vb. işlerle geçti gün. 
Sokaktan eve geldikten sonraki iki kez soğuk suyu kafamdan aşağıya tuttum, sanırım yatmadan önce bir kez daha ferahlamak için yapmalıyım. 

Günün olayı, kendisine mama vermekte geciktiğimiz Kontes Hanımın protesto olarak, mutfaktaki patates soğan kutusu dağıtması ve soğan kabuklarını yatak odama taşımasıydı. 

Akşamüstü dinlenirken bir film seyrettim. Bu yazın iki romantik TV dizisinden bir olan Muhtemel Aşk'ta (diğeri Doğanın Kanunu)  oynayan Ayça Ayşin Turan ve Ekin Koç'un oynadığı 2023 tarihli filmin adı Sen İnandır. 
İki saate yakın zaman vantilatörün önünde otururken geçti, öylece.
Sıcakta kendimden bugünkünden daha yüksek bir performans beklemek haksızlık olur.



Boru çiçekleri, yakın geçmiş yazlardan birinden...


6 Ağustos 2026 Perşembe

6 Ağustos Perşembe

Ağustos ayında rutubet artması gelenektir. Nitekim mevsim başından beri oldukça makul geçen  havanın hissedilir derecesi, nemin artışına paralel olarak, bir haftadır yükselmiş durumda. Yine de Avrupa'nın geneline bakarsak, alıştığımız yazlara benzeyen bir haldeyiz.

Bugün kardeşimle hastanede buluştuk, ve annemin tahlil sonuçları hakkında doktoruyla konuştuk. Bir iki ilaç değişikliği, bir iki hareket şekli farkıyla yol alacağız. 
Beklerken kardeşimle konuşuyorduk, konu şuna geldi; sosyal olan olmayan medyada yoğun bir  şekilde, adeta bombardıman halinde, elli yaşından sonra şunları bunları yapın, 60  yaşından sonra şöyle böyle beslenin talimatları yayımlanıyor. Ben dedim, artık bu duruma gıcık oluyorum, tamam sağlıklı olalım da bu korkutma, dayatma haline bozuluyorum.
Derken evde internette gezinirken, karşıma "ben 55 yaşında bir kadınım ve 55 yaşında görünüyorum, farklı olmak istemiyorum" ana başlığında bir isyan beyanı çıktı. Çok haklı bence.
Tam da  söylediği gibi, dünyada 55 yaşına gelememiş pek çok kadın varken, bunca sağlıklı genç görünme baskısı gereksiz değil mi? 



Yedi sene önce çektiğim bir video buldum, rüzgar esiyor, ağaçlar hışırdıyor.
Kısa ama güzel ve serin.
 

5 Ağustos 2026 Çarşamba

5 Ağustos Çarşamba

 Sabah annemi kan tahliline götürdük, aç karnına kan vermesi gerekiyordu. 
Numune alımından sonra, eve dönüp kahvaltı yapmak yerine hazır dışarı çıkmışken deniz kenarına gidelim, kahvaltıyı orada yapalım, hem de hava alalım dedik.

Böyle zamanlarda en yakındaki sahil Suadiye olarak cazip geliyor, hafta içi gün olunca fazla kalabalık da değildi. Kahvaltıdan sonra öğlen sıcağı bastırana ve haliyle annemin beli ağrıyana kadar oturduk.
Sonra güneşin altında fırın olmuş arabaya bindik, pencereler açık giderken bile serinleyemedik, neyse klima çalışınca biraz nefes aldık.



Marmara çocuğu olan, burada denize girmeyi seven bir arkadaşım, Suadiye plajı Caddebostan plajından daha temiz, deniz orada daha güzel dedi. 
Ben söyleyenin yalancısıyım ama bugün deniz çok güzel duruyordu ve plaj cıvıl cıvıldı.
Bir de şöyle başını kaldırınca ada manzarası var ki, daha ne olsun?

4 Ağustos 2026 Salı

4 Ağustos Salı

 Sabah kahvaltı yaparken Armağan Çağlayan'ın Jehan Barbur'la yaptığı söyleşiyi dinledim. Jehan Barbur'un şarkılarını severek dinlerim, merak ettim konuştuklarını. Gayet içtenlikle tatlı sesiyle ailesini, çocukluğunu, İskenderun'u  anlatıyordu. Dinlemek isterseniz, burada. 

Uyandığımda diz egzersizlerimi yapmıştım, bir de pilatese başlayayım artık dedim. Orada da diz için uygun ve güçlendirici çalışmalar yaptık. Her zamanki gibi yürüyerek gittim ama dönüşte fazla yüklenmek istemedim, taksiye bindim.

Öğleden sonra biber dolması ve yalancı imambayıldı yaptım, yaz menüsü oldu. 
Artık mutfakta da dikkat ediyorum, sebze doğrama işlerini oturarak yapıyorum. Yavaş hareket etmeyi öğrenmek ve vücudu korumak  gerekiyormuş, öğreniyorum sanırım.



Sizce bu meyve nedir?
Düne kadar ben de bilmiyordum, varlığından habersizdim.
Bunlar kiraz büyüklüğünde erikler. Apartman görevlimiz Ordu'ya gitmişti, ailesinin bahçesinden getirmiş. 
Çok lezzetli, ekşili, tatlılı karışık.

3 Ağustos 2026 Pazartesi

3 Ağustos Pazartesi

Bir kaç gündür "Londra'nın Son Kitapçısı"   romanını dinliyorum.  
Olayların ana akışı İkinci Dünya Savaşında Londra'nın bombalandığı zamanda geçiyor. Londra'nın 1940 Eylül ile 1941 Mayıs ayları arasında aralıksız her gece ve çoğunlukla gündüzleri de bombalandığını bilmiyordum, bombalamaların zaman zaman olduğunu sanıyordum. Bu roman vesilesiyle tarihe dönüp baktım, neler olmuş diye. 
Savaş hep olduğu gibi kötülükten ibaret.

Sabah dışarıda işlerim vardı, cadde tarafına indim. Oldukça sakin ve tenhaydı. Hava gittikçe ısınıyordu, öğlen olmadan eve dönmeye çalıştım ama yine de tepemden aşağı terlemiştim, hemen soğuk suya girdim biraz ferahladım.

Öğleden sonra biraz kitap okudum, Yiyun Li'nin "Mutluyken Başka Adlarımız Vardı" hikaye  kitabını okuyorum, yavaş gidiyor, ama zevkle okuyorum. 



Bu fotoğraf 5 sene öncesinden, masanın üzerinde sıralı duran kaktüsleri o vakit ilk kez ayrı saksılara almıştım. Ondan sonra alıp başlarını gittiler, şimdi koca saksılara sığmıyorlar.

2 Ağustos 2026 Pazar

2 Ağustos Pazar

 Bazen, üst üste yolunda gitmeyen  işler olduğunda sesim farklı tondan çıkıyor olmalı, Dciğim bunu fark edince "ne oldu, sesin içine kaçmış" derdi. Dün telefonda konuşurken Ş.ciğim benzer bir şey söyledi. 
Neyse ki dün ve bugün olaylar akışına girdi, tamirler yapıldı, yolcular menzile vardı. Umarım sesimin yankısı kaçtığı yerden geri gelmiştir.

Öğleden sonra, alacağımız bir kaç parça eşya için nereye gidelim derken İKEA'ya kara kıldık. Kızım baktı, ben baktım derken, bulduklarımızı aldık. Kalanlar için bir de Bauhause seferi düzenlemek gerekecek gibi duruyor.

Evden çıkmadan önce VNL Erkekler Finalinde 3.lük 4.lük maçının özetine bakmıştım. Bir dışarıdayken kardeşim final maçının setlerini ve sonucunu yazdı. Polonya şampiyon olmuş, bizim takım ilk sekizde 6. olmuş, hiç fena değil. 
Şimdi sıra ay sonundaki Avrupa Şampiyonasında.



Apartman bahçesindeki akşam sefalarından, bu defa sarı renk cazibesi...