Kontes kızın ev içindeki esrarengiz maceraları devam ediyor.
Esrarengiz maceraların kapsamındaki ana konumuz hangi nesneyi, ne zaman, nereye kaçıracağını bilememek. Geçenlerde mutfak tezgahı üzerinde duran kuru soğanı kaçırmış, kabuğunu ayrıca kenarda tutmuş ve kalanını yatağımın altına tıkalamıştı. Bir de mürdüm eriği kaçırmıştı, iki tanesini salonda ve koridorda bulmuştum, meğer bir tanesini de kızımın yatağının altına zulalamış.
O zulayı nasıl keşfettiğim ise ayrı bir konu.
Geçende veteriner ziyaretine götürülmüş ve aşı olmuştu. Aşı onu 24 saat süreyle biraz halsiz ve hareketsiz kılmıştı. Nekahat dönemi geçince, biraz da öç alırcasına, zıp zıp zıplamaya çeşitli yaramazlıklar yapmaya başladı.
Dün sabah Kontes ev içinde koşturup sabah egzersizleri niyetine yaramazlıkları yaparken, ben de salonda diz egzersizlerimi yapıyordum. İçerden tıkır pıkır sesler geldi ama aldırmadım, kendi işime devam ettim.
Sonra kahvaltımı yaptım, sokağa çıkmak üzere hazırlanıyorken çantamın yanına koyduğum yakın gözlüğümün yerinde olmadığını anladım.
Ara tara, gözlük ve kutusu yok. Zaten hafif bir gözlük ve plastik bir kutuydu. Kolayca patilemiş, çantanın yanından düşürmüş ve bir yere tıkmış, belli ki.
En yakın ihtimal yatak altı diye düşündüm, telefonun fenerini açtım, baktım, göremedim. Diğer yatakların altına baktım, göremedim. Ben bunları ararken Kontes hanım toz olmuş, hiç bir yerde gözükmüyor, sesleniyorum, sesimin tonundan anladı kızdığımı, ortaya çıkmıyor.
Nihayet halıyı kaldırdım, yatağı çektim ve gayet başarılı şekilde saklamış olduğu yerde gözlük kabını buldum.
Bunlar ise yatak altı araştırmaları esnasında kızımın yatağının altından çıkan zula,
Bir adet oyuncak maskot ve bir adet kuru erik.