14 Ağustos 2026 Cuma

14 Ağustos Cuma



Günebakan, gündöndü, ayçiçeği ve hatta şemşamer...
Bir bitkiye, onun çiçeğine verilen isimler...
Ki bir de meyvesi var, onun da isimleri  ayçekirdeği, çiğdem yöresine göre değişiyor.

Son günlerde google fotoğraflardaki bazı uygulamaları kullanıyorum, fotoğraflara yağlıboya veya suluboya havası veriyorum.
Yukarıdaki ayçiçeğini 5 sene önce mahallede yürürken görmüşüm, çekmişim. Bugün önüme çıkınca bu kare bir yağlıboya resim olsaydı, nasıl gözükürdü alternatifini denedim.
Hoş oldu bence.
 

13 Ağustos 2026 Perşembe

13 Ağustos Perşembe

 


Bunca senedir aynı evde oturmanın iyiliklerinden birisi, mahalle esnafıyla bir çeşit tanış veya komşu olmak.
Geçen ay kızımın odasının perdesini diken F. Hanımın dükkanının önü çeşitli boyda çeşitli bitkilerin olduğu saksıyla dolu.
Geçen hafta  dükkanının önünden geçiyordum, o da saksılarıyla ilgileniyordu, ayaküstü konuştuk.
Saksılardan kopardı, yabani semizotu ve reyhan verdi. Dedim bu reyhanı suya koyayım, köklensin ekeyim. Olur mu öyle, bilmem dedi Fatoş Hanım. En azından denerim, dedim ve oldu.
Bu reyhanlar komşu bahçeden geldi, diyebiliriz.

12 Ağustos 2026 Çarşamba

12 Ağustos Çarşamba

 Bugün temizlik yap ya kulum denmiş bir gün gibi geçti. 

Sabahla öğlen arası kiralık evdeki badana boya sonrasında,  R.ciğimle birlikte ağırlıklı olarak  pencere camı silme, banyo, mutfak temizleme üzerine sıkı bir çalışma yaptık.  
Öğleden sonra ise evdeki tozlar gözüme battı ve kitaplıkların tozunu alarak başlayıp, mutfak dolap kapaklarını silerek süren ve lavabo ovarak biten bir faaliyet içine girdim.
Bunca debelenmeden sonra da dizlerime buz koyup oturdum kaldım, haliyle. 

Akşamüstüne gelince, bir eşeğini kaybedip sonra çok şükür sevinciyle bulma hikayesi yaşadım.
Bankamatikten para çekecekken banka kartının yerinde yeller estiğini görünce, önce çantamı alt üst ettim, ardından kartı son kez kullanmış olabileceğim yerlere uğramaya başladım. Dördüncü dükkanda açılan bir çekmeceden aradığım kart çıkınca sevinçten havalara uçtum, gerçekten.

Bugünün hikayesi  böyleydi işte.



Sabah kahvaltısının son lokması,
Lor peyniri üstüne yaban mersini ezmesi ve tepesinde ceviz,
Deneyiniz, pişman olmayacaksınız.

11 Ağustos 2026 Salı

11 Ağustos Salı

 Nasıl geçtiğini anlamadığım bir günün akşamından merhabalar...
Gün başladı ve şunlar oldu:
Bir kaç konuşma (bir anket şirketi aradı, Bayan E. ile haberleştik, kardeşimle konuştuk)  
Kiralanacak dairenin badana boya işlerinin son rötuşları (usta şuradaki buat kapağı nereye gitmiş, şu pencerenin boyası yapışmış, kapının kilidini getirdin mi?) 
Emlak komisyoncusu ile tanışmak ( fikir alışverişi ve ölçüleme yapılması )   
Evi süpürürken toplantısı olduğunu hatırlayan kızımın kaldığı yerden süpürmeye devam etmek,
Annemin idrar kültürü sonucunu almak, doktorla haberleşmek, ilaç almak için eczaneye gitmek, markete uğramak, akşam yemeğine takviye yapmak...
Eh işte! Gün nasıl bitivermesin?



Etiketlerini yapıştırdığım baharat şişelerini görünce kızım "ayy, ne tatlı olmuş, anne" dedi.
Arpiciğime duyurulur.

10 Ağustos 2026 Pazartesi

10 Ağustos Pazartesi

 Sabahım kaslarımı ve dizlerimi kuvvetlendirmeye çalışarak, öğleden sonram ise çeşitli mutfak faaliyetleriyle geçti.

Kızım bu hafta evden çalışacakmış, o nedenle evde hazır yemek olsun düşüncesiyle mutfağa girmişken iki çeşit yemek yaptım, karnıyarık ve kabak kalye. Tesadüftür, bu yaz ikisini de ilk kez yapmış oldum, ikisi de yanında cacık olmasını seven yemekler.

Epeydir ekmek yapmıyordum, ekşi mayam unuttun beni zalim demeden artık bir ekmek yapmalı dedim ve hamuru hazırladım. 
Ah, bir de Arpicğimin verdiği kavanoz etiketlerini baharatlıktaki kavanozlara yapıştırdım, pek süslü oldular.



Geçende apartman görevlimizden gelen minik eriklerin bir kısmını yedik, kalanlar durduğu yerde kızarmaya devam ediyor. 
Kızımın aklına bunların yeşillerinden turşu olsa fikri geldi, bir kavanoza seçip doldurdum, tuzunu, suyunu koydum. 
Bakalım sonuç nasıl olacak?

9 Ağustos 2026 Pazar

9 Ağustos Pazar

 Dün gece neydi öyle arkadaşlar!?
Gün boyu serin serin gezdik dolaştık diye sevinirken, eve döndük ki kapı pencere açık ama yaprak kıpırdamıyor, rutubet böğrümüze ağırlık çökmüş hissi veriyor. 
Suya gir çık filan kar etmeyince, yatarken klimayı açtım ve evi biraz soğuttuktan sonra nem alma modunda çalıştırdım, yine de sabaha karşı ter içinde uyandım.

Bugün bizim mahalleye yağmur yağmadıysa da serinliği geldi, gün boyunca gri bulutlar gökyüzünden eksik olmadı.
Evde oturdum, sebze ayıkladım, yemek yaptım, çamaşır yıkadım. 
Öğlende annem mercimekli köfte yemeğe çağırdı, sonra komşumuz E.ciğimin çiçeklerine su verdim. Derken mahallede ufak bir tur attım biraz da alış veriş yaptım, günü akşamüstüne döndürdük.

Günün musikisi Mozart'tan gelsin, Klarinet Konçertosundan bir bölüm, tık. 




Dünkü kahve keyfi, tam ferah kahveleriniz olsun dileğine uygundu, doğrusu.
Ferah kahveleriniz olsun arkadaşlar. 

8 Ağustos 2026 Cumartesi

8 Ağustos Cumartesi

 Blogger hafta başında yazılarımı time line'da iki üç gün düzenli gösterdi, üç gündür yine şaşırdı, yazılar gözükmüyor, aferin ona. 
Neyse, yapay zeka algoritmasının hikmetinden sual olunmuyor, saldım kendi haline.



Gelelim günün hikayesine...
Sabah uyandık ve kızımla piknik çantamızı hazırladık, belki denize ayağımızı sokarız diyerek onun için de ufak tefek hazırlık yaptık ve  Şile istikametine doğru yola çıktık.
Yukarıdaki saltanat kayığının gezinti yaptığı yer ilk kez gittiğim bir gölet olan Saklıgöl.
Orada su kenarında kurulu piknik yerinde kahvaltımızı yaptık, suya baktık, içimiz açıldı.
Öğlene doğru  Ağva'ya gitmek kararıyla yola çıktık, orası mı burası mı kararsızlığından sonra Kilimli'ye ulaştık.
Denize tepeden bakan bir yar üstündeki lokantanın kafe bölümünde oturduk ve püfür püfür esen rüzgara karşı oturduk ve soğuk biralarımızı içerken göz alabildiğine uzanan Karadeniz'i seyrettik. 
Sonraki hedefimiz Şile'ye gitmek ve balık yemekti. Yavaş yavaş yollardaki trafik artıyor ve araba bırakacak yer bulmak iyice mesele haline geliyordu. Mendirekteki küçük balık lokantalarından en gölge ve serin bulduğumuz birisinde oturduk, yemeğimizi yedik.



Dönüş yoluna çıkmadan önce, restore edildikten sonra çizgi film kahramanı Sünger Bob'a benzetilir olan, aslı Cenevizlilere dayanan kaleye bir selam vermemek olmazdı, tabii ki!