29 Eylül 2026 Salı

29 Eylül Salı

Nasıl gri bir sabahtı, değme kış sabahına taş çıkartır, üstelik soğuk denecek kadar serin. Sanırım yıllardır ilk kez bu mevsimde kalınca bir pardesü giydim.
Yağmur sabahki kadar kuvvetli değildi, yine de rüzgâr zaman zaman şemsiyeyi ters çeviriyordu.
Peki bu havada neden dışarı çıktım ve hatta karşıya geçtim dersiniz.

Bugün tatil arası verdiğim diş tedavisinde ölçü alma günüydü. Sevgili diş doktorumuz rahmetli babasıyla ilgili hikayeleri anlatırken (babası O. amca da diş hekimiydi ve aslında sert mizaçlı bir kişiydi) beni ve yardımcısını gülmekten iki büklüm hale getirdi. Esasen o sırada diş için ölçü alınıyordu ve zaman nasıl geçti anlamadım bile.

Eve dönüş yolunu biraz uzattım, itiraf ediyorum.
Önce efendi gibi Şişli'den metroya bindim, Şişhane'de indim, Tünelle Karaköy'e geçtim. 
Derken alt geçitte vapur iskelesine gitmek yerine tramvay durağına gitmek fikrine kapıldım ve kendimi Sultanahmet'e götürdüm.



Yukarıdaki vapura eve dönüş yolunda Eminönü iskelesinde bindim ve Kadıköy'e geçtim.

28 Eylül 2026 Pazartesi

28 Eylül Pazartesi

 Yağmurlu hava benim tahminlerden anladığımdan daha erken geldi. Dün gece nasıl şakır şakır yağdı, değil mi? Bu sabah da hatırı sayılır ölçüde yağmur vardı. 

Gün içinde iki kez taksiye bindim. İkisinde de taksi şoförleri  "sigarayı şimdi yakmıştım, rahatsız olursanız söndüreyim" dediler. Dedim ki camımı açıyorum, siz de açın, bitirin sigaranızı. Sigara dediğin pahalı bir meret, at desem söndür desem parası iyice ziyan olacak. Gerçi sağlığa zararlı ya, o da ayrı dert.

Annemin sevdiğini ve bittikçe ajvar ya da lutenitsa (balkan usulü, köz biberli, patlıcanlı ezme) yaptığımı daha önce yazmış olmalıyım. Bugün yine yapıyordum, kızım mutfağa geldi (bugün evden çalışma günü) ohh mis gibi kokmuş, bize de ayırır mısın biraz dedi. Ayırırım ayırmasına da ana malzeme (közlenmiş biber ve patlıcan) annemden biraz ayırsam onun ölçüsü şaşacak. Ben sana sonra yaparım dedim.
Öğleden sonra eczane ve markete gitmek gerekince ve market rafında hazır közlenmiş biber ve patlıcanı görünce neden olmasın dedim. Aldım, eve gelince ikinci fasıl pişirdim, içim rahat etti.



Geçende kurduğum domates turşusu, artık buzdolabına girmeye hazır, biraz da orada olgunlaşacak. 

27 Eylül 2026 Pazar

27 Eylül Pazar

 Sabah çok hafif yağmur serpiştirmişti, hava durumu raporlarına göre asıl yağmurlu günler yarından sonra başlayıp hafta boyunca devam edecekmiş. 
Kızım dün gece yorgana geçti, annem ve ben nevresime battaniye geçirdik.
Bu ara mevsim böyle, nezle grip salgını ve vücut ağrılarının artması havanın soğumasıyla bağlantılı.
Öğlene doğru dışarı çıktım, ev içinde hırkayla dolaşıyordum, dışarıda terledim; içeriler dışarıdan serin oluyor.

Öğleden sonra yemek yaptım, bir süre. Hava soğuyunca can çorba çekiyor. Mercimekli hamur çorbası yaptım, içimiz ısındı.

Kuşlar İçin Ağaçlara Konma Klavuzu'nun son 50 sayfasını bugün okudum, bitirdim. Tatildeyken tamamlayamamışım. Şükür, çeşitli badireler atlatıldı, sonunda Kuzgun ve Serçe Ege'de bir Yunan adasında kavuştular, rüya gibi, masalsı ya da...

 

Dün topladığım, mevsimin ilk  at kestaneleri, 

26 Eylül 2026 Cumartesi

26 Eylül Cumartesi

 Saçmalıklar devam ediyor pek muhterem bloggerda; günlerce yerinden oynamayan akış, bir kaç gün önce hareket etti şükür, ancak mesela benim kendi öz blogumun bağlantısında diğer blogumda hiç yeni yazı yokmuş gibi yenilenmemiş gibi bir duruş var.
Amannn! Nihan ol didemdemden blogger, ya da çek git uzaklara yapay zeka, bizi bizimle bırak giderken.
Ne diyeyim daha başka?

Hafta sonunun ilk gününü turşu kurarak değerlendirdim; önce yeşil domates, sonra pancar turşusu kurdum.
Arada bir de ekmek hamuru yoğurdum, umarım yokluğumda biraz yaşlanan mayamı canlandırmayı başarmışımdır ve piştiğinde ekmek güzelce kabarır. 

Ev içinde üşüyoruz ya,  bu mevsimin şöyle bir güzelliği var, sokağa çıkınca ısınıyor insan, tabii ki güneş varsa. Bir de at kestanelerinin meyveleri olmuş ve yerlere düşmeye başlamış, bir dolu toplarım yine.



Bizim metro durağının asansöründeki kediye bakar mısınız?
İnen çıkan, bavulunu sürükleyen filan umurunda değil, uykusuna devam ediyor, bir güzel.


25 Eylül 2026 Cuma

25 Eylül Cuma

 Yahu daha dün sabah denizden gelen fışır fışır dalga sesi eşliğinde kahvaltı ediyordum, bu sabah korna sesiyle uyanmak şart mıydı? Şarttı. Çünkü bu şehirde kaç milyon insan yaşıyor, sen biliyor musun?
Diyerek, iç sesimle konuşa konuşa, şehrin gerekliliklerine dalıverdim.

Gelecek haftanın randevularını ayarla, bugünün işlerini sıraya sok, pazara git gel, aldıklarını yerleştir, yemek hazırla derken akşamı bulduk. 
Öğlende kardeşim uğradı, biraz onunla muhabbet ettik, anneme uğradım, siparişlerini ulaştırdım, bugün de böyle geçti.

Annem dün Eylül de bitti dedi diye itiraz etmiştim, daha bitmedi, bir hafta daha var demiştim. Günlerin geçiş hızına bakınca, anneme itirazım boşmuş, meğerse.
Ha bir de evin ışığı değişmiş, ben giderken yaz ışığı sürüyordu, şimdi evin içinde güz ışığı dolaşıyor.



Dün uçağın penceresine yapışmış, bulutların arasından aşağıda görünenlere bakıyordum, Sabiha Gökçen'e yaklaşırken alçaldık ve adaların üstünden geçtik.
Biraz puslu ama olsun, hayal gücünün yardımıyla bakarak ve Büyük, Heybeli, Burgaz, Kınalı diye uzandıklarını görmek, Anadolu kıyısında görünen silme beton yapılaşmanın yanında insana ferahlık veriyor.

24 Eylül 2026 Perşembe

24 Eylül Perşembe

 Kürkçü dükkanına döndüm, hem de bol güneşli Bodrum'dan hareket ettikten yarım saat sonra bulutlardan yer görünmemeye başlayarak ve İstanbul'a inişte ise sağanak halinde yağmurla yere konarak.
Kısacası allahaısmarladık yaz, merhaba sonbahar!

Bir arkadaşım diyor ki, evden havaalanına git, bavul ver, güvenlikten geç, uçak bekle, bin git kon, tekrar bavul bekle, havaalanında tekrar bin gideceğin yere git, derken uçakla bir saatlik yolculuk altı saati buluyor, arabayla gitmek daha mantıklı. Çok da haksız değil esasında.

Eve dönüş arabayla veya uçakla hep aynı hissi veriyor, o ayrı. Zaman ne çabuk geçti, tatil bitti mi yani, ne çabuk, bir dahaki tatil ne zaman? Çeşit çeşit soru öbeği.



Bu sabaha ve önceki dokuz sabah boyunca bir benzeriyle güne başladığımız kahvaltı tabağı,
Lorlu, pişili, bahçeden zeytinli...


23 Eylül 2026 Çarşamba

23 Eylül Çarşamba

Bugün ekinoks, 23 Eylül'de TSİ 00:06 itibariyle gece ve gündüz eşit oldu, şimdiden sonra geceler uzayacak günler kısalacak, ta ki 21 Aralık'taki gündönümune dek.
Yaz bitti, şimdiden sonrası sarı sonbahar.

Doğanın bildiğini biz insanlar yaşayarak öğrenmeye çalışıyoruz, eğer niyetimiz varsa.
Dün akşam İstanbul'da yağan yağmurda eve dönmeye çalışan gelinciğim, beni arayıp anne battaniyeler hangi dolapta diyen çiçeğim, bu sabah denize girerken rüzgâr denizi soğutmuş galiba diyen biz gibi...


Bulutlar Datça üzerinden kalkmış geliyor, yelkenliler pupa yelken seyirde...