17 Temmuz 2026 Cuma

17 Temmuz Cuma

Sabah fizik tedavi sonrası pazara gittim, güya iki parça bir şey alıp dönecektim, olmadı.
Sarı kiraz çıkmış, gördüm aldım, geçende annem de istemişti, ona da aldım.
Yaban mersini pek bollaşmış, böğürtlen vardı. Reçel yaparım dedim, aldım.

Öğleden sonra böğürtlen reçel oldu, yaban mersinini çok az şekerle püre yaptım. 
İkisinin de suyu çoğaldı, kaynat kaynat acılaşmasın diye meyveleri süzdüm, sularını biraz daha kaynattım. Aklıma geldi, kardeşim geçende bir şey söylemişti, fazla kaynatmadan sulu reçeli koyulaştırmış, neydi diye düşünüyordum, kardeşim aradı. Bir kaşık toz jöleyi eritmiş, onunla biraz kaynatmış, koyulaşmış. 
Evde jöle yoktu, ben de birer kaşık buğday nişastasını suda erittim, onu ekledim, aynı sonuca ulaştım.

Sonra reçeli ve meyve püresini kavanozlara koydum, kaldırdım.
Ben reçellerle haşır neşirken oğlum mesaj yazdı, bir kaç gün önce hindi budu almıştı, onu nasıl pişirdiğimi sormuştu, anlatmıştım. Pişirmiş, sonuç iyi olmuş, haber veriyordu.

Akşamüstü biraz ayağımı uzattım, oturdum ve dünden beri aklımda olan bir filmi buldum, izledim; Öldürdüğün Şeyler. 
Filmin yönetmeni Kanada'da yaşayan İranlı Alireza Khatami, filmin tüm oyuncuları bizden, neresi olduğu bahsedilmemekle birlikte film Türkiye'de çekilmiş. Son sıralarda insanın kötücül taraflarını anlatan filmleri -güya fikren  kaçsam da- izler oldum. Bu filmin ana izleği baba oğul çatışması ve insanın iyi ve gölge tarafları üzerineydi. Pek çok uluslararası film festivaline katılmış ve mesela Sundance'den ödülle dönmüş.



Lafımızı ağız tadıyla sonlandıralım,
Senede bir kez, görünce aldığım meyvelerden,
Sarı kiraz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz!