Sabahtan itibaren annem televizyonun başındaydı, gelişmeleri takip ediyordu.
Öğleden sonra kızım işten döndü, bu defa o olanları izlemeye başladı.
Olanları hepimiz biliyoruz, sonra tarih ayrıntılarını yazacak elbet.
Akşamüstü biraz yürüyeyim, başımdaki uğultu azalır belki diye düşündüm, dışarı çıktım.
Mahallenin bol ağaçlı ve yeşil yapraklı sokaklarında dolanırken telefon sesi duydum, benimki gibi çalıyordu.
Elimi öylesine çantama attım, çalan telefon benimki değilmiş, çünkü telefonumu evde şarjda unutmuşum.
Aklıma ilk gelen, "adımsayar adımlarımı sayamıyor" oldu.
Sonra güldüm kendime, adımlarım sayılmayınca yürümemiş mi oluyorum?
Buradan yola çıkıp yaşananlarla bir paralellik kuracaktım, ama takatim yok...
Gelincikler, Bodrum'dan, iki hafta öncesinden...

Ah takat mı kaldı, delirmemek işten değil, daha neler göreceğiz bakalım...
YanıtlaSilBir bilebilsek, neler göreceğiz? Şöyle sakin, tatlı, yüz güldürecek şeyler görsek ya! :)
SilÜlke olarak kaplumbağa adımlarıyla gidiyoruz. Arka planda Mehter Marşı.
YanıtlaSilGelincikler ne güzel açmaya devam ediyorlar.
Gelincikler dört mevsim açsalar keşke! <3
Silbugün yolda gelirken de hep gelincikler vardı bize eşlik eden. benim de aklıma edip canseverin şiiri geldi:
YanıtlaSilgerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde
sevgiler umutlar yok değildir
öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize
çabuk öfkeleniriz
durup durup böyle hüzünlenmemiz neden
anlamıyoruz da ondan mı yoksa
bir bütün olduğunu mutluluğun
umudun bir bütün olduğunu
seziyor muyuz yalnızca
baktıkça gelincik tarlalarına uzaktan
öyle bir arada güzel
yaşamanın lezzetini
kanımızı tutuşturdukça gün günden
buğusunu saldıkça
bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi.
Ahh, bu şiir ne iyi geldi. <3
SilSağol Şulem. :)