24 Mayıs 2026 Pazar

24 Mayıs Pazar

Sabahtan itibaren annem televizyonun başındaydı, gelişmeleri takip ediyordu.
Öğleden sonra kızım işten döndü, bu defa o olanları izlemeye başladı.
Olanları hepimiz biliyoruz, sonra tarih ayrıntılarını yazacak elbet.

Akşamüstü biraz yürüyeyim, başımdaki uğultu azalır belki diye düşündüm, dışarı çıktım.
Mahallenin bol ağaçlı ve yeşil yapraklı sokaklarında dolanırken telefon sesi duydum, benimki gibi çalıyordu.
Elimi öylesine çantama attım, çalan telefon benimki değilmiş, çünkü telefonumu evde şarjda unutmuşum.
Aklıma ilk gelen, "adımsayar adımlarımı sayamıyor" oldu. 
Sonra güldüm kendime, adımlarım sayılmayınca yürümemiş mi oluyorum?

Buradan yola çıkıp yaşananlarla bir paralellik kuracaktım, ama takatim yok...



Gelincikler, Bodrum'dan, iki hafta öncesinden...

6 yorum:

  1. Ah takat mı kaldı, delirmemek işten değil, daha neler göreceğiz bakalım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir bilebilsek, neler göreceğiz? Şöyle sakin, tatlı, yüz güldürecek şeyler görsek ya! :)

      Sil
  2. Ülke olarak kaplumbağa adımlarıyla gidiyoruz. Arka planda Mehter Marşı.
    Gelincikler ne güzel açmaya devam ediyorlar.

    YanıtlaSil
  3. bugün yolda gelirken de hep gelincikler vardı bize eşlik eden. benim de aklıma edip canseverin şiiri geldi:
    gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde
    sevgiler umutlar yok değildir
    öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize
    çabuk öfkeleniriz
    durup durup böyle hüzünlenmemiz neden
    anlamıyoruz da ondan mı yoksa
    bir bütün olduğunu mutluluğun
    umudun bir bütün olduğunu
    seziyor muyuz yalnızca
    baktıkça gelincik tarlalarına uzaktan
    öyle bir arada güzel
    yaşamanın lezzetini
    kanımızı tutuşturdukça gün günden
    buğusunu saldıkça
    bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh, bu şiir ne iyi geldi. <3
      Sağol Şulem. :)

      Sil

Hoşgeldiniz!