25 Haziran 2026 Perşembe

25 Haziran Perşembe

Annemin iki haftadır yapmayı planladığı aile yemeği bugün hayat buldu.
En başta, büyük dayımın evden çıkıp anneme gelmesi için ikna edilmesi gerekti. Annem sana hangi Malatya yemeğini yapayım, ne özledin diyerek dayımı kandırmaya çalıştı. İ. dayım önce zahmet olmasın, ne gerek var diyerek yan çizmeye çalıştı, hatta annemi bir süre oyaladı bile diyebilirim. Sonra ben kendisiyle konuştum, hiç birimiz için zahmet olmayacağını, gelirse annemin çok sevineceğini söyledim ve böylece tarih kararlaştırıldı. 
Aksi tesadüf, meğerse kararlaştırılan tarihte küçük dayım O. ve eşinin kısa bir tatil planı varmış. İyi tesadüf, birlikte tatile gidecekleri arkadaşları grip olduğu için yola çıkamadılar ve bugün gelebildiler.
Annemlerin küçük kuzenleri Z. abla da gelirim deyince, ekip tamamlandı. 
Tabii ki kambersiz düğün olmaz, kardeşim ve ben annemin ekibinin ayrılmaz parçaları olarak, hazır ve nazırdık.  

Menünün ana yemeği sıkma köfte idi, bu yemek güneydoğuda yaygındır ve çeşitli isimlerle yapılır. 
Ana yemek öncesi çorbasız olmaz haliyle, o da başka bir memleket çorbası olan kulak çorbasıydı. Kulak da nedir derseniz, çorba adını içindeki küçük kare kesilmiş hamurlardan alıyor, kulak onlar.
Salata, zeytinyağlı taze fasulye, börek derken tatlı olarak da tam da bugün başlayan aşure ayını karşılayan aşure vardı. 
Yemekten sonra içilen çaylara Malatya'dan gelmiş un kurabiyeleri eşlik ediyordu, ama midelerde ancak yarım yarım yenecek kadar yer kalmıştı.  
Yemeyi ve yedirmeyi aşkla seven memleketimizin insanlarının eskileri ağız tadıyla anmak dileğiyle geçirdikleri bir gün işte böyleydi.



Günün yıldızı, annemin aşuresi,
Annem tabii ki yaptığı her yemek gibi buna da bir kusur buldu, şekeri az olmuş dedi.
Aslında bu bir tür övgü alma yöntemi, yaptığını eksikleneceksin, karşındaki hiç de öyle değil diyecek ve seni övecek.
Adet böyle...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz!