Yapmam gereken bir iki iş için karşıya geçmem gerekiyordu.
Dünkü deli havadan sonra bugün bulutlu, soğuk ama sakin bir hava olacağı bekleniyordu, tahminler doğru çıktı. Bu fırsatı kaçırmadım ve öğlen tatilinden sonra karşıda olacak şekilde evden çıktım.
Metroyla Kadıköy'e ulaşması kolay, sonrasında alternatifler var. Bu defa karşıya geçmek için en yakın seçenek Beşiktaş motoruna binmekti. Beşiktaş'ta henüz varlığını sürdüren ender dolmuş hatlarından olan Beşiktaş Taksim dolmuşuna son yolcu olarak bindim ve kısa zamanda meydana ulaştık.
Taksim'deki işimi hallettikten sonra meydandaki nostaljik tramvaya selam verdim ve İstiklal Caddesine girdim. Galatasaray'a ulaştığımda, arkamsıra meydandan hareket eden tramvay ve Tünel'den yola çıkmış tramvay GS Lisesinin önünde önce buluştular ve sonra kendi yollarına devam ettiler.
Birazdan İstanbul Barosu binasın sokağına girdiğimde bina önündeki kalabalığı görünce şaşırdım, meğer genellikle perşembe günü yapılan avukatlık yemin töreni bugün de varmış. Yemin edecek, mesleğe yeni başlayacak genç meslektaşlarımın heyecanı beni gülümsetti, dilerim yolları açık olsun.
Yıllık aidatımı ödedikten sonra yoluma Tünel'e doğru yürüyerek devam ettim,
Tünel'e binerek Karaköy'e indim, Kadıköy vapuru on dakika sonra geldi, arka kıçta oturdum ve yine denize bakarak, köyümüze ulaştım.
Bu arada vapurda uzun zamandır rastlamadığım bir şey oldu, bir satıcı tam eski usul tanıtımla sebze soyma bıçağı reklamı yaptı ve epey de sattı.
Fotoğraf geçen haftadan,
Ağaçtaki kargalar, kayaların üstündeki kediler,
Hepsi kendi alemindeler...

Aman be, öğrenemedi gitti, benim ben, Güllüzadelerden Leylak, ahaha çiçekçi tükkanı gibi adım var :) Ya ekmekçim ben yoruldum yahu ne çok vasıta değiştirip ne çok yere gittin, bir uçak kaldı binmediğin :) Yalnız fotoğraf nefis, tablo sandım...
YanıtlaSilÇok güzel foto. Bir an yazınızdan İstanbul'u özlediğimi fark ettim. Sevgiler.
YanıtlaSil