Parmak hesabı yaptım, inanamadım; son defa İstanbul Modern'e gittiğimde Ağustos sonuydu ve bin senelik arkadaşım S.ciğimle Eylül ayında Bodrum'da görüşmüştük.
Bugün araya giren sonbahar ve kış aylarından sonra nihayet hem İstanbul Modern'e gittim, hem. S ile müzede buluştuk ve sergi gezdik.
Amacımız, öncelikli olarak, Ocak ayında açılan ve Eylül'e kadar devam edecek olan "Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası" sergisini gezmekti, sonra da oturup sohbet edecek ve geçen zamana dair arayı kapatmaya çalışacaktık, öyle de oldu.
Sergi, tahmin etmediğim kadar geniş kapsamlı, güzel ve etkileyiciydi.
Semiha Berksoy'un ressam annesini çok küçük yaşında kaybetmesi, kendini sanatçı olmaya adaması, babası ve kızıyla ilişkileri, opera ve resim sanatındaki başarıları, izleyenin onun kişiliğini anlayabilmesini sağlayacak ayrıntılarla sergileniyordu.
Sergiden sonra S.ciğimle oturduk bir şeyler yedik, üstüne kahve içtik, sohbet, muhabbet derken üç saat nasıl geçti anlamadık bile.
Gökyüzünü parlatan kuvvetli poyrazla İstanbul pek güzel ışıklanmıştı.
İlk fotoğrafta İstanbul Modern'in terasından görünen manzara, ikincisinde Karaköy iskelesinden Beyazıt kulesi, Galata köprüsünün siluetleri bulutlarla köşe kapmaca oynar gibi.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Hoşgeldiniz!