Sabah annemin bir ilacı için rapor alınması ve reçetenin yeniden yazılması gerekliliği ortaya çıkınca, hastane gezmesi yaptım.
Hastane gezmesi diyorum, çünkü raporu yazdır, onayını al, kontrol randevusu açtır, ilaç yazdır, eczaneden ilaçları al derken sabah sporu olarak epey bir adım attım.
Öğleden sonra arkadaş buluşmasına giderken, trafik tüm yolları geçilmez hale getirince ( daha doğrusu, daha hızlı gitmek amacıyla bindiğim taksi bir noktada hareketsiz kalınca diyeyim ) araçtan indim yine yürüdüm.
Eve dönüşte Bostancı sahilden eve yürüyüşümü de sayarsak, bugün kendimi yıldızlı pekiyi almış sayıyorum.
Fakat, trafikte gidemeyen taksinin şoförü son yıllarda tanıdığım en kalender sürücüydü sanırım. "Nereden isterseniz oradan giderim, inmek istediğiniz noktada dururum, ne yapalım trafik hali böyle, gitmeyince gitmiyor" filan diyen, adeta sinirleri alınmışcasına sakin bir portre çizen, tatlı tatlı sohbet eden şoföre bayıldım.
Yolu açık olsun, ne diyeyim.
Apartman bahçesinin pisi heyetinin gediklilerden birisidir kendisi,
Öğlenki güneşi fırsat bilmiş, güneşleniyor.

ermiş o taksici bence. istanbul trafiği en sakin insanı bile çıldırtır.
YanıtlaSilbabam geldi yine aklıma bu arada. sert araba kullanırdı ama trafikte taksicilere mutlaka yol verir, onların abukluklarına pek ses çıkarmazdı, "kolay mı bu trafikte sürekli araba kullanmak" diye :)
Tabii canım, beni biliyorsun sürücünün yanında oturunca çenem düşüyor, çocuklar nasıl dalga geçerdi benimle. :)))
SilBabacığın çok haklıymış, gerçekten taksicilerin işi çok zor.