Günün yarısını mutfakta geçirdim diyebilirim; pazardan aldıklarımın ayıklanması, yıkanması, yerleştirilmesi, öğlen için çorba, akşam için pazı pişirilmesi, yetmedi bir de kızımın arzusunu yerine getirmek üzere ayva tatlısı işine girişilmesi derken saatler geçti gitti.
Arada güneşli Antalya'da havuz başında oturan gurbet kuşlarım ve dünürlerimle görüntülü konuştuk. Annemi aradılar, hatır sordular sağolsunlar.
Kızım bugün evden çalışıyordu. İşi bitince bir güzel uyku çekti, ben çalışmaya devam ettim. Sonunda az önce tatlı için kaymak almaya gitmeye razı edebildim.
Yine komik bir apartman yazışması oldu; yöneticimiz yapılan bir tamirat için ek para istedi, teyzelerimiz hemen araya bu sene de hiç ısınamıyoruz şikayetlerini sokuşturdu.
Ne bekliyorlar anlamıyorum, zaten gündüzler güneşli ve 20 derece civarında geçiyor, akşamları birazcık kalın giyinseler olacak bitecek.
Neyse, yaşlılık halleri diyelim, geçelim.
Fotoğrafı eklerken aklıma bir şarkı geldi,
Kırmızı gülün alı var'ı Dilek ve Derya Türkan birlikte yorumluyor.

Yaşlılar daha çok üşüyor sanırım. Yazın kat kat giyinenleri, elektrikli soba yakanları bile duydum.
YanıtlaSilGerçekten üşüyor olmalılar, haklılar da. Gerçi annem bu genele ters düşüyor, o sık sık sıcaktan yakınır, kış ortasında bile. :))
Silkayınvaldem bize gelince, kombiyi ciddi ölçüde yükseltiyorum, yoksa battaniye altında yaşıyor :P
YanıtlaSilkırmızı gülün adı var'ı çok severim. dilek türkan da ne güzel söylemiş. Tolga Çandar'ın da yorumunu severim
Evet haklısın, bazısı çok daha fazla üşüyor, anlayış göstermek gerekiyor. :)
SilTolga Çandar'ı fırsat bulunca dinleyeceğim, sesi kulağımda çınladı sanki, yakışır. :)