Geçen hafta ertelenen diş provası için bugün Mecidiyeköy'e geçmişken, günün bonusu S.ciğimle buluşmak oldu. Konuşmaya daldığımız için yolu kaçırarak Mecidiyeköy civarında "ayy burası da neresi böyle" diye diye bir tur attıktan sonra, şaşırarak günü geçirmeye devam ettik.
Önce arabayla geçtiğimiz Osmanbey, Taksim, Tarlabaşı hattında sonra yürüyerek geçtiğimiz Taksim Pera Müzesi arasında "ne kadar değişti buralar" diye söylenerek günü tamamladık.
Geçen hafta Sultanahmet'te bir sene yaşadığım yurt binasını bulamayışıma benzer şekilde, arkadaşımın babasının iş yerinin olduğu Santral Han'ı bulamayışımız güne damgasını vurdu. meğer, Santral Han artık yokmuş, yıkılmış, yerine kim bilir ne zaman ne yapılacak?
Hayal kırıklıklarını geçersek, günün hoş tarafı uzun uzun sohbet etmek, Hayvore'de hamsi tava yemek, Pera Müzesi'nde yeni açılan Frank Bowling / Yaratım ve Yıkım ve Cumhuriyet'in Kamera Arkası başlıklı sergileri gezmek oldu.
Özellikle Selahattin Giz ve ustası Namık Görgüç tarafından oluşturulan negatif arşivinden seçilenlerle, gazete sayfaları örnekleriyle oluşturulmuş ve bir çeşit 1920 - 1950 arası yılların panoraması gibi olan sergi ilgimizi çekti.

O köpükler hayal kırıklıklarını bir nebze unutturmuştur...
YanıtlaSil