Sabah metroya doğru yürürken yağmur hızla indirdi, durağa gidene dek şemsiyeye rağmen epey ıslandım.
İlk gelen metro dörtlüydü ve hiç binilesi değildi. Ardından gelen metro sekizliydi ve ayakta rahatça durulabiliyordu.
Vapura mı gitsem, metrobüse mi tereddüt ettim, daha hızlı olur düşüncesiyle metrobüsü tercih ettim. Ünalan'da aktarma yaparken bulutlar yükselmeye başlamıştı.
Bu durakta da ikinci sıradaki aracı bekledim, şansım yaver gitti, neyse ikinci metrobüs tıklım tıkış değildi.
Zincirlikuyu'da boş bir taksi bulunca, oh dedim, toplantıya gecikmiyorum.
Toplantıdan sonra düşündüm, bu güvenilmez havada oyalanmadan karşıya geçmek en iyisi. Hem öğleden sonra yağmur yağmazsa pazara da giderim.
Dönüşte hiç değilse deniz sefası yapmış olmak için Beşiktaş iskelesine gittim ve motora bindim, sonra yine metro. Çıkışta yine yağmur serpiştirdi, neyse bu defa eve ıslanmadan ulaştım.
Öğleden sonra pazar alışverişi, ayıklama, yerleştirme ve aralarda bir süredir görüşmediğim arkadaşlarla telefonlaşarak geçti. Güneş yine açtı, sonra yağmur yine indirdi.
Saat 09:15, köprü üzerinde, metrobüs penceresinden boğaza bakış,

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Hoşgeldiniz!