Bir kaç gündür "Londra'nın Son Kitapçısı" romanını dinliyorum.
Olayların ana akışı İkinci Dünya Savaşında Londra'nın bombalandığı zamanda geçiyor. Londra'nın 1940 Eylül ile 1941 Mayıs ayları arasında aralıksız her gece ve çoğunlukla gündüzleri de bombalandığını bilmiyordum, bombalamaların zaman zaman olduğunu sanıyordum. Bu roman vesilesiyle tarihe dönüp baktım, neler olmuş diye.
Savaş hep olduğu gibi kötülükten ibaret.
Sabah dışarıda işlerim vardı, cadde tarafına indim. Oldukça sakin ve tenhaydı. Hava gittikçe ısınıyordu, öğlen olmadan eve dönmeye çalıştım ama yine de tepemden aşağı terlemiştim, hemen soğuk suya girdim biraz ferahladım.
Öğleden sonra biraz kitap okudum, Yiyun Li'nin "Mutluyken Başka Adlarımız Vardı" hikaye kitabını okuyorum, yavaş gidiyor, ama zevkle okuyorum.

İnsan bazen okuduğu bir kitapla savaşın yıkımını, bir kaktüse bakarak da zamanın sessizce akışını aynı anda fark edebiliyor.
YanıtlaSilHoş geldiniz Ali Bey. :)
SilHaklısınız, farkındalıkları tek yazıya sığdırmak isteyince böyle oluyor sanırım. :)
Hoş bulduk. Tek yazıya sığdırmak değil de bir ömre sığdırmak diyelim ki bu da bir hüner nihayetinde. :)
Silo kadar uzun süredir kitap dinlemiyorum ki...süpersin şekerim :)
YanıtlaSilEstağfurullah şekerim, o sizin öz şekerpareliğiniz. :))
SilO kitabı ben de dinlemiş ve savaşlardan bir kez daha nefret etmiştim...
YanıtlaSilNefret etmemek, üzülmemek elde değil. :(
SilFotoğrafa bayıldım. Son hallerini de paylaşır mısınız acaba 😍
YanıtlaSilAradan geçen zamanda hepsi öyle büyüdü ki toplu fotoğraf güç, ancak tek tek çekip gösterebilirim. :))
Sil