Satırlarıma başlarken, yazdıklarımızı kafasına göre gecikerek yayın akışlarımızda gösteren blogspota en içten hörmetlerimi sunmak istiyorum.
Ekmekcikız'a yazdığım son yazı 3 gün sonra tedavüle çıktı, bu blogun son yazısı bir önceki yazı olarak gözüküyor.
Bi titre de kendine gel sayın blogroll, öbür mecralar gibi saniyesinde görünür olmak derdinde değiliz de, okuyucudan yazılmış yazıları gizlemesen eyi olcek, aksi halde başımı alıp gidesim var.
Bilmem anlatabildim mi?
Bugün sebze ayıklarken, dünkü final maçının özetlerini izledim dersem, kafayı voleybolla bozmuş olduğum düşünülebilir, ama çok zevkliydi, ne yapayım?
Bir de Yüksel Aksu'nun son filmi Bak Postacı Geliyor'u seyrettim. Tatlı bir filmdi, bir buçuk saat eski zaman nostaljisi içinde hoş vakit geçirdim, iyi geldi.
Bu fotoğrafı daha önce en az iki kez yayınlamış olmalıyım, yine karşıma çıktı, yine anıları yâd ettim, buraya da eklemek istedim.
Hem bugün için daha anlamlı, eski büromuzun balkonundan görülen bu manzaranın fotoğrafını, tam on sene önce 27 Temmuz 2016'da çekmişim.
bugün

bak postacı geliyor, gerçek hayat hikayesi olması daha da güzel ve naif kılmıyor mu sence de? bir de ozan akbaba çok şeker değil mi? aşiret ağasından saf postacıya geçişi ne güzel oynamış :)
YanıtlaSilEvet, çok tatlıydı; özellikle son sahnede yönetmenin de çığırtkan rolünde filme dahil olması ve okuduğu maniler çok eğlenceliydi. :)
SilOzan Akbaba'yı seviyoruz, şekerim. :)
Blogger sapıttı değil mi ama? Olsun bir şekilde okuyoruz birbirimizi, keşke daha güncel okuyabilsek ama bazen de böyle 2-3 postu arka arkaya okumak da hoş oluyor :)
YanıtlaSilHem de ne sapıttı! Anlamsız şekilde.
SilOkuyoruz birbirimizi tabii ki ama tıklanma sayıları gözle görülür şekilde düştü, yoldan geçen göremiyor bence. :)