Öğlene doğru yürüyüşe çıktım. Önce eczaneye ve bankaya uğrayacaktım, sonra biraz mahallede yürürüm diyordum.
Derken aklıma Kadıköy'e gitsem mi fikri düştü, metroya doğru yollandım. İstasyona yürürken fark ettim, hava tahminimden soğukmuş. Metroya bindim ve o sırada kardeşim mesaj attı, Kozyatağı'ndan metroya biniyormuş, bir sonraki metroya binmiş olsam, metroda rastlaşacaktık.
Kardeşimi görmek için Ünalan'da metrodan indim, kardeşim zaten orada inip metrobüse geçecekti. Böylece bir taşla iki kuş oldu, hem kardeşimi gördüm, hem uzun zamandır yolumun düşmediği Akasya'ya gidip kapalı alanda yürüyüş niyetine turladım.
Bizim mahallenin -sanırım- ilk ekşi mayalı ekmek fırını Jüli Bakery idi, on sene olmuş açılalı.
Ekmek yapmama rağmen, çok kez oradan güzel ekmekler almıştım, çocuklar da severdi ekmeklerini.
Böyle -di'li geçmiş yazıyorum, bulundukları bina kentsel dönüşüme giriyormuş ve günümüz ekonomik koşullarında başka yerde devam etmeye cesaret edememişler, belki de yoruldular.
Haberi çocuklarla paylaştım, onlar da hüzünlendiler.
Bizim yaramaz kedikızın bu sabahın erinde eylediği marifet,
Büfenin üstünde duran, renklerini sevdiğim bir kâseyi aşağıya ittirivermiş,
Olan olmuş haliyle,
Kızım yapıştırırrım onu dedi, ama, bakalım tutar mı?^

Merkür retrosu mu var? Dolunay mı sebep anlamadım. Dün bulaşık makinesinin bozulması, benim düşmemin yanısıra kuş koleksiyonumdan bir parça da düşüp kırıldı. Bugün Japonla yapıştırmaya çalıştım ama bu Japonlar hep tek kullanımlık, kurumuş işe yaramadı, Pelikan'la denedim gevşek oldu. Yarın Japon alıp deneyeceğim tekrar...
YanıtlaSil