Bazı günler buraya böylece yazarken "ben şunu yaptım, buraya gittim, onu okudum filan demek iyice anlamsız geliyor.
Bu kadar çabalamasam mı acaba, öylece dursam mı, ne yapsam?
Baksana, çok yakınımızda yine savaş hareketleri, bombalar, ölen siviller, tamtamlar, kabarmalar, hayata aykırı şeyler olmakta.
Sabah haberi alınca kızıma sordum, Tahran'lı arkadaşı N.'ın ailesi nasılmış, ailesinden haber alabilmiş mi? Kızcağız ülkesi dışında, bir iş bulmuş, çalışmaya başlamış, ohh diyemeyecek bile şimdi, aklında ailesine ne olduğuna dair sorularla...
Dün gece kuzenim tatil dönüşü anneme vedaya gelmişti, giderayak kapı önünde fısıldadı, canı sıkılmış, bir tanıdığının tanıdığı kumar borcu nedeniyle intihar etmiş. Gazete haberi değil, olay yakınlarda olunca insan daha çok etkileniyor.
Dündü yine, akşamüstü Sirat filmini izledim. Neymiş bu film derseniz, geçen sene Cannes başta olmak üzere pek çok festivalden ödül almış bir film, burada.
Doğrusu filmi sevdim diyemiyorum. Filmin seyirciyi şok etmeyi başardığı kesin. Bu şok etkisi bir sinema dili veya anlatma yöntemi de olabilir, ama amaç neydi, neden şok geçirdik, işte onu tam anlayamadım.
Ben iyiden iyiye klasiklerde kalan bir insanım, sanırım.
Öğlende sahile yürüdüm, hava soğuktu, arada inceden spreylemece bir şeyler yağıyordu, deniz kenarı tenhaydı, martılar sahile yakın öylece duruyorlardı, uzaklarda adalardan hemen önce güneş ışığı ince bir çizgi halinde denize düşüyordu.

her korkunç olay, eğer tanıdıklarımız işin içindeyse daha da korkunçlaşıyor gerçekten. bizim de İranlı bir arkadaşımızın tüm ailesi orada, kızcağızın hâli hepimizin yüreğini dağlıyor resmen. Dilerim başladığı gibi bitsin. daha fazla ölüm olmasın...
YanıtlaSil