Akşamüstü gördüm, mutfaktaki soğan kabında duran iki baş kuru soğan filizlenmişti. Hava iki gün ılık gidince bahar geldi sananlar serisine, kuşlar ve tomurcuklanmalardan sonra bir ek daha.
Yahu kardeşim bi serin gelin, bi durun!
Bugün kardeşimle döndük eve; sabah pilatese gitmiştim, öğlende dönüşte kardeşim o taraftan geçti, beni aldı, geldik, annemde oturduk, çorba, çay, sohbet serimizi uyguladık.
İki üç gündür kızımın üzerinde hafif bir kırıklık vardı, önceki gece öksürük tuttu uyuyamadı, tetikte beklerken benim de uykum kaçtı. Sonra bitkisel bir pastil verdim, o iyi geldi uyudu, ama benim uykum kaçtı gitti. İclal Aydın'ın son kitabını dinlemeye başlamıştım, sabaha karşı biraz uyumuştum.
Dün gece ikimiz de ıhlamurlarımızı içtik ve erken yattık, eksik uykularımızı tamamlamışız, bugün daha iyi geçti.
Bu sene sokaktaki çiçekçilerde nergisi çok az görüyorum, bunlar geçen senenin nergisi.
Önceki gün F.cığıma giderken bizim alt sokaktaki çiçekçiye nergis sordum, "bu sene hiç yok abla" dedi. Yerinde yokmuş, oradaki satıcılar ispat için fotoğraf gönderiyormuş, tarlalar boşmuş, olmamış bu sene.
Anladığım, soğanların başına hava nedeniyle iş geldi, dondular belki ya da kuraklığa denk geldiler, açmamışlar.
İşte, sonra da kimileri daha çok petrol, daha çok şu, daha çok bu peşinde olay çıkarıp durmaya devam ediyor.
Bilseler ki toprağın altında o çokların hiçbirisi işe yaramıyor...
Anlarlar mı acaba bir gün?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Hoşgeldiniz!