Bugünün önemli işi, anneme geçen hafta verilen ilk demir serumunun tekrarını sağlamaktı. Geçen haftaki işlemden sonra araya giren soğuk ve yağışlı havaların ardından, ilk uygun zaman bugün oldu.
Kardeşim öğlene doğru geldi, hastaneye gittik, geçen defakinin aksine pek kalabalık yoktu, fazla beklemeden serum verildi.
Hastane dönüşü evde biraz sohbet, biraz çorba içmektir, üstüne çay da içelim derken, akşamüstünü bulduk.
Dün sabah radyo dinlerken çok eskilerden bir parçaya denk geldim. Eskiler derken çocukluk zamanı. Dinleyelim, hatırlayacaksınız.
Şarkıyı dinlediğim gün blog mailimde bir eposta buldum. Yerköy'deki çocukluk zamanlarımla ilgili paylaşımlarımı blogda okuyan bir kişi, bunları facebook grubunda paylaşmak için izin istiyordu.
Nasıl bir tesadüfse, o yılların kendini tekrar hatırlatması?...
Nostaljiye devam edelim.
Çocukken sokakta oynamaya çıktığımızda bakkaldan bir çay bardağı ölçüsünde ayçekirdeği alır elbiselerimizin cebine doldururduk. Sonra çitleye çitleye oynar, zıplardık.
Kabakçekirdeğini daha az severdim, şimdilerde ise tersine kabakçekirdeğini daha çok tercih ederim, sanki.
Siz hangisini seversiniz?

Ben ikisini de sevmem, leblebiciyim ben :)) Serum şifa olsun inşallah!
YanıtlaSil