Burgazada'ya gidince, Ergün pastanesinde milföy tatmadan olmaz,
Sahilden Kalpazankaya'ya doğru yürürken Madam Martha koyundan denize bakmamak olmaz,
Güzel mi güzel bir kır lokantası olan Kalpazankaya'daki yerin aptal bir para tuzağı geline gelmesine sinirlenmemek olmaz,
Pirgos'ta oturup gelip geçen vapurları seyrederken günbatımına karşı kadeh kaldırmadan olmaz,
Iskeledeki vapura koşarak yetişip güne ve getirdiklerine şükretmeden olmaz.
Öyle istiyorum ki şu yazdıklarını birlikte yapmak!!!!! Oh ya mis gibi, çok sevindim uzaktan bile!
YanıtlaSilkalpazankaya'yı istanbul'daki ilk yıllarımızda çok severdik. sonra bir ramazanda, iftara yakın bir vakitte gitmiştik, iftar için gelecek gruplar nedeniyle bizi hızla göndermeye çalıştıkları için kalkmıştık, bir daha da asla gitmedik.
YanıtlaSilBen de İstanbul'a geldiğim bir yıl Lale, Ece ve Zeren ile gitmiştim ilk kez, Çok keyifli bir yemek ve sohbetti, tadı damağımda. Serçeler sarmıştı masamızın etrafını. Sonra iki kez daha gittim, vakit uygun değildi çıkmadım Kalpazankaya'ya, iyi ki çıkmamışım, anılarımda güzel hatırlayayım.
YanıtlaSiloh misssss :)
YanıtlaSil