Yine günleri birbirine karıştırdım.
Araya tatil girince, üstüne doktorlu hastaneli günler binince sayı saymayı unuttum gibi oldum; hani türkü diyor ya "adım ne idi unuttum, sorulmayı sorulmayı..."
Geçen hafta pilatese gidememiştim, bu haftanın dersini bugün aradan çıkarttık. Aslında haftada iki düzenimiz vardı ama ona daha geleceğiz, bayram haftasını bir geçirelim, sonra.
Bugün hava sıcaktı, bunaltmıyordu ama ısınmış havayı hissettim.
Pilatesten dönerken gelişte olduğu gibi arka paralel caddeden yürümek yerine Bağdat Caddesine döndüm.
Uzun zamandır -bir ayı geçti herhalde, bir buçuk aydır muhtemelen- caddede yürümemiştim, yine pek çok bina yıkılmış, pek çok yeni inşaat yükselivermiş.
Sonra kendime bayram yemeği ısmarladım, bildim bileli caddede olan köftecide bir öğlen yemeği yedim. Karnım acıkmıştı zaten, eve dönmeden karnımı doyurduğum iyi oldu.
Bu ara kitap okuma hızım epey düşmüştü, iki gün önce Mahir Ünsal Eriş'in Tatil Kitabı'na başladım. Çok güzel gidiyor. Doğrusu, okurken akıveren kitabın yeri bir başka.
Bir de bu sabah A.gülcüğüm aradı, epey uzun zamandır konuşmamıştık. Aslında o beni biraz pışpışlamak için aramıştı, derken bir şeyler oldu ve sonunda anlattıklarımla ben kendisini güldürdüm.
Annanem gibi konuşayım hemen, "Allah gülmekten ayırmasın evladım!"
Zaten arkadaşlarla gülerek konuşmak gibisi var mı?
Pilates hocamın evinin önündeki uçuk pembe beyaz zakkum çiçekle donanmış, pek latifti.

Tatil kitabı akıp gidiyor, ben de çok severek okumuştum. ay o caddedeki köfteci han mı yoksa? ne kadar uzun zamandır gitmedim. bir gün birlikte de gidelim lütfen :)
YanıtlaSilEvet, Han köftecisi. En son kışın çiçeğimle gitmiştik. Gidelim gidelim, orası her zaman aynı çizgisini koruyor. :)
Sil