2 Şubat 2026 Pazartesi

2 Şubat Pazartesi

Dün akşamüstü başlayan yağmur, bu sabah biraz ara verir gibi olduktan sonra öğlene doğru yeniden başladı ve akşamüstüne dek ince ince yağdı.
Bugünkü kayıtlara göre barajlarımızın ortalama su düzeyi nihayet % 30 olabildi. 

O incecikten adeta sprey şeklinde yağan yağmurda, ben yine ve şemsiyeye rağmen ıslandım. Islandım derken, sırt çantam ve omuzlarım, kabanımın etekleri, pantolonumun paçalarını kastediyorum; şükür bir başım ıslanmadı  kısacası. 
Nasıl oluyor bu iş anlamam mümkün değil. Şakır şakır yağardı yağmur, böyle saçma şekilde ıslanmazdım.

Akşamüstü evde işleri bitirdikten sonra, ayağımı uzatmış dinleniyorken sade suya tirit bir romantik gençlik filmi izledim, boş verin adını, youtube'u açıp şömine görüntüsü eşliğinde gitar tıngırtısı dinlemek gibi bir etkisi oldu, o yeterli.



Dünden kalan bir fotoğraf, vapurdan boğaz girişine bakış,
İyiniyetle bakan bir göz için solda Galataport binaları, ortada boğaz köprüsü görünüyor, diyebiliriz.


1 Şubat 2026 Pazar

1 Şubat Pazar

Yılın ilki kocaman Ocak ayını bitirdik ve geldik cüce Şubat'ın ilk gününe; aferin bize.

Bizim ev ahalisi için günün en önemli olayı, kaç gündür planladığımız Vefa'daki Ayın Biri Kilisesine kızımla birlikte yapacağımız ziyaret idi.
Daha önce çocuklarımın sınav senelerinde buraya gitmiş, dilek dilemiş, anahtar almış ve dilekler gerçekleşince anahtarları götürüp iade etmiştim.
Kızım bir süredir iş arama bulma konusunda sıkıntılı günler geçiriyor; oraya yapacağımız bir ziyaretin en azından olumlu motivasyon sağlayacağını düşündüm.

Pazar günü annemin yardımcısı izinli olduğu için, kahvaltı ve yemek işini organize ederek, saat 8:30'da pazar sabahı için erkenden, yola çıktık.
Vefa'ya ulaştığımızda ki saat pazar sabahının 9:30'uydu ve hava buz gibiydi 
Gel gör ki önümüzde ben diyeyim 300 siz deyin 250 metre boyunca insan dolu olarak uzanan kuyruğu görünce, pesss dedik ve bir süre kapı önü bilgi araştırması yaptıktan sonra bu ziyareti amacına uygun şekilde içeride dilek dileyerek sonlandırmak sevdasından vazgeçtik.
 
Sonrasını Ekmekcikız'da anlatayım en iyisi,  tam bir İstanbul günü yaşadık zira.



Vefa Bozacısının mideye bayram enfes bozası,
Eskinin uzun ve soğuk kış gecelerinin anılarından,
Sokak satıcılarının  sıtma görmemiş sesleriyle ünledikleri gibi,
Vefa'nınnn Booozaaaa!

31 Ocak 2026 Cumartesi

31 Ocak Cumartesi

Sabah sabah güneşli havayı görünce, kendi kendime "hani bugün yağmur yağacaktı, ne bu mızıkçılık" demiş bulundum. Neyse ki öğlene doğru rüzgar yağmur bulutlarını getirdi  ve ardından yağmur da başladı.

Kadın havaya taktı herhalde, boyuna havadan söz ediyor, demenizi göze alarak bugün okuduğum şu haberi paylaşmak isterim. 
Hani küresel ısınma vardı, hani şimdiye kadar kayıt edilen en ılık Aralık ayını yaşamıştık öyleyse bu Avrupa'daki soğuklar neyin nesi diyorsanız (ben diyorum, Hamburg'da bir aydır kar kalkmadı, gurbet kuşlarım bunaldılar artık) okumak bilgi verecektir.

Bugün dinlediğim şarkılar arasında Birsen Tezer'in bir Selami Şahin şarkısı söylemesi dikkatimi çekti. Biraz kurcalayınca "Selami Şahin Şarkıları 1-2-3" isimli bir albüm yapılmış olduğunu fark ettim.
Çok iyi şarkıcılar ve değişik yorumlar var. İlk keşfimi paylaşayım, severseniz devamı hemen ardında. 



Kaç gündür annem ve kızım "madem aldın, ne zaman yapacaksın" demekte,
Kemalpaşa peynir tatlısın almıştım, merak konusu oydu.
Bugün yapıldı, tadılmaya hazır efendim.

30 Ocak 2026 Cuma

30 Ocak Cuma

Sabah incecikten yağmur yağıyordu, öğleden sonraya dek aynı minvalde ve  dura başlaya yağmayı sürdürdü.
Aile hekimliğine gittim, annemin raporlu ilaçları yazıldı. Pazara gittim, haftalık alışveriş işleri yapıldı. Sonra bir fasıl da diğer alışverişler için dışarı çıktım.
Balık ayıkladım, mezgit almıştım, fırında yapacağım.
Nar ayıkladım, birazını ayıklarken hazır elimdeyken yedim.
Mutfakta iş yaparken müzik dinledim, listede çoğunlukla Birsen Tezer ve Ari Borakas şarkıları denk düştü. 
Bir de Mary Jane'den dinlemeyi sevdiğim Ne Güzeldik Oysa Biz çaldı. Siz de dinlemek isterseniz, iştecik. 
Dün gece uykum yine nazlıydı, bir türlü gelemedi. Baktım olmuyor, kalktım, önceki gün başladığım Mel Brooks belgeselinin ikinci bölümünü de izledim, iyi oldu.



Yine nergis, yeniden nergis, bu sene evimizde ilk kez nergis kokusu...
Öğleden sonra bankaya doğru yürürken alt sokaktaki çiçekçide bir kucak nergis gördüm, gelmiş!
Şuncacık nergise hayli çok para verdim, ama ne denir? Sefam olsun!

29 Ocak 2026 Perşembe

29 Ocak Perşembe

Akşamüstü gördüm, mutfaktaki soğan kabında duran iki baş kuru soğan filizlenmişti. Hava iki gün ılık gidince bahar geldi sananlar serisine, kuşlar ve tomurcuklanmalardan sonra bir ek daha. 
Yahu kardeşim bi serin gelin, bi durun!

Bugün kardeşimle döndük eve; sabah pilatese gitmiştim, öğlende dönüşte kardeşim o taraftan geçti, beni aldı, geldik, annemde oturduk, çorba, çay, sohbet serimizi uyguladık. 

İki üç gündür kızımın üzerinde hafif bir kırıklık vardı, önceki gece öksürük tuttu uyuyamadı, tetikte beklerken benim de uykum kaçtı. Sonra bitkisel bir pastil verdim, o iyi geldi uyudu, ama benim uykum kaçtı gitti. İclal Aydın'ın son kitabını dinlemeye başlamıştım, sabaha karşı biraz uyumuştum. 
Dün gece ikimiz de ıhlamurlarımızı içtik ve erken yattık, eksik uykularımızı tamamlamışız, bugün daha iyi geçti.



Bu sene sokaktaki çiçekçilerde nergisi çok az görüyorum, bunlar geçen senenin nergisi.
Önceki gün F.cığıma giderken bizim alt sokaktaki çiçekçiye nergis sordum, "bu sene hiç yok abla" dedi. Yerinde yokmuş, oradaki satıcılar ispat için fotoğraf gönderiyormuş, tarlalar boşmuş, olmamış bu sene.
Anladığım,  soğanların başına hava nedeniyle iş geldi, dondular belki ya da kuraklığa denk geldiler, açmamışlar.
İşte, sonra da kimileri daha çok petrol, daha çok şu, daha çok bu peşinde olay çıkarıp durmaya devam ediyor.
Bilseler ki toprağın altında o çokların hiçbirisi işe yaramıyor...
Anlarlar mı acaba bir gün?

28 Ocak 2026 Çarşamba

28 Ocak Çarşamba

Araya giren yılbaşı tatili, annelerin sağlık konuları ve tüm diğer işlerden nihayet fırsat bulduk ve bugün İ.ciğimle buluştuk, çay kahve içtik, bol bol sohbet ettik.  
Londra'da iken İstanbul'a döndüğümde İ.ye teslim edilmek üzere R.ciğim bir paket katmıştı yanıma. Tee kaç zamandır buluşmak kısmet olamamıştı. Bugün şeytanın bacağını kırdık, iyi oldu.

Hava yumuşadı gibi, sabahları kuş cıvıltıları duyuyorum. Oysa haftaya havanın yeniden soğuması bekleniyor, kaldı ki şunun şurasında kış bir aydır kışlık yapıyor. Daha bahara vakit var, bir durun lütfen arkadaşlar! 

 

Sözüme kulak asmayan bir kartopu bitkisi, tomurcuktan çiçeğe geçmeye başlamış bile...

27 Ocak 2026 Salı

27 Ocak Salı

Bugün kardeşimle birlikte ellibeş seneden fazla zamandır tanıdığımız F.cığımı ziyarete gittik. Biz ablalar çocukluktan ergenliğe gidiyorduk, kardeşler küçüktü, babalarımız meslektaş, annelerimiz arkadaştı ve evlerimiz birbirine çok yakındı. 
F.cığım benden bir sınıf büyüktü; tatillerde, boş zamanlarda en çok yaptığımız birlikte bisiklete binmekti. 
Sonra tayinler oldu, başka başka şehirlere gittik, sonra babalarımız vefat etti, bir kaç ay önce N. teyzemiz vefat etti, uzun süre anneme söyleyemedik.
Şimdilerde o zamanın çocuklarının kocaman evlatları ve hatta F.'nın torunu var, öyle bir geçmiş ki zaman... İşte bugün bir zaman trenine bindik ve gidebildiğimiz kadar uzaklara gittik.

Eve dönerken metro istasyonunda bekledim de bekledim,  üç trene binemedim, tam iş çıkışı saatiydi ve vagonlar insan almıyordu. Neyse, sonunda az dolu bir vagon buldum da bindim, eve geldim.
Evde beni hazır yemek bekliyordu. Kızım akşam yemeği hazırlığına girişmişti. Çin usulü bir kase hazırladı; sote brokoli, haşlanmış pirinç,  tahinli soslu nohut, mor lahana salatası ile bir güzel doyduk.



Bizim sahilin en sevdiğim yerlerinden birisindeyiz,
Suadiye Şaşkınbakkal arasından denizi seyrediyoruz,
Uzakta Sivriada açıklarında hava bir hoş, yine.