22 Temmuz 2026 Çarşamba

22 Temmuz Çarşamba

Annem bir süredir söylüyordu, biraz açık havada  vakit geçirelim, parkta bahçede oturalım diyordu.
Bizim ekibin toplanması için gerekenler var; önce kardeşimin arabası serbest olacak, sonra evlerin temizlik günü olmayacak,  hava uygun olacak... Benim fizik tedavi araya girince projenin gerçekleşmesi biraz ertelendi, haliyle. 

Dün kardeşimle konuştuk, son zamanlarda hep Maltepe parkına gittik, epeydir yolumuz düşmüyor acaba Fenerbahçe parkına mı gitsek? Gidelim de oradaki taşlarda tekerlekli sandalyeyi yürütmek zor olur, ne yapsak?
Aslında Özgürlük parkı da olabilir, rahmetli Neşe teyzeyle gittiğimizden beri oraya da gitmemiştik, hem orada gözleme yapıyorlardı, annem sever. Tamam öyleyse, Özgürlük parkına gidelim.



Planladığımız vakitte toparlandık, yola çıktık. Özgürlük parkının arka kapısına ulaştık. Annemi tekerlekli sandalyeye oturttuk, ön kapıya doğru gölgelerden geze geze gittik. Oradan sol taraftaki tahta köprüye yönlendik, gel gör ki oturmak istediğimiz ağaç altı açık hava kahvesi yerinde yok. Hoppala!
Sorduk soruşturduk efendim, orada tadilat varmış, Eylül başında açılacakmış, şimdilik sadece girişe yakın ağaçlık alandaki büfede çay, kahve, tost filan varmış. 

Ehh, oturalım bari dedik, yerleştik, çay, ayran ve tost ısmarladık, sonra vakit gelmiştir dedik, Bezgin Bekir kılıklı iki delikanlının her söyleneni üç kez tekrar ettirdikleri büfeden siparişlerimizi aldık, oturduk. Oturduk oturmasına da bu defa ısıran sinekler huzur vermedi, kaşındık durduk.
Baktık olacak gibi değil toparladık, bindik arabaya ve ver elini Fenerbahçe parkı.



Fenerbahçe park bildiğimiz gibi, en azından. Yirmi otuz sene önceki zarif kent parkı havasından eser olmamakla, o güzelim açık hava kahvelerinin yerinde yeller esmekle ve o güzelim Romantika'nın kendi de adı da gitmiş olmakla birlikte, en azından bol yeşillik, ağaç altı ve deniz manzarası var.
Deniz kenarındaki ılgınların altında bir banka yerleştik, annemi çimenin üstünde konuşlandırdık. Biz kardeşimle kahvelerimizi höpürdetirken, annem ve R. gazozlarını içti. 
Denize sakince bakarak ılgın altında püfür püfür oturmanın keyfini çıkardık, annemin gönlünü yaptık; kısa günün kârı. 

21 Temmuz 2026 Salı

21 Temmuz Salı

 Fizik tedavi bugün bitti, dizlerimin eklemine aradaki sıvıyı artıracak ya da destekleyecek iğneler yapıldı ve son günlerdeki rutinim bitti. Bir iki gün egzersiz yapmayın dedi doktor, sonra başta günlük diz çevresi kaslarını güçlendirecek egzersizler olmak üzere çalışmaya başlayabilecekmişim. Bir ay öncesindeki halime  bakarak bugüne şükrediyorum.

Bugün hava dünden daha sıcak olacak sanıyordum, doğrusu gün boyunca o kadar fazla hissetmedim, bakalım gece nasıl geçecek? Dün gece yatmadan önce soğuk suyla duş yaptım, ferahladım, uyudum.
Son senelerde hava durumu konusunda abartmak eğilimi var gibi geliyor bana. Aman şöyle bir kar fırtınası gelecek, aman böyle şiddetli yağmur yağacak, yok çöl sıcakları geldi, yok yaz ortasında gece battaniye gerekecek. 
Yahu ne var? Yaz günü gece serin gelirse pencereni örter uyursun...



Bahçedeki güllere böcek dadanmıştı, çareyi hepsini budamakta buldular.
Nihayet kendine gelen güller şimdilerde yeniden açmaya başladılar.

20 Temmuz 2026 Pazartesi

20 Temmuz Pazartesi

 Bugün havanın sıcaklığının arttığını, sabah erken saatte Aile Hekimliğine doğru yürürken bile hissettim. Oysa dün akşamüstü gurbet kuşlarımla mesajlaşırken,  havanın serinlediğini, önceki gece eve dönerken hissettikleri havaya soğuk bile denebileceğini söylediler, mevsim normallerine dönmüşler.

Aile Hekimimizle konuşurken, izne ne zaman çıkıyorsunuz demiş bulundum. O da Ağustos başı memlekete annemi görmeye gideceğim deyince, klasik soruyu sordum, "memleket nere hemşerim?" ve gerçekten hemşeri çıktık. Meğer Malatya'da doğmuş büyümüş, annesi depremden sonra Elazığ'a gitmiş, şimdi orada yaşıyormuş.

Bir de sabah apartman kapısında kardeşime ve bana yıllar önce ( ama neredeyse 30 sene önce ) temizliğe gelen İ. Hanımla karşılaştım. Ben ona kapıdan geçsin diye yol vermeye çalışırken, o bana adımla hitap edince şaşırdım. Kendisini tanıtınca kapı önünde epey bir konuştuk, yıllar içinde çok değişmiş, benim görsel hafızamdaki resmin bugünkü gerçekle ilgisi kalmamış. Meğer bizim apartmana yeni taşınan bir tanıdığa yardıma geliyormuş. İlginç bir tesadüf oldu.



Pencereden dışarı bakmayı seviyor Kontes hanım,
Güneş çekildikten sonra pervaza çıkıp  telin önünde durup kuşları seyrediyor.

19 Temmuz 2026 Pazar

19 Temmuz Pazar

 Erkek Milli Voleybol Takımımız ilk kez VNL Finallerine gidecek. Bugün son maçlarını İran'la oynadılar. İran maça çok asıldı ve bizimkileri epey zorladı, neyse ki maçı 3 -1 bizimkiler aldı ve çocukların yüzleri güldü.
Dün gece oynanan Dünya Futbol Kupası 3. maçı neredeyse voleybol seti gibi sonuçlanmış, 6 - 4 İngiltere Fransa'yı yenmiş. Doğrusu maçı seyretseydim İngiltere'yi tutardım sanırım. Ve yine seyreder miyim emin değilim, seyredersem şampiyonluk için İspanya'yı tutarım sanki. 

Yazdıklarıma ara verdim, kızıma yardım için. Odasına yerleşme, değişiklik yapma işleri sürüyor. Abisinin odası iken, yıllar önce aldığımız jüt dokuma halı kısmen kütüphanenin ve masanın altında kaldığı için, açıkta kalan kısımları kesip biçerek çıkardı. Kalan açıklığa sevdiği bir kilimi sermeyi düşünüyor. Keyfine göre olur, dilerim.

Bu hafta pazardan Fransız fasulyesi denen aslında bizim taze börülce ile çok benzeyen fasulyeden almıştım, bugün pişirdim, soğanlı, bol sarımsaklı ve az domatesli, görünüşe göre  güzel oldu.



Afrika zambağı deniyormuş buncağızlara, 
Bu sıralar açıyorlar, sık sık gözüme ilişiyorlar.

18 Temmuz 2026 Cumartesi

18 Temmuz Cumartesi

 Dün gece, sanırım bu yaz ilk kez, sıcaktan veya rutubetten ya da benim vücudum öyle istediği için oldukça geç saatte uyuyabildim ve sık uyandım. Sonra sabah  her zamankinden geç uyanarak biraz dinlenmiş hissedebildim.

Threads diye bir şey çıkmış, intagramla bağlantılı, sanıyorum. Bir süredir önüme threads'a katıl çağrıları düşüyordu, ilgilenmiyordum. Bugün ilgileneceğim tuttu, yönergeleri takip ediyordum olacak gibi duruyordu, hem de aa kolaymış, instagramdan bağlanacak işte diye düşünmüştüm. Oysa, adı geçen şey "şifren yanlış" dedi durdu. İki üç kez denedim, sonra deli miyim, o da eksik kalsın dedim, çıktım.

Akşamüstü A Milli Erkek Voleybol takımının Slovenya maçını izledim. Erkek takımımız da son zamanlarda oldukça iyi gidiyorlardı, bugün yazık oldu ucundan kaçırdılar.



Apartmanın bahçesindeki akşam sefaları açmışlar.
Akşamüstü kısa bir yürüyüş yaptım, dönüşte seyrettim onları, şenlik gibiler.,

17 Temmuz 2026 Cuma

17 Temmuz Cuma

Sabah fizik tedavi sonrası pazara gittim, güya iki parça bir şey alıp dönecektim, olmadı.
Sarı kiraz çıkmış, gördüm aldım, geçende annem de istemişti, ona da aldım.
Yaban mersini pek bollaşmış, böğürtlen vardı. Reçel yaparım dedim, aldım.

Öğleden sonra böğürtlen reçel oldu, yaban mersinini çok az şekerle püre yaptım. 
İkisinin de suyu çoğaldı, kaynat kaynat acılaşmasın diye meyveleri süzdüm, sularını biraz daha kaynattım. Aklıma geldi, kardeşim geçende bir şey söylemişti, fazla kaynatmadan sulu reçeli koyulaştırmış, neydi diye düşünüyordum, kardeşim aradı. Bir kaşık toz jöleyi eritmiş, onunla biraz kaynatmış, koyulaşmış. 
Evde jöle yoktu, ben de birer kaşık buğday nişastasını suda erittim, onu ekledim, aynı sonuca ulaştım.

Sonra reçeli ve meyve püresini kavanozlara koydum, kaldırdım.
Ben reçellerle haşır neşirken oğlum mesaj yazdı, bir kaç gün önce hindi budu almıştı, onu nasıl pişirdiğimi sormuştu, anlatmıştım. Pişirmiş, sonuç iyi olmuş, haber veriyordu.

Akşamüstü biraz ayağımı uzattım, oturdum ve dünden beri aklımda olan bir filmi buldum, izledim; Öldürdüğün Şeyler. 
Filmin yönetmeni Kanada'da yaşayan İranlı Alireza Khatami, filmin tüm oyuncuları bizden, neresi olduğu bahsedilmemekle birlikte film Türkiye'de çekilmiş. Son sıralarda insanın kötücül taraflarını anlatan filmleri -güya fikren  kaçsam da- izler oldum. Bu filmin ana izleği baba oğul çatışması ve insanın iyi ve gölge tarafları üzerineydi. Pek çok uluslararası film festivaline katılmış ve mesela Sundance'den ödülle dönmüş.



Lafımızı ağız tadıyla sonlandıralım,
Senede bir kez, görünce aldığım meyvelerden,
Sarı kiraz.

16 Temmuz 2026 Perşembe

16 Temmuz Perşembe

Bu sabah itibarıyla havadaki rutubetin artışını ensemde hissettim, saçlarımın dibi ıslandı. Bu vakte kadar yaz havası bunaltmadan gidiyordu. Şimdiden sonrasına bakıciiz artık, umarım esinti eksik olmasın.

Bir tamirat işidir gidiyor evde, şimdi de kızımın yeni odasının kapı kilidinin değişmesi gerekti. Abisi evden ayrılalı beri az kullanılan bir oda olduğundan dili içine düşmüş kilidini kapatamayınca, kapı koluyla arasına bir şeyler sıkıştırıp idare ediyorduk,  kızım oraya taşınınca tamiri gerekli oldu. 
Sırada tepedeki ampule zarif bir şapka almak gereği var, haftaya  perdeler de takılırsa galiba yerleşme tamamlanacak.



Bu kitabı, Leylakcığım ve Sevdacığım beğenince, ne zamandır güzel öykü okumadım, bu sefer kısmet diyerek ısmarlamıştım.
İlk öyküyü bugün okudum ve çok beğendim, oysa yazarın daha önce okuduğum romanı Kazkafanın Kitabı, güzel başlayıp anlamsızca bitti gibi gelmişti, biraz hayal kırıklığı olmuştu.
Umarım öyküleri başladığı gibi iyi devam eder.