13 Şubat 2026 Cuma

13 Şubat Cuma

Dün akşam salata yaparken sağ elimin baş parmağının üst boğumunu rendeye kaptırmışım. Bant yapıştırdım hemen, kanamadı. Bugün pazar işleri vardı ya, ayıklama yıkama derken, tam da oynak yere denk geldiği için bir türlü kapanamadı. Bu gece belki yama tutar artık. 

Sabah Bodrum'da yaşayan bir arkadaşımız, gruba mesaj attı, sesiniz çıkmıyor diyerek. Oysa kendisi hep en geçe kalandır. Meğer oralarda sağanak yağış varmış, gök delinmiş adeta, belli ki gök gürültüsünden filan erkenden uyanmış bizim arkadaş. Gruptan yazdık, bizim havamız da kapalı ama yağmur az dedik.

Masumiyet Müzesi dizi olmuş, bugün yayına başlamış. 
Merak ediyorum doğrusu,  kitabını okuduktan yıllar sonra, bu defa izlemek nasıl bir his verecek, nasıl bir tecrübe olacak?




Kızım saçını kurutuyormuş, Kontes hanım sesten hiç hoşlanmamış olacak ki mirket gibi dikelmiş.
 

12 Şubat 2026 Perşembe

12 Şubat Perşembe

Bugün arkadaşım bir haber gönderdi; Kars'ta Çıldır gölünün buzları çözülmüş ve sular yüzeye çıkmış, bu nedenle önümüzdeki günlerde yapılacak şenlikler iptal edilmiş.
Sekiz sene önce tam bu tarihte Kars'a gitmiş ve Çıldır gölünde atlı kızakla gezmiştik. Şimdi gidenler o uçsuz bucaksız beyazlıkta gezmenin keyfinden mahrum kalacaklar. 
Anladığım kadarıyla hava beklenmedik şekilde ısındı ki buzlar çözülmeye başladı.

Bir kaç gün önce caddede yürürken elinde bir demek mimoza olan bir kadın görmüş ve içimde eyvah demiştim, yine erken başlıyorlar.
Pazar günü hava sıcaklığının 20 dereceye ulaşacağına dair tahminler var, öyle olursa tüm tomurcuklar açmaya başlar, ne yazık ki.
Anlaşılan o ki bu sene bahar ya erken gelecek ya da erken gelecekmiş gibi yapacak, son iki senede olduğu gibi meyve ağaçlarını aldatacak.

Akşamüstü biraz artistik patinaj yarışmalarının kazananlarını izledim, bir de "Magarsus" ve "Prens"in son sezonlarının son bölümlerini. 
Araya ne girmişse, tamamlamadan bırakmışım ikisini de. Şimdi tamam oldu.



Kars,  12 Şubat 2018, Tarihi Taş köprü, hava buz gibi, soğuk...

11 Şubat 2026 Çarşamba

11 Şubat Çarşamba

Önce "yola çıktım, metrobüse bindim" mesajı geldi. Ben de birazdan çıkıyorum yazdım. 
Sonra düşündüm, arkadaşım kıta aşıp geliyor, ben şuradan bir kaç durak  metro, iki durak metrobüs ile  gideceğim, biraz ayıp oldu, sanırım. 

Terminal Kadıköy'de buluştuk, Komünite'de oturduk, Bahariye caddesinden Moda'ya doğru yürüdük, biraz da Dem'de oturduk. Sonra ver elini Metrobüs, ben iki durak sonra indim, metroya aktarma yaptım, Sezerciğim hattın sonuna kadar yolculuk edecekti. 

Böylece hava soğuktan ılığa dönerken, bir kış öğleden sonrasını tatlı sohbetle geçirip, hasret giderdik. 
Ruşen Çakır'ın yorumlarını bitirirken dediği gibi " anlatacaklarım bu kadar", 
Gerçi o haberci / yorumcu olduğu için, bu sözü söyleyene dek epey bir şey anlatmış oluyor, değil mi?



Dünkü Kızkulesi fotoğrafı Anadolu kıyısını arkasına almıştı, zarifçe süzülüyordu.
Bugünkü fotoğraft kulemiz  Avrupa kıyısını almış arkasına, ne kadar farklı bir duruşu var, arkadan yükselen betonlar onu boğuyor gibi.

10 Şubat 2026 Salı

10 Şubat Salı

Bugün İstanbul'da hava buz gibiydi, dün akşamdan belliydi böyle olacağı. Üstüne bir de gri, kapalı, basıktı. Bu havada yapılacak en güzel aktivitelerden birine denk geldi günün havası.
Akşamüstü Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'nde  "The Most Baoque" başlıklı güzel bir konser dinledik; etrafımızda eski Osmanlı saltanat kayıkları, Savarona'nın filikası, müzisyenlerle nerdeyse göz göze gelecek yakınlıkta bir oturma düzeni eşliğinde.
Konser programında barok müziğin en hoş eserleri ve obua konçertoları vardı, burada.  Bir süredir konsere gidememiştim, tüm eserleri keyifle dinledim. 

Konser çıkışında Beşiktaş Çarşısı'na gidip birer balık yememek olmazdı. Hem de bizim kızlarla en son geçen ay görüşmüştük, bir yandan muhabbet de çağırıyordu. Balık salata yedik, rakı meze için bir kez daha geliriz dedik ve soğuk havada iskeleye doğru koşuştuk, motorlarımıza bindik (Üsküdar ve Kadıköy) bizim kıyıya geçtik.



Beşiktaş'a geçerken, motordan Kızkulesi,

9 Şubat 2026 Pazartesi

9 Şubat Pazartesi

Havanın hızla soğuduğu bir günün akşamındayız. 
Sabah pilates dersim, öğleden sonra doktor kontrolü serisinden bir iki randevum vardı. Eve üşümüş olarak geldim, banyo yapınca ancak ısındım.
Evden çıkarken  kızım akşama ben yemek yaparım demişti, eve geldiğimde ne göreyim, bizim kız uyumuş kalmış. 
Akşamüstü kontes hanımla oynamışlar, tüyler taranmış filan, sonra da gevşemiş uyumuşlar.
Neyse, çabuk tarafından bir şeyler halletti, karnımızı doyurduk güzelce.

Bugün randevuya giderken caddede bindiğim bir dolmuşta ilginç bir şey oldu. Yaşlıca bir hanım ineceğini söyledi, şoför durağa yanaştı, hanımefendi inerken aynı anda genç bir kadın kucağında minik finosuyla dolmuşa binmek üzere kapıya yanaştı. 
Yaşlı hanımefendi birden genç kadına sinirlendi, anlaşılan durumdan kendine vazife çıkardı, "o köpekle bir de dolmuşa mı bineceksin" deyiverdi.
Genç kadın bu sözün kendisine söylendiğini dolmuşa bindikten ve araç hareket ettikten sonra anladı. Bir iki cık cıkladı. O esnada yaşlı hanım da indiği dolmuşa kötü kötü bakıp kafa sallıyordu.
Nedir bu sinir ve tavır? Ben anlamadım doğrusu.
İnsanlar birbirine kötü davranmaya bahane arıyor gibi, diyeceğim, onu demek de içime sinmiyor.



Koca ağaç gövdesinde misafir olmuş minikler...

8 Şubat 2026 Pazar

8 Şubat Pazar

Öğlende sahile indiğimde, adaları görünmez hale getiren sis yağmura dönüşme çabası içindeydi. 
Evden çıkıştan itibaren şemsiyeyi bir açıp bir kapatmış, yağmur mu bu ıslaklık yoksa sis mi iniyor kararını bir türlü verememiştim. Anladım ki yağmur sandığım, sisin nemi imiş. 

Gelelim eve alışmakta olan kedi maceralarımıza...
Dün gecenin ortalarında bir sıra, bizim küçük kedi kız oda kapımın önünde miyavladı, hatta bir kaç kere kapıya tos attı, zira çiçeğim arkadaşındaydı ve bizimki oyun arkadaşı arıyordu.
Sabah kalktığımda kedi tuvaletini koyduğumuz küçük tuvaletteki havlu paspasın antrede durduğunu gördüm. Zavallı paspasın duruşundan belliydi ki yavrumuz paspasla güreş yapmış ve onu yenmişti.
Sonra ben egzersiz yaparken koltuğa kuruldu ve "böyle eğilip kalkarak ne yapıyor bu kadın" merakıyla beni izledi.
Kahvaltı  hazırlığı için anneme gittikten az sonra onun insanı eve dönmüş ve bizim kızlar kavuşmuşlar.

Yıllar sonra yeniden Kış Olimpiyatlarında artistik buz pateni yarışmalarına biraz baktım. Yine çok keyifliydi.



Suadiye'de mendireğin berisi bile görünmez haldeydi, çünkü sis ya da bulutlar oldukça yoğundu.
Adalar fotoğrafı da çektim ama her şey puslu ve gri çıktı, burada biraz şekil var en azından.

7 Şubat 2026 Cumartesi

7 Şubat Cumartesi

Hava yine şaşırdı, sabah azıcık yağmıştı oysa, öğleden sonra ılındı bile diyemeyeceğim, ısındı; 19 derece nedir a dostlar. 
Dışarıya çıkarken ince bir kazak üstüne ince bir ceket yetti de arttı bile.

Yavru kedimiz eve uyum sağlamanın ötesine geçti, dün gece salonda at koşturmuş belli. Sabah pencere önündeki kocaman kuşkonmazın yarısı yere serilmişti.
Baktım olacak gibi değil, bitkinin saksısını balkona çıkardım ve bir güzel budadım. Epey bir derli toplu hale geldi, umarım bu bitki traşı küçük hanımın hızını keser ve bundan sonra saksılarıma bulaşmaz.

Bugünün mutfak emekçisi çiçeğim oldu. Arkadaş gezmesine götürmek üzere çikolatalı kek yaptı. Bir köşesini tattım, güzel olmuştu.

Bu arada Hamnet filmi sinemalarda başlamış bu hafta, becerip gidebilsem ne iyi olacak.



What didin gulüm?
Anlaşılmamış ki talimat, şantikapısının önünde park yapılmıştı, belirteyim.