16 Temmuz 2026 Perşembe

16 Temmuz Perşembe

Bu sabah itibarıyla havadaki rutubetin artışını ensemde hissettim, saçlarımın dibi ıslandı. Bu vakte kadar yaz havası bunaltmadan gidiyordu. Şimdiden sonrasına bakıciiz artık, umarım esinti eksik olmasın.

Bir tamirat işidir gidiyor evde, şimdi de kızımın yeni odasının kapı kilidinin değişmesi gerekti. Abisi evden ayrılalı beri az kullanılan bir oda olduğundan dili içine düşmüş kilidini kapatamayınca, kapı koluyla arasına bir şeyler sıkıştırıp idare ediyorduk,  kızım oraya taşınınca tamiri gerekli oldu. 
Sırada tepedeki ampule zarif bir şapka almak gereği var, haftaya  perdeler de takılırsa galiba yerleşme tamamlanacak.



Bu kitabı, Leylakcığım ve Sevdacığım beğenince, ne zamandır güzel öykü okumadım, bu sefer kısmet diyerek ısmarlamıştım.
İlk öyküyü bugün okudum ve çok beğendim, oysa yazarın daha önce okuduğum romanı Kazkafanın Kitabı, güzel başlayıp anlamsızca bitti gibi gelmişti, biraz hayal kırıklığı olmuştu.
Umarım öyküleri başladığı gibi iyi devam eder. 

15 Temmuz 2026 Çarşamba

15 Temmuz Çarşamba

 Dün fizyoterapistim "yarın dinlenin, perşembe yeni egzersizlere başlayacağız" demişti. 
Dinlenmek neymiş? 
Çarşaf değiştir, çamaşır yıka, çamaşır ve bulaşık makinelerini temizlemek için özel deterjanları kullan, temizliklerini yap, arada kalan meyvelerle azıcık azıcık reçel yap filan derken gün akşam oluverdi.

Akşamüstü Şulem'in "gözlük yaptırdım, almak için Kozzy'ye gideceğim, müsaitsen gel" teklifine atladım hemen. Geleneksel olarak Kahve Dünyası'na gittik. Saat benim için geç olduğu gerekçesiyle başlattığımız "kahve içmeyelim, dondurma yiyelim" uygulamasını yinelemek için fırsat bulduk, böylece.  
Hem de tavsiyeye uydum ve dinlenmiş oldum.

Tabii ki kısa buluşmada laf bitmedi, eve dönüş yolumuzu uzatarak, biraz daha konuştuk. 
Doğu Anadolu'da evden giden misafirin tam kapıdan çıkarken aklına geleni söylemesiyle uzayan kapı önü sohbetine hanek etmek derler. 
Biz de sokakta hanek ettik. 



Eve dönüş yolundan, 
Arka sokaktaki begonvil coşmuş...

14 Temmuz 2026 Salı

14 Temmuz Salı

 Sabah fizik tedavi seansı bitince biraz yürüyeyim dedim ve metroya doğru yollandım. Atlayıp metroya Kadıköy'e gideyim, deniz kenarında bir çay içeyim fikri düştü aklıma. 
Tam o sırada bir yağmur damlası, iki yağmur damlası derken tıpırtı artarken metro merdivenlerinden inmeye başladım.
Yolda karar değiştirdim, Ünalan'da indim ve Akasya'ya gittim. 
Yağmur yağarsa ıslanmayayım, kapalı yer olsun, ama insan kalabalığında olayım, günlerdir yaptıklarımdan farklı bir şey yapmış olayım, biraz içim açılsın gibi gibi düşünceler eşliğinde biraz dolaştım, vitrin baktım, bir yerde oturdum bir Türk kahvesi içtim ve eve döndüm.

Öğleden sonra patlıcanlı pilav yaptım, youtube'da bir iki haber, röportaj izledim, sonra bir kaç gündür yeniden seyredeyim düşüncesi aklımda olan filmin başına geçtim; Paramparça Aşklar Köpekler.
Film 1999 yılında yapılmış, muhtemelen 2000 yılında seyretmişimdir, o vakit çok etkilendiğimi hatırlıyorum. 
Film birbiriyle bir trafik kazası nedeniyle yolları kesişen insanların olduğu üç öyküyü anlatıyor. Filmi  izlemeyi az önce bitirdim ve şu an şaşkınım; ilk bölüm dışındaki hiç bir sahne ve olayları aklımda kalmamış. Filmi neredeyse tamamen kayıtlardan silmişim gitmiş. 
Sanıyorum, insanların bu kadar kötü, bencil, zararlı oluşları ve bu şekilde tasvir edilişleri bana ağır gelmiş olmalı. Köpeklerin ölümüne dövüştürüldüğü ilk bölümün sonunda tekrar gösterilen ve hikayedeki bağlantıyı sağlayan kazadan sonrasını hafızamı oluşturan nöronlar kabul etmemiş olmalı.
İnsan Habil ve Kabil'den beri birbirine düşman ve birbirinin kuyusunu kazmaktan adeta zevk alan bir canlı. Filmi ikinci seyredişimden bana kalan bu. 



Fotoğraf 5 sene önce tam bu gün,
Pandemideki bir nefes alma anında aylar sonra Bostancı'dan motorla Karaköy'e gidiyorken...

13 Temmuz 2026 Pazartesi

13 Temmuz Pazartesi

 Sabaha karşı bir ara tuvalete gittiğimde bizim Kontes kızın küvetin içinde uyuduğunu gördüm, orası daha serin mi geldi yoksa daha rüzgarsız mı, bilemedim.
Sonra sabah hızlı başladı; Kontes'in hadi uyanın miyavları, kızımın evden çalışma günü olduğu için odasındaki hareketlenmeler, benim egzersiz işlerim derken S. temizliğe geldi ve herkes kendi işini yapmaya koyuldu.

Fizik tedavi dönüşü mahallede bir iki iş hallettim ve eve döndüm, annem için gelen fizyoterapist işini yaparken ben de konuya maydanoz oldum, izledim.
Sonrasında öğle yemeği saati geldi, derken benim dizime buz koyma saatim geldi, ardından biraz internet bankacılığı işleri, biraz blog yazmak derken akşamüstüne dönüverdik.
Film seyretme projem yarına kalacak galiba, akşam yemeği hazırlıkları için mutfak beni bekler.



Bir ara sık sık önüme kırık dökük sandalyeler koltuklar çıkıyordu.
Bugün hastaneye giderken köşe başındaki çiçekçinin yaz mevsimi nedeniyle terk edilmiş tezgahı ve iki parça haline gelmiş sandalyesi gözüme ilişti.
Üzerinde çiçekler olmayınca nasıl da soluk duruyor o tahtalar...

12 Temmuz 2026 Pazar

12 Temmuz Pazar

 Sabah annemle mutfakta kahvaltı yaparken telefonun küçük ekranından Tayland'la oynayan  kadın voleybolcularımızı izlemeye çalıştım. Kahvaltımız bitince hemen televizyonu açtım, maçın kalanını rahatça izledim. Bu etabın son maçını da gayet güzel aldı bizimkiler. Sıra iki hafta sonraki final maçlarında, arada da erkek millilerin maçları var. Eskiden erkekleri izlemiyordum ama bu sene hiç değilse maç özetlerine bakıyorum. 60'ımdan sonra bir çeşit spor fanatiği oldum, sanki. 

Uzun zamandan sonra ilk kez sadece yürümek amacıyla sokağa çıktım. Eskiden sık sık yaptığım sıradan yürümek eylemini  özlemiştim, fizik tedavi sürerken .fazla zorlamamak için sadece mahallede yavaş tempolu bir tur attım. O bile iyi geldi.

Zamanında seyrettiğim ve çok sevdiğim filmlerden biri "Paramparça Aşklar Köpekler"  MUBİ'ye gelmiş. Bakalım aradan geçen zamandan sonra film hakkında ne düşüneceğim?



Mahallemizdeki çiçekleri tanıyoruz serimiz devam ediyor, zakkumun beyazından sonra begonvilin beyazına geldik.
Daha önce bu cins begonvili Bodrum'da görmüştüm ve arkadaşım adına gelin duvağı denildiğini söylemişti. 
Çiçekler bembeyaz değil, uçlarına doğru uçuk pembeleşiyor, çok zarifler.

11 Temmuz 2026 Cumartesi

11 Temmuz Cumartesi

 Sabahın köründe bizim kedi hanımın yaramazlıkları nedeniyle uyandım. 
Daha doğrusu, Kontes hanım oyun saatinin geldiğine karar verdi, zira martılar  yavru uçuşma mevsimi şenlikleri  heyecanıyla, çatılarda bağrış çağrış halindeydiler, 
Dolayısıyla bizim kedi de heyecanlanmış, kızım uyku sersemi kedisini koridora atmış kapıyı kapatmış, bizimki ille içeri geleceğim diyor, kapıyı tırmalıyor, filan falan... Bir cümbüş ki sormayın.
Neyse işte, olan benim uykuma oldu, uykum kaçtı, erkenden kalktım.

Kalkmışken egzersizimi yaptım, sonra kahvaltıya oturdum. Erkenden pastaneye gittim, annem için minik bir pasta aldım. Öğlene doğru kardeşim geldi, bizi kendilerine götürdü. 
Bizim çekirdek çiğdem aile; üç onlar, üç biz derken partimizi yaptık. Standart kısır, börek menüsüne bu defa kinoalı kısır ve kuru börülce salatası da eklendi. 
Karnımızı doyurduktan sonra annem pastasının üzerindeki mumları üfledi, sağlık dilekleriyle pastayı kestik ve keyifle yedik çok şükür.

Bütün bu hareketlilik arasında bacım ve ben  çok merak ettiğimiz Japonya maçına arada sırada baktık, daha doğrusu göz attık ve birbirimize skor bilgisi verdik. 



Pastanın fotoğrafını mumları üflenip çıkardıktan sonra çektik, üzerindeki delikler ondan ötürü. 

10 Temmuz 2026 Cuma

10 Temmuz Cuma

 Sabah erken uyandım, VNL'de bizim takımın bu etap maçları çok erken saatlerde oynanıyor zira. Yarınki maç öğlen saatinde olacak hiç değilse. 
Çekişmeli bir maçtı ve bizim voleybolcular karar setini kaybettiler ve ABD'ye 3 - 2 yenildiler. Neyse, sağlık olsun, çekişmeli ve seyri heyecan verici bir maçtı.

Maç sonrası kahvaltımı yaptım, sonra fizik tedaviye gittim. Eve dönüşte anneme uğradım, kuzenim T. gelmişti, biraz sohbet ettik.
Ardından pazara gittim, önceki hafta sapı yapılsın diye tamirciye verdiğim cezveyi ve de kardeşimin istediği elektrik süpürgesi toz torbasını almak üzere tekrar pazarın yolunu tuttum. Bu arada markete uğradım ve annemin istediği kıymayı da aldım. 

Evdeki işler malum; ayıkla, yıka, yerleştir şeklinde akıyor.
Bu hafta aldığım bezelye geçen hafta aldığımdan daha iriydi ve hiç boş çıkmadı.
Bu hafta vişne daha boldu, muhtemelen haftaya da olur ve sonra kaybolur, meyve suyu fabrikaları alıyor diyorlar. Aslında ne gerek var, tazesini yesek ya...



Pazarda taze nohut da vardı, bir demet aldım.
Her sene  rastlayınca bir kere aldığım şeyler var, taze nohut da onlardan, çocukluğumu hatırlatıyor.