19 Haziran 2026 Cuma

19 Haziran Cuma

Bir kaç gündür manolyalar açmaya başladı. Bu söylediğim Zeki Müren'in şarkıda söylediği "koklamaya kıyılamayan, güzel, beyaz manolyalar". 
Bir de bahar başında açan manolyalar var, bilirsiniz. Onlar genellikle pembe olurlar ve yapraksız manolya ya da çıplak manolya olarak anılırlar; zira sonbaharda yaprak dökerler, baharda önce çiçekleri açar, sonra yaprakları çıkar.. 
Bu mevsim açan manolyaların kocaman, bembeyaz, mis kokulu çiçekleri olur ve kışın yapraklarını dökmezler.  

Bugün yine pazar işleri vardı. İki kez gittim, sonra annemin siparişlerini verdim,  benim evinkileri temizledim, yıkadım, yerleştirdim; klasik cuma günü hareketleri.

Son günlerde dizlerimi günde üç dört defa buz koyuyorum. O sırada boş oturmayayım diyerek, youtubedan videolara bakıyorum. 
Bugün denk geldiğim bir tanesinde Londra'nın gezilecek  görülecek yerlerini anlatıyordu.
Bir diğerinde tavukların endüstriyel üretimle nasıl yetiştirildiklerini ve tüm dünyada gayet sıkı kurallarla denetlendiklerini ve üretim sürecinde hormon kullanılmadığını anlatıyordu.



Bizim mahallenin minik parkında da bir kaç manolya ağacı var, onların da çiçekleri başladı.
Aşağıdan yukarı bakarak çektiğim için, çiçeğin güzelliğini tam yansıtamıyor, ama olsun.

18 Haziran 2026 Perşembe

18 Haziran Perşembe

Voleybol Kadın Milli takımımızın VNL kupasındaki ikinci etap maçları Ankara'da başladı. Dün ilk maçı Belçika ile oynadılar ve 3-0 kazandılar. Bu akşam Fransa ile oynayacaklar, heyecanlıyız.

Bizim Kontes hanım gündüz uykudan uyanınca kucağıma çıkıyor. Normalde gün içinde hiç böyle bir arzusu olmuyor. Tam aksine kızım kucağına almak istedikçe kaçıyor. 
Dün akşam ben maç seyrederken pufa çıktı, ayağımın dibinde oturdu. Hatta oturmak ne kelime, sosis gibi uzattı vücudunu, öylece durdu.

Telefonumdaki fotoğraflar zaman zaman senenin içinde bulunulan zamanına ait, geçmiş yıllarda çekilmiş fotoğrafları önüme çıkarıyor.
Dokuz sene önce bu zamanlar çocuklarla Bodrum'a tatile gitmiştik. Ms. Melty o tarihten bir süre önce Bodrum'a taşınmıştı ve orada bulunuşumuz doğum gününe denk gelmiştik.
Zaman kuşun kanadında geçiyor, gerçekten...



Dokuz sene öncesi, Müsgebi'deyiz,
Güneş yakmıyor,
Öğlen vakti yelken bezine benzer bir gölgelik altındayız,
İlkyaz, güzel.

17 Haziran 2026 Çarşamba

17 Haziran Çarşamba

Dün gece 3'te uyandım ve gün içinde 15 bin adım atarak yorulmuş olmama rağmen tekrar uykuya dalmakta zorlandım. Üstüne bir de sabah erkenden uyandım.
Neyse, günlük şikayet dozumu aldıktan ve verdikten sonra günün akışına geçebiliriz.

İstiklal Caddesindeki kitapçılara bakarken bir iki kitap bana göz kırptı, epeydir kitap okumakta zorlandığım için bu duygu beni mutlu etti. Fakat kitap fiyatlarını görünce almaktan vazgeçtim. Akşam eve dönünce biraz vicdanım sızlayarak, iki kitabı internetten sipariş verdim. 
Evet, tabii ki kitapçı dükkanları da kazansın, fakat göz göre göre bu kadar fiyat farkı da dokunuyor insana. 

Bugünün yürüyüş yolu Bostancı meydanına doğru oldu. Annem Malatya pazarından alınacak siparişler vermişti. Yine bir süredir uzak kaldığım Bostancı meydanının (Üst Bostancı tarafı) inşaatlarla resmen şekil değiştimiş olduğunu gözledim. 
Her şey öyle hızlı değişiyor ki birinciliği kime vereceğini bilemiyor insan.



Karşı kıyıya geçme sergüzeştimden anı kalan son fotoğraf, tarihi yarımadayı özleyenlere gelsin. 

16 Haziran 2026 Salı

16 Haziran Salı

Nisan'ın 8'inde kırk yıllık arkadaşım S.ciğimle İstanbul Modern'e gitmiş ve Semiha Berksoy sergisini gezmiştik. Bugün karşıya geçerken düşünüyordum, sanki iki aydan fazla zaman geçmemiş gibi, sanki o günden sonra sadece bir kez dayıma bayram ziyareti yapmak için karşıya geçmemişim gibi. 
Oysa tam olarak öyle, karşıya iki ayda bir geçiyorum, müzelerin her birine senede bir yolum düşerse seviniyorum ve niye böyle oluyor, neden günlük hayatın dar alanına sıkışmış olarak yaşıyorum, bilmiyorum.
Bu kadar yeter, ağlamayı kısa kesiyorum.
Günün akışını Ekmekcikız'da yazdım, oraya atıfta bulunayım.



Dizim nazlı davranılmayı alışkanlık haline getirdiğinden beri, bir yere giderken koşturmamaya dikkat ediyorum.
Tünel'e binerek Karaköy'e inecektim, turnikeye yaklaşırken tünelin hareketine 40 saniye olduğunu gördüm. Buna yetişirim diye düşündüm, biraz hızlı adımlar attım.
Fakat heyhat! Tam tünel vagonuna  adım atacakken kapı kapandı, dizimin acıdığıyla kaldım.
Böylece beklerken Karaköy'den yukarı çıkan tünelin yaklaşmasını izledim ve ben şahsen kendim olarak vagonun fotoğrafını çektim.
Takdimimdir.

15 Haziran 2026 Pazartesi

15 Haziran Pazartesi

Bir kaç gündür haberlerde dolaşan savaş sulhe bağlanacak beklentisi, bu sabahki haberlere bakılırsa daha ciddiyet kazandı gibi duruyor. Umarım gerçek olur ve dünyamız biraz nefes alır. 

On günden fazla oldu, diz ağrısından sebep pilatese gitmiyordum, ayrıca uzun yürümek de iyi gelmiyordu. Ev yaptığım egzersizler de daha çok diz çevresini kuvvetlendirecek hareketler üzerineydi. 
Bugün cesaretimi topladım, derse gittim, eve dönünce buzlarımı koydum, dinlendim.

Ankara'da oynanacak ikinci tur VNL Kadınlar Ligi maçlarını beklerken, arada erkek voleybol takımımızın maç özetlerine bakıyorum. Kadın voleybolu daha zarif geliyor bana, erkek voleybolu daha farklı sanki. Yine de seyrederken yavaş yavaş erkek takımına da aşina olmaya başladım. 



Eve dönüş yolunda, öğlen güneşinde gördüğüm bu güzel çiçekli bitkinin adı pandora yasemini imiş. 

14 Haziran 2026 Pazar

14 Haziran Pazar

Dün sanki yaz mevsime bir günlük ara verilmiş gibiydi. Gece üstüme ince bir battaniye alarak uyudum. Oysa bu sabah yaz yeniden gelmişti, güneş açmış, hava yumuşamıştı.

Annemle kahvaltımızı yaptıktan sonra Ş.ciğimle kahve içmeye gittim. Mahallemizin çeşitli kafelerinden birini beğenmedik, diğerine konuşlandık. Esasen kahvenin yeri de ne içtiğimiz de ikinci derecede önemli. Biz sohbeti, karşılıklı dertleşmeyi seviyoruz.

Eve dönünce film seyredecekti ki internet üzerinden izlediğim platformlardan birinin açılmayacağı tuttu. Her seçeneği denedim, bağlantıyı silip yeniden yüklemek de dahil olmak üzere, başaramadım. Mecburen müşteri hizmetlerini aradım, karşıma çıkan genç kadın çok nazikti ve sabırla yardımcı oldu. Meğer, sildiğimi sandığım bağlantının aslı değil ekrandaki kopyasıymış. Silme işini doğru yerden yaparak tekrar yükleyince bağlantı çalıştı.  Ben de ilgili görevliye tam puan verdim, tabiyatıyla.

Bir şeylerin çalışmaması kadar aşırı çalışması da sıkıntı, akşam ocağı yakarken olanlar oldu ve çakmak hiç durmadan çakmaya başladı. Yandık dedim, içimden, on saniyede bir çat çat çat... Sonra geçen defa en sonunda akıl edip çakmağı susturuşumu hatırladım ve sigortadan elektriği kestim, birkaç dakika sonra açtım ve neyse çat çat çat sesi kesildi.

Bugün dilime dolanan Sezen Aksu şarkısıyla yazıyı toparlayayım, burada. 



Zakkumlar da açtılar, demiş miydim? Açtılar, evet...

13 Haziran 2026 Cumartesi

13 Haziran Cumartesi

Sabah pencereden baktığımda yağmurun incecik yağmış olduğunu, yerlerin ıslandığını gördüm, düşündüm, bu sabah sınava giren çocuklar serin serin oturacaklar, iyi bari. 
Sonra öğlene doğru uzun ve güzel yağdı, ağaçlar yıkandı, sokakların inşaat tozu indi.

Annem öğlene doğru yatıp uyumayı alışkanlık edindi, genellikle gece iyi uyuyamadığından dem vuruyor, öğlene doğru uykusu geliyor. Yattığında üşümüş, kalkıp balkon kapısını kapatmış, olmamış, sonra üzerine battaniye almış, derken o hareketler sırasında uykusu kaçmış, uyuyamamış.
Oysa Kontes kedi havanın tadını çıkardı, bütün gün kıvrıldı, uyudu.

Öğleden sonra biraz yürüyeyim dedim. Dünkü havaya göre giyinmişim -uzun kollu ve bacaklı giymiştim oysa- epey serin geldi. Yürümeyi fazla uzatmadım, deniz kenarına inmekten vazgeçtim, mahallede turladım. Eve dönünce sıcak bir bitki çayı içtim, içim ısındı.



Mor salkımlar ikinci tur açmaya başlamışlar, azar azar...