31 Temmuz 2026 Cuma

31 Temmuz Cuma

Temmuz ayının son gününe geldik ve  yılın yarısından çoğunu devirmiş olduk. 
Şöyle bir bakınca, sanki daha geçen ay yeni yıla girmiştik, oysa bir kaç ay sonra yeniden yeni yıla gireceğiz.

Bugün yine rüzgar sert esti, bulutlar gökyüzünde koşar adım resmi geçit yapar gibiydi.
Kızım, akşam yemekte, günlerin kısalması hissediliyor artık diyordu, haklı.

Bugün dünyaya negatif yönden bakıyorum gibi oldu, değil mi? Şu yukarıda yazdıklarımı kastediyorum. Tamam kesiyorum.

Akşamüstü Arpiciğimle buluştuk. Dizimin nazlı gelin hali nedeniyle, az yürüyeyim diye, beni kırmadı bizim mahalleye geldi, Kozzy'de buluştuk, dondurma yedik, muhabbet ettik.
Sağolsun, gelirken bana bir süredir üzerinde çalıştığı kavanoz etiketlerinden getirmiş. Yarın onları kavanozlara yapıştıracağım. Kızımda çok beğendi, bu arada.



Üsttekiler süslü, desenli, alttakiler işlevsel, hepsi el emeği ve sıkı çalışma sonucu. <3

30 Temmuz 2026 Perşembe

30 Temmuz Perşembe

 Rüzgar epey sert esti gün boyunca; bazen evdeki açık  pencereleri pat pat çarptı, bazen bulutları önüne kattı götürdü, güneşi kapattı.  Hissedilen sıcağı düşürdüğü için şahsen şikayetim yok bu durumdan. 
Dün Londra'da yaşayan yeğenimle konuşuyorduk, küresel ısınmayı destekliyorum, bu sene iliğim kemiğim ısındı, deyiverdi. 

Akşamüstü  okuduğum bir haberde ise şöyle diyordu, bu sene Avrupa'daki çok fazla sayıdaki orman yangınları nedeniyle orman köylüsünün ormanda koyun ve keçi otlatmasını desteklemek gündeme gelmiş. Zira küçük baş hayvanlar ormanlardaki kuru otları ve yer hizasındaki diğer bitkileri yedikleri için ormanın temizlenmesini sağlayarak yangınların çıkmamasına da neden oluyorlarmış. 
Eyy insanoğlu, doğaya uyum sağla, doğayı kendin için çekip çevirme diyoruz da kime diyoruz, duyan yok.

İki gündür aklımda Kayahan'ın ilk şarkısı dolaşıp duruyor, "İstanbul'da bir güzel İstanbul kadar güzel". Dinlemek isterseniz, burada. 



Bir çeşit zambak, adı turuncu güngüzeli imiş.

29 Temmuz 2026 Çarşamba

29 Temmuz Çarşamba

 Sabahtan kızımın odasının perdesinin montajı için bekliyordum, bir aksilik çıkmış öğlene doğru gelebildiler.
Perdeciyi beklerken Erkek A Milli takımının VNF'deki çeyrek final eleme maçının son setini izledim, nefes kesiciydi. 
İkinci seti Slovenya'ya 35 - 33 vermişlerdi, üçüncüyü alsalar maç uzayacaktı; son seti 36 -34 verdiler, yazık oldu. Son derece çekişmeli ve güzel bir maçtı, tee Çin'e gitmişken bir tur geçseler ne iyi olurdu. Kısmet diyelim, gelecek sefere olur.

Öğlende kardeşim anneme geldi,  küçük dayım ve yengem ise akşamüstüne doğru geldiler. 
Annem gözleme hedefini pazar alışverişi sırasında belirlemişti. Ispanaklar kuzu dedikleri cinstendi, R.ciğim gözlemeyi yaptı, kardeşim ayran çırptı, afiyetle yedik. Dayımlar gelirken minik taze elmalar getirmişti, bir de incir çıkmış... 
Yaşasın yaz meyveleri dememek elde değil. 



Sahile daha yakın sokaklardan birinde eski usul alçak boylu bir apartmanın önündeki bu begonvile bakmaya doyamıyorum, almış başını gidiyor adeta...

28 Temmuz 2026 Salı

28 Temmuz Salı

 Hareketli bir sabahın ardından yanan beynimi sakinleştirmek ve bir kaç aydır görüşemediğimiz N.ciğim ile biraz muhabbet etmek içi soluğu Üsküdar'da Marmaray çıkışında aldığımda 13:15 olmuştu. 
Bu kadar net saat veriyorum, zira tam o sırada Üsküdar meydanındaki camilerden  öğlen ezanı okunmaya başladı. 
Ezanın iki ayrı camiden ve birbirini takip eder şekilde okunması 350 senelik bir Osmanlı geleneği imiş. 
Daha önce Sultanahmet meydanında da benzer şekilde karşılıklı ezan okunduğuna tanık olmuştum, bu defa Üsküdar'da denk geldim. 

Bugün hava dünden sıcaktı, ya da rutubet daha fazlaydı sanki.
Bizim Kontes kız yine banyoda küvetin içinde oturmaya başladı. Çocuk tüylü, ancak serin zeminde ferahlıyor, ne yapsın?



N.ciğimle öğlen yemeği için  Kanaat Lokantasına gittik, galiba kışın gitmiştim en son. 
Sonra da meydanı tepeden gören, denize uzaktan bakan bir kafede oturduk kahve içtik, sohbete devam ettik.


27 Temmuz 2026 Pazartesi

27 Temmuz Pazartesi

Satırlarıma başlarken, yazdıklarımızı kafasına göre gecikerek yayın akışlarımızda gösteren blogspota en içten hörmetlerimi sunmak istiyorum. 
Ekmekcikız'a yazdığım son yazı 3 gün sonra tedavüle çıktı, bu blogun son yazısı bir önceki yazı olarak gözüküyor. 
Bi titre de kendine gel sayın blogroll, öbür mecralar gibi saniyesinde görünür olmak derdinde değiliz de, okuyucudan yazılmış yazıları gizlemesen eyi olcek, aksi halde başımı alıp gidesim var.
Bilmem anlatabildim mi?

Bugün sebze ayıklarken, dünkü final maçının özetlerini izledim dersem, kafayı voleybolla bozmuş olduğum düşünülebilir, ama çok zevkliydi, ne yapayım?
Bir de Yüksel Aksu'nun son filmi Bak Postacı Geliyor'u seyrettim. Tatlı bir filmdi, bir buçuk saat eski zaman nostaljisi içinde hoş vakit geçirdim, iyi geldi.



Bu fotoğrafı daha önce en az iki kez yayınlamış olmalıyım, yine karşıma çıktı, yine anıları yâd ettim, buraya da eklemek istedim.
Hem bugün için daha anlamlı, eski büromuzun balkonundan görülen bu manzaranın fotoğrafını, tam on sene önce 27 Temmuz 2016'da çekmişim.
bugün 

26 Temmuz 2026 Pazar

26 Temmuz Pazar

 Ohh! Şampiyon oldular! Yaşasın! 
Kızlar bugün VNL Şampiyonu oldu, dişe dişe bir mücadele ile Brezilya'yı 3 - 1 yendiler.
Heyecanlandık, güldük, ağladık, hop oturup hop kalktık. 
Şimdi sıra erkek takımında, onlardan da derce bekliyoruz, çıta yükseldi.

Şampiyonluk sevincini bir yana, akşamüstü saatlerini evin fiberoptik internet bağlantısı ve televizyon, bilgisayar arasındaki uyum sorununu çözmek için çeşitli müşteri hizmetleriyle konuşarak geçirdim, başıma ağrılar girdi, şu anda kafamda bir çember var sıkıyor.

Oysa sabah ne güzeldi, neredeyse iki ay aradan sonra sahile yürüdüm ve dünkü yağmurdan sonra pırıl pırıl olmuş denize ve adalara baktım, nefes aldım.
Neyse, akşamüstü internet stresi için, merkür retrosunun son marifeti diyelim, geçelim.



Bu sabah, Suadiye sahilinden...


25 Temmuz 2026 Cumartesi

25 Temmuz Cumartesi

Günün heyecanı VNL yarı finalinde kadın milli takımımızı izlemek ve Çin'e karşı alınan 3 - 0'lık galibiyetle mutlu olmaktı.

Bir de neredeyse gün boyu bazen hızlı bazen daha sakin yağmur yağdı, hava epeyce serinledi.
Akşamüstü yağmurun hafifleyeceğini umarak biraz yürümek istedim. Tabii ki şemsiyemi aldım ve yine de biraz ıslandım. Olsun, yaz yağmur ferahlattı.
Gerçi pek çok yerde fazla yağmış ve su basmış, üzücü...



Mevsimin güzelliklerinden ortancalar,
Geçen senelerden birinden arkadaşımın bahçesinden,