22 Haziran 2026 Pazartesi

22 Haziran Pazartesi

Dizimdeki ağrının sebeplerinden birisi de o bölgede tendinit (kasları kemiklere bağlayan dokunun, tendonun iltihaplanması) olması imiş.
Dün akşam dizimin kenarında hafif bir şişlik ve sıcaklık hissedince, bir doktora gitsem iyi olur dedim, bugün mahallemizin hastanesine gittim. Fizik Tedavi doktoru o bölgeye, arazları azaltıcı olması amacıyla kortizonlu bir iğne yaptı ve bölgedeki ödemin daha hızlı toparlanması için fizik tedavi önerdi. 
Fizik tedavi kliniğinden bir hafta sonrası için randevu aldım, umarım iyi gelsin.

Evdeki internet bir kaç gündür kopup duruyordu, dün arıza kaydı vermiştim. Bu sabah aradılar ve geldiler, evdeki telefon hattının bağlantısına bir takım ekleme çıkarma vb. işler yaptılar. Sonra da dediler ki bölgenizdeki bakır kabloların yerine yeni döşenen fiber optik kabloları evlerde de kullanmanızı öneriyoruz. Bunun için apartmanın hattından size hat çekilecek ve yeni modem takılacak. 
Şimdi kendimi bu fikre alıştırmaya çalışıyorum, evdeki kablolarla ilgili bir şeyler yapılacak olması beni biraz geriyor, doğrusu.



Geçen hafta Pera Müzesinde Halil Paşa sergisini gördükten sonra İş RH Müzesinde de aynı konulu resimlerle karşılaştım.
Yukarıdaki onlardan birisi ve yine Bostancı sahili. 

21 Haziran 2026 Pazar

21 Haziran Pazar

Başlamadan önce geriye dönüp 21 Haziran'da yazdıklarıma baktım, genellikle aynı tema üzerinde yoğunlaşmışım, şöyle ki;  en uzun gündeyiz, bundan sonra günler kısalacak, önümüz sonbahar hatta kış...
Benim gibi kış çocuğundan da başka şey beklenmezdi, bence. 
Bu yaz, şimdiye dek izlediğim kadarıyla, Avrupa'nın kuzeyindeki bazı ülkeler sıcak ve güneşli günler yaşıyor. Oralar sıcak olunca, biz daha sakin bir yaz geçiriyoruz genellikle, umarım öyle devam eder.

Gerçi Avrupa'nın kuzeyi demişken, her yer aynı değil sanırım. Az önce oğlumla konuşuyorduk, aynı konu açıldı. Sen Avrupa'nın diğer taraflarına bakma, buradaki (Hamburg) yıllık güneşli gün sayısı ortalama 83 dedi. Üstelik, güneşli günde güneşin bütün gün parlaması gerekmiyormuş, yarım saat de olsa güneşli sayılıyormuş.

Dün akşamki Almanya ile oynanan  voleybol maçını annemle izledik. Daha doğrusu, annem benim hatırıma maça katlandı, en azından baştan. Sonlara doğru, maçın çekişmesi arttıkça, annem "haydi Vargas" filan demeye başladı, çok tatlıydı. Bugünkü Çin maçını da heyecanla bekliyoruz.



İki gün önce parkımızdan bir manolya fotoğrafı eklemiştim. O manolyanın alttan görüntüsüydü.
Bugün bir arkadaşımın gönderdiği manolyayı ekliyorum, nasıl da kocaman güzel açmış.

20 Haziran 2026 Cumartesi

20 Haziran Cumartesi

Kaç gündür mesajlarıma, maillerime "Leyla The Band" konseri bildirimleri gelip duruyordu. Küçükçiftlik Parkı'nda olmasa -ayakta izlemek gerekiyor- gitmek isterdim, doğrusu. Bugün düşen videolardan güzel bir konser olduğu anlaşılıyor. 
Şuraya 13 sene öncesinden bir "Yokluğunda" ekleyeyim, konserde dinleyiciler Ali Atay'la bir ağızdan söylüyorlardı. 

Bugün okuduğum bir haberde, Ukraynalı bir savaş esirinin 4 sene süren esareti sırasında çevresindeki düğer tutsaklara Harry Potter serisinin tüm kitaplarını ezberden anlatarak, nasıl hem kendisinin hem diğerlerinin hayata tutunmasını sağladığını anlatıyordu. Yakın zamanda Harry Potter serisini önce dinlemiş, sonra izlemiş olduğum için bir tür duygudaşlık hissettim. Haberin tamamı burada, okumak isterseniz. 

Mahalledeki bir bina daha kentsel dönüşüme giriyormuş. Alt kattaki dükkanlar, binanın tam köşede olması nedeniyle mahallenin en çok iş yapan yerleri. Eczane ve baharatçı/kuruyemişçi yakınlarda yer bulmuş. Bakalım tuhafiyeci ve henüz bu kış açılmış kahvaltıcı nereye gidecek?



Sabah erken uyandım, hemen buzdolabındaki mayalı hamuru kontrl ettim. Yeterince kabardığını görünce, fırını yaktım, pişirdim, fena kabarmadı. 


19 Haziran 2026 Cuma

19 Haziran Cuma

Bir kaç gündür manolyalar açmaya başladı. Bu söylediğim Zeki Müren'in şarkıda söylediği "koklamaya kıyılamayan, güzel, beyaz manolyalar". 
Bir de bahar başında açan manolyalar var, bilirsiniz. Onlar genellikle pembe olurlar ve yapraksız manolya ya da çıplak manolya olarak anılırlar; zira sonbaharda yaprak dökerler, baharda önce çiçekleri açar, sonra yaprakları çıkar.. 
Bu mevsim açan manolyaların kocaman, bembeyaz, mis kokulu çiçekleri olur ve kışın yapraklarını dökmezler.  

Bugün yine pazar işleri vardı. İki kez gittim, sonra annemin siparişlerini verdim,  benim evinkileri temizledim, yıkadım, yerleştirdim; klasik cuma günü hareketleri.

Son günlerde dizlerimi günde üç dört defa buz koyuyorum. O sırada boş oturmayayım diyerek, youtubedan videolara bakıyorum. 
Bugün denk geldiğim bir tanesinde Londra'nın gezilecek  görülecek yerlerini anlatıyordu.
Bir diğerinde tavukların endüstriyel üretimle nasıl yetiştirildiklerini ve tüm dünyada gayet sıkı kurallarla denetlendiklerini ve üretim sürecinde hormon kullanılmadığını anlatıyordu.



Bizim mahallenin minik parkında da bir kaç manolya ağacı var, onların da çiçekleri başladı.
Aşağıdan yukarı bakarak çektiğim için, çiçeğin güzelliğini tam yansıtamıyor, ama olsun.

18 Haziran 2026 Perşembe

18 Haziran Perşembe

Voleybol Kadın Milli takımımızın VNL kupasındaki ikinci etap maçları Ankara'da başladı. Dün ilk maçı Belçika ile oynadılar ve 3-0 kazandılar. Bu akşam Fransa ile oynayacaklar, heyecanlıyız.

Bizim Kontes hanım gündüz uykudan uyanınca kucağıma çıkıyor. Normalde gün içinde hiç böyle bir arzusu olmuyor. Tam aksine kızım kucağına almak istedikçe kaçıyor. 
Dün akşam ben maç seyrederken pufa çıktı, ayağımın dibinde oturdu. Hatta oturmak ne kelime, sosis gibi uzattı vücudunu, öylece durdu.

Telefonumdaki fotoğraflar zaman zaman senenin içinde bulunulan zamanına ait, geçmiş yıllarda çekilmiş fotoğrafları önüme çıkarıyor.
Dokuz sene önce bu zamanlar çocuklarla Bodrum'a tatile gitmiştik. Ms. Melty o tarihten bir süre önce Bodrum'a taşınmıştı ve orada bulunuşumuz doğum gününe denk gelmiştik.
Zaman kuşun kanadında geçiyor, gerçekten...



Dokuz sene öncesi, Müsgebi'deyiz,
Güneş yakmıyor,
Öğlen vakti yelken bezine benzer bir gölgelik altındayız,
İlkyaz, güzel.

17 Haziran 2026 Çarşamba

17 Haziran Çarşamba

Dün gece 3'te uyandım ve gün içinde 15 bin adım atarak yorulmuş olmama rağmen tekrar uykuya dalmakta zorlandım. Üstüne bir de sabah erkenden uyandım.
Neyse, günlük şikayet dozumu aldıktan ve verdikten sonra günün akışına geçebiliriz.

İstiklal Caddesindeki kitapçılara bakarken bir iki kitap bana göz kırptı, epeydir kitap okumakta zorlandığım için bu duygu beni mutlu etti. Fakat kitap fiyatlarını görünce almaktan vazgeçtim. Akşam eve dönünce biraz vicdanım sızlayarak, iki kitabı internetten sipariş verdim. 
Evet, tabii ki kitapçı dükkanları da kazansın, fakat göz göre göre bu kadar fiyat farkı da dokunuyor insana. 

Bugünün yürüyüş yolu Bostancı meydanına doğru oldu. Annem Malatya pazarından alınacak siparişler vermişti. Yine bir süredir uzak kaldığım Bostancı meydanının (Üst Bostancı tarafı) inşaatlarla resmen şekil değiştimiş olduğunu gözledim. 
Her şey öyle hızlı değişiyor ki birinciliği kime vereceğini bilemiyor insan.



Karşı kıyıya geçme sergüzeştimden anı kalan son fotoğraf, tarihi yarımadayı özleyenlere gelsin. 

16 Haziran 2026 Salı

16 Haziran Salı

Nisan'ın 8'inde kırk yıllık arkadaşım S.ciğimle İstanbul Modern'e gitmiş ve Semiha Berksoy sergisini gezmiştik. Bugün karşıya geçerken düşünüyordum, sanki iki aydan fazla zaman geçmemiş gibi, sanki o günden sonra sadece bir kez dayıma bayram ziyareti yapmak için karşıya geçmemişim gibi. 
Oysa tam olarak öyle, karşıya iki ayda bir geçiyorum, müzelerin her birine senede bir yolum düşerse seviniyorum ve niye böyle oluyor, neden günlük hayatın dar alanına sıkışmış olarak yaşıyorum, bilmiyorum.
Bu kadar yeter, ağlamayı kısa kesiyorum.
Günün akışını Ekmekcikız'da yazdım, oraya atıfta bulunayım.



Dizim nazlı davranılmayı alışkanlık haline getirdiğinden beri, bir yere giderken koşturmamaya dikkat ediyorum.
Tünel'e binerek Karaköy'e inecektim, turnikeye yaklaşırken tünelin hareketine 40 saniye olduğunu gördüm. Buna yetişirim diye düşündüm, biraz hızlı adımlar attım.
Fakat heyhat! Tam tünel vagonuna  adım atacakken kapı kapandı, dizimin acıdığıyla kaldım.
Böylece beklerken Karaköy'den yukarı çıkan tünelin yaklaşmasını izledim ve ben şahsen kendim olarak vagonun fotoğrafını çektim.
Takdimimdir.