5 Mart 2026 Perşembe

5 Mart Perşembe

Bugün evde temizlik vardı, Kontes hanım elektrik süpürgesinin sesinden hoşlanmadığı için ortalıktan toz oldu. Önce kızımın odasında yorganın altına saklandı, sonra benim odada yastık altına girdi, nihayet kızımın kütüphanesinin tepesine çıktı ve S.cığım evi terk edene dek oradan inmedi. 
Şimdi ortalıkta miyav miyav gezerek, yaramazlık yapamadan geçirdiği zamanı telafi ediyor.

Son günlerde Storytel'de Harry Potter serisini dinlemeye başladım, Tilbe Saran seslendiriyor ve sadece okumuyor, adeta tüm karakterler sayesinde canlanıyor.
Vakti zamanında çocuklarla kitapları okumaya başlamış, sonrasında filmler yayınlanınca okumaktan vazgeçip filmleri seyrederek seriyi tamamlamıştım. 
Şimdi yeniden dinlemek hem nostaljik, hem keyifli.
Tam bir turist övünmesi olacak ama yazmadan geçemeyeceğim, 2019'da önce Porto'da J. K. Rowling'in sık gittiği kitapçı Livraria Bello'yu gezmişliğim ve sonra Edinburgh'da roman yazarken gittiği, oturduğu  The Elephant House isimli kafede bir çay içmişliğim vardır. 




Şebboylar, yılın bu zamanının güzel kokulularından,
İçerideki camın önünde dururken, dışarıdaki şemsiyenin gölgesinde gibiler.

4 Mart 2026 Çarşamba

4 Mart Çarşamba

Dün akşam Jim Jarmusch'un  "Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş" filmini seyrettim. 
Epeydir yönetmenin bir filmini izlememiştim, sakin sakin, düşüne düşüne seyrettim, lezzetli bir öğün gibiydi.
Üç bölüm halinde, farklı kişilerin hikayelerini anlatan filmin oyuncuları ve karakterleri çok başarılıydı. Ortada dönen bağlayıcı unsurun ünlü bir saat markası ve Bob amca adına yapılan bir espri olması komikti.

Bugün sabah caddedeki işimi hallettikten sonra sahile yürüdüm, denize baktım, bir nefes aldım ve eve sonra döndüm.
Öğleden sonra aile hekimliğine gittim, annem ve kendim için biten ilaçları yazdırdım. Eczaneye uğradım, ilaçları aldım.
Akşamüstü kardeşim anneme uğradı, biraz sohbet, biraz son bir kaç senenin annem için bitmeyen konusu "neden artık doğru düzgün uzun kollu v yakalı tişört yapmıyorlar" meselesini etüd ettik; akşam oldu.



Kınalıada puslar içinde, ön tarafta bir koster yol almakta, martılar taklacı, çığlıkçı...


3 Mart 2026 Salı

3 Mart Salı

Öğlene doğru yürüyüşe çıktım. Önce eczaneye ve bankaya uğrayacaktım, sonra biraz mahallede yürürüm diyordum. 
Derken aklıma Kadıköy'e gitsem mi fikri düştü, metroya doğru yollandım. İstasyona yürürken fark ettim, hava tahminimden soğukmuş. Metroya bindim ve o sırada kardeşim mesaj attı, Kozyatağı'ndan metroya biniyormuş, bir sonraki metroya binmiş olsam, metroda rastlaşacaktık.
Kardeşimi görmek için Ünalan'da metrodan indim, kardeşim zaten orada inip metrobüse geçecekti. Böylece bir taşla iki kuş oldu, hem kardeşimi gördüm, hem uzun zamandır yolumun düşmediği Akasya'ya gidip kapalı alanda yürüyüş niyetine turladım.  

Bizim mahallenin -sanırım- ilk ekşi mayalı ekmek fırını  Jüli Bakery idi, on sene olmuş açılalı. 
Ekmek yapmama rağmen, çok kez oradan güzel ekmekler almıştım, çocuklar da severdi ekmeklerini. 
Böyle -di'li geçmiş yazıyorum, bulundukları bina kentsel dönüşüme giriyormuş ve günümüz ekonomik koşullarında başka yerde devam etmeye cesaret edememişler, belki de yoruldular. 
Haberi çocuklarla paylaştım, onlar da hüzünlendiler.



Bizim yaramaz kedikızın bu sabahın erinde eylediği marifet,
Büfenin üstünde duran, renklerini sevdiğim bir kâseyi aşağıya ittirivermiş,
Olan olmuş haliyle,
Kızım  yapıştırırrım onu dedi, ama, bakalım tutar mı?^

2 Mart 2026 Pazartesi

2 Mart Pazartesi

Bugünkü pilates dersinde hocam ağırlıkla çalıştığımız bölümlerde ağırlıkları ve tekrar sayılarını artırdı. O nedenle şimdi her ayağa kalkışımda ayy ay sesleri çıkararak yürüyorum, "no pain no gain" dedikleri gibi.

Bu arada 2026 Kış Olimpiyatlarında, kadınlarda artistik buz pateni birincisi olan Alysa Liu'nun ilginç hikayesi çıktı önüme.
Çok genç yaşında  ( 13 yaşında ) şampiyon olduktan sonra üzerindeki baskıya dayanamayıp sporu bırakmış, üniversite okumuş, dünyayı gezmiş ve geçen sene yeniden sadece zevk almak için buz patenine geri dönmüş ve üzerinde eskiden hissettiği yük olmadan yarışınca bu sene altın madalya kazanmış, hikayesi burada. 



Sabah göz doktoru kontrolünden sonra Şaşkınbakkal'da sahile indim, denize baktım, Erenköy'e kadar yürrüdüm.
Hava yavaş yavaş ısınıyordu, güneş parlaktı, adaların üstünde hafif bir pus vardı.

1 Mart 2026 Pazar

1 Mart Pazar

Sabah annemle kahvaltımızı yaptıktan sonra düşündüm, yürüyüşe çıkmak için öğleden sonrayı beklesem hava açar mı ?
Sonra dedim, kalk git neyine gerek, neden bekliyorsun?
Onbeş dakika sonra ayaklarım beni Bostancı sahiline doğru götürüyordu.
İlk düşüncem Bostancı'dan Suadiye sahiline yürümek, oradan eve dönmekti.
İstasyona gelirken "neden Maltepe sahiline gitmiyorum, bakalım oralar nasıl?" fikri aklıma düştü ve az sonra hoop Marmaray'a binmiş buldum kendimi.

Vagonlar tenhaydı, denizi seyredecek tarafa oturdum, Küçükyalı ve İdealtepe duraklarından sonra Süreyya Plajında indim.
Parka gitmek için yolun karşısına geçtim, deniz kenarına inen uzun yolu yürüdüm, sahile inince adaları seyrettim; ilginç bir açısı var buranın, tüm adaları hatta Yassıada ve Sivriada'yı da bir hizada görmek mümkün oluyor, bir video çektim, bir ara onu eklerim.
Derenin üzerindeki tahta köprülere kadar yürüdüm, sonra aynı yolu gerisin geriye döndüm.

Trenden bu defa Bostancı'dan sonra Suadiye'de indim, oradan eve yürümek heç beş dakika daha kısa oluyor, hem o taraftan eve dönerken annem için alacağım şeylerin olduğu dükkanlar var.
Eve dönüşte aldıklarımı bırakmak için anneme uğradım ve karşılıklı dibek kahvesi içtik, annemin son zamanlardaki hafta sonu keyfi bu oldu.
Evde hoplaya zıplaya beni bekleyen Kontes hanımla biraz ilgilendim, tüylerini taradım, sakinleşti ve uyudu. 


Büyükada'nın tepesinde bulutlar biraz aralanmış,
Denizin üstüne birazcık gün ışığı parlaklığı düşmüş.

28 Şubat 2026 Cumartesi

28 Şubat Cumartesi

Bazı günler buraya böylece yazarken "ben şunu yaptım, buraya gittim, onu okudum  filan demek iyice anlamsız geliyor. 
Bu kadar çabalamasam mı acaba, öylece dursam mı, ne yapsam?
Baksana, çok yakınımızda yine savaş hareketleri, bombalar, ölen siviller, tamtamlar, kabarmalar, hayata aykırı şeyler olmakta.
Sabah haberi alınca kızıma sordum, Tahran'lı arkadaşı N.'ın ailesi nasılmış, ailesinden haber alabilmiş mi? Kızcağız ülkesi dışında, bir iş bulmuş, çalışmaya başlamış, ohh diyemeyecek bile şimdi, aklında ailesine ne olduğuna dair sorularla...

Dün gece kuzenim tatil dönüşü anneme vedaya gelmişti, giderayak kapı önünde fısıldadı, canı sıkılmış, bir tanıdığının tanıdığı kumar borcu nedeniyle intihar etmiş. Gazete haberi değil, olay yakınlarda olunca insan daha çok etkileniyor.

Dündü yine, akşamüstü Sirat filmini izledim. Neymiş bu film derseniz, geçen sene Cannes başta olmak üzere  pek çok festivalden ödül almış bir film, burada. 
Doğrusu filmi sevdim diyemiyorum. Filmin seyirciyi şok etmeyi başardığı kesin. Bu şok etkisi bir sinema dili veya anlatma yöntemi de olabilir, ama amaç neydi, neden şok geçirdik, işte onu tam anlayamadım.
Ben iyiden iyiye klasiklerde kalan bir insanım, sanırım.



Öğlende sahile yürüdüm, hava soğuktu, arada inceden spreylemece bir şeyler yağıyordu, deniz kenarı tenhaydı, martılar sahile yakın öylece duruyorlardı,  uzaklarda adalardan hemen önce güneş ışığı ince bir çizgi halinde denize düşüyordu.

27 Şubat 2026 Cuma

27 Şubat Cuma

On gün kadar önce, bir sayfada dolaşırken IQ testi yapmak ister misiniz gibi bir başlıkla karşılaştım. Merak bu ya, tıkladım ve üniversiteye girdiğim sene yaptığım genel yetenek testine çok benzeyen testi çabucak yaptım. 
Test bittikten sonra, hatta bir kaç kez aralarda, % şu kadar kişiden hızlı yapıyorsunuz, % şu kadar kişiden daha çok puan aldınız filan gibi uyarılar, notlar çıkmıştı. 
Test bitince "sadece bir aşama kaldı, şu kadar parayı şuraya gönderin, mailinize puanınızı bildirelim" yazısı çıkınca, nazik bir küfür eşliğinde sayfayı kapattım.
Böyle bir para konusu çıkacağı belliydi, şaşırmamak lazım fakat ilginç olan o tarihten beri her gün azimle mail gelmeye ve ne kadar muhteşem ve yetenekli olduğunuzu öğrenin lütfen, hadi hadi hadi demeye devam ediyorlar.
Sonunda bugün epostayı spam olarak işaretleyip listelerinden çıkmayı başardım.
Böyle bir iş için belki de yüzlerce insan istihdam ediliyor, birileri bu maillerin gönderilmesini sağlıyor ve muhtemelen bunun adı uzaktan çalışma, evden çalışma filan oluyor.
Garip bir dünyadayız, ya da bizim nesil dinozorlaşmaya başladı iyiden iyiye. 
Neyse işte, bugünün hikayesi de bu.
Bir de hava soğuktu ve öğlen civarı karımsı bir şeyler yağdı, geçti.



27 Şubat 2024'ten, iki sene önce bugünden, bir sahil yürüyüşünden,