Dün gece Han Kang'ın romanı Çocuk Geliyor'u bitirmeye niyetlendim önce, sonra yarın bitiririm dedim bıraktım, ancak uzunca süre uyuyamadım.
Kitabın yoğun ve üzücü ve de kimi halleriyle memleketimizin olaylarına benzeyen konusundan etkilenmiş olmam sebebiyle mi yoksa uykumun kaçacağı varmış, o nedenle mi uyuyamadım, pek anlayamadım.
Sabah biraz geç hareket ettim ve yataktan kalmadan kitabı bitirdim.
Bu gün hastaneye kırık kol kontrolüne gittik, şükür R.ciğim iyileşiyor, kaynama başlamış, on gün sonra tekrar kontrol var. Tünelin ucundaki ışık görünür olmaya başladı.
Öğlende terziye verdiğim tamiratı almaya giderken, annemin vatkasını çıkardığı için omuzunda tadilat gereken hırkasını götürdüm. Bakalım, yapılınca annemin gönlüne göre olur, umarm.
Öğleden sonrası çoğunlukla mutfakta geçti, yine bir kez işe başlayınca onu da yapayım, bunu da pişireyim kafasına girdim ve sonuçta hayli yoruldum.
Bu hamle sırasında on gündür beni bekleyen "mor lahanayı doğrama ve tuzla ovup kavanoza tepme" işini de aradan çıkartmış oldum.
Okuduğum Han Kang kitapları, hepsi usta işi yazan bir romancının eserleri,
Eylül Görmüş'ün kitaplar hakkındaki yorumları (burada, tık lütfen) benim de katıldığım düşünceler.





