19 Nisan 2026 Pazar

19 Nisan Pazar


Günün ilk etkinliği  Hamburg'un simge binalarından olan Elbfilarmoni binasında gittiğimiz oda müziği konseri oldu.

Konser sonrasında Haupthbaunhof'a (merkez istasyona) yürüdük, önce yolluk sandviçlerimizi sonra tren biletimi (çocuklar burada yaşadıkları için ayrıca bilete almaları gerekmiyor) aldık  ve Lübeck'e gidecek trene bindik.


Lübeck Almanya'daki eski şehirlerden biri.
Yukarda gördüğünüz şehrin giriş kapısı 1477 yılında tamamlanmış.
Şehrin yarısına yakını 2.Dünya Savaşı bombardımanlarında zarar görmüş. Yine de kalanlar halen çok etkileyici.

Bu küçük deniz kenarı şehrindeki gezimizi balık yiyerek tamamladık ve trene atlayarak eve döndük.



18 Nisan 2026 Cumartesi

18 Nisan Cumartesi


Göl kenarında parkta yürüyüş,
Kartopu açmış, çiçekleri mis gibi kokuyor.

Elbe nehrinin altından geçen yaya ve bisiklet yoluna asansörle indikten ve nehir altında karşı kıyıya yürüdükten sonra karşı kıyıdan az önce bulunduğumuz tarafa bakış.

Nehir altındaki geçitte yürüyüş,


Onca  adımdan sonra biraz dinlenmek  ve kahve tatlı molası vermek şart.

17 Nisan 2026 Cuma

17 Nisan Cuma


Uçtum ve yavrularımı ziyarete geldiğim kuzeydeki şehire, Hamburg'a kondum.
Aylar sonra kavuştuk, sarıldık, çok şükür.

Yolculuk öncesi Avrupa'daki yeni pasaport kontrol sistemi değişikliği üzerimde biraz stress yaptı, kuyrukta çok bekler miyim diye düşünmüştüm.
Neyse ki  bizdeki elektronik pasaport kontrolü işlemlerinden daha uzun sürmedi ve uzun zaman almadan bavul alımına yolladım.

Fotoğrafı nehir kenarına yaptığımız yürüyüşten dönüşte mahallede çektim.


16 Nisan 2026 Perşembe

16 Nisan Perşembe

Bir çok kapının ipini çektiğim bir gün oldu. Bu sözün aslı kırk kapının ipini çekmektir, neyse ki benim kapılar kırkı bulmadı.

Hava serin mi ılık mı belirsiz ve çokça pusluydu, tipik bir bahar günü diyebiliriz. 
Balkonu silerken, bez çamura bulandı adeta, yine havadan toz yağıyor sanırım. 

İki gündür gelen okullardaki katliam haberleri çok çok çok üzücü ve sarsıcı. Kimilerinin küçük Amerika olma isteğinin sonucunun bu olmaması iyi olurdu. Dünyada bu tür sorunlarla uğraşan başka ülkelerin çözüm yollarına dikkatlice bakmak gerekiyor, sanırım.



Dünkü orman yürüyüşünden çiçekler,
Soldaki adi menekşe, sağ üstteki mart çiçeği, sağ alttaki sarı ballı baba.

15 Nisan 2026 Çarşamba

15 Nisan Çarşamba

Bugün kızımın günüydü, birlikte Polonezköy'e ormana gittik, iki saat yürüdük, ağaçlara bahar gelişini izledik, kuşların cıvıltısını, sakin akan derenin sesini dinledik.
Polonezköy'den ayrıldıktan sonra Beykoz'a sahile indik, balık ve salata yedik, denizi seyrettik.
Bütün bunları yaparken oğluma ve gelinciğime fotoğraflar gönderdik, onlar da bize katıldı saydık.
Bahar kuzumun dünyaya geliş günü böyle geçti işte.



Ormanda olmanın ruha ne kadar iyi geldiğini unutmuşum, 
O kadar uzun zaman oldu ki gitmeyeli.
Bugün hatırladık, şükür...

14 Nisan 2026 Salı

14 Nisan Salı

Kardeşim anlatıyordu, bir sınıf arkadaşlarının kardeşi vefat etmiş, ani bir ölüm olmuş, cenazesi yarınmış, Şakir'in Camiinden kalkacakmış. 
Birden zihnimin gerisinde bir çınn sesi oldu, vefat edenin adı ne, yarın mı cenaze, öğlende mi filan diye sormaya başladım. 
Zira bir arkadaşım da yarın öğlende aynı camide kuzeninin cenazesine katılacağından söz etmişti. 
Meğer, merhum aynı kişi imiş; kardeşimin arkadaşının kardeşi,  arkadaşımın kuzeni imiş, dünya küçük dedikleri bu olsa gerek. 
Nereden nereye...

Bugün ufak tefek işlerin peşinden koştuğum, bir şeyleri yoluna koymaya çalıştığım bir gün oldu.
Kardeşim anneme çaya geldi.  Dün akşam da kuzen, eşi ve çocukları annemi ziyarete gelmişlerdi.
Bizde ise kızımın üniversitedeki ev arkadaşı misafir kalıyor.
Çocuklar anlatıyordu, bir üniversite arkadaşlarının evine hırsız girmiş, bilgisayar, telefon gitmiş. Üstüne bir de araba anahtarını alıp arabayı da çalmışlar. Kızlar pek üzüldüler, biz de...
İşte böyle geçiyor günler.



Apartmanın bahçesindeki papatyalar üç gündür yerleri kapladı, güneşi görünce parlıyorlar.

13 Nisan 2026 Pazartesi

13 Nisan Pazartesi

Bu mevsimin ilk açılmış erguvan ağacını bugün gördüm. 
Gerçi, ilkinde  ağaçtan uzakta kaldım, doya doya seyredemedim, ikincisinde ağacın yarısından çoğu kurumuştu ve maalesef kentsel dönüşüme girmiş bir apartmanın bahçesindeydi ve etrafı inşaat perdesiyle çevriliydi. Dolayısıyla, seyredemediğim gibi fotoğraf da çekemedim.
Neyse, mevsim yeni başladı, umutluyum, güzellikler göreceğiz.

Öğlende caddeden bindiğim dolmuşla Kadıköy'e giderken trafik vardı. Dönüşte kendimi metroya atınca oh çektim. İnsan kalabalığından ziyade trafik kalabalığı fena geliyor bana. Belki de ikisi de fena geliyor da, arabalı olanını daha sevimsiz.

Üç sene önce bugünlerde o sırada Belçika'da olan kızımla, o sırada Prag'da yaşayan oğlum ve gelinimi ziyarete gitmiştik. Ayrı yerlerden gelmiş, havaalanında buluşmuştuk. Hava o gün buz gibiydi ve ertesi gün güneş açmaya bahar içimizi ısıtmaya başlamıştı. 
Anılarımız hızla tarih oluyor gibi bir his içindeyim.



Bugünkü erguvanların fotoğrafı çekilemedi, onun yerine iki sene öncesinden Maltepe parkından bir erguvanımız var.