10 Ağustos 2026 Pazartesi

10 Ağustos Pazartesi

 Sabahım kaslarımı ve dizlerimi kuvvetlendirmeye çalışarak, öğleden sonram ise çeşitli mutfak faaliyetleriyle geçti.

Kızım bu hafta evden çalışacakmış, o nedenle evde hazır yemek olsun düşüncesiyle mutfağa girmişken iki çeşit yemek yaptım, karnıyarık ve kabak kalye. Tesadüftür, bu yaz ikisini de ilk kez yapmış oldum, ikisi de yanında cacık olmasını seven yemekler.

Epeydir ekmek yapmıyordum, ekşi mayam unuttun beni zalim demeden artık bir ekmek yapmalı dedim ve hamuru hazırladım. 
Ah, bir de Arpicğimin verdiği kavanoz etiketlerini baharatlıktaki kavanozlara yapıştırdım, pek süslü oldular.



Geçende apartman görevlimizden gelen minik eriklerin bir kısmını yedik, kalanlar durduğu yerde kızarmaya devam ediyor. 
Kızımın aklına bunların yeşillerinden turşu olsa fikri geldi, bir kavanoza seçip doldurdum, tuzunu, suyunu koydum. 
Bakalım sonuç nasıl olacak?

9 Ağustos 2026 Pazar

9 Ağustos Pazar

 Dün gece neydi öyle arkadaşlar!?
Gün boyu serin serin gezdik dolaştık diye sevinirken, eve döndük ki kapı pencere açık ama yaprak kıpırdamıyor, rutubet böğrümüze ağırlık çökmüş hissi veriyor. 
Suya gir çık filan kar etmeyince, yatarken klimayı açtım ve evi biraz soğuttuktan sonra nem alma modunda çalıştırdım, yine de sabaha karşı ter içinde uyandım.

Bugün bizim mahalleye yağmur yağmadıysa da serinliği geldi, gün boyunca gri bulutlar gökyüzünden eksik olmadı.
Evde oturdum, sebze ayıkladım, yemek yaptım, çamaşır yıkadım. 
Öğlende annem mercimekli köfte yemeğe çağırdı, sonra komşumuz E.ciğimin çiçeklerine su verdim. Derken mahallede ufak bir tur attım biraz da alış veriş yaptım, günü akşamüstüne döndürdük.

Günün musikisi Mozart'tan gelsin, Klarinet Konçertosundan bir bölüm, tık. 




Dünkü kahve keyfi, tam ferah kahveleriniz olsun dileğine uygundu, doğrusu.
Ferah kahveleriniz olsun arkadaşlar. 

8 Ağustos 2026 Cumartesi

8 Ağustos Cumartesi

 Blogger hafta başında yazılarımı time line'da iki üç gün düzenli gösterdi, üç gündür yine şaşırdı, yazılar gözükmüyor, aferin ona. 
Neyse, yapay zeka algoritmasının hikmetinden sual olunmuyor, saldım kendi haline.



Gelelim günün hikayesine...
Sabah uyandık ve kızımla piknik çantamızı hazırladık, belki denize ayağımızı sokarız diyerek onun için de ufak tefek hazırlık yaptık ve  Şile istikametine doğru yola çıktık.
Yukarıdaki saltanat kayığının gezinti yaptığı yer ilk kez gittiğim bir gölet olan Saklıgöl.
Orada su kenarında kurulu piknik yerinde kahvaltımızı yaptık, suya baktık, içimiz açıldı.
Öğlene doğru  Ağva'ya gitmek kararıyla yola çıktık, orası mı burası mı kararsızlığından sonra Kilimli'ye ulaştık.
Denize tepeden bakan bir yar üstündeki lokantanın kafe bölümünde oturduk ve püfür püfür esen rüzgara karşı oturduk ve soğuk biralarımızı içerken göz alabildiğine uzanan Karadeniz'i seyrettik. 
Sonraki hedefimiz Şile'ye gitmek ve balık yemekti. Yavaş yavaş yollardaki trafik artıyor ve araba bırakacak yer bulmak iyice mesele haline geliyordu. Mendirekteki küçük balık lokantalarından en gölge ve serin bulduğumuz birisinde oturduk, yemeğimizi yedik.



Dönüş yoluna çıkmadan önce, restore edildikten sonra çizgi film kahramanı Sünger Bob'a benzetilir olan, aslı Cenevizlilere dayanan kaleye bir selam vermemek olmazdı, tabii ki!

7 Ağustos 2026 Cuma

7 Ağustos Cuma

 Sıcak ve nemli bir Ağustos gününün akşamüstündeyiz. Hastane, eczane, banka, pazar vb. işlerle geçti gün. 
Sokaktan eve geldikten sonraki iki kez soğuk suyu kafamdan aşağıya tuttum, sanırım yatmadan önce bir kez daha ferahlamak için yapmalıyım. 

Günün olayı, kendisine mama vermekte geciktiğimiz Kontes Hanımın protesto olarak, mutfaktaki patates soğan kutusu dağıtması ve soğan kabuklarını yatak odama taşımasıydı. 

Akşamüstü dinlenirken bir film seyrettim. Bu yazın iki romantik TV dizisinden bir olan Muhtemel Aşk'ta (diğeri Doğanın Kanunu)  oynayan Ayça Ayşin Turan ve Ekin Koç'un oynadığı 2023 tarihli filmin adı Sen İnandır. 
İki saate yakın zaman vantilatörün önünde otururken geçti, öylece.
Sıcakta kendimden bugünkünden daha yüksek bir performans beklemek haksızlık olur.



Boru çiçekleri, yakın geçmiş yazlardan birinden...


6 Ağustos 2026 Perşembe

6 Ağustos Perşembe

Ağustos ayında rutubet artması gelenektir. Nitekim mevsim başından beri oldukça makul geçen  havanın hissedilir derecesi, nemin artışına paralel olarak, bir haftadır yükselmiş durumda. Yine de Avrupa'nın geneline bakarsak, alıştığımız yazlara benzeyen bir haldeyiz.

Bugün kardeşimle hastanede buluştuk, ve annemin tahlil sonuçları hakkında doktoruyla konuştuk. Bir iki ilaç değişikliği, bir iki hareket şekli farkıyla yol alacağız. 
Beklerken kardeşimle konuşuyorduk, konu şuna geldi; sosyal olan olmayan medyada yoğun bir  şekilde, adeta bombardıman halinde, elli yaşından sonra şunları bunları yapın, 60  yaşından sonra şöyle böyle beslenin talimatları yayımlanıyor. Ben dedim, artık bu duruma gıcık oluyorum, tamam sağlıklı olalım da bu korkutma, dayatma haline bozuluyorum.
Derken evde internette gezinirken, karşıma "ben 55 yaşında bir kadınım ve 55 yaşında görünüyorum, farklı olmak istemiyorum" ana başlığında bir isyan beyanı çıktı. Çok haklı bence.
Tam da  söylediği gibi, dünyada 55 yaşına gelememiş pek çok kadın varken, bunca sağlıklı genç görünme baskısı gereksiz değil mi? 



Yedi sene önce çektiğim bir video buldum, rüzgar esiyor, ağaçlar hışırdıyor.
Kısa ama güzel ve serin.
 

5 Ağustos 2026 Çarşamba

5 Ağustos Çarşamba

 Sabah annemi kan tahliline götürdük, aç karnına kan vermesi gerekiyordu. 
Numune alımından sonra, eve dönüp kahvaltı yapmak yerine hazır dışarı çıkmışken deniz kenarına gidelim, kahvaltıyı orada yapalım, hem de hava alalım dedik.

Böyle zamanlarda en yakındaki sahil Suadiye olarak cazip geliyor, hafta içi gün olunca fazla kalabalık da değildi. Kahvaltıdan sonra öğlen sıcağı bastırana ve haliyle annemin beli ağrıyana kadar oturduk.
Sonra güneşin altında fırın olmuş arabaya bindik, pencereler açık giderken bile serinleyemedik, neyse klima çalışınca biraz nefes aldık.



Marmara çocuğu olan, burada denize girmeyi seven bir arkadaşım, Suadiye plajı Caddebostan plajından daha temiz, deniz orada daha güzel dedi. 
Ben söyleyenin yalancısıyım ama bugün deniz çok güzel duruyordu ve plaj cıvıl cıvıldı.
Bir de şöyle başını kaldırınca ada manzarası var ki, daha ne olsun?

4 Ağustos 2026 Salı

4 Ağustos Salı

 Sabah kahvaltı yaparken Armağan Çağlayan'ın Jehan Barbur'la yaptığı söyleşiyi dinledim. Jehan Barbur'un şarkılarını severek dinlerim, merak ettim konuştuklarını. Gayet içtenlikle tatlı sesiyle ailesini, çocukluğunu, İskenderun'u  anlatıyordu. Dinlemek isterseniz, burada. 

Uyandığımda diz egzersizlerimi yapmıştım, bir de pilatese başlayayım artık dedim. Orada da diz için uygun ve güçlendirici çalışmalar yaptık. Her zamanki gibi yürüyerek gittim ama dönüşte fazla yüklenmek istemedim, taksiye bindim.

Öğleden sonra biber dolması ve yalancı imambayıldı yaptım, yaz menüsü oldu. 
Artık mutfakta da dikkat ediyorum, sebze doğrama işlerini oturarak yapıyorum. Yavaş hareket etmeyi öğrenmek ve vücudu korumak  gerekiyormuş, öğreniyorum sanırım.



Sizce bu meyve nedir?
Düne kadar ben de bilmiyordum, varlığından habersizdim.
Bunlar kiraz büyüklüğünde erikler. Apartman görevlimiz Ordu'ya gitmişti, ailesinin bahçesinden getirmiş. 
Çok lezzetli, ekşili, tatlılı karışık.