25 Eylül 2026 Cuma

25 Eylül Cuma

 Yahu daha dün sabah denizden gelen fışır fışır dalga sesi eşliğinde kahvaltı ediyordum, bu sabah korna sesiyle uyanmak şart mıydı? Şarttı. Çünkü bu şehirde kaç milyon insan yaşıyor, sen biliyor musun?
Diyerek, iç sesimle konuşa konuşa, şehrin gerekliliklerine dalıverdim.

Gelecek haftanın randevularını ayarla, bugünün işlerini sıraya sok, pazara git gel, aldıklarını yerleştir, yemek hazırla derken akşamı bulduk. 
Öğlende kardeşim uğradı, biraz onunla muhabbet ettik, anneme uğradım, siparişlerini ulaştırdım, bugün de böyle geçti.

Annem dün Eylül de bitti dedi diye itiraz etmiştim, daha bitmedi, bir hafta daha var demiştim. Günlerin geçiş hızına bakınca, anneme itirazım boşmuş, meğerse.
Ha bir de evin ışığı değişmiş, ben giderken yaz ışığı sürüyordu, şimdi evin içinde güz ışığı dolaşıyor.



Dün uçağın penceresine yapışmış, bulutların arasından aşağıda görünenlere bakıyordum, Sabiha Gökçen'e yaklaşırken alçaldık ve adaların üstünden geçtik.
Biraz puslu ama olsun, hayal gücünün yardımıyla bakarak ve Büyük, Heybeli, Burgaz, Kınalı diye uzandıklarını görmek, Anadolu kıyısında görünen silme beton yapılaşmanın yanında insana ferahlık veriyor.

24 Eylül 2026 Perşembe

24 Eylül Perşembe

 Kürkçü dükkanına döndüm, hem de bol güneşli Bodrum'dan hareket ettikten yarım saat sonra bulutlardan yer görünmemeye başlayarak ve İstanbul'a inişte ise sağanak halinde yağmurla yere konarak.
Kısacası allahaısmarladık yaz, merhaba sonbahar!

Bir arkadaşım diyor ki, evden havaalanına git, bavul ver, güvenlikten geç, uçak bekle, bin git kon, tekrar bavul bekle, havaalanında tekrar bin gideceğin yere git, derken uçakla bir saatlik yolculuk altı saati buluyor, arabayla gitmek daha mantıklı. Çok da haksız değil esasında.

Eve dönüş arabayla veya uçakla hep aynı hissi veriyor, o ayrı. Zaman ne çabuk geçti, tatil bitti mi yani, ne çabuk, bir dahaki tatil ne zaman? Çeşit çeşit soru öbeği.



Bu sabaha ve önceki dokuz sabah boyunca bir benzeriyle güne başladığımız kahvaltı tabağı,
Lorlu, pişili, bahçeden zeytinli...


23 Eylül 2026 Çarşamba

23 Eylül Çarşamba

Bugün ekinoks, 23 Eylül'de TSİ 00:06 itibariyle gece ve gündüz eşit oldu, şimdiden sonra geceler uzayacak günler kısalacak, ta ki 21 Aralık'taki gündönümune dek.
Yaz bitti, şimdiden sonrası sarı sonbahar.

Doğanın bildiğini biz insanlar yaşayarak öğrenmeye çalışıyoruz, eğer niyetimiz varsa.
Dün akşam İstanbul'da yağan yağmurda eve dönmeye çalışan gelinciğim, beni arayıp anne battaniyeler hangi dolapta diyen çiçeğim, bu sabah denize girerken rüzgâr denizi soğutmuş galiba diyen biz gibi...


Bulutlar Datça üzerinden kalkmış geliyor, yelkenliler pupa yelken seyirde...

22 Eylül 2026 Salı

22 Eylül Salı


Biraz rüzgâr yine eksik değildi, olsun varsın, denize girdik çıktık. 
Günün bonusu olarak Ms. Melty ziyarete geldi, sohbet ettik, denize girdik, hasret giderdik.

Burada insan plajda olsun yemek yerken olsun, pek de dip dibe oturmasa da bazen yüksek sesle konuşulduğu için bazen rüzgâr sesi taşıdığı için ilginç hikayeler duyuyor ki anlatsam dedikodu olur.
Neyse, insanoğlunun tuhaflıkları deyip geçiyoruz, bir de şu yukarıdaki fotoğraftaki bulutlara bakıyoruz.
Öyle işte...

21 Eylül 2026 Pazartesi

21 Eylül Pazartesi


Bugün deniz fotoğrafı görmeyeceksiniz.
Deniz manzarası yerine koyduğum bu vitrin fotoğrafını  Bodrum'daki ünlü Yunuslar'da çektim.
Yunuslar 40 sene öncesinin fırını sonrasında unlu mamuller dükkanı, şimdinin şık pastanesi.
Bodrum gezmesi dönüşü oradan kendimize browni ısmarladık.

Bugün rüzgar öğlene doğru iyice şiddetlendi, aman vermez oldu. Biz de günü Bodrum gezmesi yaparak değerlendirmeyi tercih ettik.
Kumbahçede kaleye nazır manzarada oturduk, manzara seyrettik, arkadaşımızla laklak yaptık.
İyi de oldu.

20 Eylül 2026 Pazar

20 Eylül Pazar


Rüzgârlı bir gündü, yan taraftaki tatil köyünün su sporları bölümünden hareket eden yelkenliler pupa yelken gezinip durdular.
Rüzgâr çoğalınca bazı yelkenliler toparlanamadı ve kıyıdan yardım geldi, kimisinde çekildiler, kimisinde rotayı doğrulttular.
Bize gelince denizin çırpıntısında biraz çabalama kaptan ben gidemem usulü yüzmeye çalıştık.

19 Eylül 2026 Cumartesi

19 Eylül Cumartesi


Bol güneşli, bol rüzgârlı, eğlencesi de bol bir gündü.
Eğlence gerçek, akşamüstü kumsalda genç bir çiftin nikah töreni vardı. Plaj ahalisi denize girer, güneşlenirken sahile kurulu bir mini platform çiçeklerle süslendi, önüne sandalyeler dizildi. 
Davetliler şık şıkırdım giyinmiş halde geldiler, sandalyelere oturdular, nikah memuru geldi, nikah kıyıldı, balonlar havaya uçuruldu, fotoğraflar çekildi ve  çiftimiz muradlarına ererken  olayın gözlemcisi olan bizler kerevetine çıkmadık ama denize girdik.
Bundan keyifli eğlence olur mu?