17 Nisan 2026 Cuma

17 Nisan Cuma


Uçtum ve yavrularımı ziyarete geldiğim kuzeydeki şehire, Hamburg'a kondum.
Aylar sonra kavuştuk, sarıldık, çok şükür.

Yolculuk öncesi Avrupa'daki yeni pasaport kontrol sistemi değişikliği üzerimde biraz stress yaptı, kuyrukta çok bekler miyim diye düşünmüştüm.
Neyse ki  bizdeki elektronik pasaport kontrolü işlemlerinden daha uzun sürmedi ve uzun zaman almadan bavul alımına yolladım.

Fotoğrafı nehir kenarına yaptığımız yürüyüşten dönüşte mahallede çektim.


16 Nisan 2026 Perşembe

16 Nisan Perşembe

Bir çok kapının ipini çektiğim bir gün oldu. Bu sözün aslı kırk kapının ipini çekmektir, neyse ki benim kapılar kırkı bulmadı.

Hava serin mi ılık mı belirsiz ve çokça pusluydu, tipik bir bahar günü diyebiliriz. 
Balkonu silerken, bez çamura bulandı adeta, yine havadan toz yağıyor sanırım. 

İki gündür gelen okullardaki katliam haberleri çok çok çok üzücü ve sarsıcı. Kimilerinin küçük Amerika olma isteğinin sonucunun bu olmaması iyi olurdu. Dünyada bu tür sorunlarla uğraşan başka ülkelerin çözüm yollarına dikkatlice bakmak gerekiyor, sanırım.



Dünkü orman yürüyüşünden çiçekler,
Soldaki adi menekşe, sağ üstteki mart çiçeği, sağ alttaki sarı ballı baba.

15 Nisan 2026 Çarşamba

15 Nisan Çarşamba

Bugün kızımın günüydü, birlikte Polonezköy'e ormana gittik, iki saat yürüdük, ağaçlara bahar gelişini izledik, kuşların cıvıltısını, sakin akan derenin sesini dinledik.
Polonezköy'den ayrıldıktan sonra Beykoz'a sahile indik, balık ve salata yedik, denizi seyrettik.
Bütün bunları yaparken oğluma ve gelinciğime fotoğraflar gönderdik, onlar da bize katıldı saydık.
Bahar kuzumun dünyaya geliş günü böyle geçti işte.



Ormanda olmanın ruha ne kadar iyi geldiğini unutmuşum, 
O kadar uzun zaman oldu ki gitmeyeli.
Bugün hatırladık, şükür...

14 Nisan 2026 Salı

14 Nisan Salı

Kardeşim anlatıyordu, bir sınıf arkadaşlarının kardeşi vefat etmiş, ani bir ölüm olmuş, cenazesi yarınmış, Şakir'in Camiinden kalkacakmış. 
Birden zihnimin gerisinde bir çınn sesi oldu, vefat edenin adı ne, yarın mı cenaze, öğlende mi filan diye sormaya başladım. 
Zira bir arkadaşım da yarın öğlende aynı camide kuzeninin cenazesine katılacağından söz etmişti. 
Meğer, merhum aynı kişi imiş; kardeşimin arkadaşının kardeşi,  arkadaşımın kuzeni imiş, dünya küçük dedikleri bu olsa gerek. 
Nereden nereye...

Bugün ufak tefek işlerin peşinden koştuğum, bir şeyleri yoluna koymaya çalıştığım bir gün oldu.
Kardeşim anneme çaya geldi.  Dün akşam da kuzen, eşi ve çocukları annemi ziyarete gelmişlerdi.
Bizde ise kızımın üniversitedeki ev arkadaşı misafir kalıyor.
Çocuklar anlatıyordu, bir üniversite arkadaşlarının evine hırsız girmiş, bilgisayar, telefon gitmiş. Üstüne bir de araba anahtarını alıp arabayı da çalmışlar. Kızlar pek üzüldüler, biz de...
İşte böyle geçiyor günler.



Apartmanın bahçesindeki papatyalar üç gündür yerleri kapladı, güneşi görünce parlıyorlar.

13 Nisan 2026 Pazartesi

13 Nisan Pazartesi

Bu mevsimin ilk açılmış erguvan ağacını bugün gördüm. 
Gerçi, ilkinde  ağaçtan uzakta kaldım, doya doya seyredemedim, ikincisinde ağacın yarısından çoğu kurumuştu ve maalesef kentsel dönüşüme girmiş bir apartmanın bahçesindeydi ve etrafı inşaat perdesiyle çevriliydi. Dolayısıyla, seyredemediğim gibi fotoğraf da çekemedim.
Neyse, mevsim yeni başladı, umutluyum, güzellikler göreceğiz.

Öğlende caddeden bindiğim dolmuşla Kadıköy'e giderken trafik vardı. Dönüşte kendimi metroya atınca oh çektim. İnsan kalabalığından ziyade trafik kalabalığı fena geliyor bana. Belki de ikisi de fena geliyor da, arabalı olanını daha sevimsiz.

Üç sene önce bugünlerde o sırada Belçika'da olan kızımla, o sırada Prag'da yaşayan oğlum ve gelinimi ziyarete gitmiştik. Ayrı yerlerden gelmiş, havaalanında buluşmuştuk. Hava o gün buz gibiydi ve ertesi gün güneş açmaya bahar içimizi ısıtmaya başlamıştı. 
Anılarımız hızla tarih oluyor gibi bir his içindeyim.



Bugünkü erguvanların fotoğrafı çekilemedi, onun yerine iki sene öncesinden Maltepe parkından bir erguvanımız var.

12 Nisan 2026 Pazar

12 Nisan Pazar

Bugün, havadan mıdır nedir, oldukça sinirli hissettim kendimi, belki biraz köşeye sıkıştırılmışım gibi. 
Dün gece oldukça geç uyuyabildim, belki onun da etkisi oldu bu sıkıntı halinde.

Annem geçende birisine bir şey anlatıyordu, konu önemli değil, annemin bana ve kardeşime dair ilginç yaş algısını fark ettim bir anda; sanırım annem benim ve kardeşimin halen 30'lu yaşlarımızda olduğunu, o enerjide ve o ruhta kaldığımızı düşünüyor. 
Bunu söyledim kendisine, çocuklarımız artık 30 ve devamında anne, ona göre bizim yaşımıza pay biç dedim, ayrımına vardı mı, pek emin değilim.

Geçen hafta seyretmeye başladığım Mira dizisinin yeni gelen bölümünü bugün izledim. 
Son jenerikte Jülide Özçelik Zaman şarkısını söylüyordu, epeydir dinlememiştim, hoşuma gitti. 



Semiha Berksoy'un yaptığı  1963 tarihli Zeliha Berksoy portresi, 
Çok zarif değil mi?

11 Nisan 2026 Cumartesi

11 Nisan Cumartesi

Tam bir bahar havası vardı bugün, önce güneşli ve serin, sonra bulutlu ve yağmurlu hatta yağmurlu ve güneşli; bir yerlerde gök kuşağı görülmüştür umudundayım.

İki gündür kızımın arkadaşı Ş. bizde misafirdi. Sabah kızlar kahvaltılarını yaptı, çiçeğim işine gitti, arkadaşı trene binmek üzere Bostancı'ya, ben de anneme uğradım.
Öğlende yakın civarda bir iki alış veriş işi vardı dışarı çıktığımda güneş yüzümü gülümsetti.

Öğleden sonra annemin saçlarını kestirmek üzere karşı apartmanın altındaki kuaföre gittik. Evden çıkarken yağmur bir iki iri damla attırıyordu. İşimiz bittiğinde yağmur şakır şakır yağıyor hale gelmişti. Sonra annem kabanını giydi ve biz sokağa çıkana dek yağmur yine atıştırır hale döndü.

Dün başladığım bir videoyu seyretmeyi bugün tamamladım. 
Sosyal medyanın üzerimizdeki etkileri ile başlayıp İngilizce terimler üzerinden sistem eleştirisine dek giden ve Ayşe Eser'in "Neden Neden" isimli kitabını anlattığı  bu ilginç konuşmayı izlemek isterseniz, link burada. 



7 yıl önce bugünlerde Bodrum'a gitmiştim, Ms. Melty'nin misafiri olmuştum, 
Yağmurlu, mis kokulu Bodrum sokaklarında yürümüş, yakın çevreyi gezmiştik,
Kapı o günlerden, Dibekli Han'dan.