22 Mayıs 2026 Cuma

22 Mayıs Cuma

Günlük hayat akışı devam etti.
Sabah hava kapalı ve serindi, pazara yağmurluklu gittim, birde üstümdekiler fazla geldi, güneş çıktı hava ısındı.
İkinci kez pazara gittiğimde giydiklerimi değiştirdim, sıcak havaya uygun giyindim.
Pazar alışverişi uzun sürdü, bizim evin ve annemin ihtiyaçları için pazar arabası iki kez doldu, boşaldı.
Bir de market alışverişi gerekti, iş uzadı.
Eve döndükten sonrası ayıklama, yıkama, yerleştirme fasıllarıyla geçti.
Bu arada bir de akşam yemeğini hazırladım ve uzun gün akşama erdi.
Kızım yemekte dedi ki, işim çoktu, haberlere özellikle bakmadım, neler oldu?
Ben de dedim, bakmadım, bakamadım...



Oysa sarı papatyalar açmıştı, aradan gelincikler gözüküyordu...

21 Mayıs 2026 Perşembe

21 Mayıs Perşembe

Bir "tuhaf zamanlarda yaşayasın" sözüne ya da bedduasına uyumlu memleket gününde daha akşamı bulduk. Hayırlara vesile olsun desem, işe yarar mı bilemiyorum.

Şurada bir şarkı paylaşasım var, Bir Derdim Var!
Mor Ve Ötesi'nin 28 Mayıs 2022 'de İnönü Stadında verdiği konserde şarkı 1. saat 18. dakika 45. saniyede başlıyor.

Fakat, sabaha karşı gök nasıl da gürledi, yağmur nasıl sıkı yağdı değil mi?
Bugün bütün ağaçların yaprakları tertemiz, ışıl ışıldı.
Bahar yağmurları iki hafta kadar rötarlı yağıyor bu sene, diyesim var.



Dünkü düz duvara yandan sarılmış aslanağzının bir kardeşi de bu duvarda,
Önceki sarıydı, bugünkü pembe.

20 Mayıs 2026 Çarşamba

20 Mayıs Çarşamba

Bloggerın bana karşı gıcık davranışı ve son yazılarımın blogrollarda görünmemesi sorunsalı devam ediyor. 
Başka bloglarda da böyle bir sorun var mı, bilemiyorum, yazı yazan arkadaşların güncellemelerini kendi sayfamda görebiliyorum. Sadece kendi blogumunki sayfamda gözükmüyor.

Bugün yağmur epey sıkı yağdı. 
Bütün kış mızmız yağmur, sprey yağmur diye şikayet edercesine isimler takmıştım ya,  öğlene doğru ve akşamüstü yağan yağmurlar hiç de mızmız ya da sprey değildi, bildiğimiz yağmur gibi yağmur yağdı. 
Öyle ki, öğleden sonra yağmura yakalandığımda eve dönene dek, şemsiyeye rağmen epey ıslandım.

Dün perdeleri yıkamış, asmıştım; ev parladı, adeta. 
Kızım dolabını elden geçirdi, yazlık kışlık ayırdı, iki makine çamaşır çıktı, asıldı, hava nemli olunca kuruması biraz uzun sürüyor.
Yarın ev temizliği var, böylece bayrama temiz temiz gireceğiz.



Aslanağızları geçen haftadan, Bodrum'dan.
Ve sanmayın ki fotoğrafı ters basmışım, çiçekler bir duvarın kenarında açmışlardı, duvardan yan yan uzanıyorlardı.


19 Mayıs 2026 Salı

19 Mayıs Salı

Dünden daha güneşli, parlak ve ılık bir hava vardı, bugün. 
19 Mayıs bayramı tatilinden yararlanan insanlar sahile akın etmişlerdi.
Güneşli çimen üstlerinde ve hava ısındıkça gölgede, ağaç altlarında yer bulunamaz oldu.

A.cığım ile tam da öğlen güneşinin altında, Suadiye Beltur'da buluştuk, çay kahve içtik, sohbet ettik.
Şimdi ikisi de yadellerde iş güç peşinde olan oğullarımız ilkokuldan beri arkadaşlar, oğulların çeşitli okul etkinliklerinde onlara eşlik ederken biz de arkadaş olmuştuk. Sonraki yıllarda paralel yaşanan hayat akışları ve ardından sevgili kitap kulübümüzle devam etti arkadaşlığımız.
Sahil kafesindeki sohbet sonrasında bir süre deniz kenarından yürüdük, sonra Suadiye istasyonuna devam ettik ve evlere dağıldık.



Adaların arkası biraz pusluydu, olsun varsın.
Bir de kadrajdan kaçanları belirtmeliyim; sahilde denize girenler, güneşlenenler, kayıkla dolaşanlar ve uzakta bir kaç yelkenli vardı.

18 Mayıs 2026 Pazartesi

18 Mayıs Pazartesi

Bloggerdan şikayetim var, iki gündür blogumun yazılarını güncellemiyor, blogrolllarda eski yazı gözüküyor. Anlamadım neden?

Dün gece kedikız kapı önü miyavlamalarıyla kızımı  ve beni uykusuz bıraktı, evet yine şikayetim var. Evlat hatırına yemek durumunda olduğum çiğ tavuk, evladı da yoruyor görüyorum ama bizimki şimdilik kahramanca direniyor. 

Dünkü çangır çungur sesli yağmurdan sonra bugün serin ve güneşli bir gökyüzü vardı. Pilatese giderken ve dönerken rahat rahat yürüdüm.

Harry Potter serilerini dinlemeyi bitirdim. Son kitabın başında J. K. Rowling son kitaba kadar gelen okuyucuya da teşekkür ediyor, dinleyici olarak bitirsem de ne gam, üstüme alındım teşekkürü.

Kızım bugün odasının perdelerini yıkadı ve astı. Yarın sabah aynı türden bir kahramanlığı ben de yapabilsem harika olacak.


Çarkıfelek/passiflora bitkisinin/meyvesinin çiçeklerinin renklerini görmüş müydünüz?

17 Mayıs 2026 Pazar

17 Mayıs Pazar

Şimdi dışarıda yeniden güneş parlıyor, oysa yarım saat önce büyük bir gümbürtü eşliğinde yağmur hızla yağmaya başlamıştı.
Gök gürültüsünü duyan Kontes hanım da şaşırdı, ayakucumda kıvrılıp uyukladığı pufun üzerinden kalktı, pencereye koştu, dışarıya baktı, cama düşen damlalara diliyle dokunup dokunamayacağını anlamaya çalışır gibiydi. Şimdi, "tamam bişey yok, olaysız dağılalım" denmiş gibi, yeniden uyukluyor.

Öğlende dışarı çıkıp yürüdüğümde esinti vardı ama güneş güzel ısıtıyordu. Bugün tam kırkikindiler usulü yağdı yağmur. 
Yürüyüş sonrası annemle yemek yedik, annemin sevdiği dibek kahvesinden içtik. 
Annem kitap dinlemeye başladığında ben de yemek yapmak üzere eve döndüm. 
Enginar ve bezelyeli bahar pilavı yaptım, aslında biraz eksiği var, bol dereotu yakışıyor, bu hafta pazarı kaçırdım, dün marketten dereotu almayı unutmuşum; olsun varsın bu defalık sadeli olsun. 



Bugünkü yürüyüşten, alt sokaktaki bir bahçe duvarının üstünden sarkan filbahriler,
Baharın en sevdiğim çiçeklerinden, hafifçecik parfümlü kokularına hayranım.


16 Mayıs 2026 Cumartesi

16 Mayıs Cumartesi

Dün akşam uçaktan indikten sonra, kürkçü dükkanına döndüm yazmıştım ya, dönen bedendi sadece ruhum da aklımda Ege'de kaldı. 
Bu günün çoğu zamanını orada olsam, o an ne yapıyor olacağımı düşünerek geçirdim. 
Ama düşüncelere ne bakıyorsunuz, zihnim Ege'de iken,  bedenim tüm gün çamaşır yıkamakta, eve adapte olmaya çalışmakta, eksikleri tamamlamak için alışveriş yapmaktaydı.

Dün akşamüstü ise  uçakta pencere kenarındaki koltuğumda, o sırada nerenin üstünden geçtiğimizi anlamak için başımı cama yapıştırmıştım.
Bodrum Milas Havalanı'ndan kalktıktan sonra Güllük Körfezi ve Bafa Gölü üzerinden yükselerek, İç Ege üzerinden hızlıca İznik gölü üzerine geldiğimizde kaptanımız "az sonra alçalıyoruz" anonsunu yapmıştı bile ve eklemişti "Sabiha Gökçen'deki trafik yoğunluğuna göre vaktinde inebiliriz". 
Anlaşılan alanda yoğun trafik vardı ki önce İzmit körfezinin üzerinden  sonra Adapazarı, Sapanca gölü üzerinden geçtik, uzunca süre altımızdaki Bolu dağlarını seyrettik, (yemyeşildi, içim titredi) sonra Karadeniz'e çıktık, deniz üstünde büyükçe bir daire çizerek yeniden karaya ulaştık, alçaldık ve alanın yeni pistine indik. 

Uzun zamandır böylesine yeryüzünü seyrederek yolculuk yapmamıştım. Şimdilerde uçaklar, kısa zamanda hızla yükseliyor ve iniş oldukça kısa sürüyor, çoğunlukla bulutlarla kaplı gökyüzünden  dolayı aşağısı gözükmüyor bile. Bu defaki pek tadı damağımda kalan bir yolculuk oldu. 



Şimdi begonvilin tam zamanı, sadece çiçekler ve yeşil yapraklar var, kuruyan sararan  dökülen yok.
Işıkları yansıtıyor adeta.