10 Temmuz 2026 Cuma

10 Temmuz Cuma

 Sabah erken uyandım, VNL'de bizim takımın bu etap maçları çok erken saatlerde oynanıyor zira. Yarınki maç öğlen saatinde olacak hiç değilse. 
Çekişmeli bir maçtı ve bizim voleybolcular karar setini kaybettiler ve ABD'ye 3 - 2 yenildiler. Neyse, sağlık olsun, çekişmeli ve seyri heyecan verici bir maçtı.

Maç sonrası kahvaltımı yaptım, sonra fizik tedaviye gittim. Eve dönüşte anneme uğradım, kuzenim T. gelmişti, biraz sohbet ettik.
Ardından pazara gittim, önceki hafta sapı yapılsın diye tamirciye verdiğim cezveyi ve de kardeşimin istediği elektrik süpürgesi toz torbasını almak üzere tekrar pazarın yolunu tuttum. Bu arada markete uğradım ve annemin istediği kıymayı da aldım. 

Evdeki işler malum; ayıkla, yıka, yerleştir şeklinde akıyor.
Bu hafta aldığım bezelye geçen hafta aldığımdan daha iriydi ve hiç boş çıkmadı.
Bu hafta vişne daha boldu, muhtemelen haftaya da olur ve sonra kaybolur, meyve suyu fabrikaları alıyor diyorlar. Aslında ne gerek var, tazesini yesek ya...



Pazarda taze nohut da vardı, bir demet aldım.
Her sene  rastlayınca bir kere aldığım şeyler var, taze nohut da onlardan, çocukluğumu hatırlatıyor.

9 Temmuz 2026 Perşembe

9 Temmuz Perşembe

 Gün boyu bulutlu esintili serindi hava, şimdi ise ince ince yağıyor, ferahlayacağız.
Biraz önce birbiriyle çakışmasın diye ince ayarlar yaptığım iki iş üst üste denk düştü. 
Kızımın odasının yeni perdesi için alınacak ölçü ve annemin biraz fikir almak için davet ettiği fizyoterapist neredeyse aynı anda geliyorlardı. 
Son anda rica ettim ve hiç değilse önlü arkalı gelmiş oldular.
Sabah erken saatte başladı karışıklık, bugün temizlik için gelecek olan S. erkenden aradı ve kocasının fıtık ameliyatı olduğunu söyledi, yarın gelsem olur mu diye sordu, haliyle olur dedim.

Daha önce okuduğum ve etkilendiğim kitapları gibi, yine derin bir hüzün eşlik ediyor öyküye.



Bugün renk konusunda bir uyarım olmayacak.
Bu zakkumlar beyaz, düz beyaz.
Seyirlik...

8 Temmuz 2026 Çarşamba

8 Temmuz Çarşamba

 Sabah televizyonun başına geçene dek Türkiye - Polonya kadın voleybol takımının maçının ikinci seti başlamıştı. Üçüncü set sırasında kızım işe gitti ve bir yandan dizime buz koyarak  dördüncü setin heyecanını yaşadım. Güzel bir maç oldu, 3 - 1 kazandık.

Buz koyma işini artık günde iki kez yapıyorum, iki kez de fizyoterapistin verdiği egzersizleri yapıyorum. Fizik tedavide de egzersiz benzeri hareketler oluyor, yavaş yavaş daha iyi hissediyorum.
Hafta başında başlayan stajyer terapist, lenf drenajı için kullanılan balıkçı çizmesi benzeri nesneyi bacağıma geçirir ve fermuarını kapatırken bir yandan hafiften şikayet ediyordu; oh sonunda zayıf birisi, dünden beri bu fermuarı kapatırken neler çekiyorum, üstelik bu en büyük boy" diyerek. 

Öğleden sonra çok etkilendiğim bir Japon anime filmi seyrettim, adı Ateşböceklerinin Mezarı.
Filmden önce Elifciğimin Okuryazar Keçi kanalında 3 K Sohbetlerinde yazar Kazuo Ishiguro ve kitaplarından Beni Asla Bırakma hakkındaki sohbeti izlemiştim. 
Bunun üzerine, çok sevdiğim Beni Asla Bırakma'nın filmini tekrar seyretmek istedim, bulamadım.
Onu ararken -bir Japon olmazsa başka Japon verilim dercesine- önüme Ateşböceklerinin Mezarı filmi çıktı. Daha önce duymadığım bir filmdi, meğer epey ünlü bir filmmiş, oturdum seyrettim. Çok hüzünlü hatta acı verici ama pek güzel bir filmdi; denk düştüğüme memnun oldum.



Arka sokaklardan birindeki kırmızı zakkum,
Esasen rengi çok daha kırmızıydı, sanırım ışıktan biraz soluk çıkmış. 

7 Temmuz 2026 Salı

7 Temmuz Salı

 Dün akşam kızımla konuşuyorduk, yeşil eriği bizim gibi tuzlayıp yiyen millet var mıdır acaba, diyorduk.
Ortadoğu'da yeniyor galiba dedi kızım, bir de İran'da. Yunanlı arkadaşlarıma sordum, onlar yemiyormuş, sadece Giritli arkadaşı, biz yeriz demiş. 
Bence yeşil erik yemeyenler, ille de tuzlamayanlar çok şey kaybediyorlar.

Çocuklukta bir arkadaşım vardı, sadece eriği değil vişneyi de tuzlayarak yerdi. Önce garipsemiştim, sonra bir defa denedim, hoşuma gitmişti.
Bir de çocukken limonu keser, üzerine tuz döker, suyunu çıkara çıkara, dudaklarımın kenarı kızara kızara yerdim. Haliyle, büyüdüm ve bu alışkanlıktan vazgeçtim. 
Yıllar sonra kızım da üstelik benden görmemişken, aynısını yapmaya, limonu tuzlayarak yemeye başladı. Kan mı çekiyor, genetik kodlar mı istiyor, bilemedim.



Geçende kızımla gittiğimiz mahalle kebapçısında biz adet olduğu üzere gavurdağı salatası istemişken, garson "sadece bu mevsim bulunuyor" diyerek yeşil erikli semizotu salatası önerdi.
Doğrusu pek lezzetliydi, ekşi seviyorsanız erikler kızarmadan ve semizotu bolken deneyin derim.
 

6 Temmuz 2026 Pazartesi

6 Temmuz Pazartesi

 Bugün kızımın evden çalışma günüydü. Meğer kuzenleri E. ve C. de ayrı ayrı evden çalışıyormuş.
Kardeşim sabah aradı, araba varken anneme geleyim, alınacak edilecek var mı dedi. Annem karpuz diyordu, ötesini sorarız dedim. 

Fizik tedaviden sonra eve geldim, öğlen için patatesli yumurta yaptım, yemekten sonra zeytinyağlı çalı fasulyeyi ocağa koydum. O sırada kardeşim geldi, kızımın yeni odasına baktı. Anneme çıktık, çay içtik, hasbıhal ettik.
Akşamüstü markete gittik, Adana karpuzları kocamandı, 8 - 9 kg karpuz annemle paylaşsak bile çok geliyor, yemesi uzun zaman alıyor. Çekirdeksiz karpuzlar daha küçüktü, birer tane aldık, diğer alış verişleri de yaptık, arabaya yükledik, eve getirdik.



Çiçeğimin mesaisi bitince mahallemizin perdecisine gittik. Perde tipleri ve fikirleriyle aldık verdik, en sonunda evde renklere bakmak ve karar vermek üzere iki kumaş kartelasını yanımıza aldık.
Eve dönmeden önce mahallemizin balıkçısına gittik, karnımızı doyurduk bir güzel. Yukarıda gördüğünüz sardalye ızgara aslında bir duvar süsü

5 Temmuz 2026 Pazar

5 Temmuz Pazar

 Bir vakitler bir video vardı, küçük bir kız bir şeyler için uğraşıyor ve sonunda yabbbdııım diye sevinçle bağırıyordu. Elektram hatırlayacaktır, bir vakitler aramızda bu konuda epey şakalaşırdık. 
Neyse, geçmiş zaman, günümüzle ilgisi nedir derseniz, kaç zamandır bizim evin yılan hikayesine dönen konusunu bugün tamama erdirdik ve oğlum ile kızımın odalarını yatakları, dolap içleri, eşyaları derken değiştirdik. O nedenle içimde bir yabbbdııım sevinci oluştu.
Bir iki kalem iş kaldı, perde yenilemek, kapı kilidini tamir ettirmek gibi, onları da peyderpey tamamlarız.

Aslında yükün çoğunu -gerçek anlamda yük taşıma, resmen hamallık yaptı zira- kızım sırtlandı, ben dizimi sürüyerek teferruatla uğraştım, yıkama, kaldırma işlerini yaptım.
Konunun beni doğrudan ilgilendiren kısmı, çalışma masası olarak kullandığım oğlumun odasındaki masadan kızımın odasındaki masaya taşınmam oldu. 
Tebdili mekanda ferahlık olsun, tüm ailemize ve yeni  işine başlayacak olan kızıma diyerek konuyu bağlayayım.



 Günün sürprizi, baza altlarından bir yerden çıkıveren Felix oldu. 
Felix kedisi, kızımın üç yaşından beri yatağının yanından olmadı kitaplığından ayırmadığı bir peluş oyuncaktı, sonraları yatak altına kalkmıştı.
Yıllar sonra kızımın görünce aşık olduğu ve eve aldığı kedisi Kontes bire bir Felix'in görüntüsünde. Sanki oyuncak kedi Felix, gerçek kedi Kontes'in prototipi gibi.
Ne denir buna? Hayat!

4 Temmuz 2026 Cumartesi

4 Temmuz Cumartesi


Bu sene daha mı bir coşkulu açtılar nedir,  fizik tedaviye gider gelirken, ev ile hastane arasındaki apartman bahçelerinde açmış zakkumların kokusunu içime çekerek yürüyorum.
Bir de bugün yağmur uzun uzun ve ne güzel yağdı, değil mi?
Bugünlük maruzatım budur.