12 Mart 2026 Perşembe

12 Mart Perşembe

Nerede dünkü güneşli hava dedim sabah uyandığımda ve dışarıdan yeteri kadar gün ışığı gelmeyince.  Bugün asık suratlıydı gökyüzü, bulutlar güneşe izin vermedi, hava daha serindi.
Yine de havada bir kıpır kıpırlık hissi vardı sanki.

Öğlende Kadıköy'e indim, annem badem şekeri ve akide şekeri istemişti. 
İki hafta önce Kadıköy'e indiğimde Hacı Bekir'den almıştım, dün baktım şöyle soruyor "bugünlerde arkadaşlarınla Kadıköy'de buluşma yok mu?"
Yok anacım dedim, doğum günleri şimdilik ara verdi (genellikle doğum günü kutlamak için Kadıköy'de buluşuyoruz da) alınacak bir şey mi var?
"Kadıköy'e gidersen badem şekeri al, akide şekeri de bitiyor" dedi.
Son senelerde çifte kavrulmuş lokumun fiyatının gökyüzüne yakın seyretmesi nedeniyle, fındıklı veya bademli lokuma geçmiştik. Bu sene badem şekerine yöneldik. Böyle giderse kesme şeker filan ikram edeceğiz, zaar.



Biliyor musunuz 2022'de Mart'ta tam bugünlerde kar yağmıştı. 
Bir kaç gün devam etmişti karlı hava, unutamadığımdan değil bu not, fotoğraflara bakarken önüme çıktı.
Bir de bu bakır cezvede pişmiş kahve o günlerden...

11 Mart 2026 Çarşamba

11 Mart Çarşamba

Dün akşam A.ciğimin "bilet var, gelir misin" çağrısına pek sevinerek gittiğim(iz) Afife oyunundaydık. 
Tam bir büyük sahne prodüksiyonu, kadro kalabalık ve usta oyuncularla dolu, konu merak uyandırıcıydı Afife Jale'nin tiyatroya başladığı yıllar ana ekseni oluşturuyordu ve aynı zamanda olaylar yürek burucuydu.
Bazı sanatların yaygınlaşması ne kadar çok acı ve emek karşılığında olmuş, şimdi hiç farkında bile değiliz, oysa.

Bugün için yapmayı planladığım işlerden birini önceki akşam halletmiştim, bugün için sinemaya gitmek ya da açık havada vakit geçirmek gibi avare arzularım vardı, ikisi de kaldı.
Onun yerine uzunca süre evde oturdum ve boş boş dizi izledim, iyi geldi doğrusu.

Akşamüstü bira ara yürüyüş yaptım, eve dönünce iki kap da yemek, böylece günü tamamladım.



Erik ağaçlarının dalları çiçekle dolmaya başladı,
Başımı kaldırıp baktığım ağaç şöyle kar yağdı görüntülü cıvıl cıvıldı.

10 Mart 2026 Salı

10 Mart Salı

Bugün orta yaş üzerine bir yazı okudum.
Son senelerde aklıma sıkça takılan zamanın geçişini yakalayamama hissine dair bir nebze aydınlanma sağladı. 
Yazının başlığı, "zaman artık sınırlı bir kaynak" diyordu, doğru. 
Eskiler zamanın çabuk geçmesini ve böylece istediği şeye kavuşmayı arzulayan gençlere der ya "geçen gün ömürdendir". 
İşte böyle tüketiyoruz günlerimizi ve önümüzde kalan zaman ardımızda bıraktığımızdan daha küçük sayıda artık.



Öğlen civarı yine sahile yolum düştü,
Güneş yine parlaktı, dünkü soğuk rüzgar bugün esmiyordu,
İnsanlar güneşin altında sereserpe oturabiliyorlardı,
Martılar dünkü gibi su üzerinde hareketsiz durmuyorlardı, havada av peşindeydiler.

9 Mart 2026 Pazartesi

9 Mart Pazartesi

Güneşli bir pazartesi, rüzgar doğu / kuzeydoğu esiyor, yani hava soğuk ve güneşe rağmen üşütüyor. 
Aksi gibi, güneşe aldanmış ve bere almamıştım, oysa tam bere takılacak hava.
Ağaçlar bu bahar aceleci değil, havayla uyumlu gidiyorlar, çiçeklenmeler henüz tek tük başladı. 

Erenköy Suadiye arasında sahilden yürüdüm, belki dedim, leylek görürüm, göremedim, talihime küseyim.
Sabah pilatesten sonra kuaföre gitmeye niyetlenmiştim, meğer pazartesileri dükkan kapalıymış, saç boyası yarına kaldı. 

Dün gece gürültü üzerine yataktan fırladığım son seferde, bizim ergen kedi kız en son banyonun duşa kabininin tepesinde yürüyordu, gece boyunca yapmadığı yaramazlık, yere atmadığı ufak nesne  kalmadı, uyutmadı beni. 
Antredeki dresuarın üstündeki süs sayılabilecek ufak tefeği zaten toplamıştım, baktım olmuyor, sabah anahtarları da çekmeceye kaldırdım.



Güneş parlak, rüzgar soğuk, ağaçlarla beraber baharı bekliyoruz.

8 Mart 2026 Pazar

8 Mart Pazar

Bugün evdeydim.
Sabah annemle kahvaltı sonrası yaklaşık iki saat kadar yaklaşık üç kilo kadar kabuklu cevizi kırdım, ayıkladım.
Kaç gündür annemin alına kısır düşmüştü, nihayet bugün öğlende yaptım, annem de yedi, içime sindi. Laf aramızda ben de özlemişim.
Öğleden sonra Şulem geldi, Kontes hanımla tanıştı. Küçük hanım misafir ablaya türlü çeşitli oyunlar yaptı, mır mır mır gevezelik etti, hopladı zıpladı. Sonra da biz kahvelerimizi içerken ağacına çıktı, arada sokağa baktı, arada laf dinlerken uyukladı.



Mimoza, özellikle İtalya'da 8 Mart'ın çiçeği sayılıyor,
Fotoğraf geçen seneden, bu sene henüz bu kadar güzel açmışını göremedim.

7 Mart 2026 Cumartesi

7 Mart Cumartesi

Bir kaç ay önceydi, kardeşim "sen seyretmişsindir muhtemelen, uçakta giderken izledim, I'm Still Here adında bir film, çok etkilendim, çok beğendim" dedi. 
Filmi aradım, bir kaç platformda adı var gibiydi, ama o sırada gösterimde değildi, araya başka şeyler girdi, unuttum tekrar aramadım.
Onbeş gün önce arkadaşım F. ile buluştuğumuzda o  da benzer bir övgüyle filmden söz etti.
Bugün yine aklıma düştü, ben bu filmi seyredeyim dedim ve aradım taradım internette buldum, izledim.

Filmin konusunu okumamıştım, iki iyi referansla yetinmiştim. Başlangıçta yönetmen Alfonso Curaon'un güzel filmi "Roma" gibi bir havası olduğunu düşündüm, fakat yarım saat izledikten sonra yanıldığımı, filmin bir biyografiye dayalı olduğunu anladım.
İki buçuk saate yakın uzunluktaki  filmi başından kalkmadan, gözlerimi alamadan ve içim sızlayarak seyrettim. Başlangıç tarihi 1971 olan film o zaman Brezilya'daki askeri diktatörlüğün muhalif saydığı insanları sorguya çekme ve daha ileri giderek yok etme hikayelerinden birisini anlatmakta.
Yönetmen Walter Salles'i hatırlarsınız, Merkez İstasyonu, Motosiklet Günlüğü, Tanrı Kent ilk akla gelen unutulmaz filmleridir.  Geçen sene en iyi yabancı film Oscar'ını alan bu filmi Hâlâ Buradayım / I'm Still Here de bu unutulmazlar arasında yer alacaktır.



Hafta sonu annemle birlikte yediğimiz öğle yemeklerinin sonrasındaki rutinimiz, dibek kahvesi içmek.
Dibek kahvesinde az kahve, çok menengüç kahvesi, biraz süttozu var, dolayısıyla içimi hafif, anneme iyi geliyor.


6 Mart 2026 Cuma

6 Mart Cuma

Günün başlıca faaliyet konusu pazar alışverişi ve yerleştirmesi idi.
Bu defa pazardan elektrik süpürgesinin kopan hortumunu da değiştirdim. 
Bizim pazarların yiyecek ve giysi alışverişi dışındaki en önemli marifeti, ev aletlerinin yedek parçalarını bulabilmek, tencerenizin sapı koptu ise tamir ettirebilmek gibi ayağa gelen önemli hizmetlerin varlığı.
Çok pratik oluyor ve bir dolu mesele kolayca çözüm bulabiliyor.

Pazar alışverişinin özellikle yeşilliklerin yıkanması ve yerleştirilmesi işleri bittikten sonra İlk ve Son2un yeni bölümünü izlemek için oturdum.
Meğer geçen hafta Masumiyet Müzesi'ni izleyeceğim diye İlk ve Son'u atlamışım, böylece iki bölüm birden izledim ve dizi bitti, iyi oldu.



Balkonda yıllardır her koşula dayanarak gıkını çıkarmadan yaşayan ve her kış mutlaka şu sarı çiçeklerini açan bir sukulent olan bu türün adı  sedum palmeri imiş. 
Dam koruğugiller familyasından olup sarkan rozetler oluşturarak büyürmüş ki bu büyümenin de tanığıyım.