25 Ocak 2026 Pazar

25 Ocak Pazar

Akşamüstü kızımla sahilde yürüyorduk, nedense bir huzur kapladı içimi, dedi. 
Hemen ardından yanımızdan geçen bir bisikletli bisiklet yolunda yayıla yayıla yürüyen bir aileyi uyarmak için bisiklet zilini bir kaç kez üst üste çaldı. Uyarılan ailenin reisi küçük çocuklarının yanında bisikletçinin arkasından sinkaflı bir küfür gönderdi. 
Bütün bunlar on saniye içinde olup bitti ve kızım neredeyse huzur kaplayacaktı içimi, dedi. Güldük.

Bugünün ev dışındaki faaliyetleri şöyleydi;
Evde pişirdiğim kestaneleri alıp sahile yürümek, daha önceden yola çıkan kızımla orada buluşmak, deniz kenarında oturmak ve denizi seyrederek kestaneleri yemek, 
Ilık havayı fırsat bilerek sahile doluşanlar arasında yürümek ve deniz kenarındaki su sporları kulübünde çay içmek,
Gaston Cafe'deki bastıbacak kedi yavrusunu görmeye gitmek, "anne işte eve getirmek istediğim kedi bu" mırıldanmalarını dinlemek.



Akşamüstü Suadiye Şaşkınbakkal arasından Marmara'ya bakarken,
Uzakta Sivriada açıklarında güneşin ışık oyunlarını izlerken,

24 Ocak 2026 Cumartesi

24 Ocak Cumartesi

 Az önce akşam yemeğimizi yedik, annem ve kızımla birlikte. Birazdan ben annemin akşamına eşlik etmeye gideceğim, kızım arkadaşını görmeye gidecek.

Öğleden sonra Şulem ile bizim mahallede buluştuk, önce kahve sonra salep içtik. Bol bol çene yaptık; biraz kişisel hayatlarda olan bitenleri konuştuk, biraz genel durumu etüd ettik, çeşitli çıkarımlar, durum tespitleri, filan falan... Her zamanki tatlı muhabbet hallerimiz.

Sabah kahvaltıdan sonra anneme, dayımın yazdığı aileye ve kendi çocukluk gençlik yaşlarına dair notları okudum. Annem, "daldan dala anlatmış" eleştirisini getirdi. Kardeşimi aradık, unutulan bazı ayrıntılar hakkında küçük dedikodular yaptık. Bir çeşit aile eğlencesi.


4 sene önce 2022'de 24 Ocak gecesi gök gürültüsü eşliğinde kar yağışı başlamış ve öyle bol ve güzel yağmıştı ki...
Bu sene bizim kıyı az kar aldı, eski fotoğrafları görünce özendim doğrusu.

23 Ocak 2026 Cuma

23 Ocak Cuma

Bir cuma günü daha koşuşturma ve telaş içinde geçti gitti. 
Pazar alışverişi ve eklentileri kendi başına epey kapsamlı oluyor, bir de öncesinde ya da sonrasında başka işler olunca gün nasıl geçiyor anlamıyorum.
Bir de akşamüstü adım sayısına bakıyorum, eh bu kadar çok adım atınca olacağı bu, diyorum.

Bir iki haftadır bir konsere gitsem/k diye bakınıyorum, bir türlü denk düşüremedim. Mesela bu akşam ve yarın akşam bale gösterisi varmış. Bugün geç oldu diye bilet almadım, yarın annemi bırakamam diye pas geçtim. Neyse, hafta içi ve gitmesi gelmesi kolay,  makul bir konser bulurum elbet. 

Dün akşam biraz geç yatmayı göze aldım ve  Ayrılık da Sevdaya Dahil dizisini bitirdim. Televizyon kanallarındaki uzun ve kavga gürültülü dizilerden sonra bu dizi iyi geldi. 
Burada dizi ile ilgili bir röportaj var, izleyenlere veya bir bakayım niyetinde olanlara öneririm.



Bugün Şaşkınbakkal'da bir sokakta gördüğüm koca ağacın gövdesi etrafına sarılmış köklerin oluşturduğu yuvada yetişen yoncalar.
Hayatı paylaşmak, ikili yaşam kurmak böyle bir şey olmalı.

22 Ocak 2026 Perşembe

22 Ocak Perşembe

Sabah S.cığım temizlik için geldiğinde yağmur çiseliyordu. Bir saat sonra ben dışarı çıktığımda da incecikten yağıyordu.
Bir saat sonra eve dönerken yağmur durmuştu ama rüzgar artmış ve hava soğumuştu.
Günün hava raporunu bu şekilde özetledikten sonra gelelim hal ve gidişe.

Öğlen civarı kardeşim annemi ziyarete geldi.  Klasik bir önce çorba içmece, sonra çay içip bisküvi yemece ve çeşitli aile dedikodularını da içeren sohbet saatinden sonra, anneme alınacak, ısmarlanacaklar konusunda etütler yaptık.

Bu arada annem bir süredir kardeşimin getirdiği organik andız pekmezinden her sabah aç karnına bir kaşık alıyor. Boğaz ve ciğer için ve de özellikle inatçı öksürükler için iyi geliyor. Annem memnun kaldı. Biz de bitmek üzere olan küçük kavanozun yerine daha büyük bir tanesini sipariş ettik.

Sonra kardeşim evine doğru yola çıktı. Gitmeden önce depresyon polarını giymiş, asık suratla odasında oturan yeğenine (canım kızıma) merhaba dedi. 
Biz de kendi aramızda gençlere kolaylık ve sabır dileklerimizi yineledik, elden gelen bu.



Diren at kestanesi, dökme yapraklarını!
Şu geçen günkü atkestanesi (burada, tık)  henüz yapraklarını üzerinde tutmaya devam ediyor. 
Çevredeki yapraklarını döken ağaçlar tamamen çıplak artık, bizimkinin umru bile değil, sanki.

21 Ocak 2026 Çarşamba

21 Ocak Çarşamba

Sabah dışarıda işlerim vardı. Halledince vakitlice eve dönmeye çalıştım.  
Bir kaç gündür annem eski dünürünü ağırlayacak olmanın mini heyecanını yaşıyordu. 
Eski dünür, çocuklarımın babaannesi tabii ki. Bizimkiler bayramda seyranda ararlar birbirlerini, hal hatır sorarlar. 
Bugün onlar ana kız (adlı adınca söylersem, kaynana ve görümce)  geldiler anneme, biz de ana kız ve ortak torun olarak onları yemeğe buyur ettik. 
Yemek, kahve, sohbet derken, torunları iki ihtiyarın da gönlünü hoş etti. 

Günün akşamüstü saatlerinde bu aralar popüler olan Ayrılık da Sevdaya Dahil dizisine başladım ve üç bölüm çabucak bitti. Devamı da akıp gidecek gibi.



Bugün hızlıca gidip gelirken fotoğraf çekmeye ihmal etmişim.
Telefonumda günün tarihine uygun olarak "12 yıl önce bugün" diyen bu fotoğrafı görünce, gerçekten zaman yolculuğu yapar gibi oldum.
Nasıl da havalara yükseldiğim, içimde kelebeklerin kanat çırptığı günlerdi.
Bir akşamüstü iş çıkışında karşıya geçerken bu günbatımına denk gelmiştim.
Bakmaya doyamamışım, arka arkaya fotoğraf çekmişim.
Ahh o günler o günler, şimdi yabancı gibiler...

20 Ocak 2026 Salı

20 Ocak Salı

Yapmam gereken bir iki iş için karşıya geçmem gerekiyordu. 
Dünkü deli havadan sonra bugün bulutlu, soğuk ama sakin bir hava olacağı bekleniyordu, tahminler doğru çıktı. Bu fırsatı kaçırmadım ve öğlen tatilinden sonra karşıda olacak şekilde evden çıktım.

Metroyla Kadıköy'e ulaşması kolay, sonrasında alternatifler var. Bu defa karşıya geçmek için en yakın seçenek Beşiktaş motoruna binmekti. Beşiktaş'ta henüz varlığını sürdüren ender dolmuş hatlarından olan Beşiktaş Taksim dolmuşuna son yolcu olarak bindim ve kısa zamanda meydana ulaştık.

Taksim'deki işimi hallettikten sonra meydandaki nostaljik tramvaya selam verdim ve İstiklal Caddesine girdim. Galatasaray'a ulaştığımda, arkamsıra meydandan hareket eden tramvay ve Tünel'den yola çıkmış tramvay  GS Lisesinin önünde önce buluştular ve sonra  kendi yollarına devam ettiler. 

Birazdan İstanbul Barosu binasın sokağına girdiğimde bina önündeki kalabalığı görünce şaşırdım, meğer genellikle perşembe günü yapılan avukatlık yemin töreni bugün de varmış. Yemin edecek, mesleğe yeni başlayacak genç meslektaşlarımın heyecanı beni gülümsetti, dilerim yolları açık olsun.
Yıllık aidatımı ödedikten sonra yoluma Tünel'e doğru yürüyerek devam ettim, 

Tünel'e binerek Karaköy'e indim, Kadıköy vapuru on dakika sonra geldi, arka kıçta oturdum ve yine denize bakarak, köyümüze ulaştım.
Bu arada vapurda uzun zamandır rastlamadığım bir şey oldu, bir satıcı tam eski usul tanıtımla sebze soyma bıçağı reklamı yaptı ve epey de sattı. 

 

Fotoğraf geçen haftadan,
Ağaçtaki kargalar, kayaların üstündeki kediler,
Hepsi kendi alemindeler...

19 Ocak 2026 Pazartesi

19 Ocak Pazartesi

Bugün blue monday / hüzünlü pazartesi imiş. Ben demiyorum, birileri  gözlemiş düşünmüş taşınmış, budur demiş. 
Kısaca şöyle ifade edeyim, yılın üçüncü haftasının  pazartesi günü, insanların bir sene içinde kendilerini en depresif hissettiği günü imiş. 

Bizim hüzünlü pazartesimiz, günü kar yağışını seyrederek geçirince, sanki biraz neş'eli oldu.  Ne de olsa kar insana çocukça bir keyif ve eğlence hissi veriyor.
Sabah uyandığımda kar yağmış, hem de ağaçların üstünü biraz beyazlamış görünce şaşırdım, birazdan durur diye düşündüm.
Dışarı çıkacaktım, göz tedavisi ve ardından pilates dersi vardı, çıktım. Biraz kar, biraz sulu kar derken öğleden sonra eve dönüş yolunda kar oldukça hızlı ve bol yağdı. Bu sene kar yağarken yürümedim, diyemem, şemsiyemin üstü bembeyaz oldu.

Akşamüstü kar kesildiğinde youtube'da çıtır çıtır odun yanan şömine görüntüsü üzerine Chopin dinleyerek ve kabak çekirdeği çitleyerek kar romantizmini sürdürdüm.
Daha ne isterim?



İşte kar evden böyle gözüküyordu,
Akşamüstü sulu kar yağınca o beyazlar da eridi gitti.