16 Haziran 2026 Salı

16 Haziran Salı

Nisan'ın 8'inde kırk yıllık arkadaşım S.ciğimle İstanbul Modern'e gitmiş ve Semiha Berksoy sergisini gezmiştik. Bugün karşıya geçerken düşünüyordum, sanki iki aydan fazla zaman geçmemiş gibi, sanki o günden sonra sadece bir kez dayıma bayram ziyareti yapmak için karşıya geçmemişim gibi. 
Oysa tam olarak öyle, karşıya iki ayda bir geçiyorum, müzelerin her birine senede bir yolum düşerse seviniyorum ve niye böyle oluyor, neden günlük hayatın dar alanına sıkışmış olarak yaşıyorum, bilmiyorum.
Bu kadar yeter, ağlamayı kısa kesiyorum.
Günün akışını Ekmekcikız'da yazdım, oraya atıfta bulunayım.



Dizim nazlı davranılmayı alışkanlık haline getirdiğinden beri, bir yere giderken koşturmamaya dikkat ediyorum.
Tünel'e binerek Karaköy'e inecektim, turnikeye yaklaşırken tünelin hareketine 40 saniye olduğunu gördüm. Buna yetişirim diye düşündüm, biraz hızlı adımlar attım.
Fakat heyhat! Tam tünel vagonuna  adım atacakken kapı kapandı, dizimin acıdığıyla kaldım.
Böylece beklerken Karaköy'den yukarı çıkan tünelin yaklaşmasını izledim ve ben şahsen kendim olarak vagonun fotoğrafını çektim.
Takdimimdir.

15 Haziran 2026 Pazartesi

15 Haziran Pazartesi

Bir kaç gündür haberlerde dolaşan savaş sulhe bağlanacak beklentisi, bu sabahki haberlere bakılırsa daha ciddiyet kazandı gibi duruyor. Umarım gerçek olur ve dünyamız biraz nefes alır. 

On günden fazla oldu, diz ağrısından sebep pilatese gitmiyordum, ayrıca uzun yürümek de iyi gelmiyordu. Ev yaptığım egzersizler de daha çok diz çevresini kuvvetlendirecek hareketler üzerineydi. 
Bugün cesaretimi topladım, derse gittim, eve dönünce buzlarımı koydum, dinlendim.

Ankara'da oynanacak ikinci tur VNL Kadınlar Ligi maçlarını beklerken, arada erkek voleybol takımımızın maç özetlerine bakıyorum. Kadın voleybolu daha zarif geliyor bana, erkek voleybolu daha farklı sanki. Yine de seyrederken yavaş yavaş erkek takımına da aşina olmaya başladım. 



Eve dönüş yolunda, öğlen güneşinde gördüğüm bu güzel çiçekli bitkinin adı pandora yasemini imiş. 

14 Haziran 2026 Pazar

14 Haziran Pazar

Dün sanki yaz mevsime bir günlük ara verilmiş gibiydi. Gece üstüme ince bir battaniye alarak uyudum. Oysa bu sabah yaz yeniden gelmişti, güneş açmış, hava yumuşamıştı.

Annemle kahvaltımızı yaptıktan sonra Ş.ciğimle kahve içmeye gittim. Mahallemizin çeşitli kafelerinden birini beğenmedik, diğerine konuşlandık. Esasen kahvenin yeri de ne içtiğimiz de ikinci derecede önemli. Biz sohbeti, karşılıklı dertleşmeyi seviyoruz.

Eve dönünce film seyredecekti ki internet üzerinden izlediğim platformlardan birinin açılmayacağı tuttu. Her seçeneği denedim, bağlantıyı silip yeniden yüklemek de dahil olmak üzere, başaramadım. Mecburen müşteri hizmetlerini aradım, karşıma çıkan genç kadın çok nazikti ve sabırla yardımcı oldu. Meğer, sildiğimi sandığım bağlantının aslı değil ekrandaki kopyasıymış. Silme işini doğru yerden yaparak tekrar yükleyince bağlantı çalıştı.  Ben de ilgili görevliye tam puan verdim, tabiyatıyla.

Bir şeylerin çalışmaması kadar aşırı çalışması da sıkıntı, akşam ocağı yakarken olanlar oldu ve çakmak hiç durmadan çakmaya başladı. Yandık dedim, içimden, on saniyede bir çat çat çat... Sonra geçen defa en sonunda akıl edip çakmağı susturuşumu hatırladım ve sigortadan elektriği kestim, birkaç dakika sonra açtım ve neyse çat çat çat sesi kesildi.

Bugün dilime dolanan Sezen Aksu şarkısıyla yazıyı toparlayayım, burada. 



Zakkumlar da açtılar, demiş miydim? Açtılar, evet...

13 Haziran 2026 Cumartesi

13 Haziran Cumartesi

Sabah pencereden baktığımda yağmurun incecik yağmış olduğunu, yerlerin ıslandığını gördüm, düşündüm, bu sabah sınava giren çocuklar serin serin oturacaklar, iyi bari. 
Sonra öğlene doğru uzun ve güzel yağdı, ağaçlar yıkandı, sokakların inşaat tozu indi.

Annem öğlene doğru yatıp uyumayı alışkanlık edindi, genellikle gece iyi uyuyamadığından dem vuruyor, öğlene doğru uykusu geliyor. Yattığında üşümüş, kalkıp balkon kapısını kapatmış, olmamış, sonra üzerine battaniye almış, derken o hareketler sırasında uykusu kaçmış, uyuyamamış.
Oysa Kontes kedi havanın tadını çıkardı, bütün gün kıvrıldı, uyudu.

Öğleden sonra biraz yürüyeyim dedim. Dünkü havaya göre giyinmişim -uzun kollu ve bacaklı giymiştim oysa- epey serin geldi. Yürümeyi fazla uzatmadım, deniz kenarına inmekten vazgeçtim, mahallede turladım. Eve dönünce sıcak bir bitki çayı içtim, içim ısındı.



Mor salkımlar ikinci tur açmaya başlamışlar, azar azar...

12 Haziran 2026 Cuma

12 Haziran Cuma

 


Bugün göz doktorunda muayeneye gittim, doktor göz bebeklerimi büyüttü ve göz dibine baktı. 
Bu nedenle bir kaç saattir değil parlak normal ışıklara bile bakamıyorum. 
Özellikle akşamüstü eve dönüş yolunda güneş ışığı çok rahatsız etti, şimdi de ekranlar  aşırı parlak geliyor.
Bugünlük maruzatım budur.
Şize  geçen sene bu vakitler Hamburg'a yaptığım evlat ziyaretinden anı kalan bir gül ile iyi akşamlar dilerim.

11 Haziran 2026 Perşembe

11 Haziran Perşembe

Bugün yaz mevsimi saçı için kuaföre gittim. 
Saçım son zamanların en uzun boyuna gelmiş ve sıcaklar arttıkça ensem yanmaya başlamıştı. Ensemi açmak için saçımı toplayınca saçımın  dökülmesi artmıştı. 
Şimdi soruna kökten bir çözüm uyguladık, yeniden uzayana dek böyle kısa saçla geçer bir süre.

Bugün dünya kupası başlıyormuş. Daha şimdiden saçma bazı olaylar yaşanmış; bazı milletlerin sporcularını geri çevirme, vize işinde sorun çıkarma gibisinden. Bakalım oyunlar sırasında neler olacak?
24 sene önce katıldığımız şampiyonada çocuklar henüz küçüktü, hepimiz coşkuluyduk. Hep birlikte heyecanla maçları seyretmiştik. Son senelerde kadın voleybol takımımız için futboldan daha çok heyecan duyuyorum.

Östaki borusu tıkanıklığı için doktorun önerisiyle yaptığım valsalva manervası işe yarıyor, sanırım. Kulağımı pamukla tıkamışlar hissi azalmaya başladı.
Demek ki her türlü egzersiz candır, sahiden. 



Ortancalar da açmaya başlamış, bugün gördüm.
Eskiden bizim apartman bahçesinde de vardı, sonra bir bahçe düzenlemesi sırasında söktüler, sonra yeniden dikmeyi unuttular. 

10 Haziran 2026 Çarşamba

10 Haziran Çarşamba

 Bugün sakin ve yavaş yürüyerek butik AVM'mize gittim, bir kahve içtim, dükkanlara bakındım, yakında indirim yaparlarsa almak üzere bir iki tişört peyledim, mutfak masası için yuvarlak servis örtüsü aldım. 
Ona aslında amerikan servisi deniyor ya, şimdi merak ettim baktım, pratikliği ve kullanım kolaylığını anlatmak üzere amerikan usulü pratik ve kolay servis denmesinin kısaltılmış haliymiş. 
Neyse, eksik olsun pratiklikleri diyelim, dünyayı zıvanadan çıkardılar böyle önermelerle, yok hızlıymış yok pratikmiş, yok ucuzmuş, filan falan, sonra toparla toparlayabilirsen...

Bizim arkadaşların çoğu bu ara iç güveysinden halliceler, herkesin bir uğraşısı, kısmen sıkıntısı var. Havalar iyi hoş, gezelim görelim diyen kimse yok. İyi diyelim iyi olalım kardişim modundayız.

Bu ara Harry Potter serisininin filmlerini seyrediyorum sırayla. Kışın kitapları dinlemiştim, şimdi filmleri izliyorum. Sanırım dünyayla ancak böyle bir gerçeküstü kaçışla baş edebiliyorum. 
Fakat şunu belirtmeliyim, seride her bölümdeki yeni karakterleri canlandıran oyuncuların hepsi efsane. Bir de baş roldeki çocukların büyümelerini arka arkaya izleyerek görmek de ilginç oluyor.



Gülseverlere sözüm vardı, bugünün gülü "kadife" gül olsun...