16 Ağustos 2026 Pazar

16 Ağustos Pazar

 Bugün gökyüzünde pambık tarlası bulutlar vardı. Dünkü deli rüzgarın etkisi azalmıştı, daha mutedil esiyordu.

Bir grup arkadaşımızla görüntülü görüşme yaptık. Tam kaptırmış gidiyorduk ki R.ciğim yeteri kadar hastalık konuştuk, başka konulara geçelim dedi. Eh, dedim normal, yaşımız gereği olacak o kadar.

Araya benim çocukların görüntülü konuşmaları girdi, bazen böyle üst üste oluyor konuşmalar. Onlar bitti, başka bir arkadaşım aradı.

Ha, bir de televizyon yayınlarının uydu ayarları değişmiş, bir kaostur gidiyor. Önce annemin televizyonu ile uğraştım, eski televizyon zaten, beceremedim. Sonra bizimkinde denedim, onu da yapamadım. Müşteri hizmetlerinden destek istedim, güya online olarak  bağlayacaklardı, ama şu ana dek ses çıkmadı. 

Bu aralar böyle terslikler çok oluyor, dün ekmek kızartma makinesi kontak yaptı ve bir daha çalışmadı, şimdi yenisini almak gerekecek.



Leylekler dönmeye başlamış, henüz gökyüzünde leylek göremedim, 
Onun yerine bugünün bulutları var elimizde.

15 Ağustos 2026 Cumartesi

15 Ağustos Cumartesi

 Günün özetini ana başlıklarla vereyim:

- Sabah bir örtü silkelemek için pencereyi ve sinekliği açmıştım. Rüzgar o kadar şiddetliydi ki ters açıdan sağanak halinde esti ve sineklik menteşesinden koptu, uçtu, apartmanın otoparkına açığa düştü.
Hemen bahçeye indim, kimseye bir şey olmadığına sevinerek sinekliği aldım. Dönerken apartman kapısında değerli komşularımızdan birisiyle karşılaştım, küçük oğluyla birlikte otoparka gidiyordu.
Kendisinin selam vermek konusunda ilginç bir davranışı var, benden küçük ve erkek olmasına rağmen sadece ben selam verince selam veriyor. Bu defa da öyle oldu.
Bir konuşma olsun diye, elimdeki sinekliği gösterdim ve rüzgardan uçtu, düştü, neyse ki aşağıda kimse yoktu dedim. Beyefendinin cevabı şöyle oldu "arabalara gelmemiş, malum komşular titizlenebilir".
Yaa evet, dedim ve asansöre yürüdüm. Asansörde yukarı çıkarken düşünüyordum, nasıl bir anlayıştır bu, ben bir cana  zarar gelmedi diye seviniyorum, adam mal derdinde...  ( Şu üç noktayı siz tamamlayın artık. )

- Suadiye'deki Remzi Kitabevi kapanıyormuş, neden yahu? Ne anılar ne kitaplar geçti yıllarca. 
Bir devir kapanıyor, çok üzücü.

- Bugün oğulcuğumun doğum günü. Dört senedir doğum günlerini uzaktan kutluyoruz, yine öğle oldu, görüntülü konuştuk. 
Orta ve Kuzey Avrupa'daki serin yazlarda geçen üç seneden sonra, doğduğu yılın en sıcak gününde dünyaya gelmiş olan çocuğum, ilk kez bu yaz doğum gününü güneşli bir günde kutlayabildiği için sevinçliydi.


Karaköy Kadıköy motorunun camları rüzgarın taşıdığı deniz suyunun tuzu nedeniyle dışarısı görünmez hale gelmişti.
Tarihi yarımada açıklarından geçerken, kış günüymüş, dışarıda yağmur yağıyormuş ve içerisinin ısısından camlar buğulanmış gibi hissettim.
Oysa sadece rüzgar ve deniz tuzu. 

14 Ağustos 2026 Cuma

14 Ağustos Cuma



Günebakan, gündöndü, ayçiçeği ve hatta şemşamer...
Bir bitkiye, onun çiçeğine verilen isimler...
Ki bir de meyvesi var, onun da isimleri  ayçekirdeği, çiğdem yöresine göre değişiyor.

Son günlerde google fotoğraflardaki bazı uygulamaları kullanıyorum, fotoğraflara yağlıboya veya suluboya havası veriyorum.
Yukarıdaki ayçiçeğini 5 sene önce mahallede yürürken görmüşüm, çekmişim. Bugün önüme çıkınca bu kare bir yağlıboya resim olsaydı, nasıl gözükürdü alternatifini denedim.
Hoş oldu bence.
 

13 Ağustos 2026 Perşembe

13 Ağustos Perşembe

 


Bunca senedir aynı evde oturmanın iyiliklerinden birisi, mahalle esnafıyla bir çeşit tanış veya komşu olmak.
Geçen ay kızımın odasının perdesini diken F. Hanımın dükkanının önü çeşitli boyda çeşitli bitkilerin olduğu saksıyla dolu.
Geçen hafta  dükkanının önünden geçiyordum, o da saksılarıyla ilgileniyordu, ayaküstü konuştuk.
Saksılardan kopardı, yabani semizotu ve reyhan verdi. Dedim bu reyhanı suya koyayım, köklensin ekeyim. Olur mu öyle, bilmem dedi Fatoş Hanım. En azından denerim, dedim ve oldu.
Bu reyhanlar komşu bahçeden geldi, diyebiliriz.

12 Ağustos 2026 Çarşamba

12 Ağustos Çarşamba

 Bugün temizlik yap ya kulum denmiş bir gün gibi geçti. 

Sabahla öğlen arası kiralık evdeki badana boya sonrasında,  R.ciğimle birlikte ağırlıklı olarak  pencere camı silme, banyo, mutfak temizleme üzerine sıkı bir çalışma yaptık.  
Öğleden sonra ise evdeki tozlar gözüme battı ve kitaplıkların tozunu alarak başlayıp, mutfak dolap kapaklarını silerek süren ve lavabo ovarak biten bir faaliyet içine girdim.
Bunca debelenmeden sonra da dizlerime buz koyup oturdum kaldım, haliyle. 

Akşamüstüne gelince, bir eşeğini kaybedip sonra çok şükür sevinciyle bulma hikayesi yaşadım.
Bankamatikten para çekecekken banka kartının yerinde yeller estiğini görünce, önce çantamı alt üst ettim, ardından kartı son kez kullanmış olabileceğim yerlere uğramaya başladım. Dördüncü dükkanda açılan bir çekmeceden aradığım kart çıkınca sevinçten havalara uçtum, gerçekten.

Bugünün hikayesi  böyleydi işte.



Sabah kahvaltısının son lokması,
Lor peyniri üstüne yaban mersini ezmesi ve tepesinde ceviz,
Deneyiniz, pişman olmayacaksınız.

11 Ağustos 2026 Salı

11 Ağustos Salı

 Nasıl geçtiğini anlamadığım bir günün akşamından merhabalar...
Gün başladı ve şunlar oldu:
Bir kaç konuşma (bir anket şirketi aradı, Bayan E. ile haberleştik, kardeşimle konuştuk)  
Kiralanacak dairenin badana boya işlerinin son rötuşları (usta şuradaki buat kapağı nereye gitmiş, şu pencerenin boyası yapışmış, kapının kilidini getirdin mi?) 
Emlak komisyoncusu ile tanışmak ( fikir alışverişi ve ölçüleme yapılması )   
Evi süpürürken toplantısı olduğunu hatırlayan kızımın kaldığı yerden süpürmeye devam etmek,
Annemin idrar kültürü sonucunu almak, doktorla haberleşmek, ilaç almak için eczaneye gitmek, markete uğramak, akşam yemeğine takviye yapmak...
Eh işte! Gün nasıl bitivermesin?



Etiketlerini yapıştırdığım baharat şişelerini görünce kızım "ayy, ne tatlı olmuş, anne" dedi.
Arpiciğime duyurulur.

10 Ağustos 2026 Pazartesi

10 Ağustos Pazartesi

 Sabahım kaslarımı ve dizlerimi kuvvetlendirmeye çalışarak, öğleden sonram ise çeşitli mutfak faaliyetleriyle geçti.

Kızım bu hafta evden çalışacakmış, o nedenle evde hazır yemek olsun düşüncesiyle mutfağa girmişken iki çeşit yemek yaptım, karnıyarık ve kabak kalye. Tesadüftür, bu yaz ikisini de ilk kez yapmış oldum, ikisi de yanında cacık olmasını seven yemekler.

Epeydir ekmek yapmıyordum, ekşi mayam unuttun beni zalim demeden artık bir ekmek yapmalı dedim ve hamuru hazırladım. 
Ah, bir de Arpicğimin verdiği kavanoz etiketlerini baharatlıktaki kavanozlara yapıştırdım, pek süslü oldular.



Geçende apartman görevlimizden gelen minik eriklerin bir kısmını yedik, kalanlar durduğu yerde kızarmaya devam ediyor. 
Kızımın aklına bunların yeşillerinden turşu olsa fikri geldi, bir kavanoza seçip doldurdum, tuzunu, suyunu koydum. 
Bakalım sonuç nasıl olacak?