28 Mayıs 2026 Perşembe

28 Mayıs Perşembe

 Bir kaç gündür dizim ağrıdı, omuzum tutuldu derken keyifsizdim, dün sabahı çarpuk çurpuk yürüyerek geçirdim. Sonra sol dizime ilaç sürdüm, dizlik taktım sağ omzuma ilaç sürdüm, tuz torbası koydum derken sabah biraz daha az sıkıntılı geçti, vücudumun yamuklukları düzelmeye yüz tuttu.

Sabah annemle kahvaltımızı yaptık, bugüne kalan bazı bayram konuşmalarını tamamladık.  Öğlende havayı güzel görünce sahile yürüyüşe çıktım. O sırada annemin küçük kuzeni gelmiş, neyse ki yürüyüşü fazla uzatmadım ve  misafir gitmeden eve dönmüş oldum. 

Öğleden sonra geçende söz ettiğim Kore dizisinin normalden uzun olan son bölümünü seyrettim.
Az sonra akşam için pilav pişireceğim, bayramın ikinci günü de böyle geçiyor işte.



Sahilden adalara bakış biraz pusluydu, havadaki nem artmış olmalı.
Gece yağmur bekleniyor.

27 Mayıs 2026 Çarşamba

27 Mayıs Çarşamba

 Mahallemizin sessiz sakin bir gününde sabah erken uyandım. Kendime geldikten sonra yavaş yavaş sofrayı hazırlamaya başladım. İşlerim bittiğinde kızım, yeğenim, annem, kızımın arkadaşı E.'den oluşan  topluluğumuzla bayram kahvaltısı yapmak üzere sofraya oturduk. Uzun mu uzun ve sohbeti muhabbeti bol bir bayram kahvaltısı yaptık.

Akşamüstü küçük dayım ve yengem anneme ziyarete geldiler. Bir çay sofrası da o zaman kurduk ve yeni bir sohbet başladı.
İşte günün hikayesi.
Tüm dostlara iyi bayramlar dilerim.



Az biraz ekseni kaymış bu fotoğrafın, idare ediniz efendim. 

26 Mayıs 2026 Salı

26 Mayıs Salı

Sokaklar dünkü kadar tenha değil miydi, bana  mı öyle geldi, bilemedim.
Bir ara sokağa çıkıp biraz alışveriş yaptım ve sonra evdeydim. 

Birkaç gündür "When Life Gives You Tangerine" isimli Kore yapımı diziyi izliyorum.
!950'lerden başlayan ve esas olarak bir çiftin yaşamını anlatan hikayede, zaman akışı içinde arka planda Güney Kore'nin tarihine de tanıklık ediyoruz. İlginç bir şekilde memleketimizde yaşananlarla paralellikler olduğunu düşünüyorum.
Bizim uzun mu uzun süreli ve sınırlı konulara sıkışmış tuhaf televizyon dizilerinden sıkıldıysanız, iyi bir alternatif olabilir.



Arka sokaktaki bir apartmanın yan duvarından ateş kırmızı fışkırmıştı, fırça çalısı ya da calistemon speciosus.

25 Mayıs 2026 Pazartesi

25 Mayıs Pazartesi

Öğlene doğru caddeye doğru yürüyordum, sokaklar pek ıssızdı, adeta  pazar sabahı erken saatlerde sokağa çıkmışım gibi tenhaydı. Caddeye ulaşınca insan sayısı epeyce arttı, yine de alış veriş yerleri pek hareketli değildi gibime geldi. 

Bu bayram, kızımın ve benim arkadaş kedilerine bakma işlerimiz olacak. Benimki neyse ki bizim apartmanda, kızımınki biraz mahalle aşırı uzaklıkta. Evdeki Kontes üzerimizden farklı kedi kokusu alınca bozulacak mı, göreceğiz.

Oktay Akbal'ın bir kitabının başlığı Önce Ekmekler Bozuldu'dan ilhamla akide şekerleri de bozuldu diyesim var. Annemin arzusunu yerine getirmek için, daha önce iki farklı ve ünlü şekerciden aldığım akide şekerlerinde hiç eski lezzeti bulamadım. Umarım bugün aldığım üçüncü şekerci denemeden aferin alarak çıksın.

Sabah Bilgi Üniversitesi'nin kapatılması kararının iptal edildiğine dair haberi okuyunca, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek deyimi aklıma geldi, nedense?...



Ada manzaramız bugün Akyarlardan...

24 Mayıs 2026 Pazar

24 Mayıs Pazar

Sabahtan itibaren annem televizyonun başındaydı, gelişmeleri takip ediyordu.
Öğleden sonra kızım işten döndü, bu defa o olanları izlemeye başladı.
Olanları hepimiz biliyoruz, sonra tarih ayrıntılarını yazacak elbet.

Akşamüstü biraz yürüyeyim, başımdaki uğultu azalır belki diye düşündüm, dışarı çıktım.
Mahallenin bol ağaçlı ve yeşil yapraklı sokaklarında dolanırken telefon sesi duydum, benimki gibi çalıyordu.
Elimi öylesine çantama attım, çalan telefon benimki değilmiş, çünkü telefonumu evde şarjda unutmuşum.
Aklıma ilk gelen, "adımsayar adımlarımı sayamıyor" oldu. 
Sonra güldüm kendime, adımlarım sayılmayınca yürümemiş mi oluyorum?

Buradan yola çıkıp yaşananlarla bir paralellik kuracaktım, ama takatim yok...



Gelincikler, Bodrum'dan, iki hafta öncesinden...

23 Mayıs 2026 Cumartesi

23 Mayıs Cumartesi

Dün pazardan ham incir almıştım. Ham incir dediğim, reçellik olarak soyulmuş olmamış incir. 
Sanki aklımda kalan, yıllar önce bir kez incir reçeli yapmıştım. 
Bloga baktım, tarif bulamadım. Gül reçeli yapmışım onu buldum. 
Neyse, internete bakındım, okuduklarım içinde aklıma yatan bir tanesini -şeker ölçüsünü biraz azaltarak- uyguladım.

Önce incirleri bıçağın sivri ucuyla bir kaç yerinden deldim.
Sonra kaynamakta olan suya incirleri attım, beş dakika kaynattım.
Beş dakikanın sonunda incirleri süzdüm ve içinde soğuk su olan bir kaba aldım. 
Soğuduktan sonra incirleri tek tek sıktım ki içindeki acılık çıksın.
Sıkılınca buruşuk  muşmula formuna dönen incirleri  yeniden içinde su kaynayan  bir tencereye aldım, beş dakika daha kaynattım.
İkinci defa içinde soğuk su olan tencereye kevgir yardımıyla incirleri aktardım.
Tenceredeki su ılınınca döktüm, yeniden soğuk suda yarım saat beklettim. 
Bu süre sonunda incirleri tekrar sıktım ve süzgece aldım.

İncirleri haşlamadan önce tartmıştım, 300 gr gelmişti, bu ölçü için 3 su bardağı şeker ve 3 su bardağı suyu bir tencereye aldım.
İçine karanfil ve tarçın kabuğu ekledim, şurup kaynadıktan sonra incirleri koydum.
Yaklaşık bir saat kaynadıktan sonra yarım limonun suyunu ekledim, biraz daha kaynadı.
Kıvamına baktım, şurubu koyulaşmış görünce, ocağı kapattım.
Soğuduktan sonra kavanozlara aktaracağım.
Nasıl oldu derseniz, görünüşe göre oldu, tadına yiyenler karar verecek.



Mutfakta geçen zamandan sonra balkona çıkmıştım,
Gri ve bulutlu havada günün sürprizi açıvermiş kaktüs saksısını görmek oldu.
Echinoptismiş adı, Arjantin'den gelmiş.

22 Mayıs 2026 Cuma

22 Mayıs Cuma

Günlük hayat akışı devam etti.
Sabah hava kapalı ve serindi, pazara yağmurluklu gittim, birde üstümdekiler fazla geldi, güneş çıktı hava ısındı.
İkinci kez pazara gittiğimde giydiklerimi değiştirdim, sıcak havaya uygun giyindim.
Pazar alışverişi uzun sürdü, bizim evin ve annemin ihtiyaçları için pazar arabası iki kez doldu, boşaldı.
Bir de market alışverişi gerekti, iş uzadı.
Eve döndükten sonrası ayıklama, yıkama, yerleştirme fasıllarıyla geçti.
Bu arada bir de akşam yemeğini hazırladım ve uzun gün akşama erdi.
Kızım yemekte dedi ki, işim çoktu, haberlere özellikle bakmadım, neler oldu?
Ben de dedim, bakmadım, bakamadım...



Oysa sarı papatyalar açmıştı, aradan gelincikler gözüküyordu...