25 Mayıs 2026 Pazartesi

25 Mayıs Pazartesi

Öğlene doğru caddeye doğru yürüyordum, sokaklar pek ıssızdı, adeta  pazar sabahı erken saatlerde sokağa çıkmışım gibi tenhaydı. Caddeye ulaşınca insan sayısı epeyce arttı, yine de alış veriş yerleri pek hareketli değildi gibime geldi. 

Bu bayram, kızımın ve benim arkadaş kedilerine bakma işlerimiz olacak. Benimki neyse ki bizim apartmanda, kızımınki biraz mahalle aşırı uzaklıkta. Evdeki Kontes üzerimizden farklı kedi kokusu alınca bozulacak mı, göreceğiz.

Oktay Akbal'ın bir kitabının başlığı Önce Ekmekler Bozuldu'dan ilhamla akide şekerleri de bozuldu diyesim var. Annemin arzusunu yerine getirmek için, daha önce iki farklı ve ünlü şekerciden aldığım akide şekerlerinde hiç eski lezzeti bulamadım. Umarım bugün aldığım üçüncü şekerci denemeden aferin alarak çıksın.

Sabah Bilgi Üniversitesi'nin kapatılması kararının iptal edildiğine dair haberi okuyunca, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek deyimi aklıma geldi, nedense?...



Ada manzaramız bugün Akyarlardan...

24 Mayıs 2026 Pazar

24 Mayıs Pazar

Sabahtan itibaren annem televizyonun başındaydı, gelişmeleri takip ediyordu.
Öğleden sonra kızım işten döndü, bu defa o olanları izlemeye başladı.
Olanları hepimiz biliyoruz, sonra tarih ayrıntılarını yazacak elbet.

Akşamüstü biraz yürüyeyim, başımdaki uğultu azalır belki diye düşündüm, dışarı çıktım.
Mahallenin bol ağaçlı ve yeşil yapraklı sokaklarında dolanırken telefon sesi duydum, benimki gibi çalıyordu.
Elimi öylesine çantama attım, çalan telefon benimki değilmiş, çünkü telefonumu evde şarjda unutmuşum.
Aklıma ilk gelen, "adımsayar adımlarımı sayamıyor" oldu. 
Sonra güldüm kendime, adımlarım sayılmayınca yürümemiş mi oluyorum?

Buradan yola çıkıp yaşananlarla bir paralellik kuracaktım, ama takatim yok...



Gelincikler, Bodrum'dan, iki hafta öncesinden...

23 Mayıs 2026 Cumartesi

23 Mayıs Cumartesi

Dün pazardan ham incir almıştım. Ham incir dediğim, reçellik olarak soyulmuş olmamış incir. 
Sanki aklımda kalan, yıllar önce bir kez incir reçeli yapmıştım. 
Bloga baktım, tarif bulamadım. Gül reçeli yapmışım onu buldum. 
Neyse, internete bakındım, okuduklarım içinde aklıma yatan bir tanesini -şeker ölçüsünü biraz azaltarak- uyguladım.

Önce incirleri bıçağın sivri ucuyla bir kaç yerinden deldim.
Sonra kaynamakta olan suya incirleri attım, beş dakika kaynattım.
Beş dakikanın sonunda incirleri süzdüm ve içinde soğuk su olan bir kaba aldım. 
Soğuduktan sonra incirleri tek tek sıktım ki içindeki acılık çıksın.
Sıkılınca buruşuk  muşmula formuna dönen incirleri  yeniden içinde su kaynayan  bir tencereye aldım, beş dakika daha kaynattım.
İkinci defa içinde soğuk su olan tencereye kevgir yardımıyla incirleri aktardım.
Tenceredeki su ılınınca döktüm, yeniden soğuk suda yarım saat beklettim. 
Bu süre sonunda incirleri tekrar sıktım ve süzgece aldım.

İncirleri haşlamadan önce tartmıştım, 300 gr gelmişti, bu ölçü için 3 su bardağı şeker ve 3 su bardağı suyu bir tencereye aldım.
İçine karanfil ve tarçın kabuğu ekledim, şurup kaynadıktan sonra incirleri koydum.
Yaklaşık bir saat kaynadıktan sonra yarım limonun suyunu ekledim, biraz daha kaynadı.
Kıvamına baktım, şurubu koyulaşmış görünce, ocağı kapattım.
Soğuduktan sonra kavanozlara aktaracağım.
Nasıl oldu derseniz, görünüşe göre oldu, tadına yiyenler karar verecek.



Mutfakta geçen zamandan sonra balkona çıkmıştım,
Gri ve bulutlu havada günün sürprizi açıvermiş kaktüs saksısını görmek oldu.
Echinoptismiş adı, Arjantin'den gelmiş.

22 Mayıs 2026 Cuma

22 Mayıs Cuma

Günlük hayat akışı devam etti.
Sabah hava kapalı ve serindi, pazara yağmurluklu gittim, birde üstümdekiler fazla geldi, güneş çıktı hava ısındı.
İkinci kez pazara gittiğimde giydiklerimi değiştirdim, sıcak havaya uygun giyindim.
Pazar alışverişi uzun sürdü, bizim evin ve annemin ihtiyaçları için pazar arabası iki kez doldu, boşaldı.
Bir de market alışverişi gerekti, iş uzadı.
Eve döndükten sonrası ayıklama, yıkama, yerleştirme fasıllarıyla geçti.
Bu arada bir de akşam yemeğini hazırladım ve uzun gün akşama erdi.
Kızım yemekte dedi ki, işim çoktu, haberlere özellikle bakmadım, neler oldu?
Ben de dedim, bakmadım, bakamadım...



Oysa sarı papatyalar açmıştı, aradan gelincikler gözüküyordu...

21 Mayıs 2026 Perşembe

21 Mayıs Perşembe

Bir "tuhaf zamanlarda yaşayasın" sözüne ya da bedduasına uyumlu memleket gününde daha akşamı bulduk. Hayırlara vesile olsun desem, işe yarar mı bilemiyorum.

Şurada bir şarkı paylaşasım var, Bir Derdim Var!
Mor Ve Ötesi'nin 28 Mayıs 2022 'de İnönü Stadında verdiği konserde şarkı 1. saat 18. dakika 45. saniyede başlıyor.

Fakat, sabaha karşı gök nasıl da gürledi, yağmur nasıl sıkı yağdı değil mi?
Bugün bütün ağaçların yaprakları tertemiz, ışıl ışıldı.
Bahar yağmurları iki hafta kadar rötarlı yağıyor bu sene, diyesim var.



Dünkü düz duvara yandan sarılmış aslanağzının bir kardeşi de bu duvarda,
Önceki sarıydı, bugünkü pembe.

20 Mayıs 2026 Çarşamba

20 Mayıs Çarşamba

Bloggerın bana karşı gıcık davranışı ve son yazılarımın blogrollarda görünmemesi sorunsalı devam ediyor. 
Başka bloglarda da böyle bir sorun var mı, bilemiyorum, yazı yazan arkadaşların güncellemelerini kendi sayfamda görebiliyorum. Sadece kendi blogumunki sayfamda gözükmüyor.

Bugün yağmur epey sıkı yağdı. 
Bütün kış mızmız yağmur, sprey yağmur diye şikayet edercesine isimler takmıştım ya,  öğlene doğru ve akşamüstü yağan yağmurlar hiç de mızmız ya da sprey değildi, bildiğimiz yağmur gibi yağmur yağdı. 
Öyle ki, öğleden sonra yağmura yakalandığımda eve dönene dek, şemsiyeye rağmen epey ıslandım.

Dün perdeleri yıkamış, asmıştım; ev parladı, adeta. 
Kızım dolabını elden geçirdi, yazlık kışlık ayırdı, iki makine çamaşır çıktı, asıldı, hava nemli olunca kuruması biraz uzun sürüyor.
Yarın ev temizliği var, böylece bayrama temiz temiz gireceğiz.



Aslanağızları geçen haftadan, Bodrum'dan.
Ve sanmayın ki fotoğrafı ters basmışım, çiçekler bir duvarın kenarında açmışlardı, duvardan yan yan uzanıyorlardı.


19 Mayıs 2026 Salı

19 Mayıs Salı

Dünden daha güneşli, parlak ve ılık bir hava vardı, bugün. 
19 Mayıs bayramı tatilinden yararlanan insanlar sahile akın etmişlerdi.
Güneşli çimen üstlerinde ve hava ısındıkça gölgede, ağaç altlarında yer bulunamaz oldu.

A.cığım ile tam da öğlen güneşinin altında, Suadiye Beltur'da buluştuk, çay kahve içtik, sohbet ettik.
Şimdi ikisi de yadellerde iş güç peşinde olan oğullarımız ilkokuldan beri arkadaşlar, oğulların çeşitli okul etkinliklerinde onlara eşlik ederken biz de arkadaş olmuştuk. Sonraki yıllarda paralel yaşanan hayat akışları ve ardından sevgili kitap kulübümüzle devam etti arkadaşlığımız.
Sahil kafesindeki sohbet sonrasında bir süre deniz kenarından yürüdük, sonra Suadiye istasyonuna devam ettik ve evlere dağıldık.



Adaların arkası biraz pusluydu, olsun varsın.
Bir de kadrajdan kaçanları belirtmeliyim; sahilde denize girenler, güneşlenenler, kayıkla dolaşanlar ve uzakta bir kaç yelkenli vardı.