Akşamüstü Şule'den dönerken iyi ki "al bunu" diyerek, "gerek yok yahu" dememe aldırmadan verdiği şalı almışım. Hava buz gibiydi ve ince ince toz gibi soğuk bir şeyler atıştırıyordu.
Evlerimiz arasındaki on beş dakikalık yürüme mesafesi bile tedbirsizliğimi affetmezdi.
Oysa sabah dışarı çıkıp mahallede turladığımda hava sadece kapalı ve serinceydi. Bir kaç saat içinde mevsim değişmiş yine.
Öyle ya da böyle bahar her gün hatta her an geliyor, her gün bir başka ağacın yeşerdiğini, dallarındaki yaprakların filizlendiğini görüyorum.
Bu sene gördüğüm ilk tam açmış mor salkım,
Engellenemez şekilde tırmanmış, almış başını gitmiş.