9 Eylül 2026 Çarşamba

9 Eylül Çarşamba

 Bugün yine bir domates sosu yapma günüydü.
Sabah annemin ilaçlarını yazdırmaya giderken aklıma geldi,  "işim bitince ben neden blenderı alıp kardeşime gitmiyorum?"
Kardeşimi arayıp söyledim, "ısmarladığım blender bugün gelecek ama saati belli değil, gecikebilir, sana zor olmasın gelmek?"
Dedim atlar taksiye gelirim, zor olmaz. Netekim, doktordan hemen sonra eve uğradım, blenderı aldım, taksiyi aradım ve yola çıktım, yaklaşık yarım saat sonra görev yerine ulaşmıştım.

Önce birer kahve içtik, sonra domates yıkama, doğrama, bızzzttt yapma ve kaynatma işlerine başladık. Derken hızımızı alamadık gittik 5 kg domates daha aldık ve toplam 20 kg domatesi kışa hazırlamış olduk.
Olayda ana görevli kardeşimdi, benim işim domatesleri kesmek ve bızzttlanacak hale hazırlamakla sınırlı kaldı.

Eve döndükten sonra akşam yemeği için patlıcanlı pilav pişirdim, salata yaptım.
Arada sen neden Bodrum'a gelmedin, neredesin sorularına cevap olarak S.ciğim ve M.ciğim ile konuştum, gelişmeleri aktardım, dedim bekleyin geliyorum, azzz kaldı.



Fotoğraf dünden, biraz ayrıntı görebilmek için büyütmeniz gerekebilir.
Sağda Çamlıca Kulesinden solda Ortaköy Camiine uzanan arka planda boğaz köprüsü uzanan bol bulutlu İstanbul manzarası.

8 Eylül 2026 Salı

8 Eylül Salı

 Bugün yine karşının taksisi seferindeydim. 
Burada bir parantez açayım, en son geçen hafta bindiğim bir taksici bu meşhur İstanbul cümleciğini kullandı. Eskiden bir taksiye bindiğinizde şoför yolu bilmiyorsa, "karşının taksisiyim, yolu tarif eder misiniz" derdi. Adamcağız "karşının taksisiyim, yolu tarif eder misiniz" dedikten sonra "yoksa navigasyonu mu açayım" dedi. 
Teknolojik gelişme çağı bu, demek isterdim ama türlü türlü teknolojik gelişmeler bir yandan da hepimizi bağımlı hale getiriyor, endişem var. Şimdi parantezi kapatıyorum.

Diş doktoruna gitmek, eskiyen implantın tamir edilmesi ve sonra optisyenden gözlüklerin teslim alınması işlerini Mecidiyeköy ve Taksim güzergahında seri şekilde hallettim. 
Dedim kendime, bu defa Tünel'e yürümeyeyim, değişiklik yapayım, dolmuşla Beşiktaş'a ineyim, oradan vapur veya motor hangisine yetişirsen karşıya öyle döneyim. 



Kadıköy Beşiktaş hattında kural şudur; aaat başlarında ve buçuklarda motor, saate çeyrek kala ve çeyrek geçe vapur kalkar.
İkisi farklı iskelelerdedir, koşturarak beş altı dakikada gidersiniz. Oysa bu kuralı bilince koşturmaya gerek yoktur, zaman hangisine yakınsa doğrudan o iskeleye yollanırsınız. 

Yukarıda motorun üst yan güvertesindeyim, motor Beşiktaş iskelesinden ayrıldı, Kadıköy'e burnunu çevirmek üzere manevra yapıyor.
Uzakta arka planda, ufukta nokta büyüklüğünde Kız Kulesi beklemekte.



Artık yolculuğu yarılamışız, boğaz ve  köprüsü  geride kalmış, Kız Kulesi açıklarından Haydarpaşa limanına yaklaşıyoruz, biraz daha sonra Kadıköy mendireğine ulaşıp, iskeleye yanaşacağız.


7 Eylül 2026 Pazartesi

7 Eylül Pazartesi

 Dün gece geç vakte kadar Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonu olan takımımıza ait görüntüleri ve maçın yorumlarını izledikten sonra geç vakit uyudum, keyifli bir uykuya dalmış olmalıyım. 

Sabah pilatese giderken gözlük reçetemi de yanıma almıştım. Öğlen civarında metrobüsle karşıya geçtim, Taksim'e ulaştım. Yıllardır gözlüklerimi yapan optisyene gittim, derdimi anlattım. O da bana seçenekleri gösterdi ve sonuçta bir yakın bir uzak gözlüğü ısmarladım. Şimdi heyecanla yarını bekliyorum; yeni gözlüklerle nasıl göreceğim ve kolay alışacak mıyım?

Meydandaki işim bittiğinde İstiklal Caddesinde Tünel'e doğru yürümeye başladım.
Önce döviz bürosundaki tatlı genç kadına selam verdim. Son defa geldiğimde yoktunuz diye belirttim. Bu tarafa geldikçe uğrayın dedi. Tanışlık, göz aşinalığı böyle olmalı, yıllar içinde simalarımız değişse bile, insanların birbirine olan iyi duyguları değiştirmiyor, demek ki. 

Hayvore'ye epeydir uğramamıştım. Sokağın önünden geçerken acıktığım aklıma geldi. Kasada duran E. hanım içeriye girdiğimi görünce gülümseyerek karşıladı. Ayaküstü sohbet ettik, yemek yiyecek misiniz dedi, Pazılı kaygana ve hamsi buğulamayı gözüme kestirmiştim bile, tabii ki dedim ve yemeğin keyfini çıkardım.



 Metrobüs penceresinden Boğaziçine doğru bakış,
Bugün gökyüzü çalışkan bir hallacın köpürttüğü bulutlarla doluydu.

6 Eylül 2026 Pazar

6 Eylül Pazar

Ne maçtı ama!
Öldük öldük dirildik; kâh umutsuzluk, bu iş bitti galiba endişesi kâh sevinçten zıp zıp zıplamalar...
Maçın bitiminde kızımla birbirimize sarıldık, zıpladık.
Bana maçları takip etme arzusunu aşılayan, ilk  motivasyonu veren kardeşimle sürekli yazıştik bir yandan ve günün sonunda annemin de maçı seyrettiğini öğrendik ki bu da bizi ayrıca mutlu etti. 
Sağolun kızlar, elinize emeğinize sağlık, yüzümüzü güldürdünüz. 

Şampiyonlarımıza...

5 Eylül 2026 Cumartesi

5 Eylül Cumartesi

 Evde bir dolu iş yaptığım bir gündü. Çarşaf değiştirmek, çamaşır yıkamak, bir miktar domates kavonozlamak derken gün geçti.
Akşamüstü voleybol maçınızı seyretmeye odaklanmıştık, kardeşimle yazışarak maçı eğlenceli şekilde geçirdik ve mutlu sona ulaştık.
Bu akşamın yemeğini, artık hastalık halinden sıyrılmaya başlayan kızcağızım yaptı. Yemek hazır çağrısını yapmaya  alışmış biri olarak hazır sofraya oturmak çok keyifliydi.



Finaldeyiz, haydi bir daha!...


4 Eylül 2026 Cuma

4 Eylül Cuma

Blog işlerinde yeni bir aşamaya geldik, sanırım.
Bugün yorum yazamadım, ne arkadaşlarımın blogunda, ne de kendi blogumda.
Nedir bu işin esası, google blogları kapatmaya mı çalışıyor, acaba?
Bakalım bu yazı yayınlanabilecek mi?

 

Telefonlarımızın fotoğraf arşivi birilerinin ellerinde gibi hissediyorum.
Bugün 7 sene önce bugüne ait fotoğrafı çıkarttı önüme.
Sana ne kardeşim, diyesim geliyor.


3 Eylül 2026 Perşembe

3 Eylül Perşembe


Büyükçe kısmı mutfakta sonra sofrada geçen bir gündü, bir de sabah pilatese gitme ve akşam voleybol maçı seyretme fasılları ile güne spor eklenmiş oldu.
İyilikle sağlıkla geçsin günlerimiz.