28 Ocak 2026 Çarşamba

28 Ocak Çarşamba

Araya giren yılbaşı tatili, annelerin sağlık konuları ve tüm diğer işlerden nihayet fırsat bulduk ve bugün İ.ciğimle buluştuk, çay kahve içtik, bol bol sohbet ettik.  
Londra'da iken İstanbul'a döndüğümde İ.ye teslim edilmek üzere R.ciğim bir paket katmıştı yanıma. Tee kaç zamandır buluşmak kısmet olamamıştı. Bugün şeytanın bacağını kırdık, iyi oldu.

Hava yumuşadı gibi, sabahları kuş cıvıltıları duyuyorum. Oysa haftaya havanın yeniden soğuması bekleniyor, kaldı ki şunun şurasında kış bir aydır kışlık yapıyor. Daha bahara vakit var, bir durun lütfen arkadaşlar! 

 

Sözüme kulak asmayan bir kartopu bitkisi, tomurcuktan çiçeğe geçmeye başlamış bile...

27 Ocak 2026 Salı

27 Ocak Salı

Bugün kardeşimle birlikte ellibeş seneden fazla zamandır tanıdığımız F.cığımı ziyarete gittik. Biz ablalar çocukluktan ergenliğe gidiyorduk, kardeşler küçüktü, babalarımız meslektaş, annelerimiz arkadaştı ve evlerimiz birbirine çok yakındı. 
F.cığım benden bir sınıf büyüktü; tatillerde, boş zamanlarda en çok yaptığımız birlikte bisiklete binmekti. 
Sonra tayinler oldu, başka başka şehirlere gittik, sonra babalarımız vefat etti, bir kaç ay önce N. teyzemiz vefat etti, uzun süre anneme söyleyemedik.
Şimdilerde o zamanın çocuklarının kocaman evlatları ve hatta F.'nın torunu var, öyle bir geçmiş ki zaman... İşte bugün bir zaman trenine bindik ve gidebildiğimiz kadar uzaklara gittik.

Eve dönerken metro istasyonunda bekledim de bekledim,  üç trene binemedim, tam iş çıkışı saatiydi ve vagonlar insan almıyordu. Neyse, sonunda az dolu bir vagon buldum da bindim, eve geldim.
Evde beni hazır yemek bekliyordu. Kızım akşam yemeği hazırlığına girişmişti. Çin usulü bir kase hazırladı; sote brokoli, haşlanmış pirinç,  tahinli soslu nohut, mor lahana salatası ile bir güzel doyduk.



Bizim sahilin en sevdiğim yerlerinden birisindeyiz,
Suadiye Şaşkınbakkal arasından denizi seyrediyoruz,
Uzakta Sivriada açıklarında hava bir hoş, yine.

26 Ocak 2026 Pazartesi

26 Ocak Pazartesi

Eve doğru yürürken, kaldırımda önümde yürüyen kadınla bir an için yanyana geldik. O anı beklermiş gibi döndü bana ve "nasıl bir şehir burası, adım başı çöp toplayıcılar var" dedi. 
Ne dediğini anlamak için çevreme baktım ve bir kağıt toplayıcının çöp konteynerı yanında olduğunu gördüm. "Çöpler ayrı konteynerlarda toplanmayınca, onlar da o işi yaparak para kazanıyorlar" gibi bir cümle söyledim. Kadıncağız "Malta'da böyle değil, çöp toplayan göremezsiniz" deyiverdi.
Verecek cevap bulamadım, muhtemelen o sırada Malta'nın ada olarak toplam nüfusuyla, değil İstanbul'un Kadıköy'ün bile karşılaştırmanın mantığını ve dolayısıyla üreyen çöp miktarının anlamsız farkını anlamaya çalışıyordum. (Şimdi baktım Malta adasının nüfusu 575bin civarında gözüküyor.)
Sonra kadıncağız iyi günler diledi ve karşı kaldırıma geçti. 

Bugün hava bir kaç gün öncesine göre oldukça ılıktı. 
Olacak iş değil ama bugün ilk çiçek açmış bahar dalını, ayva baharını ve ucu hafiften tomurcuklanmaya başlamış bir ağacı arka arkaya gördüm.
Durun arkadaşlar! Daha geçen hafta hava buz gibiydi, nedir aceleniz? 

Dün akşam "Geber Aşkım / Die My Love" filmini seyrettim.  
Doğru bir tanımlama bularak ifade etmeye çalışayım, değişik bir filmdi; stilize bir anlatımı ve değişik bir karakteri vardı. 
Doğum sonrası depresyonu yaşayan genç bir kadını ve kocasıyla olan ilişkilerini anlatan bir romandan uyarlanmış. 
Başrolde Jennifer Lawrence çok başarılıydı. Tanıdık oyunculardan Sissy Spacek ve Nick Nolte'u görmek hoştu.



Çay bardağı boşalmışken de estetik olabiliyor, değil mi?

25 Ocak 2026 Pazar

25 Ocak Pazar

Akşamüstü kızımla sahilde yürüyorduk, nedense bir huzur kapladı içimi, dedi. 
Hemen ardından yanımızdan geçen bir bisikletli bisiklet yolunda yayıla yayıla yürüyen bir aileyi uyarmak için bisiklet zilini bir kaç kez üst üste çaldı. Uyarılan ailenin reisi küçük çocuklarının yanında bisikletçinin arkasından sinkaflı bir küfür gönderdi. 
Bütün bunlar on saniye içinde olup bitti ve kızım neredeyse huzur kaplayacaktı içimi, dedi. Güldük.

Bugünün ev dışındaki faaliyetleri şöyleydi;
Evde pişirdiğim kestaneleri alıp sahile yürümek, daha önceden yola çıkan kızımla orada buluşmak, deniz kenarında oturmak ve denizi seyrederek kestaneleri yemek, 
Ilık havayı fırsat bilerek sahile doluşanlar arasında yürümek ve deniz kenarındaki su sporları kulübünde çay içmek,
Gaston Cafe'deki bastıbacak kedi yavrusunu görmeye gitmek, "anne işte eve getirmek istediğim kedi bu" mırıldanmalarını dinlemek.



Akşamüstü Suadiye Şaşkınbakkal arasından Marmara'ya bakarken,
Güneşin Sivriada açıklarından yansıyan ışık oyunlarını izlerken,

24 Ocak 2026 Cumartesi

24 Ocak Cumartesi

 Az önce akşam yemeğimizi yedik, annem ve kızımla birlikte. Birazdan ben annemin akşamına eşlik etmeye gideceğim, kızım arkadaşını görmeye gidecek.

Öğleden sonra Şulem ile bizim mahallede buluştuk, önce kahve sonra salep içtik. Bol bol çene yaptık; biraz kişisel hayatlarda olan bitenleri konuştuk, biraz genel durumu etüd ettik, çeşitli çıkarımlar, durum tespitleri, filan falan... Her zamanki tatlı muhabbet hallerimiz.

Sabah kahvaltıdan sonra anneme, dayımın yazdığı aileye ve kendi çocukluk gençlik yaşlarına dair notları okudum. Annem, "daldan dala anlatmış" eleştirisini getirdi. Kardeşimi aradık, unutulan bazı ayrıntılar hakkında küçük dedikodular yaptık. Bir çeşit aile eğlencesi.


4 sene önce 2022'de 24 Ocak gecesi gök gürültüsü eşliğinde kar yağışı başlamış ve öyle bol ve güzel yağmıştı ki...
Bu sene bizim kıyı az kar aldı, eski fotoğrafları görünce özendim doğrusu.

23 Ocak 2026 Cuma

23 Ocak Cuma

Bir cuma günü daha koşuşturma ve telaş içinde geçti gitti. 
Pazar alışverişi ve eklentileri kendi başına epey kapsamlı oluyor, bir de öncesinde ya da sonrasında başka işler olunca gün nasıl geçiyor anlamıyorum.
Bir de akşamüstü adım sayısına bakıyorum, eh bu kadar çok adım atınca olacağı bu, diyorum.

Bir iki haftadır bir konsere gitsem/k diye bakınıyorum, bir türlü denk düşüremedim. Mesela bu akşam ve yarın akşam bale gösterisi varmış. Bugün geç oldu diye bilet almadım, yarın annemi bırakamam diye pas geçtim. Neyse, hafta içi ve gitmesi gelmesi kolay,  makul bir konser bulurum elbet. 

Dün akşam biraz geç yatmayı göze aldım ve  Ayrılık da Sevdaya Dahil dizisini bitirdim. Televizyon kanallarındaki uzun ve kavga gürültülü dizilerden sonra bu dizi iyi geldi. 
Burada dizi ile ilgili bir röportaj var, izleyenlere veya bir bakayım niyetinde olanlara öneririm.



Bugün Şaşkınbakkal'da bir sokakta gördüğüm koca ağacın gövdesi etrafına sarılmış köklerin oluşturduğu yuvada yetişen yoncalar.
Hayatı paylaşmak, ikili yaşam kurmak böyle bir şey olmalı.

22 Ocak 2026 Perşembe

22 Ocak Perşembe

Sabah S.cığım temizlik için geldiğinde yağmur çiseliyordu. Bir saat sonra ben dışarı çıktığımda da incecikten yağıyordu.
Bir saat sonra eve dönerken yağmur durmuştu ama rüzgar artmış ve hava soğumuştu.
Günün hava raporunu bu şekilde özetledikten sonra gelelim hal ve gidişe.

Öğlen civarı kardeşim annemi ziyarete geldi.  Klasik bir önce çorba içmece, sonra çay içip bisküvi yemece ve çeşitli aile dedikodularını da içeren sohbet saatinden sonra, anneme alınacak, ısmarlanacaklar konusunda etütler yaptık.

Bu arada annem bir süredir kardeşimin getirdiği organik andız pekmezinden her sabah aç karnına bir kaşık alıyor. Boğaz ve ciğer için ve de özellikle inatçı öksürükler için iyi geliyor. Annem memnun kaldı. Biz de bitmek üzere olan küçük kavanozun yerine daha büyük bir tanesini sipariş ettik.

Sonra kardeşim evine doğru yola çıktı. Gitmeden önce depresyon polarını giymiş, asık suratla odasında oturan yeğenine (canım kızıma) merhaba dedi. 
Biz de kendi aramızda gençlere kolaylık ve sabır dileklerimizi yineledik, elden gelen bu.



Diren at kestanesi, dökme yapraklarını!
Şu geçen günkü atkestanesi (burada, tık)  henüz yapraklarını üzerinde tutmaya devam ediyor. 
Çevredeki yapraklarını döken ağaçlar tamamen çıplak artık, bizimkinin umru bile değil, sanki.