12 Ocak 2026 Pazartesi

12 Ocak Pazartesi

Beklenen kar gelmedi. Pek kestirmeden gittim, hadi şöyle diyeyim, beklenen kar bizim kıyıya gelemedi.
Zaten ne zaman böyle davullarla tamtamlarla kar geliyor denilse, o beklenti fos çıkar, yine öyle oldu.
Ancak yağmurun hakkını yemeyeyim, sabahla öğlen arası güzel yağdı. 
Elimde şemsiye olmasına rağmen, yine omuzlarım, kollarım su içinde kaldı. Bir de hava soğuktu, aman aman... Sıkı sıkı giyinmiş olmama rağmen soğuğu hissettim.

Akşamüstü bir film seyrettim, adı Anora.
Anora, 2024'de Cannes'de Altın Palmiye almış, üstelik 2025'de  En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Kurgu ve En İyi Yönetmen Oscarlarını alarak ortalığı yıkmış geçmiş.
Cahil kalmışım hiç ilgimi çekmemiş, bir eksiğimi tamamlayayım dedim. Yani, demez olaydım demeyeyim de bu  filmin derdi ne, noktasında bir açıklama bulamadım. 
Filmin sınıflandırma nitelemelerinin başında kara komedi yazıyor, sonra bir dolu türden söz ediliyor. Bunca ödül almış, böylesine ortaya karışık konulu filmi ben takdir edemedim sanırım. 
Ya da yeni nesil Amerikan sineması bana hitap etmiyor.



Eskideler evde yemek olmadığında  "a la minute" bir şeyler yaparız derlerdi. 
Bugün öğlen yediğimi akşam tekrar yemeyeyim, ama ne yiyeyim diye bakınırken ve film seyretmek nedeniyle yemek hazırlaya geç kalmışken, dolaptaki mantarla omlet yapıverdim. 
Yanına roka ve bir dilim ekmek, dakikada değilse de beş dakikada hazırdı. 
 

11 Ocak 2026 Pazar

11 Ocak Pazar

Dün gecenin bir vakti gök gürledi, hem de öyle böyle değil, gümbür gümbür. 
Sabaha karşı komşu apartman otoparklarından birindeki bir arabanın alarmı yarım saat arayla öttü, gece boyunca martılar çatılarda kar geliyor çığlıklarıyla (tercüme ya da varsayım bana ait, öyle olmalı diyorum) ötüştü durdu; sonuçta benim uyku yarım yamalak oldu. 
Küçük Kadınlar'ı dinlemeye başlamıştım, bir gecede bitiverdi.

Bugün yağmur gün boyunca yağdı. Öğleden sonra birara annem için haftalık alışverişe gitmiştim,  yağmur nasıl savurarak yağıyorduysa, dönüşte kabanımın omuzlarının yarısı ve pantolonumun paçaları ıslaktı, serdim kurusun diye.

Dün akşam kızım Ankara'dan döndü. Konuşuyorduk, sen yokken kapuska yaptım, sonra öyle boş olmasın diye fasulye diblesinden ilham alarak lahana diblesine çevirdim, güzel oldu dedim. 
Aa! Meğer Yunanistan'da öyle bir yemek varmış gerçekten ve arkadaşı bir sefer yapmışmış, güzel olmuşmuş. Bak sen, aklın yolu bir demek. 

Şimdi baktım, meğer Giresun'da kara lahana diblesi yapılırmış, aynı şekilde yapılan beyaz lahana diblesinin tarifi şurada, deneyin derim. 



Dün akşamüstü Kadıköy'e doğru Moda sahilinden yürüyecektik,
Aman aman! Lodos denizi öyle bir dövüyordu, rüzgar öyle sertti ki uçarız biz ya da su gibi ıslanırız dedik, hemen caydık yürüyüşten.

10 Ocak 2026 Cumartesi

10 Ocak Cumartesi

Bir lodos gününden daha merhaba, havanın yo yo topu hali devam ediyor.
Bugün Bayan E.'nin hafta içindeki doğum gününü birlikte kutlamak niyetiyle Moda'da buluştuk. Lodosun etkisiyle dalgaların kıyıyı dövdüğü manzarayı izleyerek yemek yedik, sohbet ettik. 

Bu buluşmanın matrak bir hikayesi var; üç hafta önce plan yaparken bir geceliğine Eskişehir'e gidelim fikri çıkmıştı. Tam tren bileti alıyorken mevsim kış çok soğuk olabilir, gezemeyiz diye vaz geçtik. Bari Büyüķada'ya gidelim bir gece orada kalalım projesi gündeme geldi, ona da lodos engeli  çıktı. Sonunda selameti Moda'da denize bakmakta bulduk.


Günün doğumgünü çocuğu tam tarihiyle kardeşim aslında.
Bugün kutlamamız telefon aşırı oldu sadece, ilk fırsatta sarılıp kucaklamak niyetiyle.
Nice güzel yaşlara, hep birlikte. 🧿

9 Ocak 2026 Cuma

9 Ocak Cuma

Dünkü gök yarıldı yere yağmur indi durumundan sonra bugün pırıl pırıl güneşli ve fakat buz gibi soğuk bir gün geçirdik. 
Yarın yine ılık ve yağışlı, sonraki gün yine soğuyor, bu minval üzere hafif delimsirek bir halle Ocak ortasına doğru gidiyoruz. 

Sabahki göz doktoru randevusunun eklentisi olarak çeşitli göz çekimleri yapıldı, sarı nokta stabil devam ediyor, katarakt henüz tam oluşmamış dendi, sonuçta yeniden ışın tedavisine başlanacak. 

Öğleden sonra annemin ve bizim evin pazar alışverişi, yıkaması, yerleştirmesi, ekmek hamuru ve yemek işleri derken zaman uçtu yine.

Dün bir ara "Ölümlü Dünya" filmindeki bazı sahneler üzerine Feyyaz Yiğit'le yapılan söyleşiyi izledim. tam da Mermermerve şifre sahnesinde yine gülmekten karnım ağrıdı. Merak edenler için burada. 



Dünkü yağmur bulutları  şimdi neredeydi? 

8 Ocak 2026 Perşembe

8 Ocak Perşembe

Yağmur yağsın diye ne numaralar, ne totemler, ne dualar...
Sabaha karşı yağmur yağar diye umut ediyordum, yağmamıştı. Televizyonda yağmur sesi ve görüntüsü videosu açtım. Derken yarım saat geçti geçmedi, yağmur camlara çarpa çarpa indirdi.
Saat 10'da sokağa çıktığımda havada burnuma deniz kokusu, yosun kokusu geldi. Denize yakın olmanın hoşlukları oluyor böyle. 

Pilatesten sonra Aile Hekimliğine giderek zatürre aşısı olacaktım; tam binadan içeri girdim, hemşirelerin yanına gittim ki yağmur yine indirdi, ama ne indirmek. 
Aşıyı oldum, biraz bekledim çıktım, on dakika sonra sakince yağan yağmurda eve dönüyordum, yağmur yeniden şiddetlendi. Bu defa savurarak yağan yağmur altında ne kapşon, ne şemsiye hiç işe yaramadı, eve ulaşana dek suya battım. 

Bunları yazdım ama, havayı ve durumu anlatmak için, katiyen şikayet için değil. Yağsın lütfen!
Eve dönüş yolunda sokaklardan oluk oluk akan yağmur suyunu görünce çok üzüldüm. Mutlaka bu suları toprakla buluşturmanın ya da biriktirip bahçe sulamasında kullanmanın yolunu bulmalıyız. 
Tüm dünyada büyük şehirlerde yağmur sularının işe yaramaz şeylermiş gibi tahliyesi üzerine bir düzenek kurulmuş. Şehir plancılarının aklı başına yeni yeni geliyor, o suları kaybetmemek, tutmak gerekiyor. Umarım şehirlerde yaşayanların da aklı bu yönde başlarına gelir. 



Sokaklardaki ağaçların çoğu artık tamamen yapraksız kaldı. Arada sırada şu atkestanesi gibi dayanıklılara denk geliyorum.
Fotoğrafı bu sabah çekmiştim. Fakat sanırım, bugünkü fırtına ve deli yağmurdan sonra bu ağaç da yapraklarını bırakmıştır.

7 Ocak 2026 Çarşamba

7 Ocak Çarşamba

Dün akşam uzun süreden sonra evde misafirliğe gelen arkadaşlarım vardı. Aslında sadece iki kişi, bir de kızım ve ben. O kadar uzun zaman olmuş ki evde akşam oturması için misafir ağırlamayalı, en son ne zamandı hatırlayamadım.
Pandemiden kalan kötü alışkanlıklardan birisi bu sanırım, evlerde buluşmaz olduk, daha sterilmiş gibi dışarıda buluşuyoruz.  Oysa şimdi en azından maddi bakımdan daha uygun olanı ev oturması oldu. Dışarıda buluşup bir şey yeme içme, ayda bir ancak olacak bir hareket.
Neyse işte, sonuçta bol gülmeli, anımsamalı güzel saatler geçirdik.

Sabah kızımı arkadaş ziyaretine gideceği Ankara'ya yolcu ettim. 
Sonra biraz ev işleriyle meşgul oldum. 
Henüz yeni yılın başlaması nedeniyle yapılması gerekenler listemi düzenleyip tamamlayamadım.
Yapmam gereken ilk önemli iş olarak göz doktorumdan randevu aldım mesela.
İstanbul kartımı yenilemem gerekiyor, onun için başvuru yaptım.

Sonra işler bitti, bulutlar dağıldı, güneş çıktı ve içime benim deniz kenarına inmem lazım hissi yerleşti.
Hazırlanıp çıktım ve bu defa sahile yürümek yerine metroya bindim ve biraz sahilde yürür biraz çarşıda dolaşırım niyetiyle Kadıköy'de indim. 
Bundan sonrasını yazdım yazdım, anlatacaklarım bitmedi, fotoğraflar da var, en iyisi hikayenin devamını  Ekmekcikız'a yazayım, tık lütfen.




Vapurdan martı seyrinden anlar...

6 Ocak 2026 Salı

6 Ocak Salı

Güne Aile Hekimimize giderek ve raporlu ilaç yazdırarak başladım. Sabah erken kimse olmaz diye düşünmüştüm, yanılmışım, herkes benim gibi düşünmüş olmalı, epey kalabalık vardı.

Lodoslu havalar devam ediyor. Önümüzdeki günlere dair tahminlerde bir iki gün hava soğuyacak ve hiç değilse yağmur yağacak gibi duruyor, umarım gerçekleşir.

Bugün Bayan E.'nin oğulcuğu D.ciğimin doğum günü, yarın da anacığının doğum günü.  Bugün konuşuyorduk, günlere bakınca önce doğurmuşum sonra doğmuşum gibi oluyor dedi, gülüştük.

Muhteşem Gatsby'yi dinliyorum, yıllar önce okumuştum, sonra filmini seyretmiştim, her biri ayrı bir keyif verdi veriyor. 



Bugün bir apartmanın bahçesinde gördüm buncağızları,
Ateş dikeni ya da bilinen adlarıyla kokina,