28 Haziran 2026 Pazar

28 Haziran Pazar

Bugün evin içinde bir harekettir gidiyor. Kızım daha büyük olan abisinin odasına taşınmaya karar verdi. Böyle olunca, oğlumun ve kızımın yataklarının bazalarındaki türlü çeşitli eşya odalara saçıldı. Kitaplıklar, dolaplar elden geçmeye başladı. 
Oğluma sorduk "size tam yetki veriyorum, bunca zamandır aramadığım şeyler, ne isterseniz yapın" dedi.
Yine de çocukluk oyuncaklarından bazıları için ne kadar acımasız olacağız, nasıl atacağız, emin değilim. Neyse, bakacağız.

Son günlerde Deniz Göktaş'ı izlemeyi keşfetmişken, bugün de Fatih Altaylı ile iki sene önce olan sohbetini ve Melikşah Altuntaş'la dört sene önce İş Sanat'ta yaptıkları sohbeti de izledim. 
Derken S.ciğim demesin mi Deniz benim oğlanların arkadaşı, çok tatlı çocuktur. Bak sen şu işlere...

Bugün de böyle geçiyor işte.


Geçen gün anneme gelen ortanca, lavanta buketi böyleydi.

27 Haziran 2026 Cumartesi

27 Haziran Cumartesi


Annem, kardeşim ve ben oturduk bahçeye karşı, teras püfür püfür esiyordu ve de elbirliği ile 10 kg bezelye ayıkladık.
Sonra kendimize ödül verdik, çay içtik, cicimama yedik. Bugün de böyle geçti.

Ha bir de dün Deniz Göktaş'ın bu seneki gösterisinin videosunu izledim, bugün ise 2023 gösterisindeyim, kaçırmayın derim.

26 Haziran 2026 Cuma

26 Haziran Cuma

Bugün dünyada herkesi ilgilendirecek bir dolu iyi, kötü, saçma, komik, üzücü, mutluluk verici olay oldu, olmuştur, haliyle; dünyamızın bir günüydü zira...

Benim için daha doğrusu bu blogun bu sayfası için olan ise bu satırların 2000. yazıyı oluşturması, yazıyla ikibininci diye ekleyeyim, belki daha etkili bir ifade ediş olur.

Günün diğer hoş notu, sevgili eski komşum E.cığımın kısa bir ziyaret için İstanbul'a gelmiş olması ve bana  uğraması, oturup sohbet etmemiz. Gerçi ben uyuz bir ev sahibi olduğum için kahve sohbetine gelmiş misafire kiraz ikram etmek gibi bir işe kalkıştım, ama maksat sohbet olunca ha kiraz ha kahve diyoruz, artık.

Bitirmeden önce son  not, bugün ben çok terliyorum. Hava rutubetli o nedenle mi, yoksa bugün saçımı boyattım, boyanın etkisi mi, anlamadım. Mutlaka bir bahane bulacağım, değil mi?



İki sene önce bu sıralar Prag'a gitmişim, geçmiş zaman olur ki...

25 Haziran 2026 Perşembe

25 Haziran Perşembe

Annemin iki haftadır yapmayı planladığı aile yemeği bugün hayat buldu.
En başta, büyük dayımın evden çıkıp anneme gelmesi için ikna edilmesi gerekti. Annem sana hangi Malatya yemeğini yapayım, ne özledin diyerek dayımı kandırmaya çalıştı. İ. dayım önce zahmet olmasın, ne gerek var diyerek yan çizmeye çalıştı, hatta annemi bir süre oyaladı bile diyebilirim. Sonra ben kendisiyle konuştum, hiç birimiz için zahmet olmayacağını, gelirse annemin çok sevineceğini söyledim ve böylece tarih kararlaştırıldı. 
Aksi tesadüf, meğerse kararlaştırılan tarihte küçük dayım O. ve eşinin kısa bir tatil planı varmış. İyi tesadüf, birlikte tatile gidecekleri arkadaşları grip olduğu için yola çıkamadılar ve bugün gelebildiler.
Annemlerin küçük kuzenleri Z. abla da gelirim deyince, ekip tamamlandı. 
Tabii ki kambersiz düğün olmaz, kardeşim ve ben annemin ekibinin ayrılmaz parçaları olarak, hazır ve nazırdık.  

Menünün ana yemeği sıkma köfte idi, bir bulgurlu yemek olan bu köfte, güneydoğuda yaygındır ve çeşitli isimlerle yapılır. 
Ana yemek öncesi çorbasız olmaz haliyle, o da başka bir memleket çorbası olan kulak çorbasıydı. Kulak da nedir derseniz, çorba adını içindeki küçük kare kesilmiş hamurlardan alıyor, kulak onlar.
Salata, zeytinyağlı taze fasulye, börek derken tatlı olarak da tam da bugün başlayan aşure ayını karşılayan aşure vardı. 
Yemekten sonra içilen çaylara Malatya'dan gelmiş un kurabiyeleri eşlik ediyordu, ama midelerde ancak yarım yarım yenecek kadar yer kalmıştı.  
Yemeyi ve yedirmeyi aşkla seven memleketimizin insanlarının eskileri ağız tadıyla anmak dileğiyle geçirdikleri bir gün işte böyleydi.



Günün yıldızı, annemin aşuresi,
Annem tabii ki yaptığı her yemek gibi buna da bir kusur buldu, şekeri az olmuş dedi.
Aslında bu bir tür övgü alma yöntemi, yaptığını eksikleneceksin, karşındaki hiç de öyle değil diyecek ve seni övecek.
Adet böyle...

24 Haziran 2026 Çarşamba

24 Haziran Çarşamba

Bugün ADSL'in modeminin değişmesidir, cep telefonu sözleşme yenilenmesidir derken sanal dünya ile hemhal oluyorum.

Öğleden sonra beklediğim fiber optik kablodan beslenen modemi takacak olan TTNetciler sabahtan geldiler. Önce, keşif yapmaya geleceğiz dediler, sonra gelmişken halledelim dediler. Programımı öğleden sonraya göre ayarlamıştım, başka işlerim vardı ama hadi yapın demiş bulundum. Neyse, uzun sürmedi, hallettiler.
Teknisyenlerden birisi giderken dedi ki bir hafta içinde sorun olursa şirketi değil, bizi arayın notumuz düşmesin! Bizim memleketin işleri diyeceğim de bir yandan da yeni çalışma sistemlerine göre müşteriden iyi hizmet notu almak peşinde olan çalışanların durumu var. 

Diğer konu, biraz tepemin tasını attırdı. Cep telefonu operatöründen dün gelen mesaj "sözleşmeniz 24 Temmuz'da bitiyor" diyordu. Oysa yıllık kontratımız 23 Ağustos'ta başlamıştı ve malum bir sene 12 aydır, 11 ay değil. Sözleşmeniz Temmuzda bitiyor demek sözleşmenizi 11 ayda kesiyorum anlamına gelir ve hiç bir yasal dayanağı yok, bunun.
Önce müşteri hizmetlerini aradım, karşıma çıkan görevli bir araba kem küm etti, her ay fatura kesim tarihi var, aylar ortalama 30 gün sayılıyor filan dedi ama neden kontrat 11 ay sürüyor konusunda ikna edici bir açıklama yapamadı.
Oradan sonuç alamayınca web üzerinden şikayet işlemi yaptım, oturdum mektup yazdım. Bakalım ne cevap gelecek? Saçma olan şu ki ödediğim faturaları saysalar yeter, ne zaman 12 tane olacak, görecekler.




Telefoncular geldiğinde kendisini evin en ucra köşesine saklayan Kontes hanım, yabancılar gidince bir güzel yayıldı ve güzellik uykusunu aldı.

23 Haziran 2026 Salı

23 Haziran Salı

Öyle tatlı bir gün oldu ki...
İki hafta öncesinden konuşmuş ve buluşmak için zaman belirlemeye çalışmıştık. Buluşmayı beklediğimiz sırada neler neler olmuş, günlük hayat akmış gitmiş. Olsun varsın. Bir aradan sonra buluşmanın tadını çıkardığımız, hem anılara daldığımız, hem bunca zamandır tanışmamıza rağmen bilmediğimiz konuları keşfederek sohbete doyduğumuz bir gün oldu.

Bizi bir araya getiren esas olarak mesleğimize başladığımız ve mutlulukla sürdürdüğümüz hukuk büromuz: 
Ben avukatlık stajına başladığımda, F.ciğim yurt dışından geldikten sonra ikinci dilinin sağladığı imkanı değerlendirerek büroda çevirmen hukukçu olarak çalışıyordu. Sonradan fark derslerini verdi, stajını yaptı ve İstanbul barosuna kayıtlı olarak avukatlık yaptı. 
Yine o yıllarda Ş.ciğim büromuzun yönetici sekreteriydi, aynı zamanda üniversitede gazetecilik okuyordu. Ben staja başlamadan çok önceleri henüz lise mezunu genç bir kız olarak sekreterliğe başlamış ve her şeyi sırayla öğrenmişti. Sonradan kendisine bambaşka çalışma alanı seçti ve çok başarılı bir iş kadını oldu.
O yıllarda B.cığım Ankara'da hukuk okuyordu, fakülteyi bitirdi, büroda staja başladı ve benim stajyerim oldu. Daha sonraki yıllarda kendisi çocuklarımın halası da oldu ve  halen  iki çocuk annesi olarak mesleği sürdürüyor. 
Hepimizin ortak bağlantı noktası olan rahmetli G. Aybay'ın zarif eşi M. hanım onu tanıdığımızda mesleğini başarıyla sürdüren bir diş hekimiydi. Hepimiz, onu tanıyan herkes gibi  kendisine, duruşuna, enerjisine  hayrandık. Sevgili eşinin vefatından sonra da bağlarımız sürdü ve çalışmalarına hayranlığımız devam etti. Sadece sevdiklerine dağıtılmak üzere yazdığı "Kokular, Sesler ve Hatıralar" başlıklı anılar kitabını bugün bize imzalayarak verdiğinde hepimiz çok mutlu olduk.



Balkonumuzun kaynana topuzu kaktüsü güzel çiçeklerini teker teker açtırmaya devam ediyor.

22 Haziran 2026 Pazartesi

22 Haziran Pazartesi

Dizimdeki ağrının sebeplerinden birisi de o bölgede tendinit (kasları kemiklere bağlayan dokunun, tendonun iltihaplanması) olması imiş.
Dün akşam dizimin kenarında hafif bir şişlik ve sıcaklık hissedince, bir doktora gitsem iyi olur dedim, bugün mahallemizin hastanesine gittim. Fizik Tedavi doktoru o bölgeye, arazları azaltıcı olması amacıyla kortizonlu bir iğne yaptı ve bölgedeki ödemin daha hızlı toparlanması için fizik tedavi önerdi. 
Fizik tedavi kliniğinden bir hafta sonrası için randevu aldım, umarım iyi gelsin.

Evdeki internet bir kaç gündür kopup duruyordu, dün arıza kaydı vermiştim. Bu sabah aradılar ve geldiler, evdeki telefon hattının bağlantısına bir takım ekleme çıkarma vb. işler yaptılar. Sonra da dediler ki bölgenizdeki bakır kabloların yerine yeni döşenen fiber optik kabloları evlerde de kullanmanızı öneriyoruz. Bunun için apartmanın hattından size hat çekilecek ve yeni modem takılacak. 
Şimdi kendimi bu fikre alıştırmaya çalışıyorum, evdeki kablolarla ilgili bir şeyler yapılacak olması beni biraz geriyor, doğrusu.



Geçen hafta Pera Müzesinde Halil Paşa sergisini gördükten sonra İş RH Müzesinde de aynı konulu resimlerle karşılaştım.
Yukarıdaki onlardan birisi ve yine Bostancı sahili.