28 Temmuz 2026 Salı

28 Temmuz Salı

 Hareketli bir sabahın ardından yanan beynimi sakinleştirmek ve bir kaç aydır görüşemediğimiz N.ciğim ile biraz muhabbet etmek içi soluğu Üsküdar'da Marmaray çıkışında aldığımda 13:15 olmuştu. 
Bu kadar net saat veriyorum, zira tam o sırada Üsküdar meydanındaki camilerden  öğlen ezanı okunmaya başladı. 
Ezanın iki ayrı camiden ve birbirini takip eder şekilde okunması 350 senelik bir Osmanlı geleneği imiş. 
Daha önce Sultanahmet meydanında da benzer şekilde karşılıklı ezan okunduğuna tanık olmuştum, bu defa Üsküdar'da denk geldim. 

Bugün hava dünden sıcaktı, ya da rutubet daha fazlaydı sanki.
Bizim Kontes kız yine banyoda küvetin içinde oturmaya başladı. Çocuk tüylü, ancak serin zeminde ferahlıyor, ne yapsın?



N.ciğimle öğlen yemeği için  Kanaat Lokantasına gittik, galiba kışın gitmiştim en son. 
Sonra da meydanı tepeden gören, denize uzaktan bakan bir kafede oturduk kahve içtik, sohbete devam ettik.


27 Temmuz 2026 Pazartesi

27 Temmuz Pazartesi

Satırlarıma başlarken, yazdıklarımızı kafasına göre gecikerek yayın akışlarımızda gösteren blogspota en içten hörmetlerimi sunmak istiyorum. 
Ekmekcikız'a yazdığım son yazı 3 gün sonra tedavüle çıktı, bu blogun son yazısı bir önceki yazı olarak gözüküyor. 
Bi titre de kendine gel sayın blogroll, öbür mecralar gibi saniyesinde görünür olmak derdinde değiliz de, okuyucudan yazılmış yazıları gizlemesen eyi olcek, aksi halde başımı alıp gidesim var.
Bilmem anlatabildim mi?

Bugün sebze ayıklarken, dünkü final maçının özetlerini izledim dersem, kafayı voleybolla bozmuş olduğum düşünülebilir, ama çok zevkliydi, ne yapayım?
Bir de Yüksel Aksu'nun son filmi Bak Postacı Geliyor'u seyrettim. Tatlı bir filmdi, bir buçuk saat eski zaman nostaljisi içinde hoş vakit geçirdim, iyi geldi.



Bu fotoğrafı daha önce en az iki kez yayınlamış olmalıyım, yine karşıma çıktı, yine anıları yâd ettim, buraya da eklemek istedim.
Hem bugün için daha anlamlı, eski büromuzun balkonundan görülen bu manzaranın fotoğrafını, tam on sene önce 27 Temmuz 2016'da çekmişim.
bugün 

26 Temmuz 2026 Pazar

26 Temmuz Pazar

 Ohh! Şampiyon oldular! Yaşasın! 
Kızlar bugün VNL Şampiyonu oldu, dişe dişe bir mücadele ile Brezilya'yı 3 - 1 yendiler.
Heyecanlandık, güldük, ağladık, hop oturup hop kalktık. 
Şimdi sıra erkek takımında, onlardan da derce bekliyoruz, çıta yükseldi.

Şampiyonluk sevincini bir yana, akşamüstü saatlerini evin fiberoptik internet bağlantısı ve televizyon, bilgisayar arasındaki uyum sorununu çözmek için çeşitli müşteri hizmetleriyle konuşarak geçirdim, başıma ağrılar girdi, şu anda kafamda bir çember var sıkıyor.

Oysa sabah ne güzeldi, neredeyse iki ay aradan sonra sahile yürüdüm ve dünkü yağmurdan sonra pırıl pırıl olmuş denize ve adalara baktım, nefes aldım.
Neyse, akşamüstü internet stresi için, merkür retrosunun son marifeti diyelim, geçelim.



Bu sabah, Suadiye sahilinden...


25 Temmuz 2026 Cumartesi

25 Temmuz Cumartesi

Günün heyecanı VNL yarı finalinde kadın milli takımımızı izlemek ve Çin'e karşı alınan 3 - 0'lık galibiyetle mutlu olmaktı.

Bir de neredeyse gün boyu bazen hızlı bazen daha sakin yağmur yağdı, hava epeyce serinledi.
Akşamüstü yağmurun hafifleyeceğini umarak biraz yürümek istedim. Tabii ki şemsiyemi aldım ve yine de biraz ıslandım. Olsun, yaz yağmur ferahlattı.
Gerçi pek çok yerde fazla yağmış ve su basmış, üzücü...



Mevsimin güzelliklerinden ortancalar,
Geçen senelerden birinden arkadaşımın bahçesinden,

24 Temmuz 2026 Cuma

24 Temmuz Cuma

 Bugün yağmur bekleniyordu, en azından bizim tarafta yağmadı, karşıya yağmış diye duydum. Gün boyu kimi bulutlu kimi güneşli esintiliydi hava. Yarına kuvvetli yağmur gelecek diyorlar, bakalım ne gelecek?

Akşamın şu saatinde yorgun argın oturdum , iki satır yazayım niyetiyle.
Gün pazar seferleri ( annem ve bizim için ) ve ayıklama, yıkama, yerleştirme, yemek yapma ile geçti.
Biraz kendimi bilsem, canıma acısam ve bu kadar kendime yüklenmesem, ağırdan alsam iyi olacak, dizim sızlıyor yine.



Pazar hasadından, vişne...
Daha irilerini yemek için ayırdım, ufak ve açık renkliler reçel oldu.
Geçen hafta yaptığım yaban mersini püresini beğendim ve bugün biraz daha aldım, yaptım.
 

23 Temmuz 2026 Perşembe

23 Temmuz Perşembe

 Dün park gezmesini anlatma işine dalınca, sabah radyoda dinlediğim bir klasik müzik parçasını eklemeyi unutmuşum. Şimdi hemen baştan ekleyeyim; Borodin'in  Prince Igor operasından Poloveç dansları. 

Bu sabah evin günlük telaşesi, temizlik işleri, yemek yapma faaliyeti arasında azıcık gecikerek de olsa kadın voleybol takımımızın VNL çeyrek finalinde Kanada ile yaptıkları maçı seyrettim. 
İlk setten sonra açıldılar bizimkiler, heyecanlı bir maç oldu ve yarı finale kaldılar. 

Günün diğer faaliyetleri biraz egzersiz, biraz mahallede yürüyüş yapmak oldu. Sahi, bir de bizim evin ve arkadaşımın evinin çiçeklerini suladım.




Müziğimiz gibi fotoğrafımız da dünden,
Fenerbahçe parkından, sarmaş dolaş gövdeleriyle ılgınlar.

22 Temmuz 2026 Çarşamba

22 Temmuz Çarşamba

Annem bir süredir söylüyordu, biraz açık havada  vakit geçirelim, parkta bahçede oturalım diyordu.
Bizim ekibin toplanması için gerekenler var; önce kardeşimin arabası serbest olacak, sonra evlerin temizlik günü olmayacak,  hava uygun olacak... Benim fizik tedavi araya girince projenin gerçekleşmesi biraz ertelendi, haliyle. 

Dün kardeşimle konuştuk, son zamanlarda hep Maltepe parkına gittik, epeydir yolumuz düşmüyor acaba Fenerbahçe parkına mı gitsek? Gidelim de oradaki taşlarda tekerlekli sandalyeyi yürütmek zor olur, ne yapsak?
Aslında Özgürlük parkı da olabilir, rahmetli Neşe teyzeyle gittiğimizden beri oraya da gitmemiştik, hem orada gözleme yapıyorlardı, annem sever. Tamam öyleyse, Özgürlük parkına gidelim.



Planladığımız vakitte toparlandık, yola çıktık. Özgürlük parkının arka kapısına ulaştık. Annemi tekerlekli sandalyeye oturttuk, ön kapıya doğru gölgelerden geze geze gittik. Oradan sol taraftaki tahta köprüye yönlendik, gel gör ki oturmak istediğimiz ağaç altı açık hava kahvesi yerinde yok. Hoppala!
Sorduk soruşturduk efendim, orada tadilat varmış, Eylül başında açılacakmış, şimdilik sadece girişe yakın ağaçlık alandaki büfede çay, kahve, tost filan varmış. 

Ehh, oturalım bari dedik, yerleştik, çay, ayran ve tost ısmarladık, sonra vakit gelmiştir dedik, Bezgin Bekir kılıklı iki delikanlının her söyleneni üç kez tekrar ettirdikleri büfeden siparişlerimizi aldık, oturduk. Oturduk oturmasına da bu defa ısıran sinekler huzur vermedi, kaşındık durduk.
Baktık olacak gibi değil toparladık, bindik arabaya ve ver elini Fenerbahçe parkı.



Fenerbahçe park bildiğimiz gibi, en azından. Yirmi otuz sene önceki zarif kent parkı havasından eser olmamakla, o güzelim açık hava kahvelerinin yerinde yeller esmekle ve o güzelim Romantika'nın kendi de adı da gitmiş olmakla birlikte, en azından bol yeşillik, ağaç altı ve deniz manzarası var.
Deniz kenarındaki ılgınların altında bir banka yerleştik, annemi çimenin üstünde konuşlandırdık. Biz kardeşimle kahvelerimizi höpürdetirken, annem ve R. gazozlarını içti. 
Denize sakince bakarak ılgın altında püfür püfür oturmanın keyfini çıkardık, annemin gönlünü yaptık; kısa günün kârı.