13 Temmuz 2026 Pazartesi

13 Temmuz Pazartesi

 Sabaha karşı bir ara tuvalete gittiğimde bizim Kontes kızın küvetin içinde uyuduğunu gördüm, orası daha serin mi geldi yoksa daha rüzgarsız mı, bilemedim.
Sonra sabah hızlı başladı; Kontes'in hadi uyanın miyavları, kızımın evden çalışma günü olduğu için odasındaki hareketlenmeler, benim egzersiz işlerim derken S. temizliğe geldi ve herkes kendi işini yapmaya koyuldu.

Fizik tedavi dönüşü mahallede bir iki iş hallettim ve eve döndüm, annem için gelen fizyoterapist işini yaparken ben de konuya maydanoz oldum, izledim.
Sonrasında öğle yemeği saati geldi, derken benim dizime buz koyma saatim geldi, ardından biraz internet bankacılığı işleri, biraz blog yazmak derken akşamüstüne dönüverdik.
Film seyretme projem yarına kalacak galiba, akşam yemeği hazırlıkları için mutfak beni bekler.



Bir ara sık sık önüme kırık dökük sandalyeler koltuklar çıkıyordu.
Bugün hastaneye giderken köşe başındaki çiçekçinin yaz mevsimi nedeniyle terk edilmiş tezgahı ve iki parça haline gelmiş sandalyesi gözüme ilişti.
Üzerinde çiçekler olmayınca nasıl da soluk duruyor o tahtalar...

12 Temmuz 2026 Pazar

12 Temmuz Pazar

 Sabah annemle mutfakta kahvaltı yaparken telefonun küçük ekranından Tayland'la oynayan  kadın voleybolcularımızı izlemeye çalıştım. Kahvaltımız bitince hemen televizyonu açtım, maçın kalanını rahatça izledim. Bu etabın son maçını da gayet güzel aldı bizimkiler. Sıra iki hafta sonraki final maçlarında, arada da erkek millilerin maçları var. Eskiden erkekleri izlemiyordum ama bu sene hiç değilse maç özetlerine bakıyorum. 60'ımdan sonra bir çeşit spor fanatiği oldum, sanki. 

Uzun zamandan sonra ilk kez sadece yürümek amacıyla sokağa çıktım. Eskiden sık sık yaptığım sıradan yürümek eylemini  özlemiştim, fizik tedavi sürerken .fazla zorlamamak için sadece mahallede yavaş tempolu bir tur attım. O bile iyi geldi.

Zamanında seyrettiğim ve çok sevdiğim filmlerden biri "Paramparça Aşklar Köpekler"  MUBİ'ye gelmiş. Bakalım aradan geçen zamandan sonra film hakkında ne düşüneceğim?



Mahallemizdeki çiçekleri tanıyoruz serimiz devam ediyor, zakkumun beyazından sonra begonvilin beyazına geldik.
Daha önce bu cins begonvili Bodrum'da görmüştüm ve arkadaşım adına gelin duvağı denildiğini söylemişti. 
Çiçekler bembeyaz değil, uçlarına doğru uçuk pembeleşiyor, çok zarifler.

11 Temmuz 2026 Cumartesi

11 Temmuz Cumartesi

 Sabahın köründe bizim kedi hanımın yaramazlıkları nedeniyle uyandım. 
Daha doğrusu, Kontes hanım oyun saatinin geldiğine karar verdi, zira martılar  yavru uçuşma mevsimi şenlikleri  heyecanıyla, çatılarda bağrış çağrış halindeydiler, 
Dolayısıyla bizim kedi de heyecanlanmış, kızım uyku sersemi kedisini koridora atmış kapıyı kapatmış, bizimki ille içeri geleceğim diyor, kapıyı tırmalıyor, filan falan... Bir cümbüş ki sormayın.
Neyse işte, olan benim uykuma oldu, uykum kaçtı, erkenden kalktım.

Kalkmışken egzersizimi yaptım, sonra kahvaltıya oturdum. Erkenden pastaneye gittim, annem için minik bir pasta aldım. Öğlene doğru kardeşim geldi, bizi kendilerine götürdü. 
Bizim çekirdek çiğdem aile; üç onlar, üç biz derken partimizi yaptık. Standart kısır, börek menüsüne bu defa kinoalı kısır ve kuru börülce salatası da eklendi. 
Karnımızı doyurduktan sonra annem pastasının üzerindeki mumları üfledi, sağlık dilekleriyle pastayı kestik ve keyifle yedik çok şükür.

Bütün bu hareketlilik arasında bacım ve ben  çok merak ettiğimiz Japonya maçına arada sırada baktık, daha doğrusu göz attık ve birbirimize skor bilgisi verdik. 



Pastanın fotoğrafını mumları üflenip çıkardıktan sonra çektik, üzerindeki delikler ondan ötürü. 

10 Temmuz 2026 Cuma

10 Temmuz Cuma

 Sabah erken uyandım, VNL'de bizim takımın bu etap maçları çok erken saatlerde oynanıyor zira. Yarınki maç öğlen saatinde olacak hiç değilse. 
Çekişmeli bir maçtı ve bizim voleybolcular karar setini kaybettiler ve ABD'ye 3 - 2 yenildiler. Neyse, sağlık olsun, çekişmeli ve seyri heyecan verici bir maçtı.

Maç sonrası kahvaltımı yaptım, sonra fizik tedaviye gittim. Eve dönüşte anneme uğradım, kuzenim T. gelmişti, biraz sohbet ettik.
Ardından pazara gittim, önceki hafta sapı yapılsın diye tamirciye verdiğim cezveyi ve de kardeşimin istediği elektrik süpürgesi toz torbasını almak üzere tekrar pazarın yolunu tuttum. Bu arada markete uğradım ve annemin istediği kıymayı da aldım. 

Evdeki işler malum; ayıkla, yıka, yerleştir şeklinde akıyor.
Bu hafta aldığım bezelye geçen hafta aldığımdan daha iriydi ve hiç boş çıkmadı.
Bu hafta vişne daha boldu, muhtemelen haftaya da olur ve sonra kaybolur, meyve suyu fabrikaları alıyor diyorlar. Aslında ne gerek var, tazesini yesek ya...



Pazarda taze nohut da vardı, bir demet aldım.
Her sene  rastlayınca bir kere aldığım şeyler var, taze nohut da onlardan, çocukluğumu hatırlatıyor.

9 Temmuz 2026 Perşembe

9 Temmuz Perşembe

 Gün boyu bulutlu esintili serindi hava, şimdi ise ince ince yağıyor, ferahlayacağız.
Biraz önce birbiriyle çakışmasın diye ince ayarlar yaptığım iki iş üst üste denk düştü. 
Kızımın odasının yeni perdesi için alınacak ölçü ve annemin biraz fikir almak için davet ettiği fizyoterapist neredeyse aynı anda geliyorlardı. 
Son anda rica ettim ve hiç değilse önlü arkalı gelmiş oldular.
Sabah erken saatte başladı karışıklık, bugün temizlik için gelecek olan S. erkenden aradı ve kocasının fıtık ameliyatı olduğunu söyledi, yarın gelsem olur mu diye sordu, haliyle olur dedim.

Daha önce okuduğum ve etkilendiğim kitapları gibi, yine derin bir hüzün eşlik ediyor öyküye.



Bugün renk konusunda bir uyarım olmayacak.
Bu zakkumlar beyaz, düz beyaz.
Seyirlik...

8 Temmuz 2026 Çarşamba

8 Temmuz Çarşamba

 Sabah televizyonun başına geçene dek Türkiye - Polonya kadın voleybol takımının maçının ikinci seti başlamıştı. Üçüncü set sırasında kızım işe gitti ve bir yandan dizime buz koyarak  dördüncü setin heyecanını yaşadım. Güzel bir maç oldu, 3 - 1 kazandık.

Buz koyma işini artık günde iki kez yapıyorum, iki kez de fizyoterapistin verdiği egzersizleri yapıyorum. Fizik tedavide de egzersiz benzeri hareketler oluyor, yavaş yavaş daha iyi hissediyorum.
Hafta başında başlayan stajyer terapist, lenf drenajı için kullanılan balıkçı çizmesi benzeri nesneyi bacağıma geçirir ve fermuarını kapatırken bir yandan hafiften şikayet ediyordu; oh sonunda zayıf birisi, dünden beri bu fermuarı kapatırken neler çekiyorum, üstelik bu en büyük boy" diyerek. 

Öğleden sonra çok etkilendiğim bir Japon anime filmi seyrettim, adı Ateşböceklerinin Mezarı.
Filmden önce Elifciğimin Okuryazar Keçi kanalında 3 K Sohbetlerinde yazar Kazuo Ishiguro ve kitaplarından Beni Asla Bırakma hakkındaki sohbeti izlemiştim. 
Bunun üzerine, çok sevdiğim Beni Asla Bırakma'nın filmini tekrar seyretmek istedim, bulamadım.
Onu ararken -bir Japon olmazsa başka Japon verilim dercesine- önüme Ateşböceklerinin Mezarı filmi çıktı. Daha önce duymadığım bir filmdi, meğer epey ünlü bir filmmiş, oturdum seyrettim. Çok hüzünlü hatta acı verici ama pek güzel bir filmdi; denk düştüğüme memnun oldum.



Arka sokaklardan birindeki kırmızı zakkum,
Esasen rengi çok daha kırmızıydı, sanırım ışıktan biraz soluk çıkmış. 

7 Temmuz 2026 Salı

7 Temmuz Salı

 Dün akşam kızımla konuşuyorduk, yeşil eriği bizim gibi tuzlayıp yiyen millet var mıdır acaba, diyorduk.
Ortadoğu'da yeniyor galiba dedi kızım, bir de İran'da. Yunanlı arkadaşlarıma sordum, onlar yemiyormuş, sadece Giritli arkadaşı, biz yeriz demiş. 
Bence yeşil erik yemeyenler, ille de tuzlamayanlar çok şey kaybediyorlar.

Çocuklukta bir arkadaşım vardı, sadece eriği değil vişneyi de tuzlayarak yerdi. Önce garipsemiştim, sonra bir defa denedim, hoşuma gitmişti.
Bir de çocukken limonu keser, üzerine tuz döker, suyunu çıkara çıkara, dudaklarımın kenarı kızara kızara yerdim. Haliyle, büyüdüm ve bu alışkanlıktan vazgeçtim. 
Yıllar sonra kızım da üstelik benden görmemişken, aynısını yapmaya, limonu tuzlayarak yemeye başladı. Kan mı çekiyor, genetik kodlar mı istiyor, bilemedim.



Geçende kızımla gittiğimiz mahalle kebapçısında biz adet olduğu üzere gavurdağı salatası istemişken, garson "sadece bu mevsim bulunuyor" diyerek yeşil erikli semizotu salatası önerdi.
Doğrusu pek lezzetliydi, ekşi seviyorsanız erikler kızarmadan ve semizotu bolken deneyin derim.