3 Ağustos 2026 Pazartesi

3 Ağustos Pazartesi

Bir kaç gündür "Londra'nın Son Kitapçısı"   romanını dinliyorum.  
Olayların ana akışı İkinci Dünya Savaşında Londra'nın bombalandığı zamanda geçiyor. Londra'nın 1940 Eylül ile 1941 Mayıs ayları arasında aralıksız her gece ve çoğunlukla gündüzleri de bombalandığını bilmiyordum, bombalamaların zaman zaman olduğunu sanıyordum. Bu roman vesilesiyle tarihe dönüp baktım, neler olmuş diye. 
Savaş hep olduğu gibi kötülükten ibaret.

Sabah dışarıda işlerim vardı, cadde tarafına indim. Oldukça sakin ve tenhaydı. Hava gittikçe ısınıyordu, öğlen olmadan eve dönmeye çalıştım ama yine de tepemden aşağı terlemiştim, hemen soğuk suya girdim biraz ferahladım.

Öğleden sonra biraz kitap okudum, Yiyun Li'nin "Mutluyken Başka Adlarımız Vardı" hikaye  kitabını okuyorum, yavaş gidiyor, ama zevkle okuyorum. 



Bu fotoğraf 5 sene öncesinden, masanın üzerinde sıralı duran kaktüsleri o vakit ilk kez ayrı saksılara almıştım. Ondan sonra alıp başlarını gittiler, şimdi koca saksılara sığmıyorlar.

2 Ağustos 2026 Pazar

2 Ağustos Pazar

 Bazen, üst üste yolunda gitmeyen  işler olduğunda sesim farklı tondan çıkıyor olmalı, Dciğim bunu fark edince "ne oldu, sesin içine kaçmış" derdi. Dün telefonda konuşurken Ş.ciğim benzer bir şey söyledi. 
Neyse ki dün ve bugün olaylar akışına girdi, tamirler yapıldı, yolcular menzile vardı. Umarım sesimin yankısı kaçtığı yerden geri gelmiştir.

Öğleden sonra, alacağımız bir kaç parça eşya için nereye gidelim derken İKEA'ya kara kıldık. Kızım baktı, ben baktım derken, bulduklarımızı aldık. Kalanlar için bir de Bauhause seferi düzenlemek gerekecek gibi duruyor.

Evden çıkmadan önce VNL Erkekler Finalinde 3.lük 4.lük maçının özetine bakmıştım. Bir dışarıdayken kardeşim final maçının setlerini ve sonucunu yazdı. Polonya şampiyon olmuş, bizim takım ilk sekizde 6. olmuş, hiç fena değil. 
Şimdi sıra ay sonundaki Avrupa Şampiyonasında.



Apartman bahçesindeki akşam sefalarından, bu defa sarı renk cazibesi...

1 Ağustos 2026 Cumartesi

1 Ağustos Cumartesi

 Bugün duygusal bir veda günüydü. 
Yıllarca karşılıklı oturduğumuz kardeşimin dairesine, onlar yeni evlerine gittikten sonra taşınan sevgili komşularımla vedalaştık. Önce E.cığım memleket aşırı giderek ayrılmıştı,  onun yerine taşınan kardeşi C.'yi ziyarete geldikçe yine görüşüyorduk. Bugün C. de dönünce, ev boşaldı, komşum gitti. C. ile kapı ağzında, E. ve anneleri S. hanım ile telefonda,  vedalaşırken duygusallaştık.
Yolları açık, kısmetleri bol olsun, dilerim yeni komşumuz yine onlar gibi iyi insanlar olsun.

Boşalan ev ilgi ister gibiydi. Sıcak su borusu dün gece sızıntı yapmaya başlamış. Akşamüstü tamirci geldi, apartmanın sıcak suyu kesildi, tamirat yapıldı. Bu arada tamirat paralarından haberiniz var mı? Malzeme ve işçilik fiyatları nutkumun tutulmasına neden oldu.

Bir de bugün yine çok rüzgarlıydı, yine kapı pencere açılamadı, zira özellikle karşılıklı açılınca dan dun çarpıyordu. Gece belki biraz daha sakin olur. 



Bu dolabın varlığını unutmuştum bile.
Yıllar sonra görünce fotoğrafını çekip yeğenlerime gönderdim, onların çocukluk odalarının dolabıydı.
Onlar ufakken kocamandı o dolap, oysa şimdi...

31 Temmuz 2026 Cuma

31 Temmuz Cuma

Temmuz ayının son gününe geldik ve  yılın yarısından çoğunu devirmiş olduk. 
Şöyle bir bakınca, sanki daha geçen ay yeni yıla girmiştik, oysa bir kaç ay sonra yeniden yeni yıla gireceğiz.

Bugün yine rüzgar sert esti, bulutlar gökyüzünde koşar adım resmi geçit yapar gibiydi.
Kızım, akşam yemekte, günlerin kısalması hissediliyor artık diyordu, haklı.

Bugün dünyaya negatif yönden bakıyorum gibi oldu, değil mi? Şu yukarıda yazdıklarımı kastediyorum. Tamam kesiyorum.

Akşamüstü Arpiciğimle buluştuk. Dizimin nazlı gelin hali nedeniyle, az yürüyeyim diye, beni kırmadı bizim mahalleye geldi, Kozzy'de buluştuk, dondurma yedik, muhabbet ettik.
Sağolsun, gelirken bana bir süredir üzerinde çalıştığı kavanoz etiketlerinden getirmiş. Yarın onları kavanozlara yapıştıracağım. Kızımda çok beğendi, bu arada.



Üsttekiler süslü, desenli, alttakiler işlevsel, hepsi el emeği ve sıkı çalışma sonucu. <3

30 Temmuz 2026 Perşembe

30 Temmuz Perşembe

 Rüzgar epey sert esti gün boyunca; bazen evdeki açık  pencereleri pat pat çarptı, bazen bulutları önüne kattı götürdü, güneşi kapattı.  Hissedilen sıcağı düşürdüğü için şahsen şikayetim yok bu durumdan. 
Dün Londra'da yaşayan yeğenimle konuşuyorduk, küresel ısınmayı destekliyorum, bu sene iliğim kemiğim ısındı, deyiverdi. 

Akşamüstü  okuduğum bir haberde ise şöyle diyordu, bu sene Avrupa'daki çok fazla sayıdaki orman yangınları nedeniyle orman köylüsünün ormanda koyun ve keçi otlatmasını desteklemek gündeme gelmiş. Zira küçük baş hayvanlar ormanlardaki kuru otları ve yer hizasındaki diğer bitkileri yedikleri için ormanın temizlenmesini sağlayarak yangınların çıkmamasına da neden oluyorlarmış. 
Eyy insanoğlu, doğaya uyum sağla, doğayı kendin için çekip çevirme diyoruz da kime diyoruz, duyan yok.

İki gündür aklımda Kayahan'ın ilk şarkısı dolaşıp duruyor, "İstanbul'da bir güzel İstanbul kadar güzel". Dinlemek isterseniz, burada. 



Bir çeşit zambak, adı turuncu güngüzeli imiş.

29 Temmuz 2026 Çarşamba

29 Temmuz Çarşamba

 Sabahtan kızımın odasının perdesinin montajı için bekliyordum, bir aksilik çıkmış öğlene doğru gelebildiler.
Perdeciyi beklerken Erkek A Milli takımının VNF'deki çeyrek final eleme maçının son setini izledim, nefes kesiciydi. 
İkinci seti Slovenya'ya 35 - 33 vermişlerdi, üçüncüyü alsalar maç uzayacaktı; son seti 36 -34 verdiler, yazık oldu. Son derece çekişmeli ve güzel bir maçtı, tee Çin'e gitmişken bir tur geçseler ne iyi olurdu. Kısmet diyelim, gelecek sefere olur.

Öğlende kardeşim anneme geldi,  küçük dayım ve yengem ise akşamüstüne doğru geldiler. 
Annem gözleme hedefini pazar alışverişi sırasında belirlemişti. Ispanaklar kuzu dedikleri cinstendi, R.ciğim gözlemeyi yaptı, kardeşim ayran çırptı, afiyetle yedik. Dayımlar gelirken minik taze elmalar getirmişti, bir de incir çıkmış... 
Yaşasın yaz meyveleri dememek elde değil. 



Sahile daha yakın sokaklardan birinde eski usul alçak boylu bir apartmanın önündeki bu begonvile bakmaya doyamıyorum, almış başını gidiyor adeta...

28 Temmuz 2026 Salı

28 Temmuz Salı

 Hareketli bir sabahın ardından yanan beynimi sakinleştirmek ve bir kaç aydır görüşemediğimiz N.ciğim ile biraz muhabbet etmek içi soluğu Üsküdar'da Marmaray çıkışında aldığımda 13:15 olmuştu. 
Bu kadar net saat veriyorum, zira tam o sırada Üsküdar meydanındaki camilerden  öğlen ezanı okunmaya başladı. 
Ezanın iki ayrı camiden ve birbirini takip eder şekilde okunması 350 senelik bir Osmanlı geleneği imiş. 
Daha önce Sultanahmet meydanında da benzer şekilde karşılıklı ezan okunduğuna tanık olmuştum, bu defa Üsküdar'da denk geldim. 

Bugün hava dünden sıcaktı, ya da rutubet daha fazlaydı sanki.
Bizim Kontes kız yine banyoda küvetin içinde oturmaya başladı. Çocuk tüylü, ancak serin zeminde ferahlıyor, ne yapsın?



N.ciğimle öğlen yemeği için  Kanaat Lokantasına gittik, galiba kışın gitmiştim en son. 
Sonra da meydanı tepeden gören, denize uzaktan bakan bir kafede oturduk kahve içtik, sohbete devam ettik.