kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ekim 2026 Pazar
18 Ekim Pazar
Vakit öğleden sonra oluncaya dek, günü cumartesi sandım. Bu hafta öyle bir geçti ki günler yetmemiş bana.
Sabah nevresim değiştirdim, çamaşır yıkadım. Öğlenden itibaren annemde yemek yaptım; karışık komposto, brokoli çorbası, zeytinyağlı kereviz. Yanına destekle iki günü idare eder, düşüncesindeyim.
Akşamüstüne doğru çıkıp mahallede yürüdüm, hava tahminimden serin geldi. sabah biraz güneş vardı, ardından epey bulutlandı, rüzgarlandı.
Arundhati Roy'un "Sığınağım ve Fırtınam" anı kitabını bitirdim. Sonra biraz kitapta geçen yer adlarına, Hindistan coğrafyasına baktım, politik olaylara göz gezdirdim. Koskoca ülke, kıta büyüklüğünde neredeyse, daha çok bilgi edinmeli diye düşündüm.
Akşam Eczacı-Vakıf voleybol maçını izledim, çok çekişmeliydi ve iki takım da tam bir yıldızlar geçidiydi.
Artık solan begonvil ya da yağmurlara ve soğuğa rağmen açmaya devam eden begovil; bakış açısına göre değişir.
7 Ekim 2026 Çarşamba
7 Ekim Çarşamba
Dünkü karşı kıyı gezmesinden sonra bugün evde daha çok mutfak ana başlığı altında çeşitli işler yaptım ve dünkü adım sayısının üçte birini ancak atmışken, çok daha fazla yoruldum. Demek ki ev işi yapmak sağlığa uygun değil. Nasıl mantık çıkarımı ama?
Akşamüstü televizyon seyrederken Eczacıbaşı ve Vakıfbak arasında oynanan AXA Kupa Finaline denk geldim, özetini seyrettim. Takımlar rüya gibi, uluslararası turnuvalardaki yıldızların hepsi bizim ligde oynuyor adeta. Çekişmeli ve zevkli bir maç oldu. Böyle giderse hızımı alamayıp bu sene bizim voleybol ligi maçlarını da seyredeceğim.
Bugün Elektramın doğum günüydü, aradım konuştuk. Sonunda, yıllardır Şulem ile arasında espri ve çekişme konusu olan girilen yaş mı söylenir bitirilen yaş mı söylenir konusu da bir çözüme ulaşmış gibi gözüküyor; gülüştük biraz.
Dünkü sergilerden Cumhuriyetin Kamera Arkası başlıklı olanı beni daha çok etkilemiş, üzerinde düşününce anlıyorum.
Üstteki fotoğraflar 1929 Ocak ayındaki Tatavla yangınına ait. Tatavla, Kurtuluş semtinin eski adı.
Yakın tarihimizden pek çok konuyu ne kadar eksik bildiğimizi bir kez daha düşündüm.
5 Ekim 2026 Pazartesi
5 Ekim Pazartesi
Bindiğim taksinin şoförü evlere şenlik cinsindendi.
Gideceğimiz yeri söylediğimde önce duymadı ya da anlamadı (belki biraz ağır işitiyordu) sonra semti tanımlamak için artık yıkılan bir binada olan eski fırının adını söyledi. Orası yıkıldı, ama evet o tarafa gideceğiz dedim.
Dönmemiz gereken sokağı geçince, itiraz ettim, şoför bey kendinden emin şekilde "ama sen oraya gidiyorum dedin" buyurdu. Kısmen haklı olabilir, çünkü bizim semtin diğer belirteci olan diğer binanın tarafına gideceğimi (yine burası da uzun süre önce yıkıldı ve arsa olarak duruyor) söyleseydim bu karışıklık olmazdı.
Neyse, oluyor bazen böyle, ineceğime yakın köşede indim ve bu sayede yaz boyu uğramadığım ciğerciye uğradım, alışveriş yaptım.
"Sığınağım ve Fırtınam" geldi.
Elimdeki kitabı (Saç Örgüsü) hemen bitirdim ve A. Roy'un roman akıcılığındaki anılarına başladım. Sanıyorum, şimdilerde bu kitabı okuyan ve daha önce Küçük Şeylerin Tanrısı'nı okuyarak hayran kalmış olanlar gibi, ben de bu kitabı bitirince dönüp o romanı tekrar okuyacağım.
Bu sabah minibüs caddesine doğru yürürken, köşedeki apartmanın bahçesinde gördüğüm güzel çiçeğin adı pek hoş, güz çiğdemi ya da sarı çiğdem deniyormuş.
İlkbaharda açan beyaz çiğdem nasıl havanın bahara dönüşünü haber veriyorsa, sarı çiğdem de artık sonbahar geldi der gibi açarmış.
4 Ekim 2026 Pazar
4 Ekim Pazar
Apartman toplantısı, komşumuzun taşınması, evdeki işler derken pazarın akışı gayet hızlı oldu. Neyse işte, bu ara böyle...
Arundhati Roy'un kitabı Sığınağım ve Fırtınam'ı merak ediyorum, sipariş verdim.
O gelene dek elimdeki kitabı (Saç Örgüsü) bitiririm, sanıyorum. Dünyanın üç ayrı ülkesinden üç kadının hikayeleri, sırayla anlatılmış, sonunda nerede bağlanacak, anlayacağım, umarım.
Sinema Ekimi başladı, bilet almaya teşebbüs bile etmedim. Eskiden olsa, günler öncesinden çalışıp liste yapmış, film seçmiş olurdum.
Dijital platformlar mı tembelleştirdi bizi yoksa bende mi iş yok, emin değilim.
Akşamüstü elmalı kek yaptım, epeydir yapmamıştım, tarçın mis gibi koktu.
Tarçın mis gibi diyorum ama tarçın sevmeyen arkadaşlarım var, bazı kokular kimi insanlara iyi gelmiyor.
27 Eylül 2026 Pazar
27 Eylül Pazar
Sabah çok hafif yağmur serpiştirmişti, hava durumu raporlarına göre asıl yağmurlu günler yarından sonra başlayıp hafta boyunca devam edecekmiş.
Kızım dün gece yorgana geçti, annem ve ben nevresime battaniye geçirdik.
Bu ara mevsim böyle, nezle grip salgını ve vücut ağrılarının artması havanın soğumasıyla bağlantılı.
Öğlene doğru dışarı çıktım, ev içinde hırkayla dolaşıyordum, dışarıda terledim; içeriler dışarıdan serin oluyor.
Öğleden sonra yemek yaptım, bir süre. Hava soğuyunca can çorba çekiyor. Mercimekli hamur çorbası yaptım, içimiz ısındı.
Kuşlar İçin Ağaçlara Konma Klavuzu'nun son 50 sayfasını bugün okudum, bitirdim. Tatildeyken tamamlayamamışım. Şükür, çeşitli badireler atlatıldı, sonunda Kuzgun ve Serçe Ege'de bir Yunan adasında kavuştular, rüya gibi, masalsı ya da...
Dün topladığım, mevsimin ilk at kestaneleri,
12 Eylül 2026 Cumartesi
12 Eylül Cumartesi
Az önce oturdum, uzun uzun blogların yeni yayınların görünmemesi konusunda araştırma yaptım, önerilen yöntemleri kullanarak ara bellekte oluşmuş olabilecek sorunların giderilmesi için -güya- temizlik yaptım. Ve fakat sonuç sıfıra sıfır, elde var sıfır durumunda.
Sanırım buradan ayrılacağım ve wordpresste yıllar önce yedekleme amacıyla açtığım, ancak bir süre sonra yedeklemeye üşendiğim için öylece durup duran bloga taşınacağım. Umarım malikanem beni sorunsuz kabul eder ve bunca zamandır neredeydin yollu arıza çıkarmaz.
Neredeyse bir ay süresince, fırsat buldukça okuduğum ve çok zevk aldığım Yiyun Li'nin "Mutluyken Başka Adlarımız Vardı" başlıklı öykü kitabını dün bitirdim.
Başka memlekette yaşamaya ve tutunmaya çalışma, eskiye dair anımsananlar, kayıplar ve onların kültürel karşılıklarının farklı oluşu üzerinde düşünmeme neden olan, kısmen hüzünlü bir kitaptı.
Dragos sahilinden Büyükada'ya bakış, iki gün öncesinden...
3 Ağustos 2026 Pazartesi
3 Ağustos Pazartesi
Bir kaç gündür "Londra'nın Son Kitapçısı" romanını dinliyorum.
Olayların ana akışı İkinci Dünya Savaşında Londra'nın bombalandığı zamanda geçiyor. Londra'nın 1940 Eylül ile 1941 Mayıs ayları arasında aralıksız her gece ve çoğunlukla gündüzleri de bombalandığını bilmiyordum, bombalamaların zaman zaman olduğunu sanıyordum. Bu roman vesilesiyle tarihe dönüp baktım, neler olmuş diye.
Savaş hep olduğu gibi kötülükten ibaret.
Sabah dışarıda işlerim vardı, cadde tarafına indim. Oldukça sakin ve tenhaydı. Hava gittikçe ısınıyordu, öğlen olmadan eve dönmeye çalıştım ama yine de tepemden aşağı terlemiştim, hemen soğuk suya girdim biraz ferahladım.
Öğleden sonra biraz kitap okudum, Yiyun Li'nin "Mutluyken Başka Adlarımız Vardı" hikaye kitabını okuyorum, yavaş gidiyor, ama zevkle okuyorum.
16 Temmuz 2026 Perşembe
16 Temmuz Perşembe
Bu sabah itibarıyla havadaki rutubetin artışını ensemde hissettim, saçlarımın dibi ıslandı. Bu vakte kadar yaz havası bunaltmadan gidiyordu. Şimdiden sonrasına bakıciiz artık, umarım esinti eksik olmasın.
Bir tamirat işidir gidiyor evde, şimdi de kızımın yeni odasının kapı kilidinin değişmesi gerekti. Abisi evden ayrılalı beri az kullanılan bir oda olduğundan dili içine düşmüş kilidini kapatamayınca, kapı koluyla arasına bir şeyler sıkıştırıp idare ediyorduk, kızım oraya taşınınca tamiri gerekli oldu.
Sırada tepedeki ampule zarif bir şapka almak gereği var, haftaya perdeler de takılırsa galiba yerleşme tamamlanacak.
Bu kitabı, Leylakcığım ve Sevdacığım beğenince, ne zamandır güzel öykü okumadım, bu sefer kısmet diyerek ısmarlamıştım.
İlk öyküyü bugün okudum ve çok beğendim, oysa yazarın daha önce okuduğum romanı Kazkafanın Kitabı, güzel başlayıp anlamsızca bitti gibi gelmişti, biraz hayal kırıklığı olmuştu.
Umarım öyküleri başladığı gibi iyi devam eder.
9 Temmuz 2026 Perşembe
9 Temmuz Perşembe
Gün boyu bulutlu esintili serindi hava, şimdi ise ince ince yağıyor, ferahlayacağız.
Biraz önce birbiriyle çakışmasın diye ince ayarlar yaptığım iki iş üst üste denk düştü.
Kızımın odasının yeni perdesi için alınacak ölçü ve annemin biraz fikir almak için davet ettiği fizyoterapist neredeyse aynı anda geliyorlardı.
Son anda rica ettim ve hiç değilse önlü arkalı gelmiş oldular.
Sabah erken saatte başladı karışıklık, bugün temizlik için gelecek olan S. erkenden aradı ve kocasının fıtık ameliyatı olduğunu söyledi, yarın gelsem olur mu diye sordu, haliyle olur dedim.
Olga Tokarczuk'un Son Hikayeler'ini dinliyorum.
Daha önce okuduğum ve etkilendiğim kitapları gibi, yine derin bir hüzün eşlik ediyor öyküye.
Bugün renk konusunda bir uyarım olmayacak.
Bu zakkumlar beyaz, düz beyaz.
Seyirlik...
8 Temmuz 2026 Çarşamba
8 Temmuz Çarşamba
Sabah televizyonun başına geçene dek Türkiye - Polonya kadın voleybol takımının maçının ikinci seti başlamıştı. Üçüncü set sırasında kızım işe gitti ve bir yandan dizime buz koyarak dördüncü setin heyecanını yaşadım. Güzel bir maç oldu, 3 - 1 kazandık.
Buz koyma işini artık günde iki kez yapıyorum, iki kez de fizyoterapistin verdiği egzersizleri yapıyorum. Fizik tedavide de egzersiz benzeri hareketler oluyor, yavaş yavaş daha iyi hissediyorum.
Hafta başında başlayan stajyer terapist, lenf drenajı için kullanılan balıkçı çizmesi benzeri nesneyi bacağıma geçirir ve fermuarını kapatırken bir yandan hafiften şikayet ediyordu; oh sonunda zayıf birisi, dünden beri bu fermuarı kapatırken neler çekiyorum, üstelik bu en büyük boy" diyerek.
Öğleden sonra çok etkilendiğim bir Japon anime filmi seyrettim, adı Ateşböceklerinin Mezarı.
Filmden önce Elifciğimin Okuryazar Keçi kanalında 3 K Sohbetlerinde yazar Kazuo Ishiguro ve kitaplarından Beni Asla Bırakma hakkındaki sohbeti izlemiştim.
Bunun üzerine, çok sevdiğim Beni Asla Bırakma'nın filmini tekrar seyretmek istedim, bulamadım.
Onu ararken -bir Japon olmazsa başka Japon verilim dercesine- önüme Ateşböceklerinin Mezarı filmi çıktı. Daha önce duymadığım bir filmdi, meğer epey ünlü bir filmmiş, oturdum seyrettim. Çok hüzünlü hatta acı verici ama pek güzel bir filmdi; denk düştüğüme memnun oldum.
Arka sokaklardan birindeki kırmızı zakkum,
Esasen rengi çok daha kırmızıydı, sanırım ışıktan biraz soluk çıkmış.
20 Haziran 2026 Cumartesi
20 Haziran Cumartesi
Kaç gündür mesajlarıma, maillerime "Leyla The Band" konseri bildirimleri gelip duruyordu. Küçükçiftlik Parkı'nda olmasa -ayakta izlemek gerekiyor- gitmek isterdim, doğrusu. Bugün düşen videolardan güzel bir konser olduğu anlaşılıyor.
Şuraya 13 sene öncesinden bir "Yokluğunda" ekleyeyim, konserde dinleyiciler Ali Atay'la bir ağızdan söylüyorlardı.
Bugün okuduğum bir haberde, Ukraynalı bir savaş esirinin 4 sene süren esareti sırasında çevresindeki düğer tutsaklara Harry Potter serisinin tüm kitaplarını ezberden anlatarak, nasıl hem kendisinin hem diğerlerinin hayata tutunmasını sağladığını anlatıyordu. Yakın zamanda Harry Potter serisini önce dinlemiş, sonra izlemiş olduğum için bir tür duygudaşlık hissettim. Haberin tamamı burada, okumak isterseniz.
Mahalledeki bir bina daha kentsel dönüşüme giriyormuş. Alt kattaki dükkanlar, binanın tam köşede olması nedeniyle mahallenin en çok iş yapan yerleri. Eczane ve baharatçı/kuruyemişçi yakınlarda yer bulmuş. Bakalım tuhafiyeci ve henüz bu kış açılmış kahvaltıcı nereye gidecek?
Sabah erken uyandım, hemen buzdolabındaki mayalı hamuru kontrl ettim. Yeterince kabardığını görünce, fırını yaktım, pişirdim, fena kabarmadı.
17 Haziran 2026 Çarşamba
17 Haziran Çarşamba
Dün gece 3'te uyandım ve gün içinde 15 bin adım atarak yorulmuş olmama rağmen tekrar uykuya dalmakta zorlandım. Üstüne bir de sabah erkenden uyandım.
Neyse, günlük şikayet dozumu aldıktan ve verdikten sonra günün akışına geçebiliriz.
İstiklal Caddesindeki kitapçılara bakarken bir iki kitap bana göz kırptı, epeydir kitap okumakta zorlandığım için bu duygu beni mutlu etti. Fakat kitap fiyatlarını görünce almaktan vazgeçtim. Akşam eve dönünce biraz vicdanım sızlayarak, iki kitabı internetten sipariş verdim.
Evet, tabii ki kitapçı dükkanları da kazansın, fakat göz göre göre bu kadar fiyat farkı da dokunuyor insana.
Bugünün yürüyüş yolu Bostancı meydanına doğru oldu. Annem Malatya pazarından alınacak siparişler vermişti. Yine bir süredir uzak kaldığım Bostancı meydanının (Üst Bostancı tarafı) inşaatlarla resmen şekil değiştimiş olduğunu gözledim.
Her şey öyle hızlı değişiyor ki birinciliği kime vereceğini bilemiyor insan.
Karşı kıyıya geçme sergüzeştimden anı kalan son fotoğraf, tarihi yarımadayı özleyenlere gelsin.
18 Mayıs 2026 Pazartesi
18 Mayıs Pazartesi
Bloggerdan şikayetim var, iki gündür blogumun yazılarını güncellemiyor, blogrolllarda eski yazı gözüküyor. Anlamadım neden?
Dün gece kedikız kapı önü miyavlamalarıyla kızımı ve beni uykusuz bıraktı, evet yine şikayetim var. Evlat hatırına yemek durumunda olduğum çiğ tavuk, evladı da yoruyor görüyorum ama bizimki şimdilik kahramanca direniyor.
Dünkü çangır çungur sesli yağmurdan sonra bugün serin ve güneşli bir gökyüzü vardı. Pilatese giderken ve dönerken rahat rahat yürüdüm.
Harry Potter serilerini dinlemeyi bitirdim. Son kitabın başında J. K. Rowling son kitaba kadar gelen okuyucuya da teşekkür ediyor, dinleyici olarak bitirsem de ne gam, üstüme alındım teşekkürü.
Kızım bugün odasının perdelerini yıkadı ve astı. Yarın sabah aynı türden bir kahramanlığı ben de yapabilsem harika olacak.
Çarkıfelek/passiflora bitkisinin/meyvesinin çiçeklerinin renklerini görmüş müydünüz?
6 Mayıs 2026 Çarşamba
6 Mayıs Çarşamba
Sabah sahile yürürken gördüğüm ilk gelincik.
Öğlende merkezde (Bodrum merkezine kısaca merkez deniyor) Ms. Melty ile buluşmak üzere Dereköy minibüsü ile giderken yol boyu binlerce gelincik ve yamaçlarda binlerce katırtırnağı gördüm. Sanki hepsi hep birlikte bir gecede açmış gibiydi ki Hıdırellez olduğunu düşünürsek, öyle olmuş olmalı.
Marina Cafedeki sergiyi gezdik, çok matrak Meltyciğim buradaki sergi mekanını ilk kez gördü. İstanbul'dan gelip yıllardır Bodrum'da oturan arkadaşıma yer göstermek hoş oldu doğrusu.
25 Nisan 2026 Cumartesi
25 Nisan Cumartesi
Yine bir kavuşma ve veda günündeyiz.
Büyük yeğenim kardeşinin doğum günü için gelmişti, bu sabah kahvaltıda kendisini gördük, hasret giderdik ve pasta keserek mum üfledikten sonra vedalaştık.
Kuzenler sarıldı, torunlar annaneyle muhabbetleşti, biraz güldük, biraz konuştuk ve bize ayrılan sürenin sonuna geldik, vedalaştık.
Kardeşime doğru gidiş ve eve geliş yolunda gördüm, bu haftanın konusu mor salkımlar olacak.
Bugün hava iyice ılık olduğu için pek güzel olmuşlar, bütün salkımlar tomurcuk halinde ve açıp coşmak üzereler.
Harry Potter serini dinlemekte ilerlemeye devam ediyorum, Zümrüdüanka Yoldaşlığı bitmek üzere.
Talat Kırış'ın Başucumda Deniz kitabı Hamburg uçak yolculuklarına çok hoş eşlik etti, o da bitmek üzere.
Doğum günü pastası, her on seneye bir mum yeterli,
Nicelerine... 🧿
4 Nisan 2026 Cumartesi
4 Nisan Cumartesi
İki seneden fazla oldu, annem Balkan lutenitsasına düştü. İlk kez Makendonya gezisinden dönerken almıştım, çok hoşuna gitti. Bitince üzüldüğünü görünce, "ne var canım, yaparım bunu" dedim ve o gün bu gündür, yapıyorum, kavanozluyorum ve annem sabah kahvaltısında ekmeğine sürüyor, yiyor.
Genellikle yaptığım tarif şöyle; önce kırmızı kapya biber ve patlıcan közleniyor, sonra ince doğranmış soğan ve sarımsağı zeytinyağında çeviriyorum, blenderda çektiğim biberleri ve patlıcanı ekliyorum, en son domates püresi ve tuz, karabiber, kırmızı biber ekliyorum, suyunu çekince sıcakken küçük kavanozlara koyuyorum, kapakları kapatıyorum. Buzdolabında, kapakları açılana dek en az dört haftaya kadar sapasağlam duruyor.
Bugünlerde geceleri Harry Potter serisini dinlemeye devam ediyorum, Ateş Kadehi'ne geldim.
Sadece yatmadan önce kitap okumaya fırsat buluyorum, gün içinde internetten haber okumak dışında kitap okumaya fazla bir zaman bulamıyorum.
Bugünlerde okuduğum kitap, Dr. Talat Kırış'ın yelkencilik ve yolculuk anıları, Başucumda Deniz.
Okuduklarımdan çıkardığım sonuç şu, yelkencilik gerçekten zor iş, sahiden gönül vermeden yapmak mümkün değil, diye düşündüm.
30 Mart 2026 Pazartesi
30 Mart Pazartesi
Nasıl ıslandım bugün bir bilseniz! Şemsiye, kapüşonlu yağmurluk, kaban, bot giymişken hem de.
Tam donanımlı olmama rağmen, taksi kesinlikle bulunamadığı için, pilatese giderken ve dönerken 40-50 dakika yürüyünce çizgi filmlerdeki üstünden su damlayan tiplere döndüm, neredeyse.
Ha, bu havada pilatese gitmek şart mıydı diyebilirsiniz. Demeyin bence, olan oldu zaten.
Eve dönüşte sıcak bir banyo yaptım, ıslanan her şey sırayla kurudu, günün sonunda.
Size bizim zıpzıp kedikız Kontes ile ilgili bir şey anlatayım. Evin bir yerinde gürültü çıkaran bir makine çalışıyorsa, mesela bulaşık, çamaşır makineleri veya elektrik süpürgesi, bizimki kızımın odasına kapağı atıyor, en emin bölge orası onun için. Bir de uyku zamanı ise, odanın kapısını iki parmak aralık bırakacak şekilde kapatıyor; rahatsız etmeyin uyuyorum diyor, bence.
Harry Potter serisini sesli kitapta dinlemeye devam ediyorum, dördüncü kitap Ateş Kadehi'ne geldi sıra.
Yakın bir arkadaşım bir süredir Marcel Proust'un müthiş romanı Kayıp Zamanın İzinde'yi okuyor. Bana diyor ki, mutlaka sen de oku, çok seveceğinden eminim. Heyhat! Bense başka bir roman serisinin peşine takıldım, gidiyorum.
Yağmurlu havada ağaçlar, çiçekler bir güzel yıkandı.
Toprak suya doydu, barajların seviyesi yükseliyor.
Çok şükür.
5 Mart 2026 Perşembe
5 Mart Perşembe
Bugün evde temizlik vardı, Kontes hanım elektrik süpürgesinin sesinden hoşlanmadığı için ortalıktan toz oldu. Önce kızımın odasında yorganın altına saklandı, sonra benim odada yastık altına girdi, nihayet kızımın kütüphanesinin tepesine çıktı ve S.cığım evi terk edene dek oradan inmedi.
Şimdi ortalıkta miyav miyav gezerek, yaramazlık yapamadan geçirdiği zamanı telafi ediyor.
Son günlerde Storytel'de Harry Potter serisini dinlemeye başladım, Tilbe Saran seslendiriyor ve sadece okumuyor, adeta tüm karakterler sayesinde canlanıyor.
Vakti zamanında çocuklarla kitapları okumaya başlamış, sonrasında filmler yayınlanınca okumaktan vazgeçip filmleri seyrederek seriyi tamamlamıştım.
Şimdi yeniden dinlemek hem nostaljik, hem keyifli.
Tam bir turist övünmesi olacak ama yazmadan geçemeyeceğim, 2019'da önce Porto'da J. K. Rowling'in sık gittiği kitapçı Livraria Bello'yu gezmişliğim ve sonra Edinburgh'da roman yazarken gittiği, oturduğu The Elephant House isimli kafede bir çay içmişliğim vardır.
Şebboylar, yılın bu zamanının güzel kokulularından,
İçerideki camın önünde dururken, dışarıdaki şemsiyenin gölgesinde gibiler.
21 Şubat 2026 Cumartesi
21 Şubat Cumartesi
Masumiyet Müzesi dizisini bitirdim.
Gerçekten çok güzel çekilmiş, oyunculuklar çok başarılı, dönem nefis anlatılmış.
Herşey çok iyi, fakat seyir sonunda tum izleme sırasında içimi kaplayan huzursuzluk zirve yaptı.
Soru şu:
Nasıl olur da koskoca romandan sadece Kemal'in yıllar boyunca haftada bir kaç kere Füsunların evine yaptığı ziyaretler -ki, bu bölümler beni çok sıkmıştı- dışında hiç bir şey hatirlamıyorum.
Gerçekten tam da analiz gerektiren bir ruh hali, değil mi?
Günün diğer olayı ilk kez çatcipiti ile sohbet etmemdi. İlk tecrübe için ilginç diyebilirim, galiba devam edeceğim.
Konu mankenimiz tatlı yiyelim, tatlı konuşalım içün...
5 Şubat 2026 Perşembe
5 Şubat Perşembe
Beklenen gün geldi sonunda.
Daha doğrusu kızımın hasretle beklediği, kaç zamandır beni ikna etmek için ne diler döktüğü ve sonunda pes ettiğim, razı olduğum durum gerçekleşti ve evimize minik bir kedi geldi.
Bakalım birbirimize alışma süreci nasıl geçecek?
Mişa'dan yıllar sonra evde bir başka kedicik var, heyecanlıyız.
Bugün hava ılıktı, öğleden sonra yağmur bekleniyordu, serpiştirmeye başladı.
Sabah oğlum ve gelinciğim ayrı ayrı "imdat yine kar yağıyor!" mesajı attı ve kar tutmuş pencere fotoğrafı gönderdi.
Çiçeğim abisine cevap vermiş, "yanlışlıkla kutuplara taşınmış olabilir misiniz?" diyerek.
Öğlende kardeşim annemi ziyarete geldi, yine bir çay saati yaptık. Bu defaki ana konu onların evindeki kediler ve bize gelecek olan yavru idi.
İlk ve Son'un yeni bölümü yarın gelecek diye bekliyorum.
Bir yandan da Mariana Çukuru'nu dinlemeyi bitirdim.
Bir de bugünlerde durup durup Tarkan videolarına denk geliyorum, sabah kahvaltıda kızımla bir kaç eski Tarkan şarkısı dinledik.
Yemek sonrası dinlenme esnasındaki pozu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















