dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2026 Pazartesi

19 Ekim Pazartesi

 Çoklu hareketlerle dolu bir gündü. 
Sabah Aile Hekimi; ilaçlar yazdırıldı, aşı ne olacak sorusuna cevap olark "eczaneden aşı var bilgisi alırsanız aşı yazalım" tavsiyesi alındı.
Öğlen civarı evde; çorba kaynadı, reçe fokurdadıl, yemek pişti.
Öğlenden hemen sonra; butik AVM'mizde blue kızları buluşması, önce kahveler, sohbet devam ederken tatlılar, ardından küçük alışverişler ve veda vakti, iyi ki buluştuk.
Akşamüstü kuzene sorduğum "nasılsınız, Fransa karışmış, annem sizi merak etti" sorusunun cevabı olarak, yarım saatlik açıklamalı telefon konuşması daha doğrusu dinlemesi.



Çöp konteyneri  bekçisinin çalışma mekanı, diye ad versem bu fotiye... 
Olur herhalde, ne dersiniz?

15 Ekim 2026 Perşembe

15 Ekim Perşembe

 Az önce biraz sızlanmalı bir yazıya başlamak üzereydim, sonra telefonum çaldı ve her şey değişti.
Diyecektim ki, şeytan dürttü ve fotoğraflarımı açtım, geçen sene bugün, bir önceki sene bugün, ondan önceki sene bugün neredeymişim, ne yapıyormuşum diye bakmaya başladım.

Geçen sene mavi kızlarıyla Sütlüce'deki Digital Deneyim Merkezinde Van Gogh sergisine gitmişiz.  
Bir önceki sene S.ciğimle İstanbul Modern'de ve Tophane-i Amire'deki fotoğraf sergilerine gitmişiz.
Ondan önceki senenin hareketi büyük, Ş.ciğimle Makedonya, Kosova gezisindeymişiz.
 
Sonra da kendi kendime "bak bu sene böylece oturup kaldım, hava erken soğudu ondan mı nedir" minvalinde dertleniyordum.
Tam o sırada Urfalı çocuğum V. aradı ve hatır sordu "teyze İstanbul'da sel olmuş,  nasılsınız?" Sağol V.ciğim, iyiyiz çok şükür, gerisi iyilik sağlık.



Fotoğraf 2023 Ekim'inden Üsküp'te afiyetle bürek yemişiz.

14 Ekim 2026 Çarşamba

14 Ekim Çarşamba

 Dün öğlen sularında yeni bir diş randevusu için Mecidiyeköy yollarındaydım. Bu defa erkence çıktığım için Kadıköy'den Beşiktaş'a vapurla geçtim, Beşiktaş'tan Taksim dolmuşuna bindim, Taksim'den metroya geçtim. 
Tam dişimin ölçü işi bitmiş, diş doktorumla yeni doğan ikiz torunları hakkında muhabbete başlamıştık ki telefonum çaldı. Açtım, annemin yardımcısı ağlamaklı bir sesle konuştu ve "abla, sanırım kolum kırıldı" dedi. Hemen doktorumuzun önerisini ilettim, buz koy dedim, geliyorum.

Okul çıkış saatine yakınız, karşıya geçmenin en pratik yolu metrobüs olacak. Kardeşimi aradım, o da sağ olsun "geliyorum abla" dedi. Gayet senkronize hareket etmişiz, Ünalan metro istasyonunda buluştuk.
Evde R.ciğimin yağmurluğunu sırtına attık ve bize en yakın hastaneye ulaştık.
Mesai saatinin sonuydu, ortopedi doktorları çıkmıştı, neyse ve çok şükür acildeki doktor ve ekip konuya sakince yaklaştı, röntgen çekildi, kırık oturtuldu, alçı yapıldı, tekrar röntgen çekildi ve eve döndük.
Haliyle ilk geceyi ağrı nedeniyle biraz zor geçerdi R.ciğim, sabah kahvaltıdan sonra kontrole gittik, ortopedi doktoru dikkat edilecek durumları söyledi ve on gün sonra kontrole gelin dedi.

Hani derler ya, kul kurar kader gülermiş, bizimki de o hesap. 
Dün ve bugün için hepimizin ayrı ayrı nice planlarımız vardı, bambaşka olaylar oldu.
Bu arada bugünkü fırtına ve yağmura da bir not düşmeden geçmeyeyim, nasıl yağıyor öyle!


Dün Beşiktaş vapurunda Kadıköy mendirek içinden tarihi yarımadaya bakış fotosu çekmiştim, 
Sonra fotoğraf programı onu suluboya resim yaptı, aslı çok gri renkliydi, bence böyle güzel oldu. 

11 Ekim 2026 Pazar

11 Ekim Pazar

 Saat 11:40 olmuş, ben henüz kahvaltı masasını kaldırmış, mutfağı topluyordum. Kızıma seslendim, "benim hemen çıkmam lazım yavrum".  Pazar sabahı olduğu için ağırdan almış, egzersize geç başlamıştım, ardından gelen her iş de ona göre uzayınca zaman geçivermiş.

Yoldayken aradım ve annemin hatırını sordum, bu günlerde uyuyamıyor, midesi pek rahat değil. Bizim günlük falda yarın yine doktor randevusu gözüküyor. 
Kardeşim ütüye girişecekmiş, tam pazar günü faaliyeti, yeğenim çalışıyormuş, bir diğer pazar günü faaliyeti daha.

Bir kaç gündür aklımdan bir kot pantolon alsam diye geçiriyordum, lacivert olmasın, mavi olmasın, füme olabilir diyordum. Kahve içtikten sonra eve dönerken önünden geçtiğimiz ihraç fazlası satış yapan mağazaya bir bakalım niyetiyle girdim ve tam aklımdan geçen giysiyi gördüm, askıdan aldım, o da ne beden numarası yazmıyor. Sordum, etiketi unutmuşlar cevabını aldım. Şöyle bir baktım, bu bana olur dedim, kabine gittim, denedim, oldu.
Gençler şimdilerde manifestlemek diyorlar ya, böyle bir şey sanırım. 



Balkondaki kaktüs diyor ki, yaz henüz bitmedi.
Gerçi bugünün hava sıcaklığı da aynını diyor ya...

8 Ekim 2026 Perşembe

8 Ekim Perşembe

 Bu hafta biraz nostalji haftası havasında geçiyor, şükür. Şükür, çünkü geçmişi birlikte anabileceğim, anılarımıza tanık, tanıdık olduğumuz, kaybolan zaman için birlikte hüzünlenebileceğim arkadaşlarım var.

Bugün çocukluğumda birlikte bisiklete bindiğim, oyunlar oynadığım, babalarımız aynı meslekten gelen, annelerimiz arkadaş olan F.cığımla buluştuk. Geçmiş, çocuklar, sinema, yolculuk anıları derken, çay kahve eşliğinde tatlı tatlı sohbet ettik.

İnsan sonbaharda parçalı bulutlu, hafif serin bir günden daha fazla ne bekleyebilir ki?



Oturduğumuz kafedeki masanın süsü sukulent saksıcığı,

7 Ekim 2026 Çarşamba

7 Ekim Çarşamba

 Dünkü karşı kıyı gezmesinden sonra bugün evde daha çok mutfak ana başlığı altında çeşitli işler yaptım ve dünkü adım sayısının üçte birini ancak atmışken, çok daha fazla yoruldum. Demek ki ev işi yapmak sağlığa uygun değil. Nasıl mantık çıkarımı ama? 

Akşamüstü televizyon seyrederken Eczacıbaşı ve  Vakıfbak arasında oynanan AXA Kupa Finaline denk geldim, özetini seyrettim. Takımlar rüya gibi, uluslararası turnuvalardaki yıldızların hepsi bizim ligde oynuyor adeta. Çekişmeli ve zevkli bir maç oldu. Böyle giderse hızımı alamayıp bu sene bizim voleybol ligi maçlarını da seyredeceğim. 

Bugün Elektramın doğum günüydü, aradım konuştuk. Sonunda, yıllardır Şulem ile arasında espri ve çekişme konusu olan girilen yaş mı söylenir bitirilen yaş mı söylenir konusu da bir çözüme ulaşmış gibi gözüküyor; gülüştük biraz.



Dünkü sergilerden Cumhuriyetin Kamera Arkası başlıklı olanı beni daha çok etkilemiş, üzerinde düşününce anlıyorum.
Üstteki fotoğraflar 1929 Ocak ayındaki Tatavla yangınına ait. Tatavla, Kurtuluş semtinin eski adı. 
Yakın tarihimizden pek çok konuyu ne kadar eksik bildiğimizi bir kez daha düşündüm.

6 Ekim 2026 Salı

6 Ekim Salı

 Geçen hafta ertelenen diş provası için bugün Mecidiyeköy'e geçmişken, günün bonusu S.ciğimle buluşmak oldu. Konuşmaya daldığımız için yolu kaçırarak Mecidiyeköy civarında "ayy burası da neresi böyle" diye diye bir tur attıktan sonra, şaşırarak günü geçirmeye devam ettik. 
Önce arabayla geçtiğimiz Osmanbey, Taksim, Tarlabaşı hattında  sonra yürüyerek geçtiğimiz Taksim Pera Müzesi arasında "ne kadar değişti buralar" diye söylenerek günü tamamladık. 
Geçen hafta Sultanahmet'te bir sene yaşadığım yurt binasını bulamayışıma benzer şekilde, arkadaşımın babasının iş yerinin olduğu Santral Han'ı bulamayışımız güne damgasını vurdu. meğer, Santral Han artık yokmuş, yıkılmış, yerine kim bilir ne zaman ne yapılacak?

Hayal kırıklıklarını geçersek, günün hoş tarafı uzun uzun sohbet etmek, Hayvore'de hamsi tava yemek, Pera Müzesi'nde yeni açılan Frank Bowling / Yaratım ve Yıkım ve Cumhuriyet'in Kamera Arkası başlıklı sergileri gezmek oldu.
Özellikle Selahattin Giz ve ustası Namık Görgüç tarafından oluşturulan negatif arşivinden seçilenlerle, gazete sayfaları örnekleriyle oluşturulmuş ve bir çeşit 1920 - 1950 arası yılların panoraması gibi olan sergi ilgimizi çekti.



Dönüş yolunda Kabataş iskelesinden ayrılan motorun dümen suyunun köpüklerini seyretmekten zevkli ne olabilir ki?

2 Ekim 2026 Cuma

2 Ekim Cuma

 Sabah metroya doğru yürürken yağmur hızla indirdi, durağa gidene dek şemsiyeye rağmen epey ıslandım.
İlk gelen metro dörtlüydü ve hiç binilesi değildi. Ardından gelen metro sekizliydi ve ayakta rahatça durulabiliyordu.
Vapura mı gitsem, metrobüse mi tereddüt ettim, daha hızlı olur düşüncesiyle metrobüsü tercih ettim. Ünalan'da aktarma yaparken bulutlar yükselmeye başlamıştı. 
Bu durakta da ikinci sıradaki  aracı bekledim, şansım yaver gitti, neyse ikinci metrobüs tıklım tıkış değildi.
Zincirlikuyu'da boş bir taksi bulunca, oh dedim, toplantıya gecikmiyorum.

Toplantıdan sonra düşündüm, bu güvenilmez havada oyalanmadan karşıya geçmek en iyisi. Hem öğleden sonra yağmur yağmazsa pazara da giderim. 
Dönüşte hiç değilse deniz sefası yapmış olmak için Beşiktaş iskelesine gittim ve motora bindim, sonra yine metro. Çıkışta yine yağmur serpiştirdi, neyse bu defa eve ıslanmadan ulaştım.

Öğleden sonra pazar alışverişi, ayıklama, yerleştirme ve aralarda bir süredir görüşmediğim arkadaşlarla telefonlaşarak geçti. Güneş yine açtı, sonra yağmur yine indirdi.




Saat 09:15, köprü üzerinde, metrobüs penceresinden boğaza bakış,

29 Eylül 2026 Salı

29 Eylül Salı

Nasıl gri bir sabahtı, değme kış sabahına taş çıkartır, üstelik soğuk denecek kadar serin. Sanırım yıllardır ilk kez bu mevsimde kalınca bir pardesü giydim.
Yağmur sabahki kadar kuvvetli değildi, yine de rüzgâr zaman zaman şemsiyeyi ters çeviriyordu.
Peki bu havada neden dışarı çıktım ve hatta karşıya geçtim dersiniz.

Bugün tatil arası verdiğim diş tedavisinde ölçü alma günüydü. Sevgili diş doktorumuz rahmetli babasıyla ilgili hikayeleri anlatırken (babası O. amca da diş hekimiydi ve aslında sert mizaçlı bir kişiydi) beni ve yardımcısını gülmekten iki büklüm hale getirdi. Esasen o sırada diş için ölçü alınıyordu ve zaman nasıl geçti anlamadım bile.

Eve dönüş yolunu biraz uzattım, itiraf ediyorum.
Önce efendi gibi Şişli'den metroya bindim, Şişhane'de indim, Tünelle Karaköy'e geçtim. 
Derken alt geçitte vapur iskelesine gitmek yerine tramvay durağına gitmek fikrine kapıldım ve kendimi Sultanahmet'e götürdüm.



Yukarıdaki vapura eve dönüş yolunda Eminönü iskelesinde bindim ve Kadıköy'e geçtim.

22 Eylül 2026 Salı

22 Eylül Salı


Biraz rüzgâr yine eksik değildi, olsun varsın, denize girdik çıktık. 
Günün bonusu olarak Ms. Melty ziyarete geldi, sohbet ettik, denize girdik, hasret giderdik.

Burada insan plajda olsun yemek yerken olsun, pek de dip dibe oturmasa da bazen yüksek sesle konuşulduğu için bazen rüzgâr sesi taşıdığı için ilginç hikayeler duyuyor ki anlatsam dedikodu olur.
Neyse, insanoğlunun tuhaflıkları deyip geçiyoruz, bir de şu yukarıdaki fotoğraftaki bulutlara bakıyoruz.
Öyle işte...

21 Eylül 2026 Pazartesi

21 Eylül Pazartesi


Bugün deniz fotoğrafı görmeyeceksiniz.
Deniz manzarası yerine koyduğum bu vitrin fotoğrafını  Bodrum'daki ünlü Yunuslar'da çektim.
Yunuslar 40 sene öncesinin fırını sonrasında unlu mamuller dükkanı, şimdinin şık pastanesi.
Bodrum gezmesi dönüşü oradan kendimize browni ısmarladık.

Bugün rüzgar öğlene doğru iyice şiddetlendi, aman vermez oldu. Biz de günü Bodrum gezmesi yaparak değerlendirmeyi tercih ettik.
Kumbahçede kaleye nazır manzarada oturduk, manzara seyrettik, arkadaşımızla laklak yaptık.
İyi de oldu.

20 Eylül 2026 Pazar

20 Eylül Pazar


Rüzgârlı bir gündü, yan taraftaki tatil köyünün su sporları bölümünden hareket eden yelkenliler pupa yelken gezinip durdular.
Rüzgâr çoğalınca bazı yelkenliler toparlanamadı ve kıyıdan yardım geldi, kimisinde çekildiler, kimisinde rotayı doğrulttular.
Bize gelince denizin çırpıntısında biraz çabalama kaptan ben gidemem usulü yüzmeye çalıştık.

19 Eylül 2026 Cumartesi

19 Eylül Cumartesi


Bol güneşli, bol rüzgârlı, eğlencesi de bol bir gündü.
Eğlence gerçek, akşamüstü kumsalda genç bir çiftin nikah töreni vardı. Plaj ahalisi denize girer, güneşlenirken sahile kurulu bir mini platform çiçeklerle süslendi, önüne sandalyeler dizildi. 
Davetliler şık şıkırdım giyinmiş halde geldiler, sandalyelere oturdular, nikah memuru geldi, nikah kıyıldı, balonlar havaya uçuruldu, fotoğraflar çekildi ve  çiftimiz muradlarına ererken  olayın gözlemcisi olan bizler kerevetine çıkmadık ama denize girdik.
Bundan keyifli eğlence olur mu?

18 Eylül 2026 Cuma

18 Eylül Cuma


Bugün  hava düne göre daha ılıktı, dünkü bulutlar yumuşak esen poyrazla dağılmış gitmişti.
Öğlende iki arkadaşımız geldi, birlikte deniz sefası yaptık. Akşamüstü başka iki arkadaşımız daha geldi, hep birlikte çay sefası yaptık.
Ehh, daha ne istenir Eylül denizinden.

17 Eylül 2026 Perşembe

17 Eylül Perşembe


Bugün bol yağmur bekleniyordu, karşımızda Datça yarımadası yağmurdan bol nasiplendi, oysa bize öğleden sonra yarım saat ince ince yağdı.
Biz de denize girdik çıktık, girdik çıktık, talihimiz için poseydona teşekkür ettik. 
Sonra da güneş batana dek sahilde oturduk.

15 Eylül 2026 Salı

15 Eylül Salı


Bu sayfaya geldiyseniz, göreceğiniz ve okuyacağınız üzere, gayet istikrarlı bir şekilde "bir süre yazmayacağım" sözümün arkasında durmuyorum. 
Amann, zaten üç beş kişi okurdu, varsın şimdi de iki üç kişi okusun.  Neyse, konu o değil aslında.

Bugün rüzgar öğleden itibaren esti savurdu, nihayet akşamüstü lök gibi bulutları tepemize getirdi. Olsun. Sabah denize girmiştim, yani karpuz mevsimi biterken kabuğu suya düşmüş oldu.
Öğleden sonra denizin içi dışarıdan ılıktı, sudan çıkınca rüzgâr üşütüyordu.
Yarına bir ihtimal yağmur varmış, bakalım artık, hayırlısı.

Unutmuştum yazayım, fotoğraf akşamüstüne doğru rüzgârın nimetinden yararlanan bir grup sörfçü, kitecı ve yelkenliden yakalayabildiğim bir grubu gösteriyor.
Denizin üstünde öyle hızlı idiler ki...

9 Eylül 2026 Çarşamba

9 Eylül Çarşamba

 Bugün yine bir domates sosu yapma günüydü.
Sabah annemin ilaçlarını yazdırmaya giderken aklıma geldi,  "işim bitince ben neden blenderı alıp kardeşime gitmiyorum?"
Kardeşimi arayıp söyledim, "ısmarladığım blender bugün gelecek ama saati belli değil, gecikebilir, sana zor olmasın gelmek?"
Dedim atlar taksiye gelirim, zor olmaz. Netekim, doktordan hemen sonra eve uğradım, blenderı aldım, taksiyi aradım ve yola çıktım, yaklaşık yarım saat sonra görev yerine ulaşmıştım.

Önce birer kahve içtik, sonra domates yıkama, doğrama, bızzzttt yapma ve kaynatma işlerine başladık. Derken hızımızı alamadık gittik 5 kg domates daha aldık ve toplam 20 kg domatesi kışa hazırlamış olduk.
Olayda ana görevli kardeşimdi, benim işim domatesleri kesmek ve bızzttlanacak hale hazırlamakla sınırlı kaldı.

Eve döndükten sonra akşam yemeği için patlıcanlı pilav pişirdim, salata yaptım.
Arada sen neden Bodrum'a gelmedin, neredesin sorularına cevap olarak S.ciğim ve M.ciğim ile konuştum, gelişmeleri aktardım, dedim bekleyin geliyorum, azzz kaldı.



Fotoğraf dünden, biraz ayrıntı görebilmek için büyütmeniz gerekebilir.
Sağda Çamlıca Kulesinden solda Ortaköy Camiine uzanan arka planda boğaz köprüsü uzanan bol bulutlu İstanbul manzarası.

2 Eylül 2026 Çarşamba

2 Eylül Çarşamba

 Son senelerde bu ayın bu günlerinde Bodrum yarımadasına varmış ya da varmak üzere olurdum. Bu sene durum biraz değişti, yarımadaya ulaşmak için bir süre daha geçmesi gerekiyor.

Bugün tatsız bir sağlık haberi aldım, teyzemin kızlarının büyük olanı (benden epeyce küçüktür) bir kalp rahatsızlığı geçirmiş. Ambulansla hastaneye gitmişler, anjiyo olmuş, stent takılmış. Şükür şimdi iyiymiş, ama üzülmüşler tabii. Bugün teyzem annemi ararken yanındaydım, telefonu ben açtım, konuyu ilk ben öğrenmiş oldum, biz de hem şaşırdık hem üzüldük, insan konduramıyor.

Hava öğlen saatlerinde sıcaktı ve sokakta isen cayır cayır yakıyordu. Saat 13:30'daki saç boyatma randevuma giderken epey ter döktüm, doğrusu.
Nevazil çocuğum bugünü de evde geçirdi, çalışabilirim sanıyordu ancak pek de hali olmadı.
Misafir çocuklarım bugün arkadaşlarıyla buluşacaklardı, karşıya geçtiler. Hazır geçmişken Kapalıçarşı'ya doğru uzanacaklardı.



2023 yılının Eylül ayında Kadıkalesi'nde gün batımını böyle seyretmişiz.

30 Ağustos 2026 Pazar

30 Ağustos Pazar


İznik gölü kıyısına gittik,
Göl çook çekilmişti, iskele eskiye ait tarihi anıt gibi duruyordu.
Ama anılar yerli yerinde, dostluklar, yakınlıklar paha biçilmez değerde.
Yol giderken kısacık, dönerken uzun mu uzun geldi, sabah trafiksiz olan aynı yol akşam deli trafikle şişip sıkışmış uzamıştı.
Neyse ki dolunay sonrası küçülen ay sarı sarı yükseldi ve yolumuzu aydınlattı.
Sabah yolumuzda leylek görmüştük, dönüşte aydede ile pastoral resmi tamamladık.
Anılara güzel bir gün daha ekledik, çok şükür.

25 Ağustos 2026 Salı

25 Ağustos Salı

 Ağustos'un son haftası sıcak geçiyor, nem fazla sanırım ve geçen haftalar kadar bol esinti yok.

Sabah kızım işine gittikten sonra egzersizimi yaptım, evdeki işleri düzene koydum ve annemin istediği bir iki alışveriş için mahallemizin butik AVM'sine yollandım.

Önce kendime bir kahve ısmarladım. Ortamda hafta içi olmasının ve sabah ile öğle arasındaki saatlerde olmanın tenhalığı vardı. 

Alış verişleri yapıp eve doğru yola çıkmışken Şulemden mesaj geldi, dün yazı yazmamışsın, bir sorun yok değil mi, diyordu.
Tembellik ettiğimi itiraf ettim, kısaca haberleştik ve insanın merak edilmesinin ne hoş bir duygu olduğunu düşünerek yürümeye devam ettim.



Kahve içtiğim yerdeki teraslardan birisi boş gözüküyordu, diğerinde bir kaç kişi vardı.
İçerideki masaların her birinde de neredeyse birer kişi oturuyordu.