aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2026 Çarşamba

21 Ekim Çarşamba

 Dün annemle konuşmuştuk ve bu güne dair program yapmıştık; sabah bozuk rezervuar için tamirci gelecek, sonra markete gideceğim gerekenleri alacağım, sonra yemek yapacağım, öğleden sonra  ise annemin banyosuna yardımcı olacağım.

Oysa, anneme markete gidiyorum başka şey lazım mı demek için aramışken banyoya girmek üzere olduğunu öğrendim. Nasıl yani? Hani konuşmuştuk, program yapmıştık! Anam büyük bir özgüvenle "ben hallederim, sen işine bak" diyor. 
Nasıl bakayım işime? Bir tane tek elini kullanamayan kadıncağız, bir tane yıllardır ancak yardımla banyo yapan yaşlı insan ve ben onları bırakacağım, onlar işlerini halledecek!
Hani bir fıkra vardı ya, diye konuyu bağlamak isterdim ama olmadı, oluşabilecek tehlikeyi göze alamadım, kalktım gittim, banyo konusunu hal yoluna ulaştırdık.

Asıl komiği şu, banyo işleri bitti, annem giyindi filan ve o an dedi ki "aa! bugün çarşamba mıydı, ben perşembe sanmıştım".
Meğer, dün akşamki konuşma buhar olmuş uçmuş ve annem sabah kalkınca günü perşembe sanarak (çünkü perşembe onun banyo günü) işe girişmiş.

Bütün program tepe taklak olunca sonuç şu oldu, tüm öğleden sonrayı annemler ve bizim ev için yemekler yaparak geçirdim, sonunda mecalsiz kaldım. 



Fotoğraf geçen seneden, Fenerbahçe Parkında çekmiştim,
Bu mevsimin süslülerinden bu, saz püskülü / pampas otu.

20 Ekim 2026 Salı

20 Ekim Salı

 2024 Nobel Edebiyat Ödüllü, Koreli yazar Han Kang'ın kitabı "Çocuk Geliyor"a başladım. 
Bu roman da "Veda Etmiyorum" gibi geçmişte yaşanan acı bir olayı anlatıyor, arka kapaktan kopya çektiğim kadarıyla. Han Kang'ı okumak romanlarında anlattığı olayların etkisi nedeniyle zor, ancak edebi zevki yüksek. Bakalım, bu kitap nasıl?

Bugün bindiğim bir taksinin şoförü, minibüs caddesindeki asfalt çalışması nedeniyle tıkandığını söylediği trafikten başladı ve devamla belediyeler için seçim yapılmasının gereksizliği, zira belediye işlerinin özel şirketlere verilmesi halinde herşeyin hallolacağı, çünkü mesela futbol kluplerinde bunun örneğinin olduğu gibi bağlantılarla beni serseme çevirdi, en son arabadan inerken de başınızı şişirdiysem kusura bakmayın deyiverdi.
Epey zamandır böylesine "gerçek" bir taksiciye denk düşmemiştim, ilginçti.

Öğleden sonra, eczane ve marketten aldıklarımı bırakmak üzere anneme uğradığımda, mutaden biraz da ağrı sızı konusu dinledim. Sonra eve gelip yemek yaptım ve az önce akşam ezanı okundu bile.



Apartmanın bahçesindeki yenidünya ağaçlarının çiçekleri tomurcuklanmaya başlamış bile.
Yakında açar, mis gibi kokarlar.
O zamana kadar balkondaki saksıda yaşayan reyhanın çiçeğiyle yetiniyoruz.

19 Ekim 2026 Pazartesi

19 Ekim Pazartesi

 Çoklu hareketlerle dolu bir gündü. 
Sabah Aile Hekimi; ilaçlar yazdırıldı, aşı ne olacak sorusuna cevap olark "eczaneden aşı var bilgisi alırsanız aşı yazalım" tavsiyesi alındı.
Öğlen civarı evde; çorba kaynadı, reçe fokurdadıl, yemek pişti.
Öğlenden hemen sonra; butik AVM'mizde blue kızları buluşması, önce kahveler, sohbet devam ederken tatlılar, ardından küçük alışverişler ve veda vakti, iyi ki buluştuk.
Akşamüstü kuzene sorduğum "nasılsınız, Fransa karışmış, annem sizi merak etti" sorusunun cevabı olarak, yarım saatlik açıklamalı telefon konuşması daha doğrusu dinlemesi.



Çöp konteyneri  bekçisinin çalışma mekanı, diye ad versem bu fotiye... 
Olur herhalde, ne dersiniz?

18 Ekim 2026 Pazar

18 Ekim Pazar

Vakit öğleden sonra oluncaya dek, günü cumartesi sandım. Bu hafta öyle bir geçti ki günler yetmemiş bana. 
Sabah nevresim değiştirdim, çamaşır yıkadım. Öğlenden itibaren annemde yemek yaptım; karışık komposto, brokoli çorbası, zeytinyağlı kereviz. Yanına destekle iki günü idare eder, düşüncesindeyim.

Akşamüstüne doğru çıkıp mahallede yürüdüm, hava tahminimden serin geldi. sabah biraz güneş vardı, ardından epey bulutlandı, rüzgarlandı.

Arundhati Roy'un "Sığınağım ve Fırtınam" anı kitabını bitirdim. Sonra biraz kitapta geçen yer adlarına, Hindistan coğrafyasına baktım, politik olaylara göz gezdirdim. Koskoca ülke, kıta büyüklüğünde neredeyse, daha çok bilgi edinmeli diye düşündüm.

Akşam Eczacı-Vakıf voleybol maçını izledim, çok çekişmeliydi ve iki takım da tam bir yıldızlar  geçidiydi. 



Artık solan begonvil ya da yağmurlara ve soğuğa rağmen açmaya devam eden begovil; bakış açısına göre değişir.

17 Ekim 2026 Cumartesi

17 Ekim Cumartesi

 Bu sabah anneme batın ultrasonu çekilmesi için randevumuz vardır. Yağmur, aşırı olur mu endişesiyle önce randevuyu ertelemeye uğraştım, sonra kardeşim yağmur sabah gözükmüyor, öğleden sonra artıyormuş deyince, geri manevra yaptım.
Neyse ki ertelediğim saat halen boştu, randevuyu geri aldım ve sabah hastaneye telaşlanmadan gittik, döndük. Şükür raporda ciddi bir sorun olmadığı sonucu çıkmış, bir de doktorla konuşalım hayırlısıyla.

Annemin evindeki destek ve yardım faaliyeti bittiğinde öğleni geçmişti ve benim pilim bitmek üzereydi. Tüm öğleden sonrayı televizyon karşısında dizi özeti izleyerek, çekirdek çitleyerek ve sakız çiğneyerek geçirdim, biraz gevşedim böylece.

Bugün Anadolu yakasında kuvvetli olacak tahmini yapılan yağış Adapazarı'na, Batı Karadeniz'e kaymış gibi gözüküyor. Haber özetlerinde sel felaketine uğrayan mahallelerden görüntülerine baktım, bir de şu haberi izledim. Konuyu derli toplu anlatıyor, dereleri kapatmak nerelere mal oluyor, anlayan olacak mı acaba?
Başka ülkelerde bu tür sel baskınlarından ders alıp, mesela derelerin üzerleri tekrar açılmış, fazla gelen ve akan suyun toplanması için toprağın suyu emmesini kolaylaştıran çalışmalar yapılmış. Hepsi işe yarar, iş ki yapılsın.



Bizim kuyruklukız bu aralar ne yediğimizle fazlaca ilgilenir oldu.
Kızımın yediği pizzayı görmek için epey uğraştı.
Biraz kokladı, yalandığına bakmayın, kafayı çevirdi, ilgilenmedi.

14 Ekim 2026 Çarşamba

14 Ekim Çarşamba

 Dün öğlen sularında yeni bir diş randevusu için Mecidiyeköy yollarındaydım. Bu defa erkence çıktığım için Kadıköy'den Beşiktaş'a vapurla geçtim, Beşiktaş'tan Taksim dolmuşuna bindim, Taksim'den metroya geçtim. 
Tam dişimin ölçü işi bitmiş, diş doktorumla yeni doğan ikiz torunları hakkında muhabbete başlamıştık ki telefonum çaldı. Açtım, annemin yardımcısı ağlamaklı bir sesle konuştu ve "abla, sanırım kolum kırıldı" dedi. Hemen doktorumuzun önerisini ilettim, buz koy dedim, geliyorum.

Okul çıkış saatine yakınız, karşıya geçmenin en pratik yolu metrobüs olacak. Kardeşimi aradım, o da sağ olsun "geliyorum abla" dedi. Gayet senkronize hareket etmişiz, Ünalan metro istasyonunda buluştuk.
Evde R.ciğimin yağmurluğunu sırtına attık ve bize en yakın hastaneye ulaştık.
Mesai saatinin sonuydu, ortopedi doktorları çıkmıştı, neyse ve çok şükür acildeki doktor ve ekip konuya sakince yaklaştı, röntgen çekildi, kırık oturtuldu, alçı yapıldı, tekrar röntgen çekildi ve eve döndük.
Haliyle ilk geceyi ağrı nedeniyle biraz zor geçerdi R.ciğim, sabah kahvaltıdan sonra kontrole gittik, ortopedi doktoru dikkat edilecek durumları söyledi ve on gün sonra kontrole gelin dedi.

Hani derler ya, kul kurar kader gülermiş, bizimki de o hesap. 
Dün ve bugün için hepimizin ayrı ayrı nice planlarımız vardı, bambaşka olaylar oldu.
Bu arada bugünkü fırtına ve yağmura da bir not düşmeden geçmeyeyim, nasıl yağıyor öyle!


Dün Beşiktaş vapurunda Kadıköy mendirek içinden tarihi yarımadaya bakış fotosu çekmiştim, 
Sonra fotoğraf programı onu suluboya resim yaptı, aslı çok gri renkliydi, bence böyle güzel oldu. 

10 Ekim 2026 Cumartesi

10 Ekim Cumartesi

 Sabahki hareketlice (egzersiz, kahvaltı hazırlığı, alış verişe gidiş, düzenleme) saatlerden sonra önce balkonda öğlen güneşi iyice ısıtırken bir kahve içtim, sonra salonda öylece oturdum ve kitap okudum. 
Tatil günleri dışında pek fırsat bulup yaşamadığım bir lüks oldu, bu saatler benim için.



Pazarda kokulu Karadeniz üzümü adıyla satılan, kaç haftadır yolunu gözlediğim İsabella çıkmış.
Kızım dün rüyasını anlatırken, isabella üzümü diyordum dedi, aldım zaten onu görmüşsün dedim.
Sıra Mardin'in savrun üzümünde, o da başka güzel lezzetlidir.

9 Ekim 2026 Cuma

9 Ekim Cuma

 Sıradan bir Cuma günüydü; geleneksel mi demeli, standart mı ya da?
Pazar alışverişi, ayıklama, yıkama, yerleştirme ve ek olarak salatalık turşusu kurma günün ana konularıydı.

Kardeşim annemi görmeye geldi, çay muhabbeti yaptık. O sırada annesini arayan büyük yeğenimle konuştuk, tam da annem beş dakika önce "arasak E.'i bulur muyuz" demişti, kardeşim de "bugün evden çalışıyor, soruyorum müsait mi" demişti, denk düştü, iyi oldu.

Bugün kızım ve İstanbul'daki küçük yeğenim de evden çalışıyorlardı, kızların ortak evden çalışma günü. Bizim zamanımızın Cuma günlerini düşüyorum da, hem iş yoğun olurdu hem arkasına bir program eklemeye çalışırdık, onun telaşı olurdu. Nerden nereye...



Pazardan aldığım limonlar iri, etli ve kalın kabuklu, tam limonçello yapmalık. 
İlaçsız olduklarından emin olsam yaparım, ancak bilemiyorum ki!

3 Ekim 2026 Cumartesi

3 Ekim Cumartesi

Yaz aylarının mutfaktaki ve salondaki demirbaşları olan  iki vantilatörümüzü bugün söktüm, temizledim, yeniden monte ettim, sardım sarmaladım ve gelecek yaza kısmet diyerek çocukların yatak bazalarının altına yerleştirdim.
Yanlış hatırlamıyorsam, geçen sene vantilatörleri daha sonraki bir tarihte kaldırmıştım, bu sene on gündür yağmurla geçen günlerin ardından salondaki vantilatör gözüme komik bir unsur olarak gözükmeye başlamıştı, yahu nerdeyse kalorifer yanacak bu serinletme şeysi nedir, faslından.

Öğlene doğruydu, evi süpürmek ve diğer işler için enerji bulmaya çalışıyordum. Çocuklara mesaj attım, hoop hemen aradılar. Meğer kahvaltıyı bitirmiş, keyif çayı içiyorlarmış, tam sohbet zamanı oldu. Kedikız da kucağıma kuruldu, sohbete katıldı.
Meğer bugün iki Almanya'nın birleştiği günmüş ve tatilmiş. Marketler, dükkanlar kapalıymış, o nedenle dün herkes alışverişe hücum etmiş, kasa kuyrukları filan olmuş. Hepsi 1 gün ekstra tatil aslında, nasıl sistemleri varsa, aykırı bir şeyde panik oluyorlar, galiba.



Mahallede görüyorum, meleklerin borazanı açtı yine. 
Yazın açmışlardı, biraz ara verdiler, şimdi yine çiçeklendiler. 

30 Eylül 2026 Çarşamba

30 Eylül Çarşamba

 Öğlene doğru, Suadiye'de iki adımlık yerde, aniden bastıran ve çok hızlanan sağanakla neredeyse suya düşmüş gibi ıslanmak üzereydim. Geçmeyecek bu, kararını verdim ve en yakın mağazaya sığındım. İyi bir karar oldu, zira on dakika şiddetle yağmaya devam etti, sonra sakinledi. O sırada mağazanın sonbahar kış koleksiyonunu gözden geçirdim, fikir sahibi oldum. 
Düşündüm, eskiden bu ve benzeri mağazalara ne çok girer çıkar, alış veriş yapardım; kendim için daha az ama çoğunlukla kızım ve biraz da oğlum için.

Öğleden sonra o yağmur hiç yağmamış gibi, kaç günden sonra pırıl pırıl güneş açtı. Tam zamanına denk geldi, annem kaç gündür saçını kestirmek istiyordu. Yavaş yavaş yürüyerek çapraz karşı apartmanın altındaki kuaföre gittik, pamuk saçlar kısaltıldı.

Kedikıza ölçülü mama veriyoruz artık. Kızım veterinerle konuşmuş, yetişkin mamasına geçelim, ama onu da fazla yemesin kararına uygun davranmaya karar vermiş.
Şimdi beni mutfakta her gördüğünde acıklı bir miyav sesi çıkartıyor ve mama istiyor. Ne kadar miyavlasa nafile, şımarmasın, her sefer mama vermeyelim dedi kızım. Göriciiz.



Dünkü yağmurlu günde, iskelede vapur beklerken, karşıdaki iskeleler ve gemiler,

28 Eylül 2026 Pazartesi

28 Eylül Pazartesi

 Yağmurlu hava benim tahminlerden anladığımdan daha erken geldi. Dün gece nasıl şakır şakır yağdı, değil mi? Bu sabah da hatırı sayılır ölçüde yağmur vardı. 

Gün içinde iki kez taksiye bindim. İkisinde de taksi şoförleri  "sigarayı şimdi yakmıştım, rahatsız olursanız söndüreyim" dediler. Dedim ki camımı açıyorum, siz de açın, bitirin sigaranızı. Sigara dediğin pahalı bir meret, at desem söndür desem parası iyice ziyan olacak. Gerçi sağlığa zararlı ya, o da ayrı dert.

Annemin sevdiğini ve bittikçe ajvar ya da lutenitsa (balkan usulü, köz biberli, patlıcanlı ezme) yaptığımı daha önce yazmış olmalıyım. Bugün yine yapıyordum, kızım mutfağa geldi (bugün evden çalışma günü) ohh mis gibi kokmuş, bize de ayırır mısın biraz dedi. Ayırırım ayırmasına da ana malzeme (közlenmiş biber ve patlıcan) annemden biraz ayırsam onun ölçüsü şaşacak. Ben sana sonra yaparım dedim.
Öğleden sonra eczane ve markete gitmek gerekince ve market rafında hazır közlenmiş biber ve patlıcanı görünce neden olmasın dedim. Aldım, eve gelince ikinci fasıl pişirdim, içim rahat etti.



Geçende kurduğum domates turşusu, artık buzdolabına girmeye hazır, biraz da orada olgunlaşacak. 

27 Eylül 2026 Pazar

27 Eylül Pazar

 Sabah çok hafif yağmur serpiştirmişti, hava durumu raporlarına göre asıl yağmurlu günler yarından sonra başlayıp hafta boyunca devam edecekmiş. 
Kızım dün gece yorgana geçti, annem ve ben nevresime battaniye geçirdik.
Bu ara mevsim böyle, nezle grip salgını ve vücut ağrılarının artması havanın soğumasıyla bağlantılı.
Öğlene doğru dışarı çıktım, ev içinde hırkayla dolaşıyordum, dışarıda terledim; içeriler dışarıdan serin oluyor.

Öğleden sonra yemek yaptım, bir süre. Hava soğuyunca can çorba çekiyor. Mercimekli hamur çorbası yaptım, içimiz ısındı.

Kuşlar İçin Ağaçlara Konma Klavuzu'nun son 50 sayfasını bugün okudum, bitirdim. Tatildeyken tamamlayamamışım. Şükür, çeşitli badireler atlatıldı, sonunda Kuzgun ve Serçe Ege'de bir Yunan adasında kavuştular, rüya gibi, masalsı ya da...

 

Dün topladığım, mevsimin ilk  at kestaneleri, 

11 Eylül 2026 Cuma

11 Eylül Cuma

 Kontes kızın ev içindeki esrarengiz maceraları devam ediyor. 
Esrarengiz maceraların kapsamındaki ana konumuz  hangi nesneyi, ne zaman, nereye kaçıracağını bilememek. Geçenlerde mutfak tezgahı üzerinde duran kuru soğanı kaçırmış, kabuğunu ayrıca kenarda tutmuş ve kalanını yatağımın altına tıkalamıştı. Bir de mürdüm eriği kaçırmıştı, iki tanesini salonda ve koridorda bulmuştum, meğer bir tanesini de kızımın yatağının altına zulalamış. 

O zulayı nasıl keşfettiğim ise ayrı bir konu.
Geçende veteriner ziyaretine götürülmüş ve aşı olmuştu. Aşı onu 24 saat süreyle biraz halsiz ve hareketsiz kılmıştı. Nekahat dönemi geçince, biraz da öç alırcasına, zıp zıp zıplamaya çeşitli yaramazlıklar yapmaya başladı.

Dün sabah  Kontes ev içinde koşturup sabah egzersizleri niyetine yaramazlıkları yaparken, ben de salonda diz egzersizlerimi yapıyordum. İçerden tıkır pıkır sesler geldi ama aldırmadım, kendi işime devam ettim.
Sonra kahvaltımı yaptım, sokağa çıkmak üzere hazırlanıyorken çantamın yanına koyduğum yakın gözlüğümün yerinde olmadığını anladım.

Ara tara, gözlük ve kutusu yok. Zaten hafif bir gözlük ve plastik bir kutuydu. Kolayca patilemiş, çantanın yanından düşürmüş ve bir yere tıkmış, belli ki.
En yakın ihtimal yatak altı diye düşündüm, telefonun fenerini açtım, baktım, göremedim. Diğer yatakların altına baktım, göremedim. Ben bunları ararken Kontes hanım toz olmuş, hiç bir yerde gözükmüyor, sesleniyorum, sesimin tonundan anladı kızdığımı, ortaya çıkmıyor.
Nihayet halıyı kaldırdım, yatağı çektim ve gayet başarılı şekilde saklamış olduğu yerde gözlük kabını buldum.



Bunlar ise yatak altı araştırmaları esnasında kızımın yatağının altından çıkan zula,
Bir adet oyuncak maskot ve bir adet kuru erik.

10 Eylül 2026 Perşembe

10 Eylül Perşembe

 Annemin doktor kontrolleri ve tahlilleri evden dışarıya çıkmasına vesile oluyor. 
Oluyor olmasına da kardeşimle aramızda taktığımız isimle doktor gezmesi yapmak gerçek gezmenin yerini tutmuyor, haliyle. Ne var ki annemin çok rahat hareket edememesi de gerçek gezmede biraz sınırlı kurallı olmamamıza yol açıyor. 
Bu nedenle, bir kez dışarı çıkabilmişsek, doktor için de olsa, genellikle devamına biraz hava almak imkanı yaratacak bir faaliyet eklemeye çalışıyoruz.

Bu sabah hastaneye gidip doktorumuzun değerleri kontrol etmek için istediği tahlilleri verdikten sonra, güzel havayı değerlendirelim istedik. Anneme nereye gitmek istediğini sorduğumuzda, eskiden rahmetli ortanca dayımla gittikleri Dragos İBB sosyal Tesislerini söyledi. Haydi bakalım dedik, yola koyulduk.

Daha önce bu tesislerin hemen yanında olan Belturda oturmuşluğumuz vardı, yer  bulsak yine orada açık havada oturacaktık, ama masalar doluydu. Bunun üzerine lokantaya yöneldik ve kapıda yer gösteren birisi yerine rezervasyon yapan bir bilgisayarla karşılaştık. QR kod okutup rezervasyon yaptık, sıra numarası aldık ve beklemeye başladık. 

Yarım saatin sonunda, artık beklemekten sıkılan annemin sabrının iyice sonuna gelmişken, içeri girebileceğimiz mesajı telefonuma düştü. Annemin çabucak sıkılması konusu, ilginç bir çelişki aslında, vakitten bol hiç bir şeyi yok annemin, bir yere yetişmesi gerekmiyor filan, ama eski sabrından eser kalmadı ve her şey bir an önce olsun bitsin istiyor. Neyse, bundan sonrası Büyükada manzaralı bir parkın hemen arkasındaki lokantada yemeklerimizi yerken, kahvelerimizi içerken sohbet ederek güzelce geçti.


Yemek sonrası içtiğimiz kahvenin fincanını yapay zekadan suluboya tablo gibi yapmasını istemiştim, 
Beyaz fincanı rüyamsı bir fonla renklendirmiş,
Öyleyse annemin zamanında abisiyle orada bulunmasına atfen, bu kahve dayımın ruhuna değsin.

9 Eylül 2026 Çarşamba

9 Eylül Çarşamba

 Bugün yine bir domates sosu yapma günüydü.
Sabah annemin ilaçlarını yazdırmaya giderken aklıma geldi,  "işim bitince ben neden blenderı alıp kardeşime gitmiyorum?"
Kardeşimi arayıp söyledim, "ısmarladığım blender bugün gelecek ama saati belli değil, gecikebilir, sana zor olmasın gelmek?"
Dedim atlar taksiye gelirim, zor olmaz. Netekim, doktordan hemen sonra eve uğradım, blenderı aldım, taksiyi aradım ve yola çıktım, yaklaşık yarım saat sonra görev yerine ulaşmıştım.

Önce birer kahve içtik, sonra domates yıkama, doğrama, bızzzttt yapma ve kaynatma işlerine başladık. Derken hızımızı alamadık gittik 5 kg domates daha aldık ve toplam 20 kg domatesi kışa hazırlamış olduk.
Olayda ana görevli kardeşimdi, benim işim domatesleri kesmek ve bızzttlanacak hale hazırlamakla sınırlı kaldı.

Eve döndükten sonra akşam yemeği için patlıcanlı pilav pişirdim, salata yaptım.
Arada sen neden Bodrum'a gelmedin, neredesin sorularına cevap olarak S.ciğim ve M.ciğim ile konuştum, gelişmeleri aktardım, dedim bekleyin geliyorum, azzz kaldı.



Fotoğraf dünden, biraz ayrıntı görebilmek için büyütmeniz gerekebilir.
Sağda Çamlıca Kulesinden solda Ortaköy Camiine uzanan arka planda boğaz köprüsü uzanan bol bulutlu İstanbul manzarası.

5 Eylül 2026 Cumartesi

5 Eylül Cumartesi

 Evde bir dolu iş yaptığım bir gündü. Çarşaf değiştirmek, çamaşır yıkamak, bir miktar domates kavonozlamak derken gün geçti.
Akşamüstü voleybol maçınızı seyretmeye odaklanmıştık, kardeşimle yazışarak maçı eğlenceli şekilde geçirdik ve mutlu sona ulaştık.
Bu akşamın yemeğini, artık hastalık halinden sıyrılmaya başlayan kızcağızım yaptı. Yemek hazır çağrısını yapmaya  alışmış biri olarak hazır sofraya oturmak çok keyifliydi.



Finaldeyiz, haydi bir daha!...


3 Eylül 2026 Perşembe

3 Eylül Perşembe


Büyükçe kısmı mutfakta sonra sofrada geçen bir gündü, bir de sabah pilatese gitme ve akşam voleybol maçı seyretme fasılları ile güne spor eklenmiş oldu.
İyilikle sağlıkla geçsin günlerimiz.

2 Eylül 2026 Çarşamba

2 Eylül Çarşamba

 Son senelerde bu ayın bu günlerinde Bodrum yarımadasına varmış ya da varmak üzere olurdum. Bu sene durum biraz değişti, yarımadaya ulaşmak için bir süre daha geçmesi gerekiyor.

Bugün tatsız bir sağlık haberi aldım, teyzemin kızlarının büyük olanı (benden epeyce küçüktür) bir kalp rahatsızlığı geçirmiş. Ambulansla hastaneye gitmişler, anjiyo olmuş, stent takılmış. Şükür şimdi iyiymiş, ama üzülmüşler tabii. Bugün teyzem annemi ararken yanındaydım, telefonu ben açtım, konuyu ilk ben öğrenmiş oldum, biz de hem şaşırdık hem üzüldük, insan konduramıyor.

Hava öğlen saatlerinde sıcaktı ve sokakta isen cayır cayır yakıyordu. Saat 13:30'daki saç boyatma randevuma giderken epey ter döktüm, doğrusu.
Nevazil çocuğum bugünü de evde geçirdi, çalışabilirim sanıyordu ancak pek de hali olmadı.
Misafir çocuklarım bugün arkadaşlarıyla buluşacaklardı, karşıya geçtiler. Hazır geçmişken Kapalıçarşı'ya doğru uzanacaklardı.



2023 yılının Eylül ayında Kadıkalesi'nde gün batımını böyle seyretmişiz.

1 Eylül 2026 Salı

1 Eylül Salı

 Merhaba Eylül!
Merhaba denizle buluşma umudu,
Merhaba sıcak günler, serin geceler,
Merhaba işlerin yolunda gitmesi dileği,
diyerek, yeni aya başlayalım.

Güne dair en hoş ayrıntı çocuklarla geçirilen saatlerdi. 
Oğlum ve gelinciğim bir fizyoterapist ziyareti yaptılar, memnun kaldılar.
Kızım işten gün ortasında döndü, çünkü doktor soğuk algınlığı demiş, evden çalışacakmış.
Kardeşim ve annem çocukları görmeye geldiler.
Bizimkiler simit ve açma özlemişler; böyle olmuyor, daha sık gelmemiz lazım dediler, biz de bu fikri can-ı gönülden onayladık.

Akşama maçımız var. Kızıma bunu söyledim az önce, yemeği erken yiyelim mi? 



Balkondaki reyhanlardan bir saksıdaki çiçeklendi bile, aldı başını gidiyor.

31 Ağustos 2026 Pazartesi

31 Ağustos Pazartesi

 Yılın 8. ayının son gününü idrak etmiş olmanın şaşkınlığı ile iyi akşamlar diliyorum, eski bir şarkıdan esinlenerek diyebilirim ki nasıl geçti habersiz o günlerim, aylarım?

Hafta sonunun misafirli, gezmeli temposunun ardından çalışan ve işi olan konusuna yönelince, ev biraz sıradan, sakince bir gün geçirdi.

Bendeniz dün gece sarı sarı doğuşunu seyrederek hayran kaldığım ayın etkisiyle mi yoksa bol konuşmalı ve anılarla haşır neşir bir günün zihinsel etkisiyle mi bilemiyorum uykumu bir kaçırdım, sonra onu bulana dek hayli zaman geçti. Dolayısıyla sabaha sersem sepet başladım ve akşamüstü biraz kestirene dek günü şallak mallak geçirdim.



Bu mevsimin güzellerinden kısmet veya şans ağacının mis kokulu çiçekleri,
Dünkü İznik gezmesinden anı...