8 Şubat 2026 Pazar

8 Şubat Pazar

Öğlende sahile indiğimde, adaları görünmez hale getiren sis yağmura dönüşme çabası içindeydi. 
Evden çıkıştan itibaren şemsiyeyi bir açıp bir kapatmış, yağmur mu bu ıslaklık yoksa sis mi iniyor kararını bir türlü verememiştim. Anladım ki yağmur sandığım, sisin nemi imiş. 

Gelelim eve alışmakta olan kedi maceralarımıza...
Dün gecenin ortalarında bir sıra, bizim küçük kedi kız oda kapımın önünde miyavladı, hatta bir kaç kere kapıya tos attı, zira çiçeğim arkadaşındaydı ve bizimki oyun arkadaşı arıyordu.
Sabah kalktığımda kedi tuvaletini koyduğumuz küçük tuvaletteki havlu paspasın antrede durduğunu gördüm. Zavallı paspasın duruşundan belliydi ki yavrumuz paspasla güreş yapmış ve onu yenmişti.
Sonra ben egzersiz yaparken koltuğa kuruldu ve "böyle eğilip kalkarak ne yapıyor bu kadın" merakıyla beni izledi.
Kahvaltı  hazırlığı için anneme gittikten az sonra onun insanı eve dönmüş ve bizim kızlar kavuşmuşlar.

Yıllar sonra yeniden Kış Olimpiyatlarında artistik buz pateni yarışmalarına biraz baktım. Yine çok keyifliydi.



Suadiye'de mendireğin berisi bile görünmez haldeydi, çünkü sis ya da bulutlar oldukça yoğundu.
Adalar fotoğrafı da çektim ama her şey puslu ve gri çıktı, burada biraz şekil var en azından.

7 Şubat 2026 Cumartesi

7 Şubat Cumartesi

Hava yine şaşırdı, sabah azıcık yağmıştı oysa, öğleden sonra ılındı bile diyemeyeceğim, ısındı; 19 derece nedir a dostlar. 
Dışarıya çıkarken ince bir kazak üstüne ince bir ceket yetti de arttı bile.

Yavru kedimiz eve uyum sağlamanın ötesine geçti, dün gece salonda at koşturmuş belli. Sabah pencere önündeki kocaman kuşkonmazın yarısı yere serilmişti.
Baktım olacak gibi değil, bitkinin saksısını balkona çıkardım ve bir güzel budadım. Epey bir derli toplu hale geldi, umarım bu bitki traşı küçük hanımın hızını keser ve bundan sonra saksılarıma bulaşmaz.

Bugünün mutfak emekçisi çiçeğim oldu. Arkadaş gezmesine götürmek üzere çikolatalı kek yaptı. Bir köşesini tattım, güzel olmuştu.

Bu arada Hamnet filmi sinemalarda başlamış bu hafta, becerip gidebilsem ne iyi olacak.



What didin gulüm?
Anlaşılmamış ki talimat, şantikapısının önünde park yapılmıştı, belirteyim.

6 Şubat 2026 Cuma

6 Şubat Cuma

Günün tarihi çok çok çok üzücü anılara denk gelen bir gün. Yakınlarını, can insanlarını kaybedenlere sabırlar dilemek bile ağır acı veriyor.
Söyleyecek sözler boğazda tıkanıp kalıyor, böyle zamanlarda.

Birkaç gündür aklımdaydı,  karabuğday unlu krik krak (ya da galeta da diyebiliriz) yapsam diyordum, olur mu? İki gün önce karabuğday (greçka) unu aldım, dün tariflere baktım ve bugün denedim; sonuç hiç de fena olmadı.

Pazar işleri, ev işleri, evdeki yavrucuğun alışma halleriyle gün geçti gitti.



Bugünün el ürünleri,

Malzemesini yazayım:
-2 bardak greçka unu,
-1 bardak pirinç unu,
- 2/3 bardak zeytinyağı, tereyağ karışımı,
- 2 yumurta,
- 2 kaşık yoğurt,
- 4 kaşık labne,
- 1/2 bardak rende kaşar,
- Kabartma tozu
- Karabiber, kırmızı biber, kekik, kimyon, zerdeçal
Şöyle yaptım: 
Önce sıvıları karıştırdım, sonra unları ekledim, sıkı bir hamur oldu.
Parmak büyüklüğünde parçalar kopardım, zira daha uzun olunca parçalanıyor, kopuyor.
Tepsiye dizdim, 180 derecede yarım saat kadar pişirdim.
Denerseniz, afiyet olsun.

5 Şubat 2026 Perşembe

5 Şubat Perşembe

Beklenen gün geldi sonunda. 
Daha doğrusu kızımın hasretle beklediği, kaç zamandır beni ikna etmek için ne diler döktüğü ve sonunda pes ettiğim, razı olduğum  durum gerçekleşti ve evimize minik bir kedi geldi.
Bakalım birbirimize alışma süreci nasıl geçecek?
Mişa'dan yıllar sonra evde bir başka kedicik var, heyecanlıyız.

Bugün hava ılıktı, öğleden sonra yağmur bekleniyordu, serpiştirmeye başladı.
Sabah oğlum ve gelinciğim ayrı ayrı "imdat yine kar yağıyor!" mesajı attı ve kar tutmuş pencere fotoğrafı gönderdi.
Çiçeğim abisine cevap vermiş, "yanlışlıkla kutuplara taşınmış olabilir misiniz?" diyerek. 
Öğlende kardeşim annemi ziyarete geldi, yine bir çay saati yaptık. Bu defaki ana konu onların evindeki kediler ve bize gelecek olan yavru idi.

İlk ve Son'un yeni bölümü yarın gelecek diye bekliyorum.
Bir yandan da Mariana Çukuru'nu dinlemeyi bitirdim.
Bir de bugünlerde durup durup Tarkan videolarına denk geliyorum, sabah kahvaltıda kızımla bir kaç eski Tarkan şarkısı dinledik. 



Yemek sonrası dinlenme esnasındaki pozu...

4 Şubat 2026 Çarşamba

4 Şubat Çarşamba

Dün gece çiçeğimi öksürük tuttu, kalktım kuru ekmek vereyim diye, ekmek buzluktaydı, bir lokma simit kalmıştı, onu verdim. 
Uyku sersemiyle ve anne içgüdüsüyle yarın doktora bir sorsan mı yavrum demiş bulundum. Bizimki işine karışıyorum diye acele kızdı ve böylece gece fırçamı yedim, öyle yattım. Haliyle uykum bir süre zedelendi. Neyse, biraz sesli kitap dinleyince uyumuşum.

Aslında bu ara dinlediğim kitabın bölümlerinin sonu gelmeden uyursam, başa sarıp tekrar dinliyorum, ilgimi çekti. 
Ölüm üzerine daha doğrusu yakınlarını kaybeden çok farklı iki insanın karşılaşması üzerine bir roman, adını da yazayım Mariana Çukuru., yazarı Jasmin Schreiber.

Akşamüstü İlk ve Son'un 3. sezonuna ( Bergüzar Korel, Timuçin Esen ) başladım.
Galiba dönüp bir türlü izlemesi kısmet olmayan 1. sezonu da izleyeceğim.



Bu biraz keltoş görüntülü papatyaların adı çalı papatyası imiş.
Kış günü yağmur, rüzgar demeden açtıkları için olsa gerek, bazı pateller yenik, kopuk gibi.
Eh, olacak artık o kadarı...

3 Şubat 2026 Salı

3 Şubat Salı

Bugün hava soğuktu, dünkü sprey yağmur durmuştu, yerini  üşüten bir soğuk almıştı. Caddeye yürürken ve dönerken soğuğu hissettim.

Saçımı boyatmak zamanı gelmişti, caddedeki kuaföre gittim. Mahalledeki kuaförde saçımı boyatırken, kullanılan boya nedeniyle olsa gerek,  başımın cayır cayır yanmasına ve kaşınmasına artık tahammül edemediğim için, üç ay oldu, boya için de yılda iki kez gidip saçımı kestirdiğim kuaföre gider oldum. Bakalım ne vakit heytt diyerek bu konuyu kapatacağım?

Akşamüstü tam yemek yaparken tüp bitti. Tüpgaz bayiini aradım, söyledim. Arkadaş dağıtımda gelir dediler. Bu arada elektrik ocağını indirdim, yemek pişirmeye orada devam ettim. Bir saat geçti, tüpten ses yok. Tekrar aradım, telefona çıkan kişi "geliyordur, gelir gelir" dedi. Tam bizim usul bir muğlak ifade...
Sonunda gelmedi mi yoksa diyeceksiniz. Söyleyeyim. tam sofraya oturmadan önce, tüp geldi. 



Boyanmış saçlarımı berenin altına tıkıp biraz hava almaya sahile yürüdüm.
Çok soğuktu, sahil sevdasını çok uzatmadım, tekrar cadde tarafından devam ettim.
Kuşlar da üşümüş olmalı, ağaçlarda tünemiş cıvıldaşıyorlardı.

2 Şubat 2026 Pazartesi

2 Şubat Pazartesi

Dün akşamüstü başlayan yağmur, bu sabah biraz ara verir gibi olduktan sonra öğlene doğru yeniden başladı ve akşamüstüne dek ince ince yağdı.
Bugünkü kayıtlara göre barajlarımızın ortalama su düzeyi nihayet % 30 olabildi. 

O incecikten adeta sprey şeklinde yağan yağmurda, ben yine ve şemsiyeye rağmen ıslandım. Islandım derken, sırt çantam ve omuzlarım, kabanımın etekleri, pantolonumun paçalarını kastediyorum; şükür bir başım ıslanmadı  kısacası. 
Nasıl oluyor bu iş anlamam mümkün değil. Şakır şakır yağardı yağmur, böyle saçma şekilde ıslanmazdım.

Akşamüstü evde işleri bitirdikten sonra, ayağımı uzatmış dinleniyorken sade suya tirit bir romantik gençlik filmi izledim, boş verin adını, youtube'u açıp şömine görüntüsü eşliğinde gitar tıngırtısı dinlemek gibi bir etkisi oldu, o yeterli.



Dünden kalan bir fotoğraf, vapurdan boğaz girişine bakış,
İyiniyetle bakan bir göz için solda Galataport binaları, ortada boğaz köprüsü görünüyor, diyebiliriz.