Bu sabah güne güneşle başlayınca, hani hava serinleyecekti dedim. Sokakta yürürken sırtımdan vuran güneş iliklerimi ısıttı. Sonra eve dönüş yolunda rüzgarın getirdiği bulutları ve hatta bir kaç damla atıştıran yağmuru hissedince, tahminler doğruymuş dedim.
Eve dönüş yolunda çingene vapuru gibiydim, oraya uğra bunu al, şuraya uğra sipariş ver, eczaneye de gitmem lazım diye diye evin yolunu ancak buldum.
Evde yemek yapmak, makineye çamaşır atmak asmak, derken bir yorgunluk banyosu yapmaya ancak fırsat buldum.
Yeni dikey süpürgenin marifetlerini tamamen anlayamadım, henüz. Fakat, kullandığımız kadarıyla iyi bir alışveriş olduğu kanaatine vardı.
Ayrıca, makine çalışınca yaramaz kedimizin ortalıktan toz olması ek bir fayda, diyebilirim. Şaka bir yana, ameliyat sonrası bandajı açılınca, sürekli bandaj civarındaki tüylerini yalamaktan ve fazla yaladığı tüyleri kusmaktan kurtuldu yavrucak.
Dünkü sergiden bir otoportre,
Semiha Berksoy henüz 18 yaşında, resim çalışmalarının başında belki...

çingene vapuru benzetmene bayıldım, alemsin :)
YanıtlaSilÖyle ama, durumumu en iyi tanılayan deyim oydu. :)
SilÇingene vapuru deyim mi? Ne kadar güzel, deyimleri kullanmayı bende seviiyorum sınıfta. Çocuklar bu yaşta tam kavrayamıyorlar genelde gülüyorlar
YanıtlaSilama en erken yaşta öğrensinler istiyorum.. Deyimleri kullanarak konuşma
bitti gibi. Dilimizi 50 -60 kelimeyle konuşmaya üzülüyorum.
Berksoy sergisine yıllar önce İstanbulda rastlamıştım bende. Çok harikaydı,
sanatçının özel eşyalarından oluşan bir sergiydi. Ne çılgın bir kadınmış, bayılmıştım :)
Boğaz boyunca her iskeleye uğrayarak giden gelen hattın adı eskiden halk arasında öyleydi. :)
SilSonradan politik doğruculuk çıktı, tanımlar, isimler değişti, eski deyişlerin anlamı kalmadı.
Buketciğim, çok haklısın sınırlı sayıda düz kelimeyle anlaşmaya çalışmak çok sıkıcı, oysa deyimler dilin zenginliğidir.
İş Sanat'ta bir Semiha Berksoy sergisi izlemiştim ben de. Bu seferki çok geniş kapsamlı, denk düşerse izlemeli. :)