Masumiyet Müzesi dizisini bitirdim.
Gerçekten çok güzel çekilmiş, oyunculuklar çok başarılı, dönem nefis anlatılmış.
Herşey çok iyi, fakat seyir sonunda tum izleme sırasında içimi kaplayan huzursuzluk zirve yaptı.
Soru şu:
Nasıl olur da koskoca romandan sadece Kemal'in yıllar boyunca haftada bir kaç kere Füsunların evine yaptığı ziyaretler -ki, bu bölümler beni çok sıkmıştı- dışında hiç bir şey hatirlamıyorum.
Gerçekten tam da analiz gerektiren bir ruh hali, değil mi?
Günün diğer olayı ilk kez çatcipiti ile sohbet etmemdi. İlk tecrübe için ilginç diyebilirim, galiba devam edeceğim.
Konu mankenimiz tatlı yiyelim, tatlı konuşalım içün...
son bölümdeki yaşlı halleri çok fena değil miydi sence de?
YanıtlaSilay hiç üzülme, ben de aynı haldeyim. ya da birlikte üzülelim halimize :(
Genç insanları yaşlı hale getirmek epey zor sanırım, makyaj konusu dışında hayatın böyle geçip gidiyor olması kabul edilmesi zor bir realite.
SilAman yahu! Buna da üzülmeyelim, demek ki bu da böyle az etkilemiş bizi, unutmadıklarımız var iyi ki. :))