EKMEKCİKIZ NE YAZMIŞ?

▼

20 Ekim 2026 Salı

20 Ekim Salı

 2024 Nobel Edebiyat Ödüllü, Koreli yazar Han Kang'ın kitabı "Çocuk Geliyor"a başladım. 
Bu roman da "Veda Etmiyorum" gibi geçmişte yaşanan acı bir olayı anlatıyor, arka kapaktan kopya çektiğim kadarıyla. Han Kang'ı okumak romanlarında anlattığı olayların etkisi nedeniyle zor, ancak edebi zevki yüksek. Bakalım, bu kitap nasıl?

Bugün bindiğim bir taksinin şoförü, minibüs caddesindeki asfalt çalışması nedeniyle tıkandığını söylediği trafikten başladı ve devamla belediyeler için seçim yapılmasının gereksizliği, zira belediye işlerinin özel şirketlere verilmesi halinde herşeyin hallolacağı, çünkü mesela futbol kluplerinde bunun örneğinin olduğu gibi bağlantılarla beni serseme çevirdi, en son arabadan inerken de başınızı şişirdiysem kusura bakmayın deyiverdi.
Epey zamandır böylesine "gerçek" bir taksiciye denk düşmemiştim, ilginçti.

Öğleden sonra, eczane ve marketten aldıklarımı bırakmak üzere anneme uğradığımda, mutaden biraz da ağrı sızı konusu dinledim. Sonra eve gelip yemek yaptım ve az önce akşam ezanı okundu bile.



Apartmanın bahçesindeki yenidünya ağaçlarının çiçekleri tomurcuklanmaya başlamış bile.
Yakında açar, mis gibi kokarlar.
O zamana kadar balkondaki saksıda yaşayan reyhanın çiçeğiyle yetiniyoruz.

10 yorum:

  1. Dün ve bugün ben de 2024 Nobel Kimya ödülünün kazanan Hassabis'in macerasını anlatan belgeselle geçirdim günümü. İkimiz de aynı sene farklı ödüller kazananlardan seçmişiz. :) Taksi ciye çok güldüm yalnız. O nasıl bir mantıktır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden taksicilerin fikir jimnastiği yapma ve bunu yoldu üzerinde deneme alışkanlıkları vardı, epeydir rastlamamıştım, bu defa denk geldi. :))

      Sil
  2. ağrı sızı konusu olmazsa olmaz sohbet teması annelerimizle. sohbette kalsın, ileriye gitmesin ağrıları, yeter demek istiyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, ben de bu dileğe canı gönülden amin diyorum. :)

      Sil
  3. Yenidünya çiçeklerinin şahane kokusunu Ankara’ da rastladığım tek bir ağaçla fark ettim oysa Antalya’ da ne çoktur. Hiç fark etmemişim daha evvel. kızkardeşim
    de Antalya’ da yaşıyor o da fark etmemiş biz de onca ağaç arasında fark edilmiyor demek ki demiş, benim ağaç görmemişliğime vermiştik güzel yenidünya çiçeği kokusunu🙃demek ki güzel kokuyormuş, bak çok sevindim şimdi❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya evet, Antalya'da yeni dünyanın çok olduğunu biliyorum, yıllar önce bir Mayıs başında arkadaşımıza gitmiştik, bütün bahçelerde vardı, durup durup yemiştik. :)
      Çiçeklerinin bu mevsimde açmasının ilginçliği bir yana, kokusu gerçekten parfüm gibidir. <3

      Sil
  4. Merhabalar.
    Ne güzel, siz yenidünya ağacı çiçeğinden bahsedebiliyorsunuz. Biz artık bırakın çiçekli ağaçları pencere kenarındaki çiçekleri özledik. Memleket farkı!
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey,
      Biz İstanbul'un Anadolu kıyısında şanslıyız diye düşünüyorum, her yer apartmanla dolsa da halen bahçeler var ve çoğunda meyve ağaçları da kendiliğinden çıkmış olarak yaşıyorlar.
      İyi günler dilerim.

      Sil
  5. Hayat yeterince ağır, ben artık dram edebiyatı, sineması, müziği bunlara gelemiyorum Ekmekçi'm... Reyhanı fesleğen sandım :)) Çiçekleri de benziyor sanki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kore edebiyatı, sineması ve bize benzeyen tarihi olayları konusu ilgimi çekiyor doğrusu. Bu kitapta anlatılan olay da 1980'de geçiyor, yine bize paralel olaylar var. :)
      Sanıyorum reyhan ve fesleğen aynı aileden, benzemeleri olağan gibi. :)

      Sil

Hoşgeldiniz!