Sabah annemle kahvaltı yaptıktan sonra eve döndüm, Kontes hanımı kolaçan ettim, tuvaletini temizledim ve kızımın dün akşam "anne bu dikilir mi? " sorusuna olumlu cevap vermem üzerine bıraktığı tişörtünü aldım, tekrar anneme çıktım ve sökük yeri dikmeye başladım.
Tişört, tam olarak "giysilerdeki etiket sorunsalı"nın kurbanı olmuştu.
İncecik, zarif kumaşlarda yapılmış olsun, ya da yünlü, pamuklu giysiler olsun, hiç fark etmiyor. Tekstil endüstrisi giysilerin hemen hepsine, insanın sırtına ya da yan tarafta ise bedenine batan, kaşındıran kocaman etiketler dikiyor. Etiket küçük olsa bile dikilen iplik nylondan yapılmış ve sert oluyor, o da kaşındırıyor.
Kızım tişörtünün yan tarafındaki etiketi kolayca çıkacak sanarak çekiştirmiş ve bu arada, buluzün yan tarafından bir kısım dikişleri sökülmüş. Neyse, olduğunca diktim, kapattım.
Öğleden sonra yürüyüşe çıktım, sahile indim.
Caddeler araba, kaldırımlar insan doluydu.
Güzel havayı ve hafta sonunu fırsat bilen insanlar kendilerini dışarı atmıştı.
Bir süre sonra kalabalık fazla geldi, sahil yürüyüşünü fazla uzatmadım, rotayı dönüş yoluna çevirdim.

dün de tam bahar havasıydı ama, herkesin kendine sahile vurması normal yani :)
YanıtlaSiletiket sorunsalından daha büyük bir sorunsal da penyelerin göbek kısmından ufak ufak delinmesi. eskiden hiç olmayan bir şey, yepyeni penyeler eski suratlı oluyor resmen!
Bugün de güzel bir bahar havası vardı, içim açıldı. :)
SilEski aldıklarımız daha uzun ömürlü, son senelerde alınanlar bir sezonda bitiyor. Tüketim toplumu işte!
Anne olunca hemen tüm sorunlar için ona gidiliyor :) Ben de o kadar dikiş
YanıtlaSilfalan da bilsem onarım işlerinde anneme koşarım :)
Valla bizim çocukların ev işi dersleri yoktu, merakları hiç yok. Öyle olunca halen sökük dikmek bize kalıyor, seninki biraz anneye nazlanmak tatlı tatlı. :)
Sil